Bu upuzun ara için özür dilerim ama bu aralar çok yoğunum kitabı yazamıyorum bile çoğu zaman. Bir de girdiğimde sabit olan okunma yorum ve beğeni sayısı da hâlâ az oluyor bu da benim motivasyonumu iyice düşürüyor. Lütfen okuyup kusurlarımı belirtir ve beğenir misiniz?
.............................................................
Manolya'nın Anlatımıyla:
Kerem ve Saye'ye baktım. Çok iyi ve konuyu konuşmuş gibilerdi.
Onur benim onlara baktığımı anlayınca o da başını çevirip baktı.
" Anlaşılan konu konuşulmuş."
" Evet."
Bana geri dönüp yanağıma bir öpücük kondurdu.
" Gülmek bir insana bu kadar yakışabilir mi ya?"
" Onu bilmem ama kimse bu kadar güzel ve aşkla bakamaz."
" Ya görüyor musun ben hiçbir şey yapmıyorum ama gözlerim sana kendiliğinden böyle bakıyorlar. Sana olan aşkım her şeyimi değiştiriyor."
Güldüm.
" İsmin Manolya ama sen hep gül."
" Asker çocuklarının hayatı ne kadar güzel olsa da elbet bir gün kararır Onur. Ama umarım o gün çok uzak olur."
" Hiç olmasın istemiyorsun?"
" Ölümün en güzeli ve onurlusu şehitliktir. Onlar da ölümlerinin şehitlikle olmasını isterler hep. Arkalarında kalanlar onlarla gurur duysunlar diye ama ben onlarla hep gurur duyuyorum."
Onur bana bir buruklukla baktı.
" Hey, iyi misin?"
" Gecemiz mahvolmasın yarın konuşuruz."
" Onur saçmalama anlatır mısın? Anlatmadan seni salmam biliyorsun."
" Biliyorum güzelim biliyorum. Dışarı çıkalım anlatayım."
Beraber dışarı çıkıp bir yere oturduk.
" Dinliyorum."
" Babam... Nasıl anlatırım bilmiyorum."
Elimi uzatıp elini tuttum.
" Kendini en iyi hissedeceğin şekilde anlat."
Gözlerime öyle bir baktı ki yine. İki gündür benden utanıyor gibi bakıyordu.
" Ben senin gibi babamla gurur duyamıyorum duyamam da. Hatta onu hayatımdan o kadar sildim ki yüzüne sadece annem bir şey anlamasın diye bakıyorum. Ama keşke elime bir koz geçse de onu polise verebilsem."
" Onur ne demek istiyorsun?"
" Öğrendiğimden beri her anını dikkatle izliyorum ama yok. Sadece kayda almayı unuttuğum bir telefon konuşması var elimde. Ve kendimi o kadar kötü hissediyorum ki anlatamam. Ama sen beni asla anlayamazsın. Çünkü sen uyumadan önce ' Acaba yarın beni gururlandıracak ne yapacaklar?' ya da ' Acaba hangi teröristi etkisiz hâle getirecekler?' diye düşünüyorsun."
" Onur..."
" Ben. Peki ben ne düşünerek uyuyorum biliyor musun? ' Acaba babam bugün hangi masumun, hangi askerimizin canına kıydı?'"
Söylediğiyle dona kaldım.
" Onu-"
" Benim babam bir terörist Manolya. Her gün inşallah annenler bugün onu gebertir diye dua ederek kalkıyorum ama eve gittiğimde onu yine her zaman ki koltuğunda otururken buluyorum. Anneme kendini iyi tanıtmalarına, iyi bir eş iyi bir baba rollerine gerçeği bilmeme rağmen göz yumuyorum çünkü elimde onun terörist olduğuna dair hiçbir delil yok! Anneme anlatamıyorum. Anlatsam hemen yüzüne vurur ki ben varken izin vermeyeceğim için ben yokken yapar ve o adam Allah bilir anneme ne yapar?!"
Onu anlayamazdım evet. Çünkü ben ailemle gurur duyarken o babasına karşı duygu bile beslemiyordu.
Onu kendime çektim ve sardım.
" Evet haklısın. Şimdi sana 'seni anlıyorum' dersem yalan olur. Ama 'her zaman yanındayım, bana ne olursa anlatabilirsin, elimden gelenin fazlasını yapmaya çalışırım ve senin için kurşun atar kurşun yerim.' dersem hayatımda ki en büyük dürüstlüğümü yapmış olurum. Annemlerle konuşurum. Elbette olaya müdahale edilecektir. Ama bana babanla ilgili bazı bilgiler vermen gerekecek."
O da bana sarıldı.
" Hayatımda annemden sonraki en güzel şey sensin."
Saçlarına öpücük kondurdum.
" Moral bozmak yok. Bugün eğleniyoruz. Hadi içeri gidelim. Geri sayım başlayacak şimdi."
Güldü.
" Bir anda hem dertli hem de dertsiz olmayı nasıl başarıyorsun? Önemli ve büyük olanları gizleyip, küçük ve belki de çoğu kişi için saçma olan dertlerine çok üzüldüğünü belirtiyorsun."
" Bazı küçük dertlerin arkasında büsbüyük dertler saklıdır ve o küçük derdi büyütmek bize bir süreliğine de olsa büyüğü unutturur. Mesela bu bir vatan meselesi evet ama ben içerdekilere bunu belletmeyip sayımı kaçırmak üzere olduğumuz için moralim bozukmuş gibi yapacağım."
" Ders için sağol."
" Tavsiye ve sır. Asıl sen sağol. Bana güvendiğin için."
" Bu konuyu konuşabileceğim başka kim var ki?"
İçeri geçtik. Bizimkiler yorulmuş ve masaya geri geçmişlerdi.
" Nerdesiniz kızım be? Bizi bırakıp kaçtınız sandık. Bana bak bir sıkıntı yok değil mi?"
" Yok bir şey ya. Aşığız biz birbirimizi özledik biraz sizden ayrı vakit geçirmek istedik Allah Allah. Ne büyüttünüz sanki bizsiz bir şey yapamıyorsunuz."
" Ben yapamıyorum. Babamın kesin emri biliyorsun."
" Sus be! Bensiz bir haltlar karıştırıyorsun ama."
" O farklı bu farklı kuz."
" Nesi farklı ya?"
" Kızlar tamam. Abartmayın sonu hiç iyi bir yere gitmeyecek hissediyorum."