Bölüm 4 — Aynı Apartman
Deniz ertesi sabah gözlerini açtığında birkaç saniye boyunca nerede olduğunu anlayamadı.
Tavan farklıydı.
Perdeler farklıydı.
Odanın kokusu bile farklıydı.
Sonra dün geceyi hatırladı.
Yeni ev.
Yeni apartman.
Yeni başlangıç.
Deniz gülümsedi.
Telefonuna baktığında saat 07.18'di.
Normalde bu saatte çoktan hazırlanmış olurdu.
Yataktan kalkıp perdeyi açtı.
Apartmanın karşısındaki binalar sabah güneşiyle aydınlanıyordu.
Bir an aşağıdan gelen sesleri duydu.
"Deniz!"
Kaşlarını kaldırdı.
Pencereye yaklaşıp aşağı baktı.
Athel apartmanın girişinde durmuş ona el sallıyordu.
"Ne yapıyorsun?"
"İşe gidiyoruz!"
Deniz saate tekrar baktı.
"Yirmi dakika var!"
Athel bağırdı:
"Sen hazırlanırken ben üç kahve içtim!"
Deniz kahkaha attı.
"Tamam, geliyorum!"
Hızla hazırlanıp çantasını aldı.
Kapıyı açtığında koridorda Ahmet'le karşılaştı.
"Günaydın."
"Günaydın."
Ahmet ona baktı.
"İlk gecen nasıl geçti?"
"İyi."
"Alışabildin mi?"
Deniz gülümsedi.
"Sanırım."
Ahmet başını salladı.
"Bir şeye ihtiyacın olursa söyle."
"Tamam."
Tam merdivenlere yönelmişlerdi ki üst kattaki kapılardan biri açıldı.
Ata çıktı.
Deniz istemsizce durdu.
Ata da onları görünce gülümsedi.
"İşe mi?"
Ahmet cevap verdi.
"Evet."
Ata ayakkabılarını giydi.
"Ben de geliyorum."
Dört kişi birlikte aşağı inmeye başladı.
Deniz yürürken Athel'in kulağına eğildi.
"Çok garip."
Athel gülümsedi.
"Ne?"
"Her sabah birlikte işe gidecek olmamız."
"Alışırsın."
"Umarım."
Athel ona baktı.
"Alışmak istemiyor musun?"
Deniz hemen cevap verdi.
"İstiyorum."
Ama neden bu kadar heyecanlandığını söylemedi.
-
Ofise geldiklerinde Deniz kendini eskisinden bile daha enerjik hissediyordu.
Yeni evinden ofise yürümek yalnızca birkaç dakika sürüyordu.
Bu hoşuna gitmişti.
Sabahları artık daha fazla uyuyabilecek, arkadaşlarıyla birlikte işe gelebilecekti.
Bilgisayarını açtı.
Günün görevlerine baktı.
Yoğun bir gün olacaktı.
Deniz bundan memnundu.
Çalışmak onu rahatlatıyordu.
Saatler nasıl geçtiğini anlamadı.
Öğle arasında herkes dışarı çıkarken Deniz bir süre ofiste kalıp işini bitirmeye karar verdi.
Tam bilgisayarına eğilmişken Ata yanına geldi.
"Sen gelmiyor musun?"
Deniz başını kaldırdı.
"Bir işi bitirmem lazım."
"Ne kadar sürer?"
"On dakika."
Ata sandalyesini çekip oturdu.
"Beklerim."
Deniz şaşırdı.
"Gerek yok."
"Var."
"Niye?"
Ata omuz silkti.
"Birlikte gideriz."
Deniz'in yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
"Tamam."
Tekrar bilgisayarına döndü.
Ama artık ekrana odaklanmak eskisi kadar kolay değildi.
Çünkü Ata karşısında oturuyordu.
-
İşini bitirdikten sonra birlikte dışarı çıktılar.
Diğerleri kafede onları bekliyordu.
Athel Deniz'i görünce:
"Sonunda!"
Deniz oturdu.
"İşim vardı."
Ata da yanındaki sandalyeye geçti.
Ahmet biraz ileride oturuyordu.
Herkes konuşurken Deniz kahvesini içti.
Bir süre sonra Ahmet ona baktı.
"Yeni ev nasıl?"
"Çok güzel."
"Gerçekten mi?"
"Evet."
"İstersen hafta sonu eksiklerini almak için birlikte alışverişe gideriz."
Deniz cevap vermeden önce Ata konuştu.
"Biz de geliriz."
Ahmet ona baktı.
"Ben Deniz'e sordum."
Ata kaşlarını kaldırdı.
"Ben de yardımcı olmak istiyorum."
Deniz ikisine bakıp güldü.
"Tamam. Hep birlikte gideriz."
İkisi de sustu.
Athel ise masanın diğer ucunda gülümsememek için başını eğdi.
-
Akşam eve döndüklerinde Deniz yeni evinin kapısını açtı.
Eşyaların çoğu hâlâ kutulardaydı.
Bir kutuyu açıp kitaplarını çıkarmaya başladı.
Tam o sırada kapı çaldı.
Deniz şaşırdı.
Kapıyı açtığında Ata'yı gördü.
"Bir şey mi oldu?"
Ata elindeki küçük kutuyu gösterdi.
"Sen bunu taşırken unutmuşsun."
Deniz kutuyu aldı.
"Benim mi?"
"Evet."
Kapağını açtı.
İçinde eski fotoğrafları vardı.
Deniz'in yüzü bir anda değişti.
"Bende bunu arıyordum."
"Taşınırken dolabın arkasında kalmış."
Deniz fotoğraflara baktı.
Bir tanesinde lise yıllarındaki arkadaş grubu vardı.
Ahmet.
Athel.
Deniz.
Ve diğer arkadaşları.
Deniz gülümsedi.
"Ne kadar değişmişiz."
Ata fotoğrafa baktı.
"Biraz."
Deniz başka bir fotoğrafı eline aldı.
"Şuna bak."
İkisi fotoğrafa doğru eğildi.
Omuzları birbirine çok yakındı.
Deniz bunu fark edince hemen doğruldu.
Ata da hafifçe gülümsedi.
"İyi misin?"
"Evet."
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Ata:
"Ben gideyim o zaman. Kargomuzu da ulaştırdığımıza göre görev tamamlandı. İyi geceler."
Deniz şaşkın şaşkın ona baktı.
"Ne?"
Ata kapıya doğru yürürken güldü.
"Ne ne? Fotoğraf teslim edildi, müşteri memnun. Ben çıkıyorum."
Deniz kahkaha attı.
"Sen gerçekten çok saçmasın."
"Biliyorum."
Ata kapıyı açtı.
"İyi geceler, Deniz."
Deniz gülerek:
"İyi geceler."
Ata kapıdan çıkacakken birden geri döner.
ATA:
"Bu arada..."
DENİZ:
"Ne?"
ATA:
"Kutunun içindeki fotoğraflara baktın mı?"
DENİZ:
"Evet."
ATA:
"Benim en güzel çıktığım fotoğraf hangisi?"
Deniz fotoğraflara tekrar bakar.
Deniz: "Hiçbiri."
Ata birkaç saniye sessiz kalır.
ATA:
"Tamam. İyi geceler."
Deniz kahkaha atar.
DENİZ:
"Şaka yaptım!"
ATA:
"Ben ciddiydim."
😂
Sonra Ata gerçekten gider.
Deniz fotoğrafları yatağının üzerine dizerken eski lise fotoğraflarından birinde Ahmet, Athel, Deniz ve diğer arkadaşlarını görür. O fotoğrafı eline alıp geçmişi düşünür.
Tam o sırada Athel mesaj atar:
ATHEL:
Uyudun mu?
DENİZ:
Hayır.
ATHEL:
Ata sana fotoğrafları getirdi mi?
DENİZ:
Evet.
ATHEL:
Ee?
DENİZ:
Ee ne?
ATHEL:
Hiç. 👀
Deniz ne demek istediğini hemen anlar.
DENİZ:
Sakın başlama.
ATHEL:
Ben hiçbir şey demedim ki 😂
Ve bölümün sonunda Deniz telefonu bırakıp gülümser.
Ama ertesi sabah ofiste hiç beklemediği bir şey olacaktır.