Karanlık aydınlığa ulaşamadığı için mi yalnızdı... ~~~~~ Ayla karşısında ki adama baktı. Bu adam ne demişti biraz önce. Tekrar Mardin e mi gidecekti. O nefes alamadığı soluklanamadıgı Mardin'e. Ayla'nın dudaklarından acı bi gülümseme döküldü. Şimdi herkesin dikkati onun üzerindeydi. Baran'a bir adım yaklaşıp gözlerini dikti güzeller güzeli Ayla.Umut ölümsüzdü.. "Sen..beni boşadın Baran ağa" Baran elinde ki silahı indirmiş başını sağa eğerek gözlerini kısmıştı yüzünde anlamsız bir gülümseme vardı. "Evet boşadım ama" dedi bir adım daha atıp genç kıza daha çok yaklaşarak "Bir talakla boşadım ve seni bir talakla boşamamı kabul edende sendin unuttun mu" demişti. Ayla'nın çenesi titremeye başlarken gözleri kızarmış karşısında ki adam son zehrini dökmüştü. "Şimdi kararını versen iyi edersin" Ayla şaşkınca baktı adama, sağ gözünden bir yaş çoktan firar etmişti. Elleri titrerken boğazına biriken yumru nefesini kesti. Küçük bir hata, küçük bir cümle nelere mecbur ediyordu şimdi onu. Belki bunu kabul etmeseydi diye düşünüp başını sağa sola salladı. Bunlar töre ye kurban olanlardı. Baran olmasa başka bir adamla yine evlendirilirdi. Ayla'nın adımları abisine doğru giderken önünde durdu . Acısı keskin, umudu ise tükenmişti. "Abi" dedi soluksuzca, nefesi yetmiyordu sanki "Neden beni buna mecbur ettin " Ferit'in kalbinin köşesinden birşey koptu. Kardeşine sarıldı sımsıkı hangi can kendi kanından olana kıyabilirdiki. Abiydi o yaptığı tek bir hata nerelere sürüklemiş ne acılar sermişti önüne. Oysa herşey bir intikamın eseriydi. Sessiz ve sır dolu bir intikam. "Gitme Ayla " dedi abisi "Suç benim gitme" Baran da gitme demişti ona dimi. Gitme Ayla demişti ama o ardına bakmadan gitmeyi seçmişti. Şimdi de gidecekti. Mecburdu. ...... Merdivenlerde babası olup biteni sadece izleyebiliyordu. Ne yapabilirdi ki hangisine kıyabilirdi. Kızının göz yaşında erirken oğlunun toprağını koklaya bilirmiydi. Hele Ayla'nın annesi ne çok dert görmüştü bir kaç ay içinde ,kaç kere yüreği ağzına gelmişti. Bir anne evladının yaşadığını bilse yetmezmiydi. Toprak koklamak bir annenin ciğerini lime lime ederdi. Anne olmak daha zordu. Ne kızının göz yaşına dayana bilirdi nede oğlunun toprak kokan bedenine... Annesi göz yaşları içinde sadece olacakları izliyordu. Bilirdi kızını kendi ölür yine de abisine kıyamazdı. Çok düşkündü abisine,küçükken biri canını yaksa oturur ağlardı abisinin haline .. Ayla abisinin kucağından uzaklaşıp gözlerini dikti. "Gerçekten gitmemelimiyim abi,eğer gitmezsem bencillik mi yapmış olurum. Senin mezarını ben mi kazmış olurum abi " Ferit kardeşinin sözleri karşısında lal kesilmişti. Güzel yüzlü bacısını nefessiz bırakacaktı. Oda biliyordu. Bunun sonu ya ölüm ya kaybedişti. "Senin hakkını ölsem ödeyemem ki Ayla'm" Ayla donuktu, tepkisiz ve hissiz daha fazla burada kalmanın anlamı da yoktu derin bir nefes alıp abisinden uzaklaştı. Babasıyla yüz yüze gelmesiyle durup babasının yanaklarını avuclamasına izin verdi. "Ah benim güzel kızım dilim ne git diye biliyor nede kal ama her adımında ciğerim parçalanıyor güzel kızım " Genç kız babasının sözleri karşısında artık dayanamamış hıçkırarak ona sarılmıştı. Göz yaşları yaşlı adamın omzuna akıyordu. Akan her damla kucağında ki kızının umutlarını omzuna yüklüyordu sanki. Sıkıca sarıldı babası. Bir baba en çok kızına düşkün olurdu dimi saçının teline dahi kıyamazken onu kendi elleriyle uçuruma itiyordu şimdi. Ayla burnunu çekerek babasının omzundan kaldırdı başını. Şimdi yüzünde kırık bi gülümseme vardı babasının ellerini tutup "Allah'tan gelen baş üstüne baba, bir ölü yerine bir canlı feda olacaksa gideceğim." Ayla babasının duygularını bu kadar belli ettiğini görmemişti. Onu bu kadar sevdiğini kendisi için böyle çaresiz kaldığını hiç bilmemişti bile Ama şimdi kendisi için yanan yüreğini sermişti babası önüne. ~~~ Genç kız bavulunu hazırlayıp aşağı indi. Oysa bir daha oraya adım dahi atmayacaktı. Peki ya bu elinde ki valiz hangi istasyona gitmek içindi. Nefesi daraldı. Kafasını kaldırıp derin bi nefes aldı. Tekrar indirip delirmiş gibi gülümsedi, bu haline anca deli gibi gülebiliyordu. Baran merdivenlerden inen kadına nefretle baktı. İşte tekrar ayakları onu Mardin'e götürüyordu . 'Gitme' demişti 'Gitme Ayla' ama o ardına bakmadan çıkıp gitmişti. Belki bunu kabullenmesi için Baran'ı ikna edecek bi cümle söyleseydi ona olan yürek yangını nefrete dönüşmezdi. Gidi ile tüm Mardin'e rezil olmuştu. Birde başka bi kadınla daha mutlu olursun demiş ardına bakmadan çıkıp gitmişti. Bu kadar kolaydı işte yaşanmışlıklari hiçe sayıp çekip gitmek.Baran artık onu kendine mühürleyecek tekrar gitmek için şansı olursa oda onun gibi umutlarını yere sererek gidecekti. Şimdi her bir adımının hesabını sorma vakti gelmişti. Oturduğu yerden kalkıp kapıya doğru yürüdü. Kapıda duran Botan'a bakıp . "Evde ki kızı aldınız mı"demişti Gülsüm'ü burada ince bi hesap bekliyordu. Aklı olsaydı vakit kaybetmeden o evden kaçıp giderdi ama o beklemeyi seçmişti. Şimdi ise beklediği bilet tarihi değil oturduğu depoda hesap verecekti. Botan İstanbul da kalıp hem burada bulunan şirkette bi kaç işleri halledecek hemde Zilana biraz daha yaklaşmak için getirdikleri kızdan hesap soracaktı. Mardinde ki işlerin aksamaması içinde abisi şuanlık Mardin'e dönüyordu. Orada ki aşireti dizginlemesi lazımdı. Botan abisini başıyla onaylayıp "Aldık abi depo da. Tabi söylediklerinden pek birşey bulamadık ama birşey çıkar diye hala tutuyoruz" dedi Baran kafasıyla onayladıktan sonra arkasında vedalaşan kadına baktı. Pişmanlık onun için yeni bi başlangıç olacaktı. Bundan sonra merhamet yoktu. İyi niyet yoktu. Ayla bütün ailesiyle sıkı sıkı sarılıp en son annesine sarıldı. Bu gidişi ilkine göre daha yıkıcıydı. Annesinin göz yaşlarını silip "Şşş tamam anne ağlama "ağlamaklı sesiyle genç kız "Bak bide aklım sende kalır" Kadın kızının ellerini tutup öptü yanaklarını oksadı. Sonra gözlerine öpücüklerini kondurdu "Ah benim güzeller güzeli kızım bahtı kara yavrum. Demek ki bizim de kaderimiz buymuş" Annesinin yanaklarından tutup "Belki de öyleymiş kaderim buymuş" Annesine sonkez sarılıp ayrıldı Ayla. Artık kabullenme vaktiydi... Baran arabaya yaşlanmış Ayla'yı beklerken abisinin elinde valiziyle indiğini gördü. Yerinden doğrulup Ferit'in elinde ki valizi alıp bağaja atmıştı.Hiç konuşmuyordu Yüzünde buz gibi bi görüntü vardı. Ayla'nın kapısını açıp bindirdi. Tam arabaya binmek için diğer tarafa geçecekti ki kolundan Ferit'in tutmasıyla durdu. "Ona iyi bak" Baran histerikçe gülümsedi. Kolunu tutan Ferit'en çekip arabasına bindi. Acaba o kardeşine bakabilmişmiydi daha evinde ki karısını koruyamamıştı. Arabanın çalışmasıyla yola koyuldular. Uçak bir saate kalkacaktı. Ayla sessizce dışarıyı izlerken Baran yanında ki masum görünen kıza baktı . 'evet' dedi kendi kendine.'Onun bu masum yüzüne kandım' Ama artık eski Baran yok. Nasıl ki kimse onu düşünmemiş karısı onu bırakmıştı. O da artık ne kimseyi sevecek nede merhamet edecekti. Bu evliliğin bile bir değeri yoktu. Şuan dizginlenmesi gereken bir aşiret ve dedikoduları biran önce susturması lazımdı. ~~~~~ Azat müstakil tek katlı ve küçük bir bahçesi olan bi evin önünde durup kolundan tuttuğu kadını kapısını açtığı eve fırlattı . Dizlerinin üzerine düşen kadının yanına çöküp kollarını sıkıca tutarken gözlerinde öfke vardı. "Zilan söyle şimdi sana ne yapayım he! ne yapayım!" Sinirden gözü dönmüştü sanki Zilan korkudan gözlerine bile bakamıyordu adamın. Sesini çıkarmadan sadece Azat'ı dinliyordu. "Bütün planımı altüst ettin Zilan, o heriften koparmak için yaptığım bütün planı batırdın!" Kadını tuttuğu kollarından itit tekrar itelemişti. Öyle öfke doluydu ki sanki her bağırması bir zelzele habercisiydi. Kadına doğru eğilip "Söyle!! Söyle! Ne yapayım sana he söyle!" Ayağa kalkıp etrafında döndü sinir bütün bedenini ele geçirmişti sanki herşeyi biranda nasıl batırırdı.Hızla kadına doğru dönüp "Yada hiç boşanmanı beklemeden seni karım yapayım he! o zaman mecbur boşanmak zorunda kalırsın Zilan hanım!" Zilan duyduklarıyla kanının çekildiğini hissetti. Daha Ferit bile ona dokunmaya kıyamamışken bu psikopat adamın mı olacaktı . Buna asla müsaade etmezdi. Bu adamın yanında nefes bile alamıyorken böyle birşeyi hayatta kardıramazdı.Hızla yerinden kalkıp "Asla! Eğer öyle birşey olursa yemin ederim öldürürüm kendimi Azat anladın mı! Gelinlik giydirmeyi düşündüğün kadına kefen giydirirsin" Azat karşısında ki kadına doğru adım atmaya başladı. Duvarla kendi arasında kalınca kulağına doğru eğilip önce kokladı. Elleriyle saçını kulağının arkasına sıkıştırırken "O zaman uslu duracaksın eğer bir daha yanlışını görürsem Zilan" dedi ve sağ eliyle yanağını avuçlarımın içine alıp gözleri titreyen kadının gözlerine dikti bakışlarını "O zaman gözünün yaşına bakmam" demiş elini aniden çekip geri çekilmişti. Zilan olduğu yere çöküp ağlamaya başladı bu adam zehir zemberek ti. Yeminliydi hayatını mahfetmeye hıçkırıkları bir bir boğazından dökülürken Ferit geldi aklına kim bilir nasıl perişan olmuştu sevdiği. Biran da hayatı nasıl da altüst olmuştu böyle . Azat adamlarına evin etrafında nöbet tutmaları için talimat verdi. Kuş uçsa haberi olacaktı. Zilan'nın yaptıklarını düşündükçe deliye dönüyordu. Şimdi o Ferit denen adamdan boşanması hiç zor olmayacaktı ama tüm gerçekleri bilmesi içnde zaman lazımdı. Zilan sonsuza dek onun baş uçunda gözleri sadece bana bakacak zaman için sabredecekti. Olan kusursuz ama onun planı daha kusursuzdu. Adamları ayarladıktan sonra eve girdi. Çöktüğü yerde hala ağlıyordu sevdiği. İçi parcalanıyordu ama 'bu günlerde geçecek ' Onu seveceği günlerde gecelecek dedi kendi kendine. Yanına gidip kolundan tuttu yüzüne bakmıyordu. Merhamet etmeyecekti eğer merhamet ederse onu kaybedebilirdi. Kolundan sürükleyerek mğstakil olan evin bir odasına geldi kapısını açıp içeri fırlatmıştı. Azat genç kıza doğru parmağını uzatmış egilerek "Bir tane daha hata yap Zilan! bir tane daha! Şimdi uslu uslu otur!" Bu adamın her bi kelimesine kalbi sıkışıyordu sanki . İçi feryadı figangen dudaklarından sadece ağıt döküle biliyordu. Şimdi ona zırh olan çaresizlikti... ~~~~~~ Saatler Akşamı gösterirken Mardin'e gelmişlerdi sonunda, arabadan Bavulları indirip konağa girdi Baran. Ayla da peşinden gidiyordu elleri önünde bağlı gözlerinde ki çaresizlik. Şimdilik aşiretin susması için Ayla'nın burda olması yetecekti bir süre. Peki ya Zilan bulunduktan sonra onları ne beklecekti muammaydı. Belki de Ferit'i öldürmeliydi o zaman daha fazla uğraşmasına gerekte kalmayacaktı. Büyüklerin ellerini ölüp içeri salona geçtiler. Şimdi nikahlarını tazeleme vaktiydi. Resmi nikahı hala duruyordu ,çünkü 3 ay sonra mahkemeye çağrılmışlar ama üç ay geçmeden Ayla tekrar Mardin'e dönmek zorunda kalmıştı. Ayla ve Baran hocanın gelmesiyle önüne oturdular. İçinde kocaman bi acı vardı Ayla'nın. Nasıl olurda başa dönerdi anlayamıyordu. Kalbi tekleyetek atıyordu sanki. Başını kaldırıp derin bir nefes aldı. Hoca Ayla'ya o nefesini kesecek soruyu sormuştu aldığı nefes bile kursağında kalıyor bir yumru oluşturuyordu "Ali kızı Ayla, Ömer oğlu Baran'ı kocan olarak kabul ediyormuşsun" Bunu ikinci defa yaşıyordu. O zaman nasıl çaresizse şimdide aynen öyle çaresizdi. Ama bu sefer yanında ailesi yoktu. Ve dudaklarından o kelime döküldü. Ellerine damlayan göz yaşını saklamaya çalışarak "Kabul ediyorum" Demişti. İçinden keşke dedi keşke o zaman 3 talakla boşamasıni isteseydi. Belki bu duruma ikinci defa mecbur kalmazdı. Belki de bir nota inanıp hiç gitmemeliydi. Nikah bitmiş büyüklerin elleri öpülmüştü. Yemekten sonra hocayı yolcu etmişler saatin geceyi göstermesiyle herkes odasına çekilmeye başlamış. Ayla Barandan önce ezbere bildiği odasına titreyen bacaklarıyla çıktı. İlk gününü hatırladı. Ne çok korkmuştu o zamanlar bu eve sığamamış boğazı düğümlenmişti. Tıpkı o gün ki gibi aynı anı yaşıyordu kadın. Odanın bir köşesinde ki kanepeye oturdu belki de bu hayatı kabul etmeliydi. İçini kemiren tek şey evliliği ne boyuta gideceği idi. Odanın kapısı açılıp içeri giren adamla gözleri buluştu. Ayla eski Baran'ı göremedini farketmişti gözleri buz gibi bakıyordu. Bu hali genç kızı korkutmaya yetmiş, o gözlerde Ayla bu sefer ürkmüştü. Biliyordu artık, hiç birşey umduğu gibi olmayacaktı. Bu dönüşü bambaşkaydı. Çeketini çıkarıp kenara koyduğunda Ayla oturduğu kanepeden kalkmış dolaptan aldığı geceliği ile banyoya yürürken buz gibi bir ses kulaklarına dolmuş adımlarını durdurmuştu. "Soyun" Nefesi kesik kesik çıkıyordu. Şaşkınlıkla dudaklarından bir "Ne." döküldü. Gerçekleri biliyordu ama hala sindirememişti. Evliliğin sahtesi olmazdı. Baran ayakta dikilmeye devam eden genç kıza bir adım atarken yüzünde hiç bir duygu kırıntısı yoktu. "Soyun...Dedim " demişti. Ayla'nın gözlerinden yaşlar birer birer düşerken geriye bir adım atmış. Yutkunarak. "Eskisi gibi olalım" demişti. İçinde kalan son umuduyla Baran ellerini beline koyup karşısında ki kadını baştan aşağı inceledi. Gözlerinde durup ruhsuzca baktıktan sonra "Bunu bilerek buraya geldin. Eskisi gibi olup içinde burdan gitme isteğini büyültmene izin vermeyeceğim, eğer bunu istiyorsan şimdi çıkıp gidebilirsin, asla önüne geçmem ama bu evlilik ne olursa olsun oyundan ibaret olmayacak" bir adım daha genç kıza yaklaşırken "Şimdi! hiç ardına bakmadan çekip gidebilirsen git!" Demiş başını olumsuzca sallayan genç kızla acı dolu bir gülümseme yayılmıştı dudaklarından. "Madem öyle" derken titreyen kadının kolundan tutup yatağa götürmüştü. Ayla'nın gözlerinden yaşlar akarken Baran onu soymaya başlamış çoktan. "O zaman seninle gerçek bir karı koca olalım" İç çamaşırlarıyla kalan geç koz hem utancından yerin dibine girmiş hemde çaresizliğine dudaklarından bir hıçkırık kaçmıştı. Bu adama karşı koyamazdı töre buna bile izin vermiyordu. Soyduğu kadını yatağa yatırıp kendi üzerini çıkardı. Kadının üzerine eğilip öpmeye başladığında kadın sessizce döktü göz yaşlarını. Biran duraksadı Baran. Bunu farketmişti genç kız. Titreyen dudaklarını ıskatırken. Artık geri dönüşü olmadığını biliyordu ve bazı şeyleri kabullenmesi lazımdı. "Durma...devam et, ikimiz için de kaçış yok artık" Bu durumdan nefret etmişti. Hatta onu mecbur eden abisinden bile. Baran, Ayla'nın son savunmasını, göğsüne kapattığı kollarını öfkeyle iki yana açtı. O anda her şey sustu. Ayla, o dokunuştan değil, taşıdığı anlamdan nefret etti: Sevginin değil, salt gücün soğuk temasıydı bu. Çaresizliğinden, hatta damla damla süzülen gözyaşlarından nefret etti. Sonra, bedeninin derinliklerinde hissettiği keskin acıyla bir hıçkırık dışarı çıktı. İşte o an, her şey bitti. Hayaller, umutlar, özgürlük... Hepsi bir anda toz oldu. Artık geri dönüş yoktu. O, bir erkeğe ait olmuştu, kendi hayatı üzerindeki son sözünü de sessizce teslim etmişti. Hiç karşı çıkmadan.
Bölüm 7
7.Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.