İçeriğe geç

Aynı Duvarın Sessizliği

Bölüm 4 · 2 dk okuma

Aynı Duvarın Sessizliği

Bölüm 4

Kek bahane

Antrenman beklediğimden daha yorucu geçmişti.

Eve döndüğümde resmen erimiştim.

Spor çantamı odamın köşesine fırlatıp duş aldım.

Duştan çıkınca üzerime beyaz askılı bir atlet ve açık mavi saten pijama şortumu giydim.

Saçlarım hâlâ hafif nemliydi.

Tam yatağa uzanmış telefonuma bakıyordum ki Azra'dan mesaj geldi.

"Geliyorum."

"Gel."

Kısa ve net.

Zaten ikimiz de uzun uzun mesajlaşan insanlar değildik.

Ev sessizdi.

Annem, babam, ablam ve kardeşim markete gitmişlerdi.

Ben de salondaki koltuğa yayılmış video izliyordum.

Tam o sırada kapı zili çaldı.

"Eveet."

Muhtemelen annemlerdi.

Yerimden kalkıp kapıya yürüdüm.

Hiç düşünmeden kapıyı açtım.

Sonra donup kaldım.

Deniz.

Elinde bir tabak vardı.

Üzerinde de streç film.

Birkaç saniye boyunca ikimiz de konuşamadık.

Deniz'in bakışları önce yüzüme geldi.

Sonra istemsizce üzerimdeki kıyafetlere kaydı.

Ve anında tekrar gözlerime döndü.

Nedense yüzüm ısınmaya başlamıştı.

Bir saniye.

Ben pijamadaydım.

Pijamayla.

Kapıyı.

Deniz'e.

Açmıştım.

Harika.

Gerçekten harika.

"Şey..."

İkimiz aynı anda konuştuk.

Sonra aynı anda sustuk.

Deniz hafifçe güldü.

Ben ise yer yarılsa içine girecektim.

"Annem gönderdi."

dedi sonunda.

Elindeki tabağı kaldırdı.

"Kek yapmış."

"Bütün apartmanı mı besliyorsunuz?"

Deniz güldü.

"Henüz değil."

İstemeden ben de gülümsedim.

Tam o sırada saçlarımı fark ettim.

Yarı kurumuş.

Dağınık.

Üzerimde pijama.

Yüzümde sıfır makyaj.

Hayatımda hiç bu kadar hazırlıksız yakalanmamıştım.

Deniz ise sanki hiçbir şey garip değilmiş gibi davranıyordu.

Bu da beni daha çok geriyordu.

"Teşekkür ederim."

dedim.

Tam tabağı alacaktım ki arkamdan bir ses geldi.

"Ooooo."

Hayır.

Hayır.

Hayır.

Azra.

Kafamı yavaşça çevirdim.

Azra koridorun sonunda durmuş bize bakıyordu.

Yüzündeki sırıtış gittikçe büyüyordu.

"Ben yanlış zamanda mı geldim?"

"Azra."

"Tamam sustum."

"Asla susmuyorsun."

"Haklısın."

Deniz gülmemek için dudağını ısırıyordu.

Bu durumdan fazla keyif alıyordu.

Azra yanıma geldi.

Sonra Deniz'e baktı.

"Merhaba."

"Merhaba."

"Ben Azra."

"Deniz."

Azra başını salladı.

Sonra bana döndü.

Sonra tekrar Deniz'e.

Sonra tekrar bana.

Bu kız dedektifti.

Kesinlikle.

"Anladım."

dedi.

"Neyi anladın?"

"Hiç."

Kesin bir şey anlamıştı.

Ve bundan hiç hoşlanmıyordum.

Deniz tabağı bana uzattı.

"Ben kaçayım."

"Tamam."

"Afiyet olsun."

"Teşekkür ederim."

Tam dönecekken durdu.

Sonra bana baktı.

"Bu arada."

"Ne?"

"Kek güzel olmuş."

"Sen mi yaptın sanki?"

"Kontrol ettim."

İlk defa kahkahamı tutamadım.

Deniz de gülümsedi.

Sonra koridorda gözden kayboldu.

Kapıyı kapatır kapatmaz Azra bana döndü.

Kollarını bağladı.

Yüzünde dünyanın en sinir bozucu ifadesi vardı.

"Anlat."

"Ne anlatayım?"

"Her şeyi."

"Hiçbir şey yok."

"Mira."

"Azra."

"Mira."

"Azra."

"Deniz sana bakarken gülümsüyor."

Donup kaldım.

"Ne?"

Azra koltuğa oturdu.

"Ve sen de ona bakarken gülümsüyorsun."

Bir yastık alıp yüzüme bastırdım.

Bugün gerçekten çok uzun bir gündü.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.