Umutların varlığı sonsuzmudur... ~~~ Dünyanın yıkıldığını hissettin mi hiç, hani derler ya insanlar ,dünyam yıkıldı diye ,işte bunu hissetmişti Ayla o yatakta o çaresizlikte o kelimenin ne anlama geldiğini nasıl yıkıldığını anlamamış hissetmişti. Ayla kendi de acı çektirmişti dimi. Onu bırakmak istemeyen adamı ardında koca bir kaosa bırakmış gitme deyisine kulak vermeden ,kör eden hayallerinin peşine gitmişti. şimdi burda acımasız olan hayallerimiydi yoksa Ayla'yı odada bırakıp çekip giden adam mıydı. Genç kız umutlarını dökmüştü bugün hayallerini bir bir çiğnemişti. İnsanlara dokunmaya korkan Ayla bir adamın canavarlaşmasına ve kendisine sahip olmasına izin vermişti. Kendi elleriyle canını kendi sökmüştü. Ayla... umutlarını yitirmişti bugün .... Yatağın da ayaklarını kendine çekmiş sardığı yorganı göz yaşları nemlendiriyordu. 'Dur' bile diyemedi Ayla 'Yapma ' 'dokunma' diyemedi. Nasıl diye bilirdi ki o bu hayata mecbur bırakılmış kurbandı. Onu bu hayata iten onlardı. Umutlarını kenara bırakıp buraya hapis ol demişlerdi. Hapis etmişlerdi. Ne kadar oturup göz yaşı döktü bilimiyordu. Yataktan doğrulup ayaklarını yere bastı. Soğuk yer bile içinde ki ateşi söndürmüyordu. Vücudunda ki yorgunluk onu yere serecekti sanki. Elleriyle göz yaşlarını silip zorda olsa ayaklandı. Kapısını açmaya zorlandığı banyoya girdi. Arkasından kilitleyip küvetin içine kendini bıraktı. Dolan suyu izleyip düşüncelere boğuyordu kendini. Şimdi Töre, yerini bulmuşmuydu. Buz gibi suyun içinde yüzünü yakan göz yaşlarını döktü Ayla. Bu su bile rahatlatmıyordu onu. İçinde ki ateşi söndürmüyor derin nefes aldırmıyordu. O kadar yorgundu ki, akan göz yaşları hayallerini götürürken enerjisi sıfırlanmıştı sanki. Kaç saat kaldığını bile hatırlamıyordu. Gözleri yarı baygın buz gibi suyun içinde kala kalmıştı. Yok olmuştu sanki . Baştan aşağı çaresizlik bütün bedenini sararaken bedeni artık dayanamamış gözlerini karanlığa yummuştu. Güzeller güzeli Ayla bütün ruhunu bugün bu konakta kaybetmişti. Baran yine uçurum kenarında buldu kendini. Gök yüzünün karanlığı yıldızların güzelliğini gözler önüne seriyordu. Ayla'yı anımsatan o yıldızlar bugün daha cansızdı sanki. Yaptığı aklına geldikçe çıldırıyordu. Elinde ki sigarayı fırlatıp "Neden dur demedin! neden!" diye bağırdı onun sesine yer inlemişti sanki. İçi yanıyordu Baran'ın, dokunduğu kadın göz yaşı dökerken 'dur' demesini bekledi. Ama... susmuştu sustu ve ikisinide sonu olmayan girdaba mahkum etmişti. Saatlerce oturdu. Yıldızlar bir bir kaybolmaya başladığında sarsak adımlarla kalktı yerinden. Gitmeliydi. Ayla'ya gitmeli onu yalnız bırakmamalıydı. İçini yakan bu acı onu kül ederken kim bilir o ne haldeydi. Arabasına binip hızla konağa geldi. İçinde ki sıkıntı ruhunu daraltıyordu. Konağın koca kapısından içeri girmesiyle başını kaldırdı . koskoca konağı inceledi önce sonra gök yüzüne çevirdi yüzünü. Derin bir nefes alırken 'O benim karım' dedi sesinin güçsüz ritmiyle. Kendi içinde savaş halindeydi sanki yaşadığı bu duruma mantıklı bi açıklama bulmak istiyordu. Ama düşünüp işin içinden çıkamadığı her dakika Ayla'yı suçluyordu. Dilinden sessizce kelimeler dökülüp giderken "Neden gittin. Neden ikimizi de yaktın" Baran düşünceli haliyle odasının kapısına geldi.Bu kapı daha kaç acıya şahit olacaktı. Tereddüttüydü. İçeri girdiğinde nasıl bi manzarayla karşılaşacaktı bilmiyordu. Tek bildiği yaktığı canda o da kavruluyordu. Düşüncelerini bi kenara atıp araladığı kapıdan içeri girdi. Etrafta göz gezdirdiginde Ayla yoktu. Banyo da olmalı diye düşündü. Yoksa daha güneş bile kendini yeni göstermeye başlamışken başka bi yere gidemezdi. Yine emin olmak için banyonun kapısına geldi. Gözlerini kapayıp derin bir nefes alırken "Ayla" dedi. Ses yoktu kapı kolunu indirdiginde kilitliydi. 'Benim yüzümü bile görmek istemiyordur neden cevap versin ki' Banyo kapısından uzaklaşmış yatağa oturacagı zaman çarşafta ki lekeye gözü takılmıştı. Bir kaç dakika baka kaldı. Öfkeyle çarşafı kenara fırlatırken "Kahretsin!" demişti. İçi yanıyordu adamın onu zorlamamıştı ama göz yaşları herşeyi ortaya seriyordu. İçinde biriken öfkeyle dolaptan yeni örtü çıkardı. Yenisini düzensizce sererken eskisini sepete atmıştı. Genç adam düşünmekten beyni uyuşmuştu artık kafasında ki uğultulardan uzaklaşmak istercesine başını sağa sola salladı. yarım yamalak serdigi örtülerin üzerine kendini attı. Aklı hala banyodan çıkmayan karısındaydı. Aradan zaman geçmesine rağmen ses yoktu hala banyodan çıkmamıştı Ayla. O an İçine bir huzursuzluk doldu.' Ya kendine birsey yapmışsa'. diye söylenen iç sesi beynini kemirirken içine dolan endişeyle hızla yerinden kalkmış banyo kapısına vurmaya başlamıştı. "Ayla!" Ses yoktu. İçine bir korku düşmüştü Baran Ağa'nın. 'Ya kendine birsey yapmışsa ya canına kıymışsa ' "Hayır.hayır. O öyle bir şey yapmaz" Geri çekilerek kapıya sertçe vurup kırmıştı. İçeri girmesiyle gördüğü görüntü kanının çekilmesine sebep oldu. Küvette boylu boyunca yatıyordu Ayla. Göz altları morarmış. Yüzü bembeyaz olmuştu. Elleri cansızca iki yana açılmış. Saçları yüzünün belli belirsiz yerlerini kapıyordu . "A-ayla" Hızla kadının yanına gitti. . Hemen kuvetten çıkarıp yatağına götürmüştü. Yüzünde ki saçları çekip bembeyaz olmuş yüzüne nefesi kesilecek gibi bakıyordu. Ayla.. Buz gibiydi. Titremeye başlayan elleriyle yanaklarına vurdu "Ayla...Ayla aç gözlerin". Nabzını kontrol etmiş yaşadığını anlayınca içine derin bi nefes çekip "çok şükür " dedi Ona birşey olsa ilk canı yanacak kişi oydu. Bu durum bile Baran'ın aklını başından almaya yeterken bu sefer yüreği sızlıyordu. Ruhu içinde bir köşeye çekilmiş huzursuzca olacakları izliyordu sanki. Hızla cebinden çıkardığı telefonla gözlerini hala sabaha açmamış aile doktorunu aradı. Bir kaç çalma sesinden sonra doktor yarı uykulu sesiyle "Efendim" Demiş Baran telaşlı sesiyle uzatmadan Ayla'nın durumunu anlatmıştı tek nefeste. Telaşlı sesi doktoru bile endişeye düşürmüştü. Doktor yerinden hızla kalkıp üstünü giyinmeye başladığıda bir yandanda telefonla Baran'a kendisi gelene kadar sıcak tutmasını söylemiş en kısa zamanda orada olacağını temin etmişti. Baran telefonu kapatır kapatmaz hemen aşağıya indi. Sıcak su torbasını doldurarak yukarı çıkmıştı. Odasına girdiğinde dolaba yönelip Ayla'yı sıcak tutacak kıyafetler çıkardı. Yüzü bembeyaz olmuş kadına baktı. İçinde ki acı yüreğini parçalamıştı, bu görüntü kalbinin sıkıştırıyordu. Fazla vakit kaybetmeden üstü kat kat örtülü kadını açtı. Vücuduna bakmadan üzerini giydirip iki kat coraptan sonra üzerine birde patik giydirmisti. Kadının baygın ve buz gibi vücudu Baran'ı da dondurmuştu sanki. Kucağına aldığı kadın inilti sesleri çıkarırken sıcak su torbalarını koyup üzerini örtü. Yanına oturup alnını öptüğü kadının yüzüne kendi göz yaşı karışmıştı. İşte şimdi ateş Baran'ı yakıyordu. Baran bu kadını tanıdığından beri bütün duyguları bir arada hissetmişti. İliklerine kadar mutlu olurken, korkuyu hissetmemiş kalbine korkuyu tattırmıştı. Telefonun titremesiyle doktorun geldiği haberini alıp hızla aşağı indi. Kapıyı açtı hizmetliler hariç uyanan kimse yoktu daha, bu iyiydi yoksa bir sürü tantana çıkacak herkes başının etini yiyen bir ton sorulara maruz birakacaktı birde onlarla uğraşamazdı.. ~~~~ Doktor Ayla'yı kontrol etmis gerekli ilaçları Baran'a vermişti. Doktoru yolcu etmek için odadan çıkmışlardı ki Fatma kadına rast gelmişlerdi. Kadın doktoru görmesiyle gözleri kocaman baştan aşağı oğlunu inceledi. Zavallı kadın her an korku içerisindeydi. "Hayırdır oğul bir yerine birşey mi yaptı yoksa o kadın" Acıyı hisseden yüreğiyle kontrol ediyordu oğlunu Fatma kadın . Oğlu öldükten sonra içinde ki acıyı etrafına salmış en cok Ayla'ya bu kadar çok nefret beslemişti. Baran vücudunu inceleyen annesinin kollarından tutup "Yoktur birşey ana telaşlanmayasın Ayla'nın biraz ateşi çıktı ondan doktor burda şimdi gidiyor zaten" Demişti. Olanları anlatmaya dili varmamıştı adamın. Fatma kadın burnunu havaya dikerkenaklı kızındaydı. Hala bulamamışlar birde bu kadınla mı uğraşıyorlardı. "Bırak oğul onlara hiç birşey olmaz " Baran annesinin bu çıkışına bir ya sabır çekmiş doktoru yolcu etmek için konaktan dışarı çıkmıştı. Yaşlı kadın içinde ki dürtüyle Baran'ın odasına sessizce girdi. Yatakta yüzü solmuş beti benzi atmış kadına baktı. Ne olmuştu da bir gece de bu hale gelmişti. Elini yatakta yatan kadının başına koydu. Ateşi vardı. Anından elini çekip odadan telaşla çıktı. Merdivenleri hızla inip mutfağa girdi. Merhamet kalbine dokunmuştu Fatma kadının . Gençlik yılları geldi aklına oda cok acılar çekmişti . Ölen oğlu da çok ateşlenirdi. Kardeşlerinden en çok hasta olan oydu . Ateşi olduğunu görünce oğlu aklına gelmişti Fatma kadının . Hemen ocağın başına geçip kendi elleriyle çorba yapmaya başladı. İnsan sevmesede merhamet tüm duvarları yıkıyordu. Baran doktoru gönderdikten sonra odasına çıktı. Genç kızın gözleri hala kapalıyken yatak odasında bulunan kanepeye oturdu. Ayla'yı izledi insana bakarken güler yüzü yoktu. O yüzünden yayılan huzur can vermiş gibiydi. Solgun yüzü Baran'ın içini yakıyordu . Derin bir nefes alıp başını arkasına yasladı. Yorgundu ... Çok yorgun... İçinde kocaman bir acı kalbine saplı kalmıştı sanki. Derin bi nefes alıp gözlerini yumdu. Yorgunluğun verdiği halsizlikle gözlerini huzursuzca karanlığa kapadı. Fatma kadın çorbasını yapmış. Yukarı çıkıp sessizce odaya girdi. Oğlu uyuya kalmış Ayla hala gözlerini açmamıştı. Yatağın başına gidip tepsiyi komidinin üzerine bıraktı. Ayla'yı hafifçe durtüp kendinden taviz vermeden. "Gelin" Diye uyandırmaya çalıştı. Ayla bir kaç seslenmenin sonun da gözlerini yavaş yavaş açıp karşısında Fatma kadını görmesiyle yerinde doğrulmaya çalıştı. Yine dövecekmiydi onu. Fatma kadın elini Ayla'nın omzuna koyarken yüzünde bu sefer hüzün ile karışık bir şefkat vardı. "Şşş korkmayasın çorba getirdim iki lokma iç " Ayla yorgun bedenini doğrultmaya çalıştı en son hatırladığı banyoda oluşuydu. Buraya onu Fatma kadın mı getirmişti diye düşünürken kanepede yatan Baran'ı görmesiyle gece yaşananlar bir bir gözünün önüne dökülmüştü sanki. Kaşları çarılıp göz bebekleri titredi. Fatma kadın ne olduğunu az cok anlamıştı. Ama susması lazımdı . Bu saatten sonra elinden de hiçbir şey gelmezdi. Baran uykusuzluğun yorğunluğunda derin bi uykuya dalmış Fatma kadın gelinini doğrultarak rahat etmesi içinde arkasına yastık koymuştu. Ayla Fatma kadının yüzüne uzunca baktı. Bu kadınmıydı onu yerden yere vurup döven yoksa içine yeni bi Fatma'mı kaçmıştı. Ne olursa olsun bu kadının şuan ki merhameti Ayla'nın içini ısıtmaya yetmişti. Kaşığı uzatan kadın "Ağlama da iç şu çorbayı güçsüz kalırsan daha çok perişan olursun" kendi yaşadıklarından biliyordu. Güçsüzlüğün insanı ne kadar cok perişan ettiğini. Genç kız gözlerinden yaşlar damlayarak içti çorbasını. Çok halsizdi elini kaldırıp kaşığı tutacak mecali yoktu . Fatma kadın burnu hava da içinde ki merhamete yenik düşerek içiriyordu çorbasını. Son kaşığı da vermiş tabağı tepsiye koymuştu. Ayla titreyen sesiyle başı yerde "Sağolun" çıkmıştı dudaklarından Kadın başıyla onaylarken tekrar ateşini kontrol etmiş dolaptan aldığı gecelikle genç kızın yanına gelmişti. "Gel buraya. Terlemişsin ayrıca üzerindekiler de çok kalın ateşin fırlarsa hiç iyi olmaz" diyerek Üzerini Fatma kadının yardımıyla değiştirip ilacını da içirmiş yorgun bedenini tekrar gömmüştü yatağına genç kız. "Yataktan çıkma bir şeye ihtiyacın olursa Havva'yı çağır" diyerek çıkmıştı odadan. Baran kapının kapanma sesiyle gözlerini açtı. Yatakta solgun benizli karısına çevirdi gözlerini. Uyanmıştı Daha fazla oturmadan ayağa kalktı. Genç kız Baran'ın kalktığını hissettiği an başını kaldırmamış gözlerini gözleriyle buluşturmamıştı. Elinin altında ki yorganı sımsıkı tuttu. Baran bir kaç adımda yatağın başına geldi. Ona iyimisin diye soracaktı ki göz yaşlarına takıldı gözleri tek tek yorganına nasılda damlıyordu. İçi burkuldu adamın nefesi kesildi. Dişlerini sıktı ellerini yumruk yapıp gözlerini yummuştu . Gözlerini açtığında yatağın yanında olan ilaç poşeti Ayla'ya uzatırken "İç bunları" dedi sesi tok bakışları soğuktu bu sefer. Ayla poşetin önüne bırakılmasıyla ürktü. Adamın her hareketi artık ona korku olmuştu. Posetten ilaçlara bakarken "Bu ilaçlar tüm yaralarımı iyileştirir mi?" Baran kalbine ok yemiş gibi dona kalmıştı şimdi. Acı tedavi edilemezmiydi. Herşeyin bir ilacı varken neden acı unutulmuyordu. Derin bir nefes alan adam "İkimizinde yarasının bi ilacı yok Ayla. Yaşayacaklarını bilerek geldin buraya" Yuttundu genç kız, derin bi nefes alırken "Ben... Yok saymadım... Hayallerime uzanmak isterken sen beni dipsiz kuyulara mecbur ettin Baran ağa " Acısını diline dökmüştü. Adam bu acıda yok olurken kadın küllerinde yaşam kırıntısı arıyordu. Adam... öldürdüğü ceset tarafından idama mahkum edilmişti . Düşüncelerinizi paylaşırsanız sevinirim .😊
Bölüm 8
8.Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.