Yurda gelir gelmez ilk işim annemi aramak olmuştu. Bir süredir onunla konuşmadığım için uzun bir süre onunla konuştuktan sonra telefonu kapattım.
Defne ve Asya yerin de duramıyor durmadan bana sorular soruyorlardı. Telefonu kapatınca her şeyi tek tek onlara anlatmaya başladım.
Beni heyecanla dinliyor ve kendilerince yorumlar yapıyorlardı.
Çok geçmeden kapı çalmasıyla hepimiz sustuk ve Defne kapıya bakmaya gitti.
"Müsait misiniz, gelebilir miyim?" bu ses Umutun idi. "A tabii, bir şey mi oldu?" dedi Defne. "Yok öyle. Umay içeri de değil mi?" neden beni sormuştu ki şimdi bu? "Buradayım!" diye seslendim Umuta ve içeriye girmesini izledim.
"Napiyorsunuz?" "Sohbet ediyorduk öyle." dedi Asya. "Oturabilir miyim?" dedi bana, bense oturduğum yatakta yana kaydım ve yanıma oturmasını izledim. "Nasıldı buluşma?" "Nasıl?" dedim anlamıyarak. "Doruk ile buluşmaya gitmedin mi?" dedi, gözüm hemen Defne ve Asyaya gitti. Asya da şaşkın bir şekil de bana bakıyordu, sessizce "Ee.." diyen Defneye gitti gözüm. "İstersen dışarı da konuşalım" dedi Umut. Kafamı tamam anlamın da salladım. "Olur." dedim Defneye ters ters bakarken.
Kimseye söylemiyeceklerine söz vermişlerdi! En azından şimdilik.
Birlikte yurdun içerisin de tur atmaya başlamıştık. "Hâlâ soruma cevap vermedin. Nasıldı buluşma?" İster istemez utanmıştım. "Kim söyledi sana?" "Kuşlar" güldüm. "Dalga mı geçiyorsun?" "Hayır, ciddiyim." dedi. Kimin söylediğini anladığımı fark etmişti. Hemen sonra, "Merak etme ben de kimseye söylemem. Ayrıca Defneyi ben zorladım söylemesi için, ona kızma yani." "Hı hım." dedim sessizce. "Bu arada, bana herşeyi anlata bilirsin, konu ne olursa olsun. Doruk bile. Ben seni dinlerim, bundan hiç şüphen olmasın." dedi bana bakıp gülümserken. Ben de ona karşılık verdim. "Teşekkürler fakat gerek yok, büyük ihtimalle bir daha görüşmeyeceğiz zaten."
Ne? Bir andan ağzımdan çıkmıştı. Neden böyle demiştim ben!? "Yaa, ne oldu? Tartışma felan mı?" "Yani şöyle, bir şey olmadı ama oldu.." ah, hadi topla toplaya bilirsen Umay! Durdum ve kafamı Umuta çevirdim, o da bana baktı. "Bir şey diyeyim mi? Hiç bir şey anlamadım." Kafamı biliyorum dercesine aşağıya doğru salladım ve "Ben de." dedim ve önüme dönüp yürümeye devam ettim. Bana sesli bir şekil de güldü ve hızla yürüyerek bana yetişti. "Ciddi misin? Gerçekten ne olduğunu anlatmayacak mısın?"
"Bak, eğer konuşmak istemiyorsan zorlamak istemem. Ama bilmeni isterim ki buradayım, seni dinlemeye hazırım," dedi. Umut'un bu kadar ilgili ve anlayışlı olması beni hem şaşırtıyor hem de rahatlatıyordu.
İçimdeki sıkıntıyı bir an olsun gidermek istedim ve "Doruk'la olan şey...
Tam olarak bir tartışma yoktu. Sadece. Birbirimize karşı olan hislerimiz konusun da net değildik sanırım. Ya da ben net değildim." dedim.
"Yani, tam olarak ne olduğunu bilmiyorum." diye devam ettim "Her şey çok karmaşık" Umut, gözlerimde ki tereddütün farkındaydı. Derin bir nefes aldı.
"Anlıyorum," dedi Umut, biraz düşünceli bir şekilde. "Ama kendine karşı bu kadar sert olma. Hepimiz duygularımızı anlamakta zorlanırız bazen."
Kelimeleri içimi biraz olsun rahatlatsa da, kafamın içinde dönüp duran düşüncelerden kurtulmak kolay değildi. "Haklısın," dedim, zoraki bir gülümsemeyle. "Ama onunla aramızda olanları çözüme kavuşturmak istiyorum. Beni istemediğini söyledikten sonra bir anda karşıma çıkıp beni sevdiğini söylemesi. Bu belirsizlik beni tüketiyor."
Umut, omzuma hafifçe dokundu. "Belki de önce kendine biraz zaman vermelisin. Hislerini netleştirmek için acele etme. Ve unutma, her şey bir süreç. Doruk'la konuşmak için doğru zamanı bulacaksın." Deyip yürümeye başladı.
Derin bir nefes aldım ve onunla yürümeye başladım. Umut'un söyledikleri mantıklı geliyordu, ama kalbim hala ağır bir yük taşıyordu. "Sanırım haklısın," dedim. "Sadece... Bu süreçte ne yapmam gerektiğini bilmiyorum."
Umut, gözlerimin içine bakarak sakin bir sesle devam etti. "Kendine zaman tanı. Bu süreci aceleye getirme. Kendinle barışık ol ve hislerini anlamaya çalış. Eğer Doruk'la olan ilişkiniz gerçekse, zamanla her şey yerine oturur."
Başımı sallayarak kabul ettim. Umut'un sözleri içimde bir umut ışığı yakmıştı. Belki de gerçekten her şey zamanla yoluna girecekti. Yani bu kadar acele ettirmemeliydim..
Biraz daha konuştuktan sonra ben odama geçtim. İçeri girer girmez Defne'nin sesi geldi, "Umay sen misin?" "Evet, benim." dedim ve okul çantamdan okuduğum kitabı çıkartıp yatağıma uzanarak onu okumaya başladım. "Bana çok kızgın değilsin değil mi Umay?" dedi Defne çekinerek. Ona bakmadan "Hayır. Asya nerede?" dedim, "O yiyecek bir şeyler almaya gitti yeriz diye." cevap vermedim ve kitabımı okumaya devam ettim.
Az sonra hızla uzandığım yerde oturarak, "Kız kıza akşam yemeğine gitsek ya?" Yatağının üzerin de telefonla uğraşan Defne kafasını kaldırdı ve "Ne?" dedi. "Kız kıza diyorum, yemeğe gidelim?" Omuzlarını silkeledi ve "Aslın da olabilir. Asya gelsin konuşuruz." dedi düşünceli bir sesle.
Tam o sırada Asya içeriye girdi, "Selam! Ben geldim." dedi ve elinde ki poşeti masanın üzerine bırakarak hemen yanıma geldi. "Noldu? Ne konuştunuz?" merakla çıkan sözlerine güldüm. "Konuştuk işte bir şeyler." dedim kitabımı elimden bırakıp, iki kolumla bacaklarımı sararken. "Hadi ama Umay! Anlat!" Defne de telefonunu bırakıp bize doğru dönmüştü. "Doruk hakkın da ne dedi, kıskandı mı?" dedi Asya heyecanla. "Ya öyle olmadı aslında. Sadece tavsiye verdi." "Ne yani başka bir şey demedi mi?" Kafamı hayır dercesine salladım. "Boş verin Umutu, gidip kız kıza akşam yemeği yiyelim?"
7. Bölüm Sonu