İçeriğe geç

AYNI RUH BAŞKA BEDENDE OLAMAZ

Bölüm 34 · 5 dk okuma

AYNI RUH BAŞKA BEDENDE OLAMAZ

Bölüm 34

HAFIZA

Yarım saatte sonra...

Saye beni aradı.

M:- Sayem?

S:- Manolya acil bana gelmen lazım. Kerem burada çok sarhoş.

M:- Ne? Tamam geliyorum ama tek başıma gelemem Onur'a da anlatmam gerekir.

S:- Ya ben kendimi kaybetmeden gel de o sorun değil.

M:- Tamam. Beş dakikaya oradayız.

Telefonu kapattım.

" Sevgilim bir yere kadar gidip gelmemiz lazım."

" Bir şey mi oldu?"

" Ben sana yolda anlatırım."

Beraber çıktık. Arabada giderken olanları anlattım.

" Keremle Saye zaten beraberlerdi öncesinde ama sonra Kerem kaza yaptı ve hafızasını kaybetti. Saye ne kadar uğraşsa da hatırlamadı Kerem. Sonrada Kerem Merve diye bir kıza âşık oldu. İlk başlarda Saye çok kırıldı sonradan da iyi olduğunu falan söyledi biz de en başta fazla üstüne düştük hep yanında olduk ama sonradan o umursamayınca sevgilisi olduğunu da ona söylememiştik. Sonra da herkes rahat bıraktı Saye'yi."

" Off! İşler iyice karıştı desene."

" Keşke daha önce söyleseydin sevgilim. En azından yanında olurduk."

" Of ne bilim ben ya. Bana kimseye söylemememi söyledi."

Saye'nin evinin önüne gelmiştik.

Arabadan inip kapıyı çaldık.

" Sonunda. Nerde kaldınız ya."

" Senle sonra konuşacağız Saye. Kerem nerede?"

" İçerde koltukta yatıyor. Kahve yaptım onu içti şimdi. Ama senin çabuktan anlayışına hayranım Manolya."

" Kolaysa o anda sen gelseydin çabuk."

" Kızlar. Tamam tartışmayın artık yeter."

" Onnuuurr. Seğn mi geldin? Yengem de burada mı?"

İçerden Kerem'in sesi gelince kapı da dikilmeyi bırakıp yanına gittik. Sarhoştu ama kahveden dolayı toparlanmıştı biraz.

Gerçi toparlanmış hâli buysa kahveden önceki hâlini düşünemiyorum.

" İkimizde buradayız kardeşim buradayız da sen ne diye bu kadar içiyorsun ki parti var bugün biliyorsun."

" Aldatıyormuş abi."

" Kim?"

" Onur? Şaka mı yapıyorsun? Sevgilisi."

Boş bulunup bir anda atladım ama haklıydım.

" Meleğimdi o en başından beri aldatıyormuş. Hiç sevmemiş."

" Nasıl öğrendin peki oğlum?"

" Ben ona artık onu sevmediğimi başkasını sevdiğimi söyledim. Tam özür dileyecekken bana zaten beni aldattığını ve kendinin de ayrılmak istediğini söyledi."

" Sen zaten ayrılmak istiyormuşsun oğlum. Neden bu kadar içtin?"

" Ama bir zamanlar sevmiştim Onur. Gerçekten sevmiştim. Ama o beni hiç sevmemiş."

" Hee."

Onur bana döndü birkaç saniye sonra Kerem'e geri döndü.

" Gel beraber bir daha içelim koçum gel. Hadi ben de içicem senle."

" Yook. Ben yemin ettim sizinle olduğum ve eğlence dışında hiçbir sebeple ve hiçbir ortamda içmeyeceğim. Bana bir kahve daha yaparsanız kendime gelirim beraber partiye gideriz. Keyfe içeriz. Güleriz. Eğleniriz. Dans ederiz. Severiz. Eskilere döneriz."

Son iki cümlesinde Saye'ye baktı.

Bir şeyler mi hatırlamıştı acaba?

Onur Saye'ye baktı.

" Ne kastettiğini biliyor musun?"

" Emin değilim ama geldiğinden beri özür dileyip duruyor. O yüzden çabuk olun diye baskı yapmıştım size. Daha çok katlanamadım. Bir şey hatırlamış olma ihtimali beni tüketiyordu."

Yanına gidip ona sarıldım.

" Hadi gidip kahve yapalım."

" Daha yeni içti zaten."

" Olsun hayatım. Biz yapalım yine de. Kendine ne kadar çabuk gelirse o kadar iyi."

" İyi de-"

" Saye! Kahve yapıyoruz hemen!"

" Ta-Tamam."

Biz mutfağa geçtik. O kahve fincanını çıkarıp kahveyi koyuyordu. Onu durdurdum.

" Napıyosun sen salak?!"

" Kahve dedin ya!"

" Yaparız bekle biraz gel buraya."

Onu salon tarafında ki duvara çektim. Kulağımı dayayıp içeriyi dinlemeye başladım.

" Mano? Napıyoruz?"

" Sence?"

" Olmaz. Ben yapamam."

" Saçmalama Saye ya! Gel işte. Hatırlayıp hatırlamadığını merak etmiyor musun?"

" Evet de."

" Gel işte."

En sonunda onu çekip duvara yasladım.

K:" Abi ben ne yapmışım ya!"

O:" Ne yapmışsın?"

K:" Ne demek ne yapmışsın Onur? Size de şaşıyorum vallahi. Niye söylemediniz ya?"

O:" Kerem. Açık konuş neyi söylememişiz?"

Kerem bir şey söyledi ama hiçbir şey duyamadık.

" Yine duyamadık Mano."

" Tamam ama ona neyi söylemediniz siz?"

" Ailesinin isteği üzerine de söylemediğimiz birçok şey var Manolya."

" Off! Neyse kahveyi yap sen."

Tam duvardan usaklaşacakken tekrar konuşmaya başladılar.

K:" Saye'yi çok üzdüm. Bana verdiği hediyeye baksana oğlum beraber olduğumuzda birbirimize aldığımız kolyem. Onur ben yapamıyorum iki gündür kafamda soru soruyu doğuruyor. Tüm evren üstüme geliyor gibi hissediyorum. Benim Sayeyle konuşmam lazım. Ona anlatmam lazım. Sormam lazım. Sarılmam ve belki de onu öpmem lazım."

Duyduklarımla şok oldum. Duvardan uzaklaşıp Saye'nin yanına gittim.

" Hadi sen içeri git kahveyi ben getiririm."

" Niye ya beraber gideriz işte."

" Git dedim Saye. Git"

" Zorla getiren zorla kahve yaptıran sensin. Zorla geri gönderen de. Bu nasıl iş anlamadım ki."

" Anlarsın zamanı gelince canım hadi içeri git."

Saye benim zorumla da olsa içeri gitmişti. Ben de zaten kaynamış olan kahveyi fincana boşaltıp içeri geçtim.

Kerem kahveyi bir dikişte bitirmişti.

Bu çocuğun dayanıklılığına bazen hayret ediyorum. Benim kadar olmasa da tat olan acıya ve sıcağa çok iyi katlanıyor.

" Saye. Benim senle konuşmam gereken bir konu var."

Saye Onur'a döndü. Onur da ona bakıyordu. Kafasını olumlu anlamda sallayınca Saye Kerem'e döndü.

" Dinliyorum."

" Ben... Ben iki gündür kafamda ki bazı sorulara cevap bulamıyorum ve bu da beni sorular cennetinde çıkmaz sokağa getiriyor. Bugün verdiğin hediye de bu soruların çoğuna cevap oldu ve cevapsız kalanların cevabının sen de olduğunu da gösterdi. Bana anlatmanı istiyorum."

" Özür dilerim ama neyi anlatacağımı anlamadım Kerem."

" Bizi. Bana bizi anlatmanı istiyorum senden."

" Biz mi? Biz bacı gardaşız ya. Ayrılmaz dokuz dosttan ikisiyiz. Birbirimize her zaman destek olur, bir şeye ihtiyacımız olduğunda sadece birbirimize koşarız senin de yaptığın gibi."

" O kazadan sonrası bunlar peki öncesi? Öncesinde neydik biz? Bak neler oldu bilmiyorum ama sen bana bu kolyeyi verdiğin de kalbinde bana ait ve sadece benim kapatabileceğim bir yara olduğunu gördüm. Ben o yaranın sebebini anlamaya çalışıyorum. Bana sakın kazadan sonra olan bir şeyi söyleme çünkü bu yaran ondan öncesine bağlı."

Saye'nin gözü dolmuş ve yüzünde buruk bir gülümseme vardı. Bunları konuşmak onun için çok zordur eminim ki ama bence artık hatırlanma zamanı gelen şeyler bunlar.

" Evet. Kalbimde sana ait büyük bir yara var ama sebebini isteseydin çoktan görürdün Kerem. Ve evet o yarayı senin dışında kimse kapatamaz. Sana iyi şanslar dilerim çünkü o yaranın sebebini bulacak kişi sensin. Ve lütfen bulana kadar da bu konuyu bir daha açma. Kendine geldiysen partiye gidelim mi artık?"

" Tamam. Her şey kabul o zaman bu konu yakın bir zaman da tekrar gündem olacak. Ve evet gidebiliriz."

" Umarım güzel bir sonuç alırız o gündem konusundan da artık gidelim. Yoksa Tuba ve Melis bizi öldürecek."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.