İçeriğe geç

AYEB: SIFIRDAN SONSUZA

Bölüm 2 · 4 dk okuma

AYEB: SIFIRDAN SONSUZA

Bölüm 2

İLK RESMİ GÖREV

Buğra'nın görevi artık belliydi: Şehir merkezine hayli uzak, terk edilmiş küçük bir evde anomali olduğuna dair ihbar edilmişti. Buğra'nın gidip o evdeki anomaliyi bulması ve tamamen arındırması gerekiyordu.

Buğra yeni silahını dikkatlice kuşanıp vakit kaybetmeden yola koyuldu. Hedefindeki ev, şehir merkezine tam 9 km uzaklıktaydı. Toplu taşımanın ulaşmadığı bu ıssız patikaları yürüyerek yaklaşık 3.5 saatte aşmış ve sonunda o uğursuz evin önüne ulaşmıştı

Evin civarındaki hava buz gibiydi; sağda solda yürürken insanı huzursuz eden, sırtını ürperten tekinsiz bir enerji kendini hissettiriyordu. Sanki burada bir şeyler feci şekilde yanlıştı. Evin tahtaları çürümüş, camları ise uzun zaman önce kırılıp dökülmüştü. Giriş kapısı sıkıca kilitliydi. Buğra derin bir nefes alarak pozisyon aldı ve güçlü bir tekmeyle kilitli kapıyı kırarak içeri adım attı.

Evin içinde yavaş adımlarla gezindi. Tozlu odalara, dökülen duvarlara bakarak, "Garip bir şey var mı?" diye etrafı gözledi. İlk başta hiçbir anomali izine rastlamadı; içeride çıt çıkmıyordu. Tam her şeyin temiz olduğunu düşünecekken, tavan arasından gelen garip, fısıltılı sesleri duyana kadar...

Sesleri işittiği an donakaldı. Kalbi hızla çarparken hemen silahını eline aldı, parmağı tetikte beklemeye başladı. Nefesini tuttu, sabit durdu ve yukarıdan gelen sesleri pürüzsüzce dinlemeye odaklandı. Derken, tam başının.üstünden küçük bir tıkırtı koptu. O anda hiç düşünmeden, refleks bir hareketle sese doğru yukarıya tek el ateş etti. Silahın güçlü patlaması odada yankılandı ve tavanda küçük bir delik açıldı.

Açılan o küçücük delikten aşağıya, yere minik bir tavşana benzeyen bir şey düştü. Boyu en fazla 3 cm kadardı, tamamen zararsız ve sevimli duruyordu. Ancak Buğra temkini elden bırakmadı ve silahının namlusunu o küçük tavşana doğru doğrulttu. Tam o sırada, odadaki hava aniden ağırlaştı. Tavşan bir anda kontrolsüzce büyümeye başladı! Kemikleri çatırdıyor, gövdesi devasa bir boyuta ulaşıyordu.

Buğra neye uğradığını şaşırarak hemen geriye doğru sıçradı ve mesafesini koruyarak yaratığa doğru bir el daha sıktı. Ancak devasa hale gelen tavşan, çevik bir hamleyle mermiden kaçınmayı başardı. İkisi bir anlığına göz göze gelip bakıştılar. Buğra hayatında ilk defa gerçek bir anomali görüyordu; yaratığın yüzü inanılmaz derecede ürütücü ve tekinsizdi.

Anomali, keskin dişlerini sergileyerek bir anda büyük bir hızla Buğra'nın üzerine doğru atıldı. Buğra korkuya teslim olmadı, hiç tereddüt etmeden silahını tam karşıya doğrulttu ve tetiğe bastı. Kulakları sağır eden bir patlama sesiyle birlikte mermi hedefi buldu; anomalinin kolu havada koparak yere düştü!

Buğra, yaşanan bu hamlelerden sonra anomalinin tekniğini nihayet çözmüştü: Bu yaratık, "Boyut Değiştirme" tekniğine sahipti! Kolunu kaybeden anomali acıyla kükredi. Buğra tam namluyu doğrultup yeniden tetiğe basacağı sırada, yaratık bir anda göz kırpma hızında küçüldü ve yerdeki kırık tahta parçalarının arasına sızarak gözden kayboldu.

Oda bir anda ölümcül bir sessizliğe büründü. Buğra olduğu yerde sabit kaldı, gözlerini kırpmadan etrafı süzdü ve tahta zemin altından gelebilecek en ufak bir tıkırtıyı bile duymak için kulak kesildi. Çok geçmedi; tıkırtılar tam olarak bastığı yerin altından gelmeye başladı! Buğra irkilerek silahını hızla aşağıya doğrulttu. Fakat daha ateş edemeden, altındaki zemin büyük bir gürültüyle patladı.

Yerdeki kırıklardan saniyeler içinde koca odaya sığmayacak kadar devasa bir tavşan anomalisi fırladı! Boyutu o kadar büyümüştü ki tavanı zorluyordu. Yaratık, intikam hırsıyla Buğra'ya saldırdı. Devasa pençe ve gövde darbesiyle Buğra sarsıldı; elindeki AYEB silahı fırlayıp tavanın kırık bir köşesine sıkıştı. Buğra ise dengesini kaybederek sertçe yere düştü.

Hızla ayağa kalkmaya çalıştı ancak karşısında artık devleşmiş, gözü dönmüş bir canavar vardı. Tavşan anomalisi, devasa kulaklarından birini havaya kaldırıp kırbaç gibi genişleterek sertçe Buğra’ya vurdu. Buğra, üzerine gelen bu muazzam güce karşı koyamadı; savrularak arkasındaki eski pencerenin camını tuzla buz etti ve evden dışarı fırlayıp bahçedeki sert toprağa düştü.

Buğra: (Doğrulurken acıyla inleyerek) Kahretsin... Çok ciddi zarar gördüm. Eğer bir daha aynı darbeyi alırsam kaburgalarım kesin kırılır.

Acıya rağmen pes etmedi. Dişlerini sıkarak hızla ayağa kalktı ve kırık camdan içeriye doğru keskin bir göz gezdirdi. Kaybettiği silahını gözüyle keşfetmişti; silah yukarılarda bir yerde asılı duruyordu. Zaman kaybetmeden kırık pencereden içeriye, tehlikenin tam kalbine geri daldı. Doğrudan silahına doğru tüm gücüyle koşmaya başladı.

Anomali, onun içeri girdiğini fark edip aynı devasa kulağıyla öldürücü darbeyi tekrar indirmek üzereydi. Kulak tam Buğra'nın üzerine doğru inerken, Buğra müthiş bir refleksle ileri atıldı, yerdeki çıkıntıya basıp yukarı sıçrayarak silahını kaptı. Havada estetik bir takla atıp dönerken teliğe üst üste basmaya başladı. Silah ardı ardına patladı; 3 isabetli atışla anomaliyi tam kafasından vurmayı başardı!

Mermilerin etkisiyle canavar geriye doğru savruldu. Aldığı ölümcül darbelerle birlikte anomalinin gövdesi çatlamaya başladı. Yaratık, havaya yayılan bembeyaz tozlar eşliğinde yavaş yavaş eriyerek tamamen yok oldu.

Görevin bitmesiyle odadaki o ağır enerji kaybolmuştu. Buğra, üzerine çöken halsizlikle zar zor toparlandı ve nihayet rapor vermek üzere SAFE-co tesisine doğru yola çıktı. 9 kilometrelik yolu bu yaralı haliyle yürüyemeyecek kadar yorgun olduğu için yol kenarına çıkıp bir taksi çevirdi. Yaklaşık 20 dakikalık bir yolculuğun ardından taksi onu SAFE-co tesisinin önünde bıraktı. Binadan içeri girdi, asansörle üst katlara çıktı ve doğrudan Ender’in odasına yöneldi. Kapıyı açıp içeri girerek kendinden emin bir şekilde konuştu:

Buğra: Ender Bey, görevi başarıyla tamamladım. Anomaliyi tamamen yok ettim.

Bölüm sonu

1 yorum

  • Boyut değiştirme gücü harcanmış gibi geldi bence bi 10 metre olsaydı görürdü o zaman