İçeriğe geç

Aynı Duvarın Sessizliği

Bölüm 2 · 6 dk okuma

Aynı Duvarın Sessizliği

Bölüm 2

Bir Kat Daha Yakın

Günlerdir kafamın içi çok doluydu. Asansör deki çocuk sürekli kafamın içindeydi. Gözleri bir an bile aklımdan çıkmıyordu. Bana neler oluyordu böyle? Daha önce de birkaç kişiyle takılmıştım ama kimsede böyle bir yakınlık hissetmemiştim. Kafamı yastıktan kaldırıp birşeyler yemek için mutfağa gittim annem ve kardeşlerim evde değildi. Ama ben çok açtım yiyecek birşeyler bulamayınca markete gitmeye karar verdim. Üzerimdeki saten pembe şort ve beyaz askılı body den kurtulup , siyah bir kot şort ve lacivert bir body giydim. Şortlarda niye bu kadar yırtık yapıyorlardı anlamıyorum. Beyaz spor ayakkabılarımı aceleyle ayağıma geçirip, anahtarımı alıp evden çıktım. Asansörde saçlarımın dağınık olduğunu fark edip hızlıca basit bir ev topuzu yaptım. Gözlerim sürekli çocuğun olduğu yere kayıyordu. Yeter artık kendine gel kızım o sadece bir çocuk. Binadan hızlıca çıktım. Marketten protein barı ve soğuk birkaç içecek alıp marketten ayrıldım. Bugün ne kadar da çok trafik vardı. Kafamı telefondan kaldırıp binaya baktığımda evimizin üst dairesine taşınmakta olan eşyalar gördüm. Bir bu eksikti. Gerçekten. Evde rahatça antrenman yapamayacaktım artık. Lacivert kulaklığımı kulağımdan çıkarıp apartmana doğru yürüdüm. Müzik olmadan sokakta yürümek çok sıkıcıydı gerçekten. Protein barını poşetten çıkarıp yemeye başladım. Çoğu insan sevmez bu atıştırmalığı ama ben çok seviyorum. Binaya yaklaştım ve tam binanın giriş kapısından içeri girecektim ki arkamdan "merhaba komşu." sesini duyunca ağzımda protein barı ile donup kaldım . Bu ses . Şaka olmalı. Asansördeki çocuk. Arkamı hafifçe dönüp baktığımda bana sırıtarak baktığını gördüm. Gözlerimi birkaç kere kırptım. Etrafıma bakındım. Bana mı diyordu? Şaka gibi. Ela gözleri güneşte daha da açık renkli oluyor adeta bir sahili andırıyordu."Bana mı dedin?"diye anlamayan gözlerle sordum. Başını evet anlamında sallayıp bana doğru yürümeye başladığı anda panik olup "merhaba"diyerek hızlıca binaya girmeye çalıştım. Noluyordu böyle?. Ben böyle bir insan değilim ki. Utanma bende çok azdır normalde. Ama ondan çok utanıyordum. Arkamdan koştuğunun seslerini duyuyordum "bekle, dur " gibi şeyler söylüyordu ama ben asansöre binme riskini alamamış bu defa hızlı adımlarla merdivenlerden çıktım. Hala adım sesleri geliyordu. Beni mi takip ediyordu ? Ciddn mi? Yani insan sporcu olunca hızlı bile olsa merdivenler yormuyormus bunu anladım. Neyse. Hemen anahtarla dairenin kapısını açıp içeri girdim. Kapıyı kapandığım ana kadar benim peşimden gelmişti. Kapının arkasına oturdum ve olanları düşünmeye başladım. Gerçekten kafada kurmuştum üst dairemize taşınıyorlardı. Ben ise kendimle alakalı sanmıştım binaya girişini. Kafada kurmuşum. Bu kadar çok kitap okuyup, film izlersem olacağı bu . Yerden kalkıp odama gittim içecekleri masama koydum protein barını yemeyi bitirip banyoya geçtim. Saçlarımı çözüp düzleştirici ile düzleştirmeye başladım. Tabiiki şarkı da açtım. Bağımlılık gibiydi benim için müzik. Kafam bir saniye susmuyor sürekli olanları düşünüyordum. Tamam. Ondan kaçmayı bırakacaktım. Beni yanlış anlamasını istemiyordum. Saçlarım şimdi dümdüzdü. Ne kadar uzanmıştı saçlarım. Belime geliyordu. Normalde dalgalı olan saçlarımı düzleştirince çok uzun duruyordu. Masamdan içeceklerden birini alıp balkona geçtim. Koltuğun üzerine oturup telefonumu karıştırmaya başladım. En yakın arkadaşım Azra ile voleybol oynamaya çıkmak için aradım. Topumu alıp evden çıktım. Taşınmaya devam ediyorlardı. Normal adımlarla binadan çıktım. Evimizin yakınlarında bir okul var. En çok orada voleybol oynamayı seviyoruz. Okulun bahçesinde oturmuş Azra'yı bekliyordum. "Selam" diyerek yanıma geldi canım arkadaşım. Hemen kalkıp sarılmaya başladık. "Kankacım nasılsın canım ya" diyerek başladık sohbete . Herşeyden konuştuk. Sıra asansördeki çocuğa geldi." Kanka bak şimdi bu çocuk sence bilerek mi yaptı ben mi öyle sandım" dedim. "Hayatım şimdi sadece bir tesadüf olsaydı evine kadar peşinden gelir miydi? Ayrıca ilk karşılaşmadan konuşmak istemesi sadece öylesine biri olduğun için değildir." Azra haklıydı. Biraz kalkıp voleybol oynamaya başladık. Yaklaşık bir saat kadar oynadıktan sonra ben yine çok acıkmış ve susamıştım. Azra ile markete girdik birer paket cips ve içecek aldık. Kasaya doğru ilerliyordum. Azraya birşey söylemek için aniden arkamı dönünce çok yakınımda duran başka birine çarptım. Kafam acımıştı. Kafamı tutarak yukarı doğru baktım. Kahverengi gözlü siyah saçlı benden biraz daha uzun bir çocuk. Bu neydi şimdi. "Dikkat etsene biraz" diyerek sinirli bakışlarla yanından geçtim. Asansördeki çocuk yetmiyormuş gibi başka biriyle daha uğraşmazdim. Arkama yan gözle baktığımda arkamdan beni izlediğini fark ettim . Şaşırmış görünüyordu . Azra 'nin yanına hızlı adımlarla ilerledim. Aldığımız şeylerin parasını ödeyip çıktık. Yakınlarda bulduğumuz bir parkta oturduk. Kafam hala asansördeki çocuktaydı. Acaba ismi neydi? Birde tam üst dairemize taşınıyorlar şaka gibi. Kesin ailelerimiz de tanışacaktı. Ama olsun en azından eğlenebileceğim bir şey olmuştu. Ondan kaçarken nasıl olacaksa bu? "Yani diyorsun ki çocuk seni takip etti?" diye sordu Azra topu bana atarken.

"Hayır! Takip etmedi işte. En azından sanırım..." dedim topu geri gönderirken.

Azra kaşlarını kaldırdı.

"Sanırım mı?"

"Ya bilmiyorum Azra. Önce asansörde karşılaştık. Sonra bizim üst kata taşındığını öğrendim. Sonra bugün bana 'merhaba komşu' dedi."

Azra birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra kahkahayı bastı.

"Bu kadar mı?"

"Bu kadar ne demek?"

"Kızım çocuk sana merhaba demiş."

"Sadece merhaba demedi. Çok garip baktı."

"Belki hoşlanmıştır."

Top elimden düştü.

"Ne?"

"Ne ne? Dünya üzerinde ilk defa hoşlanan insan mı gördük?"

"Azra!"

"Tamam tamam."

Ama yüzündeki sırıtış gitmiyordu.

Yaklaşık bir saat voleybol oynadık. Hava yavaş yavaş serinlemeye başlamıştı. Güneş batarken okul bahçesindeki gölgeler uzuyor, etraftaki sesler azalıyor, yaz akşamlarının o sakin havası ortaya çıkıyordu.

"Ben kaçıyorum." dedi Azra.

"Sende mi?"

"Annem öldürecek yoksa."

Birbirimize sarılıp vedalaştık.

Topumu kolumun altına sıkıştırıp eve doğru yürümeye başladım.

Sokak lambaları yeni yeni yanıyordu.

Telefonumu çıkarıp saate baktım.

20.17

Annem kesin eve gelmemi isteyecekti.

Apartmanın bulunduğu sokağa girdiğimde ilk fark ettiğim şey kamyonun gitmiş olmasıydı.

Demek taşınma bitmişti.

Binaya doğru ilerlerken bir ses duydum.

"Voleybol mu oynuyorsun?"

Yemin ederim kalbim yerinden çıkacaktı.

Başımı kaldırdım.

O.

Apartmanın önündeki duvara yaslanmış bana bakıyordu.

Siyah tişört giymişti.

Kollarını göğsünde birleştirmişti.

Yüzünde yine o sinir bozucu sırıtış vardı.

"Sen?"

Ağzımdan çıkan tek şey buydu.

"Ben."

"Ne yapıyorsun burada?"

Söyledikten sonra ne kadar saçma bir soru olduğunu fark ettim.

Çocuk gülmeye başladı.

"Evimde yaşamaya çalışıyorum."

Tamam.

Hak etmişti.

Biraz utanmıştım.

"Evet mantıklı."

"Sen voleybol oynuyorsun yani?"

Kolumun altındaki topa baktım.

"Belli olmuyor mu?"

"Oluyor."

Nedense gülümsüyordu.

Ve bu beni daha da geriyordu.

Aramızda birkaç saniyelik sessizlik oluştu.

İlk defa dikkatlice baktım ona.

Boyu gerçekten uzundu.

Omuzları genişti.

Saçları yine kusursuz görünüyordu.

Bu çocuk saçlarını neyle yıkıyordu acaba?

Dur.

Ne düşünüyordum ben?

"Bu arada ben Deniz."

Bir an durdum.

Deniz.

İsmi ona yakışıyordu.

Ela gözleri yine gün batımını hatırlatmıştı bana.

"Ben Mira."

"Onu biliyorum."

Birkaç saniye donup kaldım.

"Nereden biliyorsun?"

Deniz de dondu.

Sanki yanlışlıkla söylememesi gereken bir şey söylemiş gibi görünüyordu.

Sonra ensesini kaşıdı.

"Şey..."

"Deniz."

"Annem söyledi."

Derin bir nefes verdim.

Kalp krizi geçirmeme az kalmıştı.

"O kadar korkutucu söyledin ki."

"Özür dilerim."

İlk defa biraz utandığını gördüm.

Bu hoşuma gitmişti.

Tam o sırada apartmanın giriş kapısı açıldı.

"Miracığım!"

Annem.

Harika.

Annem birkaç adım yanımıza geldi.

Önce bana baktı.

Sonra Deniz'e.

Sonra tekrar bana.

Ve o annelere özgü bakışı attı.

Felaket.

"Merhaba."

"Merhaba teyze."

Deniz kibarca gülümsedi.

"Sen yeni taşınan komşumuz olmalısın."

"Evet."

"Bir ara ailenle bize gelin."

...

Ben kafamı yavaşça anneme çevirdim.

Hayır.

Hayır hayır hayır.

Sakın.

"Siz de bize gelirsiniz."

dedi o sırada Deniz.

Annemin yüzü aydınlandı.

İşte şimdi bittim.

"Harika olur!"

Deniz bana kısa bir bakış attı.

Ben de ona baktım.

İkimiz de aynı şeyi düşünüyorduk.

Artık kaçış yoktu.

Aileler kesin tanışacaktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.