Gülücük saçan her insani mutlu sanıyorlar, Oysa acı başka türlü saklanmıyor .... Ayla masaya geçip Bara'nın yanındaki boş sandalyeye oturdu.Bara'nın annesi Fatma ana "günaydın gelin " dedi imalı sesiyle Ayla buna takılmadan kadının yüzüne sıcacık gülümsedi "günaydın efendim biraz geciktim sanırım üzgünüm " herkes Ayla ya ağzı açık bakarken Ayla bu durumu anlamak için başını Baran'a çevirdi. Baran kafasını sallayıp kahvaltısına devam etmişti. İstanbul'dan gelen gelinden beklenmeyecek birşey değildi. Fatma ana Ayla'ya kaşlarını çatıp "Gelin İstanbul'da öğrenmemişsin belli ki, evlendiğin adamın Anasına efendi değil ana denir" bunu Ayla'da biliyordu. Ama pat diye ağızdan da çıkmıyordu işte. Karşısında ki hiç bi insanın ismini bilmiyordu ki onlara Anne baba diye hitap etsin. Genç kızın morali bozulsa da gülümsedi. "Biliyorum tabi ki, artık dikkatli olurum"dedi. Olayı büyüttmemek için.Oysa ne zor tutuyordu kendini ağlamamak için annesi babası nerdeydi. Onu bu yabancı yere bırakıp gitmişlermiydi. İçinde hissettiği kocaman boşluk neydi böyle, şimdiden özlemişti eski hayatını. Erkekler gitmek için ayaklanmış Ayla Baran'ın kalkmasıyla ayağa kalkmıştı. Konağın kapısına kadar gelip içinde ki acıyı saklamaya çalışarak "Allaha emanet olun"diyip yolcu etti. Annesi de her gün babasını böyle yolcu ederdi. Şimdi ne yapması lazımdı gidip masayı toplamalıydı dimi. Gelinler ev işlerine yardımcı olurdu. Hizmetliyle masayı toplamaya başladı. Hizmetli Havva abla "sen zahmet etme hanım ağam ben toplarım" Ayla duraksayıp kaşlarını kaldırdı "Hanım ağam?" diye soru yönelttiğinde.. Havva abla elindekileri tepsiye koyarak "Bu konağın ağası Baran ağamdır sizde karısı olduğu için hanım ağamsınız hanımım" Ayla önce kendine sonra kendinden yaşça büyük kadına baktı tebessüm edip bi elini kadının omuzuna koyarken "Havva abla sen benim büyüğümsün benim ismim de Ayla lütfen bundan sonra bana Ayla de ama o şekilde seslenme olurmu" Bu konak ,nasıl bir yerdi bilmiyordu ama kendinden yaşça büyük bi kadını da kendine köle edecek değildi . Herşey sevgiye el uzatarak umut açardı , bi kişi ekiyorsa diğeri sulamalıydı ki verimi olsun. Havva abla itiraz edecek gibi olacaktı ki Ayla "lütfen " diye susturmuş ikisi birlikte bu duruma gülmüştü. Evin kücük kızı Hira merdivenleri birer ikişer inerek masayı toplayan yengesini görmesiyle "Ayla yenge anam seni çağırır " demişti nefes nefese. Ayla elindekileri bırakıp alışamadığı konağın merdivenlerini çıkıp evin salonun da oturan Fatma ananın yanına geldi. Elleri önünde bağlı "Beni çağırmışsınız" Fatma ana eliyle oturmasını söyleyip "otur hele gelin diyeceğim var" Ayla gösterdiği mindere oturdu Fatma anayı dinlemeye başladı. "Bak gelin İstanbul ve buralar bambaşka yerlerdir burda bi hatan olsa tüm herkes duyar bu bizim için hiç iyi olmaz çünkü sen ağa karısısın.Kendini buraya alıştır. Hal hareketlerine dikkat et, evin temizliği yemeğiyle ilgilen dışarı çıkacağın vakit sokakta yürümene dikkat edesin kocana düzgün karılık edesin ki biz de torun sahibi olalım, yeri gelince susmasını bil, görmezden gel " Alttan alttan kocanı ayart çocuk yap diyordu.Sessizce otur ne olursa olsun ses etme görme kör ol diyordu. Ayla "anladım" diyerek yerinden kalktı. Çıkıp gideceği vakit kendini tutamamış Fatma ananın karşısında durup aldığı nefesle "Ben İstanbul'dan buraya hayallerimin üzerine toprak atarak geldim. Sizin gözünüzde bu siliş benim gözümde ciğerimi yakan acı. Ama annemin bana öğrettiği gibi kimseye saygısızlık etmem eğer haklıysam da susmam. Kocam dediğiniz kişiye gelince daha tanıyalı 3 gün bile olmadı. Benim inancım da helalin olduğun erkeğe düşman olunmaz ama sizde beni biraz anlayın herşey hemen olmuyor. Olmazda.. Müsaadenizle " diyerek odadan çıktı. O Ayla 'ydı babasının göz bebeği annesinin masum kızıydı. Eline alıp ütü bile yapmamışken Aşirete gelin gelmişti.Herkes onun acısına kör olmuş. Bu ev de hayalleri hayatı nefesleri çalınmış gibiydi. Yangın yeriydi.... Kimsenin görmediği masum yüreği. Ayla mutfağa girip Havva ablaya yaklaştı. "Havva abla sana bişey diyebilir miyim" Havva abla köpüklü ellerini silip "tabi ki buyur han..yanı Ayla kızım " kızım ne güzel bi kelimeydi. İnsanin içini ısıtıyordu. Bunu şimdi daha iyi anlıyordu. İnsan ne kadar nankör bir varlıktı . Yokluğunu bilmedikleri küçücük şeyin bile kıymetini sonradan anlıyordu. Ayla içtenlikle gülümseyip "Bana yemek yapmayı ögretirmisin" Havva ablası bi anlık şaşırmış sonra gülümseyerek "tabi Ayla kızım bunları duralayayım birlikte yemek yaparız " demişti . Ayla ondan önce atılıp bulaşıkları duruladı.Havva abla dolaptan yemeklik malzemeleri çıkarıp tezgahın üzerine koymuştu. Güzeller güzeli Ayla işini bitirmiş Havva ablasının yanına gelmişti. "Hadi başlayalım güzel kızım " Bu kadın Ayla'nın içini ısıtıyor içinde ki ateşe su serpiyordu sanki. Eline soğanı alan Havva kadın bir bir anlattı karşısında ki nurlu yüzlü kıza. Ayla dikkatle onu dinliyor soğanlari kesiyordu. İlk olduğu için biraz büyük olsada alışmış ve küçücük kesmişti ağlayarak soğanları. Havva kadin ne kadar ısrar ederse etsin vermemişti. Güzel Ayla inatçıydı. Güçlüydü. Güle oynaya yemekleri yapmışlardı. Sonun da bitmişti. Bu kadar işe alışkın olmayan Ayla yorulmuş mutfakta ki sedire oturmuştu. Biran da mutfağa ağlamaklı içeri giren HiRa yanına oturdu "Sorun mu var hira" dedi bu hali genç kızı da üzmüştü. Hira başını kaldırıp dudağını büzmüş elinde ki kitabı göstererek. " Bu konu çok zor hiç birey anlayamıyorum " Ayla gülümsedi o kadar göz yaşı bunun içinmiydi. " ver bide ben bakayım " hira kitabını uzatıp gülümseyen yengesine baktı. Ilk geldiği günden beri seviyordu yengesini ama bi türlü yanına yaklaşıp konuşamamıştı. Yengesi "karakökler kolaydır aslında gel biraz anlatayım sana olur mu" Hira sevinçle ellerini çırpıp "yenge sen harikasın" demişti heyecanla. Ayla buna içtenlikle gülümsemiş. Kendisine kolay ama hira ya zor gelen konuyu anlatmıştı. Uzun uğraşlar sonucu anlamasını sağlamıştı. Mutfaktan çıkıp konağın arka bahçesinde durdu. Başını göğe kaldırıp derin bi nefes aldı.Burası nefesini kesiyordu sanki. Buna alışabilecekmiydi. Abisinin canı için hayallerinin katili olmuştu Ayla. Güzeller güzeli Ayla. Yüzü gibi masum değildi hayat, Yine de şükretti. tanımadığı adam zorba biri olup ona istediği herşeyi yapabilirdi.Ama yapmamamıştı. Ellerini iki yana açıp gözlerini kapadı. Dayanmalıyım dedi alışmalıyım. Ne diyordu annesi "Allah sevdiği kula dert verir ki Onu hatırlayıp zikretsin, zikretsin ki cennetini sunsun" "Çok şükür " dedi Ayla . Acısına şükredendi o, her zorluğun bi kolaylığı vardı bunu bilip içten inanandi.. Baran işleri bitmiş konağa girmişti. Gözü Ayla'yı arıyordu ama ne odasında ne de mutfakta idi. Acaba kaçıp gitmiş olabilir mi diye düşündü Arka bahçeye girip Ayla'yı görmesiyle derin bi nefes aldı. Ayla kollarını açmış mırıldandığını görmüştü. Onu görmesiyle endişesi uçup gitmiş hafiflemisti. Ayla'nın karşına gelmiş elleri cebinde onu izliyordu. Sesi işiten Ayla sakinlikle kollarını indirip gözlerini açtı.Karşısında ki adama baktı uzun uzun . Ben şimdi bu adamla evlimiydim diye düşündü. Yakışıklı bi mizahı vardı uzun boylu kapkara bakan gözleri, sempatik bi adamdı ama kalbine dokunmuyordu işte. Ona beslediği tek duygu minnetti. Ayla gülümseyerek "Geldin mi " dedi Baran kafasıyla onaylayıp "Hadi avluya geçelim bizi beklerler" kafasını eğip onayladı. Birlikte avluya doğru yürüdüler . Baran ellerini önünde bağlamış kadına baktı uzun uzun kalbi neden bu kadar hızlı atıyordu.İçinde ki bu tuhaf his onu bu kadar huzurlu hissetmesinin sebebi neydi. Aşk yavaş yavaş genç adamı esir alıyordu. Ayla avluya geçip masasına oturdu.Baran yanına oturup Annesinin "Nerdeydin oğul " demiş Baran annesine gülümseyerek "Buradayım ana"diyerek eline kaşığını alıp yemeye başlamıştı. Bugün yemekler biraz tuzlu olmuştu sanki. Fatma ana "Gelin anlaşılan yemeğe elin değmiş " Ayla başını kaldırıp Fatma anaya bakmıştı. Fatma Ayla'nın gözlerine bakıp "Tuzu bilerek mi bu kadar çok attın," diye ikaz ettiğinde Ayla şaşkınlıkla kaşlarını kaldırıp "Neden böyle düşündünüz" diye sordu. "Bilmem belki alışmadıgğn bu konaktan bu şekilde hırsını alıyorsundur" Ayla yüzünde bi duygu barınmadan bakmıştı karşısında ki kadına "Sizce alışamadıgım bu konaktan hırsımı bu şekilde almam çocukça olmaz mı" Fatma kadın yüzünü ekşitip " dilin de pek uzun gelin " demişti. Ayla "Saygısızlığım olduysa af ola ben sadece sorunuzu cevapladım... müsadenizle " Ayla fazla sorun çıkmaması için izin isteyerek masadan kalktı. Odasına girip yatağın köşesine oturdu. Ardından Baran kaşları çatık içeri girip Ayla'nın karşısına geçerek "Anam ne derse desin cevap verme Ayla yoksa olan sana olur" bunu annesini korumak için değil aksine onun zarar görmemesi için söylüyordu. O yokken kim bilir ne eziyetler ederdi. Ayla ayağa kalkıp bu sefer sıcacık degilde buz gibi gülümsedi Baran'a "Sus ve ne deniyorsa onu yap diyorsun yani" Baran "Hayır sus ve az laf işit diyorum" Ayla gözlerini yere indirip "Neden? Daha çok canımı nasıl yaka bilirler ki" iste bu Baran'a ok gibi saplanmıştı. Onu istemediğini aşikar dile dökmüştü Ayla . Ayla farkında olmadan bi yara açmıştı. Acımı gizle karanlık, Aydınlığa açılan kapılardan korkar oldum. ~~~~~ Baran karşısında ki gözleri dolan kadına baktı. Bu kadar zormuydu onun için. Bugün eve gelirken bile içinde ki huzur bu zamana kadar tatmadığı en güzel heycandı. Daha fazla kalmadı oda da çıktı evden bi kadının küçük bi cümlesi onu ne hale getirmisti. Baran ağaydı o kimseden etkilenmez kötü söz edeni yerin dibine sokardı. Ama bu kadın onun tüm zincirlerini kırıyordu. Hele şu sol yanında hissettiği tonlarca ağırlık ta neydi. Konaktan çıkıp arabasına attı kendini biraz oturdu. Gözleri daldı fazla uzaklara değil tam yanı başın da olup bakmaya doyamadığına daldı. Kendini bi anda ters düz edene daldı. Elini kalbine götürdü Baran ağa . Yüzü hüzne boyanmış 'Bune' dedi kalbine bi kere vurup 'Varlığını onca zaman hissetmedim kalbim şimdi neden ben buradayım diye can atıyorsun aynı anda hem mutlu olup hem paramparça oluyorsun' Koskoca Baran ağa bi kadınına tutulmustu. Arabayı çalıştırıp uçuruma sürdü. Ne zaman yalnız kalmak istese kendini burda buluyordu. Arabadan inip yüzünü göğe kaldırdı. Ay bugün ne kadar güzel parlıyor dedi kendi kedendine. Tıpkı Ayla gibi ... Uzun uzun baktı Ay'a ,sanki Ayla orada saklı gibi koparamadı gözlerini. "Ayla" dedi "Beni sevebilecek misin biz bir olabilecekmiyiz" sözlerinde umut saklıydı bekleyiş saklıydı Baran'ın... Ayla odasında oturmuş, Baran gittikten sonra çaresizligine göz yaşları dökmüştü. Ayla masum du Ayla cennetti, Ama çıkmaz sokaklar güzel Ayla'yı bilmediği tanımadığı insanların içine atıp gitmişti. Bu biter mi diye düşündü biterse evine geri dönebilir miydi. Daha 20 yaşında üniversite 2 yi okuyan sade hayati olan her öğrenci gibi koşuşturan bi kızdı . Ne çok sevinmişti istediği üniversiteyi kazanınca babasının kollarına atlayıp beraber güzel bi yerde yemek yiyerek güle oynaya kutlamışlardı oysa. Onun burda değil evinde olup sınavları için endiselenmesi lazımdı. Deli gibi çalışıp sabahlara kadar sorulara boğulup. Sınavdan sonra derin bi nefes alması lazımdı. Kimseye belli etmese de burda boğuluyordu Ayla, sanki nefesi ciğerlerine yetmiyordu. Buranın havası Ayla ya hiç iyi gelmemişti. Üzerini değiştirip yatağına uzandı. Aklına Baran dahi gelmiyordu. Saatten bi haber düşüncelerle gözlerini yumdu Ayla . Sabahın erken saatinde kalkıp namazını kılmış Rabbime sığınmıştı. Ellerini göğe açıp "Rabbim" dedi. "Benim senden başka kapısına gideceğim kimsem yok senden başka sıgınacagım biri yok, ellerimi sana açtım Rabbim, boğuluyorum kurtar beni nasıl ki acılara sancıları Eyüp (a.s) sabretmiş beni de saredenlerden eyle bütün işlerimi sana bırakıyorum benim yolumu sen çiz gönlümü de razı eyle" diyerek ellerini yüzüne sürdü. Baran'ın yoktu. Hala gelmemişti. Seccadesini toplayıp kenara koyduğunda kapısı açıldı. Baran gelmişti .Gözleri kızarmış Ayla'yı görmesiyle baka kalmıştı. Ayla şaşkınca kaşlarını kaldırdı sesi çıkmıyor sadece onu izliyordu. Baran yatağa oturup ceketini çıkardı. "İçin yanıyor dimi " dedi arkasını Ayla dönmüş olan Baran.. sustu kız. "Gitmek istiyor ama gidemiyorsun" Ayla ellerini önünde bağlayıp başını eğdi "geç geldin uyu biraz " Baran acıyla gülümsedi nerde olduğunu nereye gittiğini bile merak etmiyordu."Uyuyayımm tabi o zaman unutuyor insan dimi" dedi ve ayakkabılarını çıkartıp yatağa girdi. Koskoca Baran ağa yatakta küçücük olmuştu sanki.Saklanmak istercesine ... Ayla başını örtüp aşağı indi erkenden kahvaltılıkları hazırlamaya başladı bunları yapabilirdi sonuçta . fazla vakit geçmemişti ki Havva kadın mutfağa girdi "Ayla kızım ne işin var erkenden burda" Ayla domatesleri kesmeye devam ederken gülümsedi "Erken kalktım bugün yukarda oturmaktansa aşağı ineyim dedim Havva abla" Havva kadın gülümseyip bi yandan yumurtaları çıkarırken "iyi bakalım öyle olsun " dedi Kahvaltı hazırlanmış herkes yavaş yavaş aşağı iniyordu. Baran'ı uyandırmalımıydı. Bu düşüncelere boğulurken Havva kadın "Baran ağam gelmeyecek mi kızım " dedi Baran'ın boş sandalyesini göstererek... Ayla Havva kadına bakıp "Ben bi bakayım Havva abla" demiş. Merdivenleri çıkmaya başlamıştı. Konağa gireceği vakit Fatma kadınla karşılaşmış "Hayırlı sabahlar" dilemişti. Fatma kadın "Hayır mı şer mi orası meçhul" diyerek yanından geçip gitmişti . Sabah sabah yine zehirini dökmüştü. Ayla içine derin bi nefes çekip zorla gülümsemesini yüzüne takmıştı yine . Güçlü olmalıydı yıkılmamalı mücadele etmeliydi. Odaya çıkıp uyuyan Baran'a baktı. Nasıl uyandıracaktı ki , önce "Baran ağa" diye seslendi Baran da çıt yoktu. Yanına yaklaşıp "Baran ağa" dedi tekrardan ama yine kalkmamıştı. Yatağın yanına çöküp parmak ucuyla dürtü bu sefer "Baran ağa" bu adamda ki de ne uykusu böyle diye içinden söylenmişti. Biraz daha yaklaşıp bu sefer kolunu tutup salladı "Baran ağa" Acaba ölmüşmüydü. İçine bi kurt düşmüş endişelenmişti Ayla yaklaşıp elini kalbine koydu birşey hissetmiyordu. Kulağını yaklaştırıp dinlemeye başladı. Bi oh çekip gözlerini kaldırmıştı ki Baran uyanmış onu izliyordu. "Bi gece de bu kadar özledin anlaşılan beni" Ayla bu sözlerden sonra gözlerini kocaman açıp şaşkınca baktı hızla uzaklaşıp eli ayağına karışarak "O kadar seslendim ama uyanmadın bende birşey oldu sandım" Baran gülümseyip doğruldu "sevinmişsindir ama maalesef yaşıyorum" Ayla hayretle ağzını açmış böyle birşeyi nasıl düşünür diye kızmıştı. "Ölüme sevinecek kadar kalpsiz değilim" dedi tüm öfkesiyle Baran, Ayla ile aynı mesafeye gelip ayağa kalktı. Yüzünü inceledi her bir zerresini elinin tersiyle yanağını okşadı. Ayla şok olmuş olacakları seyrediyordu. "Sevinme... hep yanı başında olacağım çünkü " demiş daha fazla konuşmadan banyoya girmişti. Ayla olduğu yerde kalakalmış uyku sersemi ne dediğini bilmiyor diye düşünmüştü. Oda da banyodan çıkmasını bekledi şimdi aşağı inip Fatma ananın imalı laflarıyla uğraşamazdı. Baran belinde havlu banyodan çıkmıştı . Ayla Baran'ı öyle görünce hızla yüzünü çevirdi yok yani banyo da giyinse ne olurdu ki. Baran Ayla'nın bu utangaçlığına gülümsemiş üzerini giymeye başlamıştı. "Utanıyor musun " diye bi soru yönelttiğinde Ayla domates gibi olmuştu. Ayağa kalkıp gideceği vakit baksırlı bi Baran görmesiyle hızla yerine oturdu. Fatma ananın gazabından kaçayım derken doluya tutulmuştu. "Geç kaldık çabuk üstünü giyin de inelim ayıp olacak" Baran gülülmüş Arkası dönük Ayla'ya bakarak "Yani tabi inmeliyiz yoksa beni çıplak görüp heyecanlanmanla alakası yok dimi" Aylayla uğraşıyordu. Ayla bu sözlerden sonra hırsla ayağa kalktı "Kocamsın utanacak veya heycanlanacagım bi durum yok " iste şimdi yapmıştı yapacağını Ayla ne dediğini sonradan anlayıp gözlerini kocaman açtı. Aklıma tüküreyim dedi içinden kendine kızmakla meşgulken Baran Ayla ya yaklaşmış "Yani kocan olmama alıştın" Şimdi ne yapacaktı ne demesi lazımdı. Bu işin içinden çıkabilecek miydi. Ayla daha fazla bu duruma katlanamayıp Baranı orada bırakıp odadan çıktı. Konakta bulunan banyoya girip utançtan kızaran yüzünü yıkamaya başladı bir yandan da aynadan kendine "Ayla delirdin sen delirdin başka bi açıklaması olamaz! Delirdin!" Kendiyle kavgası bitmiş avluya inerek masasına oturmuştu. Hira "Yenge iyi misin"diye sordu telaşla Ayla'yı gören hayalet gördü sanırdı. Ayla cevap vereceği vakit Baran masaya oturmuş. "İyi tabi Hira'cım buraya alışmaya başlıyor sonuçta" Ayla Baran'ın iması ile şaşkınca ona baktı. Hira elinde ki çatalıyla "Abi biliyor musun Ayla yengem çok zeki saatlerce uğraştığım soruyu bi bakmasıyla çözdü iyi ki onunla evlenmişsin" Baran gülümserken Ayla'ya bakıp "Öyle mi" dedi Ayla boğazına kaçan çayla öksürme ye başladı. Baran sırtına vurup "Helal helal" demiş Ayla zar zor konuşarak "Beni kendin gibi biri.... Sandın herhalde...Öyle mi vurulur" Baran karşısında ki kadına gülerek "Ölmemen için ilk yardım diyoruz biz buna" Allah'tan masa da Hira dan başka kimse yoktu geç geldiği için bi çok kişi kahvaltısı yapmış kalkmıştı. Ayla "Bu ilk yardımla yaşayan insanı öldürmeyinde " dedi. Konağın kapının çalınması ve bir komutanın girmesiyle susmuslardı. Baran ayağa kalkıp Komutanın yanına doğru yürüdü. Ayla da masadan kalkıp ayakta dikilerek onları izliyordu.Acaba neden geldi diye düşündü yoksa biri bi suçmu işlemiş diye düşünürken Baran ve komutan sarılmış gülüşüyorlardı. Baran Ayla'ya bağırarak "Ayla bize iki kahve yaparmısın" dedi Ayla başını sallayıp uzaklaştı.Kafası karışmıştı şimdi bunlar arkadaşmıydı yoksa başka bi meselemi vardı. Genç kız kahveleri yapmış avluya çıkmıştı. Komutan gördüğü sima ile ayaklanmış genç kıza doğru "Ayla.." demiş şaşkınlıkla sözlerine devam etmişti. "Sen Ayla Dinçer'sin" dedi. Ayla yüzüne dikkatle bakmadığı komutana bu sözlerle daha dikkatle bakmış onunda ağzından şaşkınlıkla "Emre" dökülmüştü. Emre liseden son sınıf okuyan arkadaşıydı. Emreyle gönüllü kütüphane görevlisi olmuş orada tanışmışlardı.Fazla yakın olmasada birlikte çok vakit geçirmislerdi . ... Baran Ayla'ın başka bi erkekle konuşmasıyla içinde ki hissettiği kıskançlığı zapt etmeye çalışıyordu kıskançlık onu bir volkana çevirmeye yetmişti... 29 ocak 2018 pzrts
Bölüm 2
2.Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.