Aşklarımmm selam... Ne var ne yok?
!!! LÜTFEN OKUYUN!!!
Şimdi size klasik bir yazar sorusu soracağım.
Bu okunma sayısıyla oy ve yorum sayısı neden düşük?
Tamam. Kabul ediyorum düzenli yazan biri değilim ama ben de tam düzenimi otturtmuş değilim. Ben sizin için sabahın kör karanlığında kitabı yazmay çalışıyorum. Yazdığım diğer kitapları bıraktım sadece size nasıl daha iyi bir bölüm, daha iyi bir kitap sunabiliriz diye uğraşıyorum. Ama neden benim bu yaptıklarım sanki hiç kıymetli değilmiş gibi oy ve yorum düşük?
Bilmiyorum belki şuan size aşırı tepki veriyormuşum gibi gelebilir ama benim birkaç gündür her şeye karşı yaklaşımım çok olumsuz ve çok fazla motivasyonum düştü. Biraz olsun toparlamak için yazdığım bu aktiviteyi de 'kitabım beğenilmiyor mu acaba o yüzden mi bu kadar az yorum var?' diye düşünerek yazıyorum ki her yazar gibi eğer kitabım beğenilmiyorsa o kitaba olan ümitlerim tükeniyor. Dün size art arda bölümler atacağım dedim biliyorum ama dün aldığım haberlerden dolayı atamadım.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim...
İyi okumalarrrrr
.............................................................
Ertesi gün...
Mehtap'la yine yağmurlu bir okula gidiş yolundaydık. Okula varır varmaz yine koşarak binaya girdik.
Sınıfa girdik herkes oradaydı. Kerem ve Musa'da gelmişti.
" Ooo. Gençler nerelerdesiniz siz ya? İkizler diyorlardı dün ayırt edebildiniz mi?"
" İnanır mısın ilk defa ayırt ettik. Ama tamam artık karıştırmayız bak. Meral'in ensesinde doğum lekesi var ama Maral'da karnındaymış. Bak Musa. Ense seninki karın benim ki anladın mı?"
" Tamam abi ense ben karın sen. Okey."
" Siz baya ayırmışsınız ya. Neyse şimdi yılbaşı çekilişi yapıyoruz. Dün yapacaktık ama siz yoksunuz diye yapmadık ama gördüğüm kadarıyla bugün herkes tam."
Kağıtlara isimleri yazıp katladım. Ellerimin içinde karıştırıp masaya attım. Herkes bir kağıt çekti.
" Mano sana ben çıktıysam boşver dün en güzel hediyeyi verdin bana zaten."
Ona gülümsedim.
" Ne hediyesi? Biz niye bilmiyoruz?"
" Anlamazsınız siz. Hem üç yıldır siz anlamadınız ama Manolya üç ayda çözdü."
" Nasıl ya? Manolya şuan bizim bilmediğimiz bir şey mi biliyor?"
Saye başını aşağı yukarı salladı. Çok bir şey bilmiyordum sadece ya Kerem'e ya da Musa'ya âşık olduğunu biliyordum.
Elimde ki kağıdı açıp kimin çıktığına baktım.
Saye.
Gülümsedim.
" Kesin Onur çıktı bak. Şu sırıtış o sırıtış."
" Bilmem."
Mehtap her şeyi yanlış yorumlamakta üstüne yoktu.
..................................................
Evde...
" Manolya?"
" Efendim?"
" Onur'a ne alacaksın?"
" Kitap."
Bana şok bir şekilde baktı.
" Kitap mı? Niye kızım? Kitap az okuduğunu düşündün de yeni yılda daha çok okusun diye mi alıyorsun?"
" Geçen aylarda sözü geçmişti. Çok sevdiği ve bir türlü alamadığı yurtdışında satılan bir kitap. Ben de araştırdım eski bir sahafta buldum. Orayı arayıp ayırttım. Yarın gidip alacağım."
" Sen bilirsin ama bence daha güzel bir hediye daha iyi olurdu."
" Sana kim çıktı?"
" Söylenmez."
" Ne alacaksın peki?"
" Onu söylersem direk bulursun zaten."
" İyi be! Söylemezsen söyleme!"
" Senin sırıtışın çok belli etti biliyoruz diye mi yapıyorsun?"
" Yoo."
Mehtap'ı susturup Şeker Portakalı kitabımı okumaya devam ettim. Son bölümdeydim. Mangaratiba diye adlandırılan ama bir Brezilya treninden daha fazlası olan o trenin Zeze'nin babası olarak gördüğü Portuga'yı öldürdüğü bölüm. Okunması gereken bir kitaptı açıkçası.
" Of kuzen ya!"
" Hı?"
" Ben Celal'e ne alacağım?"
" Ne bilim ben Mehtap."
" Alışverişe gidelim hadi."
" Kızım deli misin? Yarın okul çıkışı gideriz işte. Bu saatte nereyi açık bulmayı düşünüyorsun?"
" Of ne bilim? Heyecan yaptım."
" İyi hadi yat zıbar artık o zaman. İyi geceler."
" Sana da."
İkimizde yorganın içine girip uyuduk.
..................................................
Ertesi gün okuldan sonra...
" Mano hadi! Geç kalcaz!"
" Ay tamam be!"
Onurla bir türlü ayrılamadığımız için okul bahçesinden de çıkamamıştık.
" Mehtap'ı bu kadar acele ettiren yer neresi?"
" Alışverişe gideceğiz diye söz verdim."
" Şimdi anlaşıldı."
Güldük. Beni kendine çekti.
" Onur. Okuldayız."
" Nolmuş? Ben günlerdir bu güzel kirazlı rujlara hasretken sen olduğumuz yeri umusayamazsın bebeğim."
Dudakları dudaklarımla günlerdir duyduğu hasreti giderirken ben de onu çok özlediğimi fark ettim.
Bir dakika kadar süren bir öpüşmeyi aklıma gelen şeyle ben sonlandırdım ve Onur'u ittim.
" Noldu?"
" Bugün annemler gelecek. Daha yemekte yapacağım anlayacağın."
" Bir an önce gidip şu alışverişi halledeyim eve gidip en sevdiğim kişiler için en sevdikleri yemekleri yapayım diyorsun yani ki bu da bizim burada ayrılmamız demek oluyor."
" Böyle söyleyince biraz içim yandı. Ben de senden ayrılmak istemiyorum ama eve alışveriş yapmadan dönersek hem senin hediyeni alamam hem de Mehtap beni yaşatmaz."
" Sana gerçekten ben mi çıktım?"
" Yoo."
" Niye bana hediye alıyorsun o zaman?"
" Sevgilime yılbaşında hediye almayacaksam niye sevgilisiyim ki?"
Güldü ve saclarıma bir öpücük kondurdu. Mehtapla Celal'in yanına doğru gidiyorduk. Geldiğimiz de Mehtap sonunda bakışlarını atıyordu.
" Oh be! Hadi gidelim."
Onur son kez beni öpünce Mehtap delirdi.
" Ay, sorsak birde biz aşk cennetine düşürüyoruz insanı! Bir de size bak be! Bir ayrılamadınız! Mano hadi Mano."
" Tamam be!"
Onur'dan ayrılıp Mehtap'ın çekiştirmesiyle okuldan çıktık.
" Söyle bana senin sahaf mı yoksa AVM mi daha yakın?"
" Sahaf."
Sahaf'a gittik.
" Hoşgeldiniz. Buyrun. Nssıl yardımcı olabilirim?"
" Merhaba Emir Abi. Manolya ben geçen telefonda konuşmuştuk."
" Ah evet kızım. Hatırladım şimdi. Çok değerli bir kitap vardı senin."
" Evet abi."
" Benim bir kimlik görmem lazım kızım emin olmak için. Öyle bir kitabı başka birine teslim etmek istemem."
" Haklısın abi. Bence de yani çok değerli bir kitap."
Çantamdan kimliğimi çıkarıp gösterdim.
" Tamamdır. Hemen getiriyorum Manolya kızım. Bekleyin iki dakika."
Başımızı sallayıp beklemeye başladık.
Adam kitabı getirdi.
" Buyur kızım."
" Borcum ne kadar abi?"
" 50 versen yeter kızım. Benden de hediye olsun biraz sevdim sizi."
" Çok teşekkür ederim abi ben de seni sevdim. Bundan sonra ki tüm kitaplarım sende."
Adama parasını verip çıktık. AVM'ye gelince resmen her yere girdik. Yılbaşı için kıyafet aldık. Mehtap Celal ve Melisa'ya hediye aldı. Melisa grupta Mehtap dışında en çok makyaj yapan kızdı bu sebeple Mehtap makyaj malzemesi seti ve onları yerleştireceği küçük bir çantayla masasında düzenli dursunlar diye kutu aldı ki gerçekten bunları söylerse anlardım. Ben de bir tuval, boya ve karakalem aldım.
Artık eve gitmezsem ölecektim. Bu sebeple Mehtap'ı zorla eve götürdüm.
Ertesi gün okuldan sonra...
" Mano hadi! Geç kalcaz!"
" Ay tamam be!"
Onurla bir türlü ayrılamadığımız için okul bahçesinden de çıkamamıştık.
" Mehtap'ı bu kadar acele ettiren yer neresi?"
" Alışverişe gideceğiz diye söz verdim."
" Şimdi anlaşıldı."
Güldük. Beni kendine çekti.
" Onur. Okuldayız."
" Nolmuş? Ben günlerdir bu güzel kirazlı rujlara hasretken sen olduğumuz yeri umusayamazsın bebeğim."
Dudakları dudaklarımla günlerdir duyduğu hasreti giderirken ben de onu çok özlediğimi fark ettim.
Bir dakika kadar süren bir öpüşmeyi aklıma gelen şeyle ben sonlandırdım ve Onur'u ittim.
" Noldu?"
" Bugün annemler gelecek. Daha yemekte yapacağım anlayacağın."
" Bir an önce gidip şu alışverişi halledeyim eve gidip en sevdiğim kişiler için en sevdikleri yemekleri yapayım diyorsun yani ki bu da bizim burada ayrılmamız demek oluyor."
" Böyle söyleyince biraz içim yandı. Ben de senden ayrılmak istemiyorum ama eve alışveriş yapmadan dönersek hem senin hediyeni alamam hem de Mehtap beni yaşatmaz."
" Sana gerçekten ben mi çıktım?"
" Yoo."
" Niye bana hediye alıyorsun o zaman?"
" Sevgilime yılbaşında hediye almayacaksam niye sevgilisiyim ki?"
Güldü ve saclarıma bir öpücük kondurdu. Mehtapla Celal'in yanına doğru gidiyorduk. Geldiğimiz de Mehtap sonunda bakışlarını atıyordu.
" Oh be! Hadi gidelim."
Onur son kez beni öpünce Mehtap delirdi.
" Ay, sorsak birde biz aşk cennetine düşürüyoruz insanı! Bir de size bak be! Bir ayrılamadınız! Mano hadi Mano."
" Tamam be!"
Onur'dan ayrılıp Mehtap'ın çekiştirmesiyle okuldan çıktık.
" Söyle bana senin sahaf mı yoksa AVM mi daha yakın?"
" Sahaf."
Sahaf'a gittik.
" Hoşgeldiniz. Buyrun. Nssıl yardımcı olabilirim?"
" Merhaba Emir Abi. Manolya ben geçen telefonda konuşmuştuk."
" Ah evet kızım. Hatırladım şimdi. Çok değerli bir kitap vardı senin."
" Evet abi."
" Benim bir kimlik görmem lazım kızım emin olmak için. Öyle bir kitabı başka birine teslim etmek istemem."
" Haklısın abi. Bence de yani çok değerli bir kitap."
Çantamdan kimliğimi çıkarıp gösterdim.
" Tamamdır. Hemen getiriyorum Manolya kızım. Bekleyin iki dakika."
Başımızı sallayıp beklemeye başladık.
Adam kitabı getirdi.
" Buyur kızım."
" Borcum ne kadar abi?"
" 50 versen yeter kızım. Benden de hediye olsun biraz sevdim sizi."
" Çok teşekkür ederim abi ben de seni sevdim. Bundan sonra ki tüm kitaplarım sende."
Adama parasını verip çıktık. AVM'ye gelince resmen her yere girdik. Yılbaşı için kıyafet aldık. Mehtap Celal ve Melisa'ya hediye aldı. Melisa grupta Mehtap dışında en çok makyaj yapan kızdı bu sebeple Mehtap makyaj malzemesi seti ve onları yerleştireceği küçük bir çantayla masasında düzenli dursunlar diye kutu aldı ki gerçekten bunları söylerse anlardım. Ben de bir tuval, boya ve karakalem aldım.
Artık eve gitmezsem ölecektim. Bu sebeple Mehtap'ı zorla eve götürdüm.
