İçeriğe geç

Aynı Duvarın Sessizliği

Bölüm 3 · 5 dk okuma

Aynı Duvarın Sessizliği

Bölüm 3

Komşuya misafir

Sabah gözlerimi telefon alarmının sinir bozucu sesiyle açtım.

Yatağın içinde dönüp yüzümü yastığa gömdüm.

Saat daha erkendi.

Normalde yaz tatilinde bu saatte kalkmazdım ama bugün antrenman vardı.

Birkaç dakika daha yatakta debelendikten sonra istemeyerek doğruldum.

Odamın perdelerinden içeri giren güneş ışıkları gözümü alıyordu.

Telefonumu elime alıp saate baktım.

08.12

Harika.

Gerçekten harika.

Yatağımdan kalkıp saçlarımı gelişigüzel topladım ve mutfağa gittim.

Annem çoktan uyanmıştı.

"Aferin sana. Bu saatte kalkman mucize."

"Anne."

"Ne var?"

"Konuşma."

Annem güldü.

Ben de buzdolabından meyve suyu alıp masaya oturdum.

Tam o sırada annemin telefonu çaldı.

Annem ekrana baktı.

"Eslem Hanım arıyor."

Kaşlarımı çattım.

Eslem Hanım?

Kimdi o?

Annem telefonu açtı.

Birkaç dakika konuştular.

Ben meyve suyumu içmeye devam ettim.

Derken annemin yüzü aydınlandı.

İçime kötü bir his çöktü.

Bu ifade genelde başıma iş açacağı anlamına geliyordu.

Telefon kapanınca annem bana döndü.

"Akşam komşulara gidiyoruz."

Boğazıma meyve suyu kaçacaktı.

"Ne?"

"Üst kattaki komşularımız."

"Bu kadar hızlı mı?"

"Eslem Hanım bizi yemeğe davet etti."

Kader benimle oyun oynuyordu.

Kesin.

---

Akşam olduğunda istemeyerek hazırlanıyordum.

Siyah bir etek ve açık mavi bir bluz giymiştim.

Saçlarımı da düz bırakmıştım.

Annem kapının önünde bekliyordu.

"Hadi geç kalıyoruz."

"Anne ben gelmesem?"

"Hayır."

"Ne olur?"

"Hayır."

"Peki."

Kapıyı açıp üst kata çıktık.

Kalbim nedense gereksiz yere hızlı atıyordu.

Annem zile bastı.

Kapı birkaç saniye sonra açıldı.

Karşımda Deniz vardı.

Siyah tişört giymişti.

Saçları yine kusursuz görünüyordu.

Gerçekten bu çocuk saçlarını neyle yıkıyordu?

"Hoş geldiniz."

Annem ve babam içeri girerken ben birkaç saniye kapıda kaldım.

Deniz hafifçe gülümsedi.

"Merhaba komşu."

Yüzümü çevirdim.

"Merhaba."

Deniz güldü.

Sinir bozucu derecede eğleniyordu.

İçeri girdik.

Salon oldukça sıcaktı.

Eslem Hanım ve Murat Bey bizi karşıladı.

Herkes sohbet etmeye başladı.

Ben ise koltukta sessizce oturuyordum.

Derken mutfaktan biri çıktı.

Elinde kola vardı.

Ve bana bakar bakmaz durdu.

Ben de ona baktım.

Birkaç saniye boyunca birbirimize baktık.

Sonra aynı anda konuştuk.

"Sen!"

Markette bana çarpan çocuk.

Siyah saçlı.

Kahverengi gözlü.

Deniz'den biraz kısa.

Benden biraz uzun.

Çocuk şaşkınlıkla bana bakıyordu.

"Bir dakika..."

Ben de gözlerimi kıstım.

"Sen marketteki çocuksun."

Çocuk kahkaha attı.

"Sen de bana 'dikkat etsene biraz' diyen kızsın."

Salondaki herkes bize bakıyordu.

Harika.

Rezil olmuştum.

Deniz merakla bize baktı.

"Tanışıyor musunuz?"

"Maalesef."

dedim.

Çocuk yine güldü.

"Ben Yiğit."

Sonra elini uzattı.

"Bu arada Deniz'in kardeşiyim."

Ne?

Başımı hızla Deniz'e çevirdim.

Sonra tekrar Yiğit'e.

Sonra tekrar Deniz'e.

Şaka yapıyor olmalıydılar.

"Bunu bana neden daha önce söylemediniz?"

Deniz omuz silkti.

"Daha önce sormadın."

Gerçekten ikisi kardeşti.

Saçları farklıydı ama yüz hatları benziyordu.

Yiğit yanıma oturdu.

"Bu arada hâlâ dikkat etmem gerektiğini düşünüyor musun?"

"Kesinlikle."

"Acımasız."

"Gerçekçi."

Deniz karşı koltukta otururken ikimizin konuşmasını izliyordu.

Yüzündeki ifadeyi anlayamadım.

Ama sanki Yiğit'in benimle konuşmasından çok memnun görünmüyordu.

Ve bu düşünce nedense hoşuma gitmişti.

Yemek boyunca sohbet ettik.

Eslem Hanım ile annem çoktan yakın arkadaş olmuş gibiydi.

Babalar da futbol konuşuyordu.

Ben ise saatin ilerleyişini izliyordum.

Çünkü sabah antrenmanım vardı.

Saat neredeyse on bire gelmişti.

Sonunda cesaretimi topladım.

"Anne ben artık eve geçeyim mi? Yarın erken kalkacağım."

Ayşe Hanım başını salladı.

"Tek başına çıkma şimdi."

"Anne alt kattayız."

"Yine de."

"Anne."

"Olmaz."

Tam tartışmaya başlayacaktım ki deniz konuştu .

"Ben bırakırım"

Salon sessizleşti.

Kafamı kaldırıp ona baktım.

Deniz oldukça rahat görünüyordu.

"Zaten aynı apartmandayız"

Murat Bey güldü .

"Bak çözüm bulundu."

Annem de hemen kabul etti.

İhanet .

Düpedüz ihanet.

Deniz ayağa kalktı.

"Hadi komşu."

İstemeyerek yerinden kalktım.

Kapıdan çıkarken Yiğit arkamızdan seslendi .

"Bu defa merdivenlerden kaçma ama."

Yüzüm kızardı.

Deniz ise kahkahasını tutamıyordu.

Ve o an anladım .

Yiğit herşeyi biliyordu.

Yiğit'in kahkahası hâlâ kulaklarımdaydı.

"Bu defa merdivenlerden kaçma ama."

Kapı kapanır kapanmaz yüzümü ellerimle kapattım.

"Harikasın."

Deniz yanımda yürüyordu.

"Neden?"

"Kardeşin artık hayatımın sonuna kadar benimle dalga geçecek."

Deniz gülmeye başladı.

"Büyük ihtimalle."

"Hiç yardımcı olmuyorsun."

"Aslında çok eğleniyorum."

Gözlerimi devirdim.

Apartman boştu.

Koridor sessizdi.

Birkaç saniye boyunca yan yana yürüdük.

İlk defa ikimiz yalnız kalmıştık.

Ve bu durum beni gereksiz derecede geriyordu.

"Neden benden kaçıyordun?"

Bir anda gelen soru yüzünden duraksadım.

"Neden kaçıyormuşum?"

Deniz kaşını kaldırdı.

"Merdivenlerden sprint atman dışında hiçbir fikrim yok."

İstemeden güldüm.

Tamam.

Biraz komikti.

"Seni tanımıyordum."

"Şimdi tanıyor musun?"

Bu soruyla birlikte göz göze geldik.

Kalbim yine saçmalamaya başlamıştı.

"Biraz."

"Biraz mı?"

"Biraz."

"İlerleme var."

Kapıya ulaşmıştık.

Anahtarımı çıkarırken sessizlik oluştu.

Garip olan şey şuydu.

Bu sessizlik rahatsız etmiyordu.

Aksine huzurluydu.

Tam kapıyı açacakken Deniz konuştu.

"Yarın antrenmanın kaçta?"

Şaşkınlıkla ona baktım.

"Sabah on."

"Voleybolu gerçekten seviyorsun."

"Çok belli oluyor galiba."

"Biraz."

Ben de onun kullandığı ifadeyi kullandım.

Deniz güldü.

Gülünce gözlerinin kenarında oluşan küçük çizgileri ilk defa fark ettim.

"İyi geceler Mira."

İsmimi söyleyiş şekli garipti.

Sanki uzun zamandır tanıyormuş gibi.

"İyi geceler Deniz."

Kapıyı açıp içeri girdim.

Ama kapıyı kapatmadan önce dönüp baktım.

Deniz hâlâ oradaydı.

Benim baktığımı görünce hafifçe el salladı.

Sonra üst kata çıktı.

Ve ben sebepsiz yere gülümsedim.

---

Ertesi sabah alarm çaldığında hayata karşı tüm sevgimi kaybetmiştim.

Telefonu kapatıp yorganın altına girdim.

Beş dakika daha.

Sadece beş dakika.

Annemin sesiyle uyandım.

"Mira!"

Gözlerimi açtım.

Saat 09.27

Bir anda yataktan fırladım.

"ANNE!"

"Evet?"

"NEDEN UYANDIRMADIN?"

"Uyandırdım."

"Hayır!"

"Üç kere."

...

Bu kadın haklıydı.

Hızlıca hazırlanıp saçlarımı topladım.

Spor çantamı kaptığım gibi evden çıktım.

Asansörü beklemek istemediğim için merdivenlere yöneldim.

Tam aşağı inmeye başlayacaktım ki üst kattan gelen sesleri duydum.

"Abi bekle!"

Yiğit.

Ardından Deniz göründü.

Harika.

Gerçekten harika.

Sabah sabah.

Yiğit beni görünce sırıttı.

"Ooo."

"Hayır."

dedim direkt.

"Ne hayırı?"

"Ne söyleyeceğini biliyorum."

"Şüpheli."

Deniz kahkaha attı.

Yiğit bana döndü.

"Bu arada dün gece annem seni çok sevdi."

"Sağ olsun."

"Babam da."

"Ne güzel."

"Ben de."

Duraksadım.

"Ne?"

"Ben de seni sevdim."

Gözlerimi kıstım.

"Bu kadar hızlı karar verme."

"Geç kaldın."

"Ne?"

Yiğit omzunu silkti.

"Artık arkadaşız."

Bu çocuk fazla rahattı.

Deniz ise yan tarafta eğlenmekten ölüyordu.

"Sen de bir şey söyle."

dedim Deniz'e.

"O haklı."

İhanet.

Bir kez daha ihanet.

Apartmandan birlikte çıktık.

Yol ayrımına geldiğimizde benim salon farklı taraftaydı.

"Ben gidiyorum."

dedim.

"Kolay gelsin."

dedi Deniz.

Yiğit ise el salladı.

"Akşam görüşürüz."

"Niye görüşelim?"

"Çünkü aynı apartmanda yaşıyoruz."

...

Bu aileyle başım dertteydi.

Ama içten içe bunun beni rahatsız etmediğini fark ediyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.