Selim'in acıyla yere yığılması ve Serkan'ın savunmasız bir şekilde suyu yukarıya taşımaya çalışması üzerine Buğra bir an bile tereddüt etmedi. Hızla koşarak Serkan’ın yanına gitti. Sol elini korumacı bir tavırla Serkan’ın omzuna koyup ona destek olurken, sağ elindeki AYEB silahını canavarın gelebileceği yöne doğru doğrulttu. Dişlerini sıkarak konuştu:
Buğra: "Dayan Serkan... Ne kadar su gerekiyorsa getir, arkandayım. Dayan!"
O sırada koridorun diğer ucunda durum çok daha vahimdi. Hilal, yerde acıyla kıvranan Selim’in yanına koştu. Ancak Selim’in göğsündeki darbe izini ve iç kanama belirtilerini görünce elleri titremeye başladı, gözyaşları yanaklarından süzüldü:
Hilal: "Eyvah... Hayır, hayır! Ben... Ben bunu nasıl iyileştireceğim? Bu darbe çok ağır, benim gücümün sınırlarını aşıyor!"
Yine de pes etmedi. İki elini birden Selim’in göğsüne koyup tüm teknik enerjisini zorlayarak yeşil parıltıları çıkarmaya çalıştı. Tam o sırada anomali, parazitli ve iğrenç bir kahkaha atarak Hilal’in tepesine dikildi. Yaratık, sol bacağını geriye çekip Hilal’in kafasına doğru çok sert bir tekme savurdu. Üstelik bu tekme havada bir kez daha patlama enerjisiyle yüklendi! BOOM! Hilal, kafasına aldığı bu muazzam darbe ve patlama dalgasıyla yerden kesilerek 3 metre uzağa fırladı. Sırtüstü çok sert bir şekilde beton duvara çakıldı. Çarpmanın şiddetiyle eski duvar tamamen yıkıldı, Hilal molozların arasında bilincini kaybederek acı içinde bayıldı.
İnci: (Gözleri dehşetle açılarak arkaya doğru sindi) "Hayır... Bu olamaz... Hilal! Hayır!"
Yerde yatan Selim, Hilal'in bayıldığını görünce içindeki öfke ve adrenalin tüm acısını bastırdı. Gözlerini delice bir hırsla açtı. Hızla ayağa dikilip sağ yumruğunu jilet gibi keskin, devasa bir kabuk tabakasıyla kapladı. Öfke çığlığı atarak anomalinin arkasından gizlice yanaştı ve canavarın sırtına, omurgasına ardı ardına çok sert darbeler indirmeye başladı!
Küt! Çat! Küt! Anomali acıyla tiz, ciyaklamaya benzer sesler çıkararak hızla arkasına döndü. Selim, canavarın karşı hamle yapacağını bildiği için saniyeler içinde vücudunun sadece ön kısmını kaplayacak şekilde, çelikten bile daha kalın, devasa bir kabuk kalkanı üretti. Anomali, patlayıcı gücüyle Selim'in kalkanına çok sağlam bir yumruk geçirdi! BOOM! Selim bu darbeyle 2 metre geriye uçtu ama enerjiyi tek bir noktaya odakladığı için bu sefer neredeyse hiç hasar almadan ayaklarının üzerine inmeyi başardı.
O sırada arkada gözlerini kapatmış, tüm veri akışını ve enerji dengelerini analiz eden İnci, dehşet verici bir gerçeği fark ederek avazı çıktığı kadar bağırdı:
İnci: "Bu anomali normal değil! SAFE-co bize tamamen yanlış bilgi vermiş!"
Koridordaki herkes; Serkan, Buğra ve Selim aldıkları bu haberle şoke olarak aynı anda canavardan gözlerini kaçırmadan bağırdılar:
Ekip: "Nasıl yani?!"
İnci: "Bu anomali kesinlikle E^+ rütbesinde değil! Enerji seviyesi, hücre yoğunluğu ve yıkım gücü... Bu yaratık doğrudan bir D RÜTBESİ!"
Grup duydukları karşısında tamamen şok olmuştu. Yeni kurulmuş bir F- rütbe ekibinin karşısına bilerek ya da bilmeyerek bir D rütbesi çıkarılmıştı. Resmen ölüme itilmişlerdi.
Tam o kaos anında, Buğra’nın Serkan’ın omzunda duran sol eli, sanki bir anlığına bembeyaz bir ışıkla parıldadı. Işık o kadar saf ve gizemliydi ki, Serkan'ın telekinezi enerjisiyle adeta bir bağ kuruyor gibiydi. Ancak yaşanan ölüm kalım savaşının ve aldıkları şok haberin etkisiyle ne Buğra ne de diğerleri bu parıltıyı fark edemedi.
Buğra: (İç Ses: D rütbesi mi?! Siktir... O zaman bunu düz yollarla hayatta yenemeyiz. Tek çaremiz su! Serkan o suyu getirmek zorunda!)
Selim, Serkan'a birkaç saniye daha kazandırmak için hayatını ortaya koydu. Sağ elini bu kez koca bir balyoz büyüklüğünde ağır bir kabukla kapladı. Anomalinin tam kafasının ortasına, o bomba mekanizmasına çok sağlam bir darbe indirdi! Canavar sendeledi. Selim durmadı, sol elini de aynı devasa kabukla kaplayıp ikinci ağır darbeyi indirdi. Anomali bu ağır darbelerin etkisiyle feci şekilde sersemledi, dengesini kaybederek hafifçe topallamaya başladı.
Ancak D rütbesi bir canavarın toparlanması uzun sürmedi. Yaratık mekanik bir hırıltıyla doğruldu, sağ diziyle hızlıca Selim’in karnına muazzam sertlikte bir darbe vurdu. Üstelik bu diz darbesi de tam temas anında patladı! BOOM! Selim bu kez koridor boyunca metrelerce savruldu, sırtüstü yere kapaklandığında acıdan gözleri kararıyordu. Resmen bayılma eşiğine gelmişti.
Serkan: "GELDİ!!! ÇEKİLİN!"
Serkan’ın gür sesi koridorda yankılandı. Tam o anda, merdiven boşluğundan ve kırık zeminlerden yükselen, tonlarca ağırlıkta devasa bir su kütlesi koridora fırladı! Serkan zihin gücüyle bu koca su dalgasını kontrol ediyordu.
Anomali, kendisine doğru gelen devasa su kütlesini görünce panikle, garip mekanik çığlıklar atarak tüm gücüyle Serkan ve Buğra’ya doğru koşmaya başladı. Ancak çok geçti; Serkan, zihnini ileriye doğru iterek koca su kütlesini anomalinin üzerine çok sert bir şekilde çarptırdı! ŞRAAAKK! Yaratık feci şekilde ıslandı, kimyasal teninden dumanlar yükselmeye başladı. Koridorun tüm zemini neredeyse diz boyu suyla dolmuştu. Serkan durmadı, yerdeki suları telekineziyle keskin bıçaklara dönüştürüp anomaliye ardı ardına vurmaya başladı. Buğra da fırsatı görüp iki eliyle silahını sıkıca kavradı ve canavarın gövdesine acımasızca ateş etmeye başladı. Tak! Tak! Tak!
Anomali suyun etkisiyle tekniğini kullanamıyor, ağır darbeler alarak geriye doğru savruluyordu. Her şey harika gidiyordu ki, o an beklenmedik, korkunç bir şey oldu. Buğra’nın namlusundan çıkan mermilerden bir tanesi, canavarın kafasının üzerindeki o devasa bombanın tam tepesinde duran kalın fitile denk geldi!
Merminin yarattığı sürtünme ve kıvılcım, anomalinin kafasındaki fitili bir anda ateşledi! Fitil büyük bir hızla, çıtırtılar çıkararak yanmaya başladı!
Serkan dehşet içinde yerdeki suları havaya kaldırıp fitili söndürmeye çalıştı. Ancak fitilin içindeki kimyasal ateş suyla sönmüyordu; aksine daha da hızlı yanıyordu! Anomali, fitilinin ateşlendiğini fark edince acısını unuttu. Ağzını sonuna kadar açarak parazitli, delice bir kahkaha atmaya başladı: “HAHAHAHA! Cızzz... HEHEHEHE”
Kafasındaki dijital sayaç deliler gibi geriye doğru saymaya başlamıştı. Serkan, o saliseler içinde artık bu canavarı yenmenin imkansız olduğunu, tek çarenin hayatta kalmak olduğunu anladı. Büyük bir kararlılıkla telekinezi gücünü tüm odaya yaydı. Molozların arasında baygın yatan Hilal’i, ağır yaralı Selim’i ve şoktaki İnci’yi zihin gücüyle havaya kaldırıp koridorun kırık penceresinden dışarıya, boşluğa fırlattı!
Ardından hızla Buğra’nın elini kavradı. İki genç, arkalarında delice yanan bir bombayla kırık cama doğru tüm güçleriyle koştular ve kendilerini 4. kattan aşağıya, ölümcül boşluğa bıraktılar!
Tam havada süzüldükleri o salisede, anomalinin kafasındaki fitil sonuna kadar geldi. Dijital sayaç sıfırlandı. Canavar, son kez o cızırtılı, mekanik sesiyle haykırdı:
Anomali: "3... 2... 1..."
ve... BOOOOOOOOOOOOOMMMMM!!!!