Bu olayların ardından bir gün geçmişti ve bugün cumartesi idi. Doruk ile öğleden sonra yurtdan uzakta bir kafe de buluşacaktık ve bunu sadece Defne ve Asya biliyordu. Güneşin çıkmasını fırsat bilip yurdun önünde ağaçların altında ki banklardan birin de hepimiz oturmuş sohbet ediyorduk fakat benim kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Heyecandan ne yapacağımı bilmiyorum.
Diğerleri konuşurken solum da oturan Defneye döndüm ve sesiz bir şekilde, "Ben ne giyeceğim, giyecek bir şey ayarlamadım!" daha Defne cevap vermeden sağım da oturan Umut konuşmasıyla herkes sustu ve bana baktı. "Nereye gideceksiniz?" "Ha? Hiç, bir yere gitmiyoruz öyle sordum." neden her şeye burnunu sokmak zorundaydı ki! "Bir yere mi gideceksiniz Defne?" dedi Aslan. "Yok ya öylesine aramız da konuşuyorduk." "Sahi hafta sonu iken bir yerlere gitsek ya?" dedi Mete. "Yok ya daha dün dışarıdaydık." "Bence de çıkmayalım, halsizim zaten biraz. Hem tam saat on iki olmuş biz yukarıya çıkalım. Odamızı felan toplamamız lazım." dedi ayağa kalkarken Asya. "Aynen çıkıp odamızı toplayalım biz en iyisi." dedi Defne ve biz de ayağa kalkıp odamıza doğru yürümeye başladık.
"Şey, bu olanlar aramız da değil mi kızlar?" diye sordum merdivenlerden çıkarken. "Tabikide! Hadi seni ilk randevuna hazırlayalım!" dedi Asya.
**
Otobüs camından güneşi saklayan bulutları izliyordum. Yola yeni çıktığım da yağmur başlamış fakat çok geçmeden durmuştu.
Hava serindi bu yüzden çok abartılı bir şey giymemiştim. Beyaz arkasında açık mavi bir kelebek olan sweatshirt altıma ise bol bir kot pantolon giymiştim.
İlk ve son aşkımla belki son olmayacak ama ilk randevumdu. Bu yüzden çok heyecanlıydım.
Dorukla anlaştığımız yerde indim ve kafeye girdim. İçerisi sıcacıktı, girdiğim de hemen cam kenarında gök yüzünü izleyen Dorukla karşılaşmıştım. Bir süre durdum ve sanki yıllardır görmemiş gibi onu izledim. O kadar tatlı görünüyordu ki kendime engel olamıyordum.
"Afedersiniz, geçilir misiniz?" Sesi duyar duymaz arkamı döndüm. Elinde tepsiyle bir kaç boş bardakla duran bizim yaşlar da bir kız garsonun olduğunu fark ettim. Yolu kapattığım için ise geçemiyordu. "A özür dilerim." Dedim ve kenara çekildim. Bana hiç bakmadı ve yoluna devam etti. Sarışın bir kadın idi. Saçını alttan dağınık bir topuz yapmıştı fakat öyle çok tatlı görünüyordu.
Kafamı çevirdiğim de Doruğun gülümseyerek bana baktığını fark ettim ve hemen yanına gidip karşısına oturdum.
"Merhaba" dedi "Merhaba, ne yapıyordun?" Dedim hafif bir gülümsemeyle. "Seni bekliyordum!" Dedi sesli bir şekilde. "Çok güzel olmuşsun!" Böyle demesi gülmeme neden oldu. "Teşekkürler ama çok abartılı bir şey giymedim zaten, hava soğuk." "Evet, hava şu aralar biraz soğuk. Ne içersin bu arada?" "Im, çay alabilirim" dedim ve onu izlemeye başladım.
Daha yeni gördüğüm sarışın kız yanımızdan geçiyordu, Doruk ona seslendi fakat bizi duymazdan gelerek işine devam etti. O sırada yanımıza başka bir erkek garson geldi. "Buyrun?" "İki çay alacaktık." dedi Doruk "Tabi hemen getiriyorum efendim." dedi ve gitti garson.
"Neden beni çağırdın?" Dedim ayağımı ayağımın üzerine atarak. "Seninle konuşmak istedim." dedi rahat bir şekilde. "İyimisin? Hasta felan mı oldun yoksa?" dedim sandalyemi masaya yaklaştırarak. "Neden ki?" deyip hafifçe güldü. "Ne bileyim, sen istemezdin ya beni." dedim tekrar arkama yaslanarak..
~4 yıl önce
Okulda kursumuzun olmasına rağmen kursa gitmemiştim.
Uzun zamandır anneannemi görmeye gitmediğim için ise otobüsle onun yanına gidiyordum.
Bir yandan müziği bir yandan ise gök gürültüsünü dinleyerek kitap okumak bana iyi geliyordu. Gök gürültüsü aklıma Doruğu getiriyordu. Tam onu düşündüğüm sıra Simgeden bir mesaj geldi.
"Umay" "Efendimm" yazdım ona "Çabuk Doruğu takipten çık" "Niye" "Noldu?" yazdım ona ard arda. "Ya sen çık önce hemen" yazdı bana. Ne olduğunu anlayamamıştım. "Söylemezsen çıkmam." dedim ısrarla. "Ya bunun bir tane arkadaşı vardı ya" demesi kaşlarımı çatmama neden oldu. "Ee yani?" "Ya o bugün yanıma geldi" dedi önce "bana geldi dedi ki 'Doruk Umayla konuşmak istemiyormuş' felan dedi" "konuşmayacak onunla dedi"
Gözlerime inanamıyordum. Bu dediği gerçek olsun istemiyordum. 'Allah'ım lütfen bunlar bir şaka olsun' diye dua ediyordum fakat Simgenin böyle bir şey hakkında yalan söylemeyeceğini biliyordum.
Neden böyle bir şey yapmıştı? Neden önce konuşmak istediği söyleyip sonra konuşmayacağını söylemişti? Yada bunu neden gelip kendisi bana söylememişti?
Aklım da sorular gözümde yaşlar birikirken Simgeden bir mesaj daha geldi. "Çık hadi!" dedi ısrarla. Ben de onu dinleyip takipten çıktım..
~Şimdi
"Seni istemiyor değildim," dedi ve durdu. Kafamı iki yana salladım ve 'niye ya?' der gibi baktım ona. Oysa cevap vermeden etrafta koşuşturan garsonlara bakmaya başladı. O sırada bizim de çaylarımız geldi. Çaylarımız da ilk başta yanımıza gelen çocuk getirmiş ve hemen gitmişti.
Konu açmak için hemen "Hâlâ film izlemeyi severmisin?" diye sordum. Gülümsedi ve "Evet. Severim." dedi "Bir daha ki buluşmamız da film izliyebiliriz, istersen yani" dedim "Olur. Çok güzel olur hemde" dedi, biraz da olsa utanmıştım fakat bir buluşma daha ayarlamıştım! Bu tekrar buluşacağız anlamına geliyordu!
Bir süre daha sohbet ettikten sonra telefonuma gelen mesajla konuşmamız bölündü. Mesaj atan kişi annem idi. "Napiyorsun? Hiç aklına gelmiyor muyum?" diye mesaj atmıştı fakat mesajdan çok saat dikkatimi çekti saat üç buçuğa geliyordu. Saati fark edince hemen telefonu kapattım ve "Saatte geçmiş ben kalkayım artık." dedim ayağa kalkarken. Eline telefonu aldı ve saatte baktı. "Oo baya konuşmuşuz! Güzel oldu ama" dedi gülümserken. "Bir dahakine film izliyoruz o zaman değil mi?" dedi, bense kafamı evet şeklin de salladım ve birlikte kafeden çıktık. Çıkarken Sarışın kızın bana baktığını fark ettim ve ona gülümsedim, bunu fark edince o da gülümsedi ve işine devam etti. "İstersen seni bıraka bilirim?" "Ah hayır teşekkürler, işim var zaten benim zahmet olmasın sana da." dedim "Yok ya ne zahmeti." dedi bense kafamı hayır şeklin de salladım "Teşekkürler, hoşçakal." "Görüşürüz!" dedi bana ve arabasına binip gitti.
Hızla Asyayı aradım. Sanki beni bekliyorlarmış gibi hemen açtı. "Alo! Umay buluştunuz mu?" "Evet! Daha yeni ayrıldık!" Arkadan hemen Defne'nin sesi geldi. "Noldu, ne giymişti? Ne konustunuz? Nasıldı, sana bir şey dedi mi?" dedi heyecanlı bir şekilde bağırırken. "Sakin ol Defne oraya geliyorum zaten, gelince anlatırım!" dedi
m ve kapattım telefonu..
6. Bölüm Sonu