İçeriğe geç

AY VE GÜNEŞ

Bölüm 15 · 4 dk okuma

AY VE GÜNEŞ

Bölüm 15

15 Bölüm

Sarayın kabul salonu, her zamankinden daha kalabalıktı. Karin, üzerinde sınırın tozunu taşıyan ama bir zırh kadar mağrur duran askeri kıyafetiyle, babasının yanındaki Miran'ın ve hemen yanında oturan Prenses'in bakışları altında Kral’ın tahtına doğru yürüdü. Protokolün gerektirdiği o diz çökme ritüelini, sanki sadece bir formaliteyi yerine getiriyormuş gibi soğukkanlılıkla yaptı.

Kral, "Altın Kılıç," dedi sesi yankılanarak. "Sınırı korudun, düzeni sağladın. Başarın krallıkta dilden dile dolaşıyor."

Karin başını kaldırdığında gözleri doğrudan Miran’a kilitlendi. Miran, her zamanki o soylu ama hüzünlü güzelliğiyle, üzerine kusursuzca oturan ipek kıyafetlerinin içinde bir heykel gibi duruyordu; ancak o keskin yüz hatları, aylardır süren vicdan azabıyla iyice belirginleşmiş, gözlerinin altındaki gölgeler çöküşünü ele veriyordu. Karin'in o soğuk bakışları altında adeta eriyordu. Yıllardır süren o özlem ve suçluluk duygusuyla boğazı düğümlenmişti; Karin'in o soğuk bakışlarında kendinden dair hiçbir iz görememek, Miran’ın yüreğinde uçsuz bucaksız bir uçurum açtı. Karin ise Miran'ın bu yıkılmış haline bakarken, o eski "yaban gülü" olmaktan çoktan çıktığını, onun artık sadece kendi kılıcına ve krallığına ait olduğunu ruhunun en derinlerinde hissediyordu. "Kralım," dedi Karin, sesi salonun sessizliğini bir kılıç gibi keserek. "Sınır artık sizin hükmünüzde. Ben sözümü tuttum, şimdi o ordu izninizle benim emrimde, krallığın kalkanı olarak bekliyor."

Prenses, kocasının bakışlarındaki o acı dolu teslimiyeti izlerken yüreği daraldı. Miran’ı kaybetmemek adına, o ana kadar cesaret edemediği kartını oynadı. Miran'ın elini nazikçe tuttu.

"Komutan Karin," dedi Prenses, sesi ipek gibi yumuşak ama diplomatik bir keskinlikteydi. "Cesaretiniz ve krallığımıza kattığınız bu güç için sizi tebrik etmemek büyük haksızlık olurdu.” Hafif bir şekilde sanki utanarak gülümsedi.” Miran ile artık ailemizi büyütmeyi, bir varis getirmeyi planlıyoruz."

Miran, "varis" kelimesini duyduğu an dünyası bir anlığına durdu. Sanki biri göğsüne ağır bir taş bırakmıştı. Şokla gözlerini Karin'den çekip Prenses'e, sonra tekrar Karin’e çevirdi. Karin’in bu habere nasıl bir tepki vereceğini, yüzünde bir kıskançlık kırıntısı olup olmayacağını görmek için nefesini tuttu; ama Karin’in yüzündeki ifadesizlik, Miran’ın boğazına bir ilmik gibi dolandı. Miran’ın elleri, Prenses’in ellerinin içinde buz gibi olmuştu; o an kendi evliliğinin aslında Karin'e karşı ördüğü bir mezar olduğunu fark etti.

Karin, Prenses’in bu hamlesini anında sezdi. Dudaklarında o meşhur, hafif alaycı tebessümü belirdi. "Prenses," dedi Karin, sesi salonun sessizliğinde yankılanarak. "Kendi evinde huzur kurmak, evet, her kadının hayalidir. Ancak bazı krallıklar, çocukların değil, sadece gerçeklerin üzerine inşa edilir. Umarım Miran, kendi inşa ettiği bu duvarları arasında, çocuklarınızın hayaliyle mutlu olabilir."

Leo, tüm bu sahneyi sütunların gölgesinden, tıpkı bir panterin avını izlemesi gibi izliyordu. Saraydaki herkesin bakışlarını üzerine çeken o kusursuz fiziği, altın sarısı saçları ve güneşin altında parlayan altın sarısı kirpikleriyle, zekasıyla birleşen o asil havası, onu krallığın en dikkat çeken figürü yapıyordu. Her genç kızın hayallerini süsleyen, her komutanın kıskançlıkla izlediği o görkemli duruşuna rağmen Leo, zihnini ve ruhunu tamamen Karin’e mühürlemişti. O, herkesin sahip olmak istediği bir hazine gibi parlıyordu ama onun dünyasında tek bir "sahip" vardı; o da Karin'di.

Miran'ın omuzlarının çöküşünü ve acizliğini izlerken dudaklarında hafif bir küçümseme belirdi. Aras’ın sinsi bir şekilde yaklaştığını sezdiği an, bir hayalet gibi Karin’in yanına süzüldü. Karin’e doğru eğildiğinde saçlarının hafif kokusu etrafı sardı. Bir erkeğin nasıl böyle güzel saçları ve kokusu olabilirdi karinin gittikçe ilgisini artıyordu. "Valerius, bu akşam için küçük bir ziyafet hazırlamış," dedi fısıltıyla, sesinde Karin’e olan o derin, tutkulu sadakati vardı. "Zehirli bir kutlama olacak, komutanım. Sizin için endişeleniyorum. Siz benim dünyamsınız, o kadehlerin birine bile elinizi sürmenize izin vermeyeceğim."

Karin, Leo'nun ona olan bu yoğun hayranlığını ve zekasını gördüğünde, Leo’nun elini zırhının üzerinde kısa bir an tuttu. Bu sarayda artık bir "Gölge"si vardı ve o Gölge, her türlü zehirden daha güçlüydü. Karin, Leo'nun gözlerindeki o saf tutkuya baktığında, Miran'ın ona yaşattığı o gri dünyadan sıyrılıp, Leo'nun ona sunduğu o sadakat dolu evrene ilk adımını attığını hissetti. Leo karinin elinden tutup kimse görmeden onu odadan çıkarıp.” Karin şaka yapmıyorum Aras ve o miranın babası sana takmış durumda seni öldürmek istiyorlar.” “Benim küçük Leom ne kadarda büyümüşsün? Ve benim için endişelenmeyemi başladın” “Şakanın sırası değil Hem Aramızda o kadar yaş farkı yok birde görünüşte ben senden daha büyük duruyorum.” Leon bunu içten ve kızgınlıkla söylemeşti. “ Kızdın mı Leo.” “Kızmadım seni sevdiğimi unutuyorsun sen seni seven bir adam bunları nasıl rahatlıkla diyebiliyorsun?” “Bu kadar kırılacağını bilmiyordum ayrıca kuzeyde ve güneyde o kadar güzel kız var eminim onları görsen bu yaşlı kadını unutursun.” “Sen kendine yaşlımı diyorsun alt tarafı 4 yaş büyüksün hem ben onların nasıl olduğunu nasıl gözüktükleriyle onlarla ilgilenmiyorum ben bir tek seni istiyorum.” “Leo yapma kendine aşık edeceksin az kaldı.” “Bende bunu istiyorum sende benimle ayni duyguyu paylaş.” Leo bir anda yere dizlerinin üzerine çöküp kollarını karinin beline sarıp yüzünü karnına bastırdı. “Ah benim Karinim seni ne kadar çok özledim bir bilsen.” Karin öylece duruyor ne yapacağını bilmiyordu. “Leo ben ne diyeceğimi bilmiyorum.” “Bir şey demene gerek yok sen kal böyle bana yeter.” “Olmaz bir gören olur.” “Ben kimin hangi saate nereden geçeceğini iyi biliyorum sen rahat ol.” “Pis kokuyorum.” “Karin kokmuyorsun.” Karının üzerine öpücük koyup kalktı “Sonra konuşuruz benim işim var yaşlı bir kadınla.” “Ben yaşlı değilim aramızda 4 yaş hatta 3 buçuk yaş bar.” “Biliyorum güzelim biliyorum.” Leo karinin yanağına bir öpücük kondurup oradan ayrıldı Karin tebessüm ve genç aşıklar gibi çarpan kalbiyle baş başa kaldın

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.