İçeriğe geç

Ay Işığıyla Birlikte

Bölüm 9 · 4 dk okuma

Ay Işığıyla Birlikte

Bölüm 9

Ay Işığıyla Birlikte

Hafta başlamıştı bile. Serin hava titrememize neden olsa da, öğle arası için parka gitmiş orada birşeyler atıştırıyorduk.

O sıra da Defne bize, çok daha önceden duyduğu bir efsaneyi anlatıyordu. Biz ise merakla onu dinliyorduk. Defne anlatmayı bitirdiğinde Mete konuştu, "Bence efsaneler insanları korkutmak için uydurulmuş bir çeşit yalan." kendinden çok emin bir şekilde konuşuyordu. "Bu yüzden boşuna korkmayın." Mete sözünü bitirince hemen ben atıldım, "Şahsen ben efsanelere inanıyorum." dedim. "Ayrıca efsanelere tanık olan binlerce kişi var, hepsi yalan söylüyor olamaz.!" dedim üşüyen ellerimi cebime koyarken. "Ben de inanmıyorum." dedi Asya sakin bir şekilde.

Diğerleri bunu tartışırken, bir anlığına telefonum titredi. Masanın üzerin de duran telefonumu aydınlatım ve göz ucuyla gelen bildirime baktım. "Selam Umay!" ardından tekrar bir bildirim daha geldi, "Umarım rahatsız etmemişimdir ama eğer müsaitsen akşam görüşelim mi?" fark etmeden sırttım. Asya bunu fark etmiş olacak ki, "Düşündüğüm kişi mi yazdı acaba?" dedi sesizce gülerek. Gözümü telefondan ayırdım ve Asyaya baktım. Hemen ardından kapanan telefonumu hızla tekrar açtım ve Doruğun bana attığı mesajı gösterdim. Bana güldü ve "Ne diyeceksin peki?" dedi "Bilmiyorum." dedim sesizce, gözüme gelen saçlarımı kulağımın arkasına koydum ve "Sen olsan ne derdin?" "Ben olsam böyle kendini bilmez biriyle konuşmazdım!" kaşlarımı çattım ve "Hadi ama Asya, ciddi ol." dedim. "Tamam, tamam," dedi ve güldü. "Belki de sadece konuşmalısın, ne olduğunu öğrenmek için." Kafamı tamam anlamın da salladım ve elime telefonumu aldım.

Arkada Defne ve Metenin küçük atışmaları hâlâ sürüyordu. Onları aldırış etmeden "Selam Doruk," yazdım ilk başta. "Nerede buluşacağız?" hemen cevap geldi, "Geçen sefer ki kafe de, saat 19.00 da" "Senin için uygun mu?" "Evet, uygun" demiştim. Aslın da biraz geçti fakat Dorukla tekrar buluşmak istiyordum. "O zaman akşam konuşuruz tekrar" "Olur, hoşçakal!" yazdım ve telefonu bırakıp sohbete dahil oldum..

***

Doruk ile buluşmak için can atıyordum fakat büyük ihtimalle görüşemiyecektik. Çünkü Tarih hocasının dersin de kitap okuduğum için bana açıklamasıyla birlikte 500 soruluk bir ödev vermişti. Ve bunu yarına yetiştirmem gerekiyordu.

Ama saat 18.30'u geçmeye başlamıştı bile ama ben daha yarısını bile çözememiştim!

Ben daha of'larken "Umay, patlamak üzerisin. İki dakika çözmeyi bıraksan iyi olacak." diye seslenen Asya'ya baktım. "Nasıl bırakayım Asya, Dorukla buluşacağız ve benim bunları bitirmem gerekiyor! Daha yarısına bile gelemedim!" Bir anda durdum, aklıma bir fikir gelmişti. "Aslın da canım arkadaşım, ben dışarı da iken.." "Devamını bile getirme lütfen Umay! Ben de ders çalışıyorum görüyorsun!" dedi Asya. Defne de Aslan ile dışarıya çıkmıştı.

Başka seçeneğim kalmamıştı, Doruk ile buluşmayı iptal edecektim. Hızla yanımda duran telefonumu elime aldım ve Doruka mesaj attım, "Doruk, kusura bakma fakat buluşmayı iptal etmeliyim." çok geçmeden yanıt geldi, "Aslında benim de son anda işim çıktı" "Bir dahaki sefere o zaman!" yazdı bense "Anlaştık! Hoşçakal" dedim ve telefonu indirdim. Sanırım artık biraz dinlenmeliydim.

Gözümü açtığım da hemen yanım da duran telefonumdan saatte baktım. Saat 21.00'a geliyordu. Çalışma masasın da uyuya kalmıştım. Hızla yattığım yerde doğruldum. Ve etrafıma baktım, Defne ve Asya ortalar da yoktu. Hemen Defneyi aradım fakat açmadan hemen bana mesaj attı, "Kütüphanedeyiz, uyuyordun uyandırmak istemedik seni" "İstersen yanımıza gel" dedi üst üste "Hayır, sizi göremeyince merak ettim." yazdım Defneye fakat cevap vermedi.

O sırada Doruk bana yazdı, "Aşağıya gelsene." "Ne?" dedim "Sana bir şey söylemeliyim." ardından tekrar yazdı, "Yurdun arka tarafın da seni bekliyorum." Cevap vermeden üstüme kalın bir şeyler giydim, telefonumun şarjı az kaldığı içinse onu şarja takıp odadan çıktım.

Aşağıya iner inmez soğuk rüzgar titrememe sebep oldu. Hava buz gibiydi ve ben hemen üşümüş ellerimi cebime koymuştum. Elimden geldiğince ses çıkarmadan arka tarafa gittim. Biraz daha ilerleyince Doruk ile karşılaştım. Onu görür görmez içim sımsıcak olmuştu bile. Karnımda ki kelebekler havalanmış, heycandan yerinde duramaz olmuştum. "Selam!" "Selam!" diye gülümsedim ve orda duran tekli banka oturduk. "Napıyordun, umarım seni rahatsız etmemişimdir?" "Ben de yeni uyanmıştım, ödev yaparken uyuya kalmışım da." dedim. "Bitti mi bari ödevin?" dedi sırıtırken. "Maalesef, yarısını bile tamamlayamadım!" "Neden bu kadar uzun sürdü peki?" "500 soruluk bir ödev de ondan." dedim çekinirken. "Ne zamana kadar?" "Yarın." "Yardım etmemi ister misin?" gülümsedim ve "Ae, hayır. Ben yapa bilirim." Kaşlarını çattı rüzgardan savrulan saçlarını düzeltirken. "Emin misin? İstersen kitabını bana ver ben sana yarın sabah veririm." "Ciddi misin?" "Evet" diye gülümsedi. Gülümseyince kısılan yeşil gözleriyle o kadar tatlı görünüyordu ki! "Umay? Ne oldu?" "A hiç bir şey. O zaman ben kitabımı getireyim." Güldü, "Olur." hızla ayağa kalktım ve tekrardan odaya döndüm.

Odaya girdiğim de Asya ve Defne odadaydı. "Umay!" Defnenin bağırışıyla bir adım arkaya gittim. "Oluyor ya?" dedim sessizce. "Ya tüm yurdu ayağa kaldırdık, iki dakika da nasıl yok oldun?!" diye bana seslendi Asya. Sanırım ikisini de kızdırmıştım. "Telefonunu da burada bırakmışsın!" "Doruk aşağıda olduğunu ve beni beklediğini söylemişti" "Ne?" Defne ve Asya aynı anda konuşmuştu. "Ciddi misin?" dedi Defne inanmadan. "Ya sizin yüzünüze çocuk aşağı da beni bekliyor!" hızla masanın üzerinden kitabımı aldım ve merdivenlere yöneldim. Tam bir kat aşağıya inmiştim ki durdum ve arkamı döndüm. Asya ve Defne beni takip ediyordu. "Benimle mi geleceksiniz?" cevap vermediler. "Eğer Doruk sizi fark ederse-" daha cümlemi tamamlamadan Defne, "Söz, ses çıkarmayacağız." bir şey demeden önümü döndüm ve Doruğun yanına gittim.

Biraz ilerledikten sonra "Ama burası çok karanlık! Ben seni göremiyorum." diye fısıldadım Doruka. "Ama ben seni görebiliyorum." dedi gülerken Doruk. Etraf karanlık olsada ayağa kalktığını görebiliyordum. Bana yaklaştı ve elimden tuttu, kalbim duracak gibiydi. "Bence ay bugün bizim için bu kadar parlak. Bak çok güzel görünmüyor mu?"

8. Bölüm Sonu

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

10. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.