İçeriğe geç

AYNI RUH BAŞKA BEDENDE OLAMAZ

Bölüm 28 · 6 dk okuma

AYNI RUH BAŞKA BEDENDE OLAMAZ

Bölüm 28

SAYE

Canlarım öncelikle sizden çoook özür diliyorum. Size yılbaşında atacağım dedim ama olmadı. Birkaç aksilik yaşadım ve bölümlerin bazıları çok uzun oldu. Sınavlardan dolayı da zaten yazamadım çok fazla ama inşallah bir iki gün art arda gelecek bölümler var elim de. Bu da iki bölüm falan aslında çokta şey yapmayalım.

Aşklarım konuyla ilgisi yok ama yukarda yazdığım için aklıma geldi. Bu bölüm de beraber Gripin - Çokta şey yapmamak lazım şarkısını dinleyelim mi?

.............................................................

2 ay sonra...

" Mehtap! Hadi ya! Okula geç kalıyoruz!"

" Geldim!"

5 dakika sonra...

" Mehtap beş dakika önce gelmiştin hani! Bak bir dakika içinde gelmezsen tek başıma çıkarım haberin olsun."

" Ay! Geldim be! Ne abarttın."

" Şükür. Ayrıca abartmadım yarım saattir makyaj yapıyorsun ya!"

" Ama hayatım o makyaj değil. Yüz bakımı yüz bakımı."

" Kesin kesin."

Evden çıktık. Hava yağmurlu olduğu için şemsiye de almıştık. Aslında ben yağmurun altında yürümeyi daha çok seviyordum ama Onur hasta olacağımı şemsiye almam gerektiğini söylediği için almıştım. Yani maksat sevgilim üzülmesindi.

Şimdi bana sakın 'çok değer veriyorsun ayrılınca üzülürsün.' falan demeyin. Çünkü o beni ailesiyle daha doğrusu annesiyle tanıştırmışken ona değer vermemek olmazdı.

Ben bunları düşünürken okula gelmiştik bile. Mehtap makyajı bozulmasın diye hızla okula koşuyordu bense ona ayak uydurmak için peşinden koşuyordum.

Binaya girince derin bir oh çektik. Konuşarak sınıfa girdik. Onurlar gelmişti.

Ben yerime otururken Mehtap'ta çantasını en arka sıraya bırakıp yanımıza geldi.

" Günaydınnn!"

" Günaydın ay ışığım. Bugün ayrı bir neşelisin bakıyorum."

" Birazdan karnını tutarak ağlar o. Bakma neşesine."

" Öff Manolya! Neden hatırlattın ya! Öff! Karnım."

" Ne oldu hasta mısın?"

" Evet hasta eve iki koli Nutella aldıranından."

" İmayla konuşma Manolya! Seninkini de biliyoruz."

" Senin sıran soğuktu ceketimin üstüne otur."

Aşk cenneti resmen. Bir de ceketini veriyor ya! Mehtap alırsan yuh dicem.

" Yok aşkım gerek yok. Baktım ben çok soğuk değildi."

" Soğuktu gülüm. Sen gelmeden kontrol ettim ben sen al bunu."

Bu inat ne ya!

" Almıyor işte ne uzattın enişte."

Melisa yanımıza geldi.

" Günoo şekerim."

Mehtap'la Melisa benden daha iyi anlaşmışlardı.

" Güno bebeğim güno. Ay benim size söylemem gereken bir şey var ama şimdi olmaz."

Ona ' hayırdır ' der gibi baktım.

" Anlatırım Mano."

O sırada Mehtapla Celal arasında hâlâ ceket al alma tartışması vardı.

Onur ise beni izliyordu. Ona döndüm.

" Gözümü kaç kere kırptım?"

" O kadar güzel kırptın ki üçten sonrasını sayamadım."

" Peki sen kaç kere kırptın?"

" Bir. En fazla üç."

" Gözlerin hiç sulanmadı mı? Hiç yanmadı mı?"

" Sence seni gördükçe ağzı sulanan, içi yanan birinin gözleri sulansa, yansa ne olur?"

" Anladım. Ama yeter bu kadar günaydın yerine sayamadığım kadar ve ilk defa duyduğum iltifatlar ettin. Ve beni utandırdın. O yüzden yeter artık."

" Bir insan utanınca-"

" Onur!"

" Tamam tamam. Bebeğim ne yapayım alışkanlık yaptı."

" Bu kadar sıkta yapma ama."

" Vallahi bravo bacanak. Ben nasıl iltifat edeyim diye düşünüyorum o kadar flörtten sonra sen flörtün bile olmadan ilk sevgiline bu kadar seri nasıl edebiliyorsun?"

" İçtengelim oğlum. Biz öyle düşünüp yapmıyoruz. Gerçekleri söylüyoruz."

" Şimdi. Yatarken de mi düşünmedin? Gerçekçi ol."

"Düşündüm. Ben bu güzelliği hak edecek ne yaptım diye düşündüm ve onun hayaliyle uyudum."

" Al! Yine yaptı ya!"

" Sevgilim yeter bak bazılarımız hem fazla eski flörte hem de iltifat kıtlığına yakalanmış kıskanıyor."

Ayak üstü hep yaptığım gibi Mehtap'a yine laf soktum.

" Al! Bu da bunu yapıyor işte! Her fırsatta laf sokuyor. Yeter! Kızım bir nefes al! Her saniye laf sokmak zararlıymış öyle diyor uzmanlar."

" Mehtap kafası uzmanları mı?"

" Evet."

Kafamı gülerek iki yana salladım.

" Ciddi ciddi kafayı yitirdin sen."

" Ay! Onu bunu bırakın da ben şey diyeceğim. Yılbaşı yaklaşıyor."

" Ay! Evet! Ben alışveriş yapmadım."

" Ben dee!"

Serayla Tuba da gelmişti. Ama Onurların ekibi yoktu ve iki dakika sonra zil çalacaktı.

" Sevgilim? Sizinkiler niye gelmediler daha?"

" Onlar bugün dışarıda sevgilileriyle takılıyorlar. Kesin yine ayırt edememişlerdir ikizleri. İki saat trip çekerler sonra bir hediye barışırlar."

" Onların sevgilileri mi var?"

Saye arkadaşça soruyordu ama içimden bir ses içinde başka bir şey aramam gerektiğini söylüyor.

" Ya biz bu yılbaşı konusunu nasıl bu kadar hızlı geçtik ya!"

" Şaka Maka bir yana da benim de alışveriş yapmam lazım."

" Mano?"

Mehtap dışında tüm kızlar aynı anda şaşırarak adımı söylediler ama devamını Tuba getirdi.

" Sen alışveriş mi yapacaksın?"

" Evet. Neden bu kadar şaşırdınız ya!"

" Yani biz seni alışveriş sevmeyen biri olarak tanıdıkta o yüzden bir şaşırdık."

" Ben şaşırmadım. Çünkü dolabını gördüm. Bu kadar elbise benim bavulum da yoktu be!"

" Abartma Mehtap. O kadar da değil."

" Evet benim İngiltere'de ki dolabımın yarısından daha fazla."

" He Mehtap'ım he."

" Kızlar!"

Onur'un sesiyle hepimiz ona döndük.

" En güzelimi rahat bırakırsanız ortaya bir fikir atacağım."

Hepimiz pür dikkat onu dinliyorduk artık.

" Güzel. Yılbaşı yaklaşıyor dendi. Alışveriş dendi. Ama kimse çekiliş demedi. Ben de yılbaşı çekilişi yapalım diyorum."

" Mükemmel fikir sevgilim. Çok güzel dedin. Ben hemen isimleri yazıyorum. Diğerlerini de yazayım mı?"

" Yaz!"

" Yok."

Saye? Ne oluyordu?

" Olmayan insanları niye yazsın Saye? Deli misin?"

" Saye sen benle iki dakika dışarı gelsene."

" Saye sen benle iki dakika dışarı gelsene."

Ben ayaklanınca diğer kızlarda ayaklandılar.

" Siz değil. Saye."

" Aramızda sen ben mi var Manocuğum."

" Melisa. Siz oturun bir ya!"

Biz Sayeyle kapıya çıktık.

" Noluyor Saye?"

" Bir şey olduğunu nereden çıkardın?"

" Sevgilileri olmasına hiçbirimiz bu kadar şaşırmamışken sen sanki ' Dünya'yı uzaylılar istila etti.' demişiz gibi sordun. Sonra çekilişte mantık olarak orada olmayanların ismi yazılmaz ama sen heyecanla yazalım dedin. Bak benden kimseye sır çıkmaz istediğin zaman istediğin kişiye söylersin ben karışmam ama birinin kime karşı nasıl duygular beslediğini bilmesi senin için daha iyi olur. Bunu daha önce yaşadım ben ve en son çıldırmak üzereyken birine söyledim. O zamana kadar çektiğim tüm acıları içimde yaşadım ve ruhumu öldürdüm resmen. Senin enerjin o zaman ki bana göre daha fazla yani eğer enerjini bir kere kaybedersen bir daha bu enerjiye geri dönemezsin."

" Manolya. Beni düşündüğün için teşekkür ederim ama ben 3 yıl bu acıyı zaten içimde yaşıyorum hâlâ enerjimi kaybetmedim. Lise de bu sene bitiyor. Üç sene dayandıysam bir sene daha dayanırım ki o bir yılın da ortasında gibi bir şeyiz zaten. Sen çok takma kafana."

" Sen benim demek istediğimi anlamadın. Kimseye çaktırmazsın enerjinin düştüğünü ama o kadar düşmüştür ki bir nokta da tüm hayatını mahveder. Bak şuan söylemem istemesen de ben seni dinlemeye hep hazır olacağım. Tamam mı?"

Başını sallayıp bana sarıldı.

" Çok teşekkür ederim Mano."

Ben de ona sarıldım.

" Bir şey değil. Sadece her zaman yanında olduğumu bil."

Sınıfa geri döndük. Herkes bize döndü. Özellikle kızlar öyle öfkeli bakıyorlardı ki anlatamam.

" Ne konuştunuz?"

" Bilmenizi istesek yanınızda konuşurduk Melisa."

Bu ters cevabım onları kırsada Saye bana gülümseyerek bakmıştı.

" Şimdi diğerleri yarın geliyorlar mı?"

" Evet."

" Tamam o zaman çekilişi yarın yaparız."

Herkes onaylamıştı. Ders başlayınca herkes yerine gitti. Celal ne kadar ısrar etse de Mehtap ceketini almayı kabul etmemişti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.