İçeriğe geç

AYNI RUH BAŞKA BEDENDE OLAMAZ

Bölüm 27 · 7 dk okuma

AYNI RUH BAŞKA BEDENDE OLAMAZ

Bölüm 27

İTİRAFLAR

2 saat sonra...

Onurla Celal bizi eve bırakmak istemişlerdi ama Mehtap annesi eski sevgilisinden daha yeni ayrıldığını bildiği için köşede ayrılmak istemişti ama onların inadı üzerine Onur bizle geldi , Celal de köşede bekledi.

Biz kapının önünde Onurla sarılırken evin kapısı açıldı. Yengem sandım ama dayımdı.

Mehtap'a baktım. Yüzünde endişeli ve sıçtığımızı anlatan bakışları vardı.

" Manolya? Kızım bu genç adam kim?"

" Erkek arkadaşım dayıcım."

Mehtap'a baktım. Artık tamamen sıçmıştım herhalde ama gerçekti. Onu aileme başka biri olarak tanıtmak istemiyordum. Neysek oyduk.

" Ailenin bundan haberi var mı?"

" Annemle babamın henüz yok dayıcığım görünce söyleyeceğim. Abimin de var ama yok gibi onun durumunu şuan açıklayamam ama ona da tam olarak bir açıklama yapacağım yarın zaten."

" Peki. Hadi girin bakalım içeri biraz konuşalım. Hem abinde geldi zaten. Yarına bırakma."

" Dayı, bu saatte mi?"

" Saatte ne var ki Manolya'm girelim söyleyelim işte."

" E... Celal bekliyor ama seni?"

" Efendim iyi akşamlar. Ben Celal YILMAZER. Manolya'yla aynı sınıftayım. Ve benim iradem böyle itiraf şeylerinde beni terk eder bu sebeple dayanamadım geldim efendim. Sizin de izniniz olursa ben kızınız Mehtap'a sevdalıyım efendim. Eğer bir hatam olduysa ve olacaksa şimdiden özür dilerim efendim."

Hepimiz şok olduk. Mehtap bu sefer de Celal'e sıçtığının resmi kanıtı olan bakışlarını atıyordu.

Dayım içinden büyük bir sabır çekti.

" Geç hadi geç. Sen de geç."

Hep beraber içeri geçtik. Abimle yengem oturmuş sohbet ediyorlardı. Bizi görünce abim önce Mehtap'a sarıldı.

" Hoşgeldiniz İngiltere güzeli."

" Hoşbulduk Kemal Abi."

" Nasılsın?"

" Şimdilik ölüm çizgisinde bir kız nasılsa öyleyim. Sen?"

" İyi ben de. De neden ölüm çizgisindesin onu anlayamadım."

Abim bana baktı ben de Onurla Celal'i işaret ettim gözümle. Anlamışçasına başını salladı.

" E hadi gelin bakalım. Anlatın."

Hep beraber koltuklara geçtik.

" Manolya sen başla dayım ben biraz şoku atlatayım."

Onur'a baktım. O da stres yapmış gibiydi. Nasıl davranacağına bir türlü karar veremiyordu. Abime döndüm Onur'un aksine ben gayet sakindim çünkü abim Onur'u tanıyordu ve araları iyiydi. Başka bir sebepse abimin diğer abiler gibi sert değil yunuşak huylu, cana yakın olması ve bu tarz şeylere bilgi aldığı sürece sesini çıkarmaması hatta olumlu yaklaşmasıydı.

" Abi. Biz Onur'la sevgiliyiz."

Abim samimi bir gülümseme gösterdi bize.

" Tebrikler gençler. Umarım beraber güzel bir geleceğiniz olur."

Abimin bu rahatlığıyla herkes şok olmuştu benim dışımda.

" İnşallah abicim."

" Evet Mehtap bir de sizden dinleyelim. Şoku atlatamadım ama Manolya çok çabuk halletti."

" Başka bir zaman da konuşabiliriz babacım isterseniz. Şahsen ben de hâlâ şoktayım."

" Yok kızım sen anlat bize bir."

Mehtap anlatmaya başlarsa tüm exlerini anlatmak zorunda kalacaktı.

" Dayıcım şöyle-"

" Ben buraya gelirken eski sevgilimin beni aldattığını öğrendim. Manolya'ya da anlatınca arkadaşlarıyla kafa dağıtmaya çıktık işte. Orada başladı-"

" Tamam. Çok uzatma. Seviyor musun sevmiyor musun?"

" Kızmayacaksın."

"Tamam. Söz kızmayacağım."

" Sevmiyorum."

Hepimiz ona baktık. En içimi yakan bakış Celal'indi.

" Sevmiyorum baba ben bir insana ne kadar çabuk ne kadar hızlı aşık olunabiliyorsa o kadar hızlı aşık oldum ona."

Bu kadarını beklemiyordum. Celal'e baktım utanmıştı ama sırıtıyordu da.

Dayım ikisi arasında git gel yapan bakışlarını en sonunda ben de durdurdu.

Sen ne alaka? Diye sormayın çünkü bilmiyorum ama büyük ihtimalle benden onay istiyordu. Ben de başımı salladım.

" Tamam."

" Tamam? İzin veriyor musun yani?"

" Evet kızım izin veriyorum ama birkaç şartım var."

" Tamam babammm. Sen iste yeter."

" Şımarma hemen. İlk şartım nereye giderseniz gidin Manolya hep yanınızda olacak."

" Tamam."

" İkinci olarakta nereye gittiğinizi Kemal abinize canlı konum olarak bildireceksiniz."

" O da tamam. Başka var mı?"

" Aşırı fiziksel temas yok dicem onu zaten yapmazsınız."

" Aşırının son raddesi ne peki?"

" Öpüşme tam çizgi üstünde ondan sonrası olmaz. Zaten baksanıza Kemal abinizin sevgilisiyle sarılma dışında hiçbir fiziksel teması yok."

" Dayı benden girme."

" Niye lan! Öpüşüyor musunuz yoksa Derya'yla?"

" Derya'yla sevişiyor musunuz?"

Dayımın son cümlesi ve yengemin sorusu üzerine şok üzerine şok üzerine şok yaşadım.

" Derya kim? Bir dakika! Senin sevgilin mi var?"

Abim başını eğdi.

" Ya yuh abi ya! Kardeşine söylemedin dayına mı söyledin? Ayıp!"

" Kızım kız İngiltere'ye gitti bir şey lazım oldu dayımlardan yardım istedim. Öyle öğrendi."

" Yoo. Ben başından beri biliyorum Kemal'im."

" Yenge... Ortamı daha çok kızıştırmaa..."

" Tamam kaç yıldır sevgilisiniz peki?"

" Bir."

" Üç değil mi oğlum. Bana üç yıl önce açıldığını söyledin."

Abime baktım.

" Yengeww! Dur gözünü seveyim dur artık! Vallahi aynı anadan babadan demez, abimdir büyüğümdür, demez polis molis dinlemez haşlar beni bu kız yapma."

" Dursa da durmasa da suyunun altını açtım abi. Yavaş yavaş kaynatırım artık."

" Trip de atar mısın?"

" Bilmem. Ama yüksek ihtmal evet."

" Yok bu iş hiç olmadı. Bak Manolya annemlere bir şey söylemek yok. Tamam mı?"

" Abi? Onların da mı haberleri yok? Yuh artık!"

" Sence var gibi mi görünüyor?"

" Tamam. Söylemem ama iki şartla."

" Heh söyle."

" Biir, sen de Onur'u söylemeyeceksin."

" Tamam. O kolay. Diğeri?"

" Birazdan birileri seni arayıp benim hakkımda daha doğrusu burada gördüğün dört kişinin de bulunduğu bir grupla ilgili seni sinir edecek bir şey söyleyecek. Ama sen sinirlenmeyeceksin."

" Manolya korkutma beni. Yine ne halt yedin?"

" Ben bir şey yapmadım. Yani hiçbirimiz bir şey yapmadıkta birileri biraz kaşındı orada."

" Biraz mı?"

Onurla eniştem - Celal - aynı an da sordular. Yine sinirleri bozulmuştu anlaşılan.

" Tamam. Bayağı kaşındılar bir üç kişi falan."

" Kavga çıktı yani."

Abim başını salladı.

" Üstümde elbise olmasa ben de dalacaktım da arkadaşlarımın ne kadar iyi hallettiklerini görünce gerek olmadığına karar verdim."

" Bir de katılmak istedin!"

Abim şaşırmaktan bir hâl olmuştu.

" Abicim sen mi anlatsan şu olayı bir de bana?"

" Yok ben anlatırsam bizimkileri ballandıra ballandıra anlatırım ki zaten hak ediyorlar ama sen dışta kalan birinden dinlesen daha iyi hem zaten ben şuan ölmek üzereyim. Uyumam lazım hemen."

" Mano!"

Bana seslenmesiyle Mehtap'a döndüm.

" Şey... Yerde yatmayacağım değil mi? Yani şakaydı?"

Yüzüme öyle bir bakıyordu ki cezasını başka bir zaman vermeye de kıyamadım şuan da.

" Yok. Yerde yatmayacaksın."

" Oh be!"

" Ama cezan başka bir şekilde vuracak sana."

" Yer yatağı olmasın da."

" Neyse herkese iyi geceler. Ben yatıyorum."

" İyi geceler."

Herkes bir ağızdan bana iyi geceler diledi. Benimle birlikte Mehtap'ta kalktı. Beraber odama gidiyorduk ki bir el beni durdurdu.

Onur'du.

Beni duvara yaslayıp beni kendisiyle duvar arasına sıkıştırdı. Yüzlerimiz çok yakındı. Öpecek mi-

Aniden patlayan telefon flaşı düşüncelerimi de yarıda kesti.

Mehtap fotoğrafımızı çekmişti.

" Mehtap!"

Hemen odama kaçtı. Bense Onur 'a geri döndüm.

" Mehtap çok şanslı."

" Neden?"

" Hem senin gibi bir güzelle aynı yatakta yatacak hem de galerisinde dünyanın en güzel fotoğrafı var."

Güldüm.

" İki üç yıl sonra sen de yatarsın sevgilim. Beş dakikaya sen sahip olursun ben sahip olurum ama Mehtap sahip olmaz o fotoğrafa."

" Mehtap'tan niye siliyorsun ki?"

" Bilmem. Keyfimin kahyası şuan silmek istiyor."

Güldü.

Ve beni öptü. Birkaç saniye de sürse çok güzel bir andı.

" İyi geceler prenses."

" İyi geceler prens."

Güldü ve beni bıraktı.

Odama girdim. Kapıyı kapatıp gülerek kapıya yaslandım.

Birden bir flaş daha patladı.

" Mehtap! Kaşınıyorsun sen ama!"

Yatağa girmiş gülerek telefona bakıyordu. Üstümü değiştirdim. Üstüne atlamayacağımı sanmış olacak ki rahat rahat gülüyordu ama ben üstümü değiştirir değiştirmez üstüne atladım.

Küçük bir çığlık attı.

" Ay! Ay! Mano! Dur! Ay!"

Onu dinlemeyerek gıdıklıyordum. Ama en sonunda yorulup yatağa yattım.

" Gece gece ne yoruyorsun be! Of! O resmi bana at ilk çektiğini."

Telefonunu alıp dediğimi yaptı. Ben de Onur'a attım.

" Yalnız hayatımın en güzel günüydü."

" Gecesi tamam da günü olmuyor kızım. Sabah aldatıldığını öğrendin."

" İyi ya. Ayrıldık rahatım."

" Lan madem rahatsın ne diye benim enerjimi sömürdün?"

" O an Celal'i tanımıyordum çünkü."

Ona baktım. İsmini telaffuz ederken bile saf aşk vardı gözlerinde.

" Ona gerçekten çok aşıksın değil mi?"

" Daha önce kimseye karşı böyle hissetmediğime göre."

" Ben de iki kere yaşadım. Ve ikisine de aşığım. Yani biri eskide kaldı ama olsun sonuçta ona karşı da böyle hissetmiştim."

" Of be Mano!"

" Ne oldu yine?"

" Çok uykum var."

" Benim de."

Ondan sonra daha fazla konuşmadan uyuduk.

.............................................................

Eveeeet bu da bittii.

Diğer bölüm biraz yarım olduğu için onu biraz geç yayınlayacağım ama en fazla pazar sabah yayınlarım. Ve inşallah yazabilirsem 2024'ün son 2 saatinde yılbaşı özel bölümü atacağım.

Neyse bayss ben gider...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.