Evde...
Mehtapla hazırlanıyorduk. O sıra kapı çaldı. Biz çıkamayacağımız için abim açmıştı seslerini duyabiliyorduk. Onurlar içeri geçtiler. Abim de gelen telefonu açmak için odasına gitti. Üzgünüm abicim sesin buraya kadar geliyor.
KA:" Tamam güzelim sen hazırlan ben gelip alıcam birazdan. Anlaştık mı?"
Konuştuğu kişi Derya Abla'ydı o kadar anlamıştım çünkü birazdan onu almaya gidecekti. Ama neden sanki bir çocukla konuşur gibi konuştuğunu bilmiyordum.
Neyse onunda kokusu çıkar yakında. Biz de üstümüzü giyinmiş ayakkabılarımızı giyiyorduk.
Ben gladiator ayakkabı âşığı olduğum için yine dolabımdakilerden kırmızıdan beyaza geçişli olanı giydim. Mehtap ise siyah topuklu bot giymişti.
Makyaj ve saç işini ayakkabıları giymeden önce halletmiştik bu yüzden aynada kendimize son bir kez baktık ve çıktık.
Önce Onurla sonra da abimle göz göze geldim.
Abim gülümseyerek bakıyordu. Onur ise hayranlık ve ne yapacağını bilemez bir şekilde.
En sonunda abim yanıma yaklaşıp bana sarıldı.
" Bu model Selin'in hep giymek istediği modeldi. Ve ablasına çok yakışmış."
Bu olmuş muydu ama şimdi. Gider ayak beni ağlatıp makyajımı akıtmaya mı çalışıyor bu adam ya!
" Oldu mu bu hiç abi? Gider ayak makyajım aksın mı istiyorsun? Çok uğraştım ben bu makyaj için."
" Çok güzel olmuşsun abicim. Neyse gençler ben çıkayım size iyi eğlenceler."
" Sana da abi Derya Abla'ya selam söyle."
" Küçük bir cadı da var ona da söyleyim mi?"
" Kim o ya? Az önce telefonla konuşurken de küçük bir çocukla konuşur gibiydin."
" Baldızım."
" Aa! Senin baldızın mı var?"
" Evet. Hem de 10 yaşında."
" Ya yerim! Ama sana üzüldüm. Çok çekersin onun elinden."
" Kızım ben çocuğu kimin üstüne salsam hemen saldırıyor. Öz ablasına bile."
" Benle tanışınca sana olan sadakati de gider."
" Çocuk asker polis hayranı nasıl bana olan sadakati gidiyor?"
" Biz tanışıp konuşunca anlarsın abicim. Hadi sen bekletme yengemle baldızını. İkisine de bol selam söyle."
Abim evden çıktı. Onur'a geri döndüm o hâlâ beni izliyordu. Kendine gelince bir öksürüp göz kırpıştırdı.
" Bir etrafında dönsene."
Döndüm. Onur hâlâ bana hayranlıkla bakıyordu.
" Celal?"
" Hı?"
Ona döndüm o da aynı şekilde Mehtap'a bakıyordu.
" Oğlum elin kolun sağlam mı?"
" Sağlam galiba abi ben hiçbir yerimi hissetmiyorum şuan."
" Oğlum hissetmen lazım biz bu gidişle tüm gece birilerini döveceğiz."
" Kızlar söyleseydiniz de önlem alsaydık ya."
Gülerek birbirimize baktık. Mehtap biraz dozunu kaçırıp kafasını önüne eğip gülmeye başladı.
" Gülmesene!"
" Sen de gülüyorsun."
" Ben camdan atlarsam sen de mi atlayacaksın?"
" Sizin cam ne ki? Yerin dibi mal!"
Biz iyice gülme krizine girmişken Onurlar bize şaşkınlıkla bakıyorlardı. En sonunda Onur ayağa kalkıp yanıma geldi.
" Prensesim. Bu harikuladelik fazla değil mi?"
" Yanımda sen ve başka bir şey varsa gayet iyi bence sevgilim."
" O başka bir şey ne oluyor? Ben yetmiyor muyum?"
" Hayır sevgilim yetiyorsun diğer şey önlem amaçlı ikinci tercih."
" Ne peki?"
" Söylemesem daha iyi ama daha önce yanımda gördüğün bir şey."
Kaşları çatıldı sonra anlamış gibi kafasını salladı.
" Hadi geç kalmayalım."
Mehtap donup kaldı.
" Bu adam Manolya'ya bu kadar iltifat etsin sen? Sen 'hadi gidelim.' de!"
" Hadi gidelim değil. Hadi geç kalmayalım."
" Her neyse! Beni bir daha düzeltme böyle konularda. Sen git. Ben gelmiyorum."
İltifat alamayıp üstüne düzeltilince Mehtap tribi işte böyle olurdu.
" Güzelim saçmalama ya."
" Git sen eski flörtlerine iltifat et!"
" Mehtap!"
Celal bir anda gürleyince şok bir şekilde ona döndük.
" Benim hayatımda sadece sen varsın. Başkası değil. Geçmişimde ne oldu ne bitti umrumda değil benim umrumda olan şimdim. Ve şimdim de hayatımın en güzel kadını sen varsın. Bir daha eskilerin lafını açma!"
Dişlerinin arasından sinirle konuşmuştu. Ve gerçekten çok güzel konuşmuştu.
Mehtap'ın sırıttığını görsemde bir şey söylemedim. Trip atmak her kızın hakkıydı sonuçta. Ama sonunda dayanamadı. Celal'e sarılıp öptü.
" Böyle iltifat ediyormuşsun sen de demek ki. Damarına oynamak gerekiyormuş."
Güldüm.
" Vallahi şaka gibisin kuz ya!"
" Allah rızası için çıkalım mı şuradan ya. Biraz daha kalırsak ben sinir krizine giricem sonra da sinir krizinden şizofreniye kayıcam."
Gülerek evden çıktık arabaya bindik. Neden bilmiyorum ama içimde garip bir his vardı. Parti alanına geldiğimiz de Onur benim, Celal de Mehtap'ın kapısını açtı ve beraber parti salonuna girdik.
Musa, Melisa, Tuba masadaydı. Biz de onların yanına geçtik.
" Selam! Nabersiniz?"
" Biz iyiyiz de siz baya iyisiniz. Keşke söyleseydiniz de size layık bir şeyler giyseydik."
" Kendinize haksızlık ediyorsunuz ama. Tamam Parti'nin en güzel kızı benim ama sizde çok şıksınız."
Kendimi bu kadar yüksekte övmemle hepimiz güldük.
" Keremle Saye nerede?"
" Bilmiyoruz. Saye geliyorum demişti ama yarım saat oldu. Ama normal. Bilirsin onun gelmesi bir iki saat."
Biliyordum bu yüzden ben de aramadım.