#iyi okumalarr🫶💓
2.Bölüm
Ortam birden buz kesti,şen şakrak Melis'den bile çıt çıkmıyordu.Hepsi benim cevabımı bekliyor,en azından bir tepki vermem için gözümün içine bakıyordu.
"Yani gitmem için bana ufak bir şantaj mı yapıyor aklınca?"Diye sordum şaşkınlığımı üzerimden attınca.
"Yani bir nevi öyle gözükuyor."Diye ağzının içinden konuşan Kerem'e döndü bakışlarım.
"Abi en iyisi yarın akşam bir daha toplanalım.Ben iyice bir düşüneyim ,sonra karar veriziz."Diyip hızlıca ayağa kaltım.Kimsenin bir şey demesine müsaade etmeden eşyalarımı topladığım gibi odadan çıktım.
Arkamda kalan seslere kulak vermeden asönsere yönelip bindim.Azad'ı çocukluğumdan beri tanırm,benim için dayak yemişliği çoktur.Bir yanım onun yüzünden cehennem ateşi gibi yanarken diğer tarafım susmuyor,senin iyiliğini istiyor.Bu küslüğe son vermen için böyle bir oyun oynuyor, diye bas bas bağırıyordu.
Koşar adım asonsöreden inip şirkettin çıkışına yöneldim,merak ile beni izleyenleri görmezden gelip dışarı attım kendimi.
Arabamı görür görmez,koşmaya başladım.
Ellerim titreye titreye anahtarı cebimden çıkardım ve arabanın kilidini açtım.
Arabayı çalıştırmam ve şirketti arkamda bırakmam beş dakikamı bile almamıştı.Nereye gitmeliyim,ne yapmalıyıdım hiç bilmiyordum.Sadece yolu takip ediyordum.Sağ yola sapıp çiftliğe gitmeye karar verdim.
Bursa'yı severdim ,hem de çok severdim.Şehrin en kalabalık yerinde bile kendinize kaçacak yer bulmanız o kadar kolay oluyordu ki.Ya da ben kaçmayı seviyordum,her zaman yaptığım gibi yine kaçıyordum.
Dışarı sesli bir nefes verip,yolun geri kalanını kendimi bile dinlemeyerek geçirdim.Yarım saattin sonunda çiftliğe varmıştım.Çok büyük ve bilinen bir yer değildi.Şehrin dışında dağın eteklerinde sade bir yerdi.Arabadan inip eve doğru yürdüm.
Şuan içeri de Sevil abla ve kocası Ahmet abi olması gerekiyordu.Ben sadece buraya kafa dinlemek için gelir ,at biner,bahçeyle ilgilenir geri dönerdim.Sevil abla ve kocası Ahmet abi burada yaşıyordu,evin işi ,bahçenin işi ve hayvan bakımıyla uğraşıp bana çok büyük bir yardımda bulunuyorlardı.
Kapıyı üç kere tıklattım ama açan olmadı.Yüksek ihtimal ile arka tarafta oldukları için ben de fazla beklemeden arka tarafa yürümeye başladım.Kısa bir yürüyüşün ardından bahçede oturup kahkahalar ile sohbet eden çift görüş alanıma girdi.
Bu hallerin içime sıcacık bişeyin akmasına sebep oldu.Ben ilk gören Ahmet abi, ayaklandı ardından Sevil ablada öyle.
Sevil abla hızlı bir şekilde yanıma gelip,"Kusura bakma kızım,geldiğini duymadık.Haber verseydin bişeyler yapardım."Diyerek konuşmaya başlayınca elimi omzuna attıp Ahmet abiye doğru yürütmeye başladım.
"Valla Sevil abla ben de bilmiyordum buraya geliceğimi.Biraz bunaldım bir bakmışım yolum buraya düşmüş,dert etme o yüzden.Nasılsın Ahmet abi,ayağın iyi mi? Kusura kalma gelemdim ama durumunu hep sordum Sevil ablaya."Ahmet abi benim dediklerimi gülüp,"İyim kızım merak etme,beni de kendine dert etme.Senin oğlunda baya nazlıydı buğün demek ki seni bekliyormuş."Diyip yerine oturdu.
"O zaman ben bir oğluma bakayim,sonra biraz bahçeyle ilgilenir sesizce kaçarım."Diyip ağıra doğru yol aldım."Yemek yedin mi sen ?"
Diye arkamdan bağıran Sevil ablaya dönüp, "yedim, merak etme " diye bağırdım.
Ağıra girer girmez oğlum görüş alanıma
girdi.Yaramazlık konusunda usta olan Yel bey,belli ki kapının kilidini açmaya çalışıyordu."YEL!" diye bağırdığımda beni yeni fark etmişti."Hani anlaşmıştık biz,bir daha yaramazlık yoktu." diyip kafasına bir öpücük kondurdum.
Yerinde durmayan oğluma gülüp,kapıdan içeriye girdim."Ne de çok özlemişim seni."
kafasıyla beni ittince bana sinirli olduğunu anladım."Ama nazlı çıktın sende.İşim vardı,yoksa oğlumu görmeye gelmez miyim ?" Diye sordum."Gelirdim,gelirdim oğlum.Alma bana tavır,hem sen de beni özledin biliyorum."
Diyip gönlünü almaya çalışıyordum,daha fazla dayanamayan oğlum sonunda beni affetmiş olacak ki kendini sevdirmeye karar vermişti.İlk önce yerde duran şampuanı bir güzel tüm vücuduna yedirdim.Ardında bir güzel su ile duruladım,
suyu kapatıp sünger ile başını yıkadım.
Oğlumu bir güzel cici yaptıktan sonra elimde ki havlu ile kurulamaya başladım.
Hava güneşli olduğu için ve hastalanmaması için oğlumu çayıra çıkarıp salık bıraktım.İlk önce oraya buraya koştu,sonra baharda çıkan yeni otları tatmaya başladı.Ben ise zeytin ağacının altında, onu gülerek izliyordum.
Allahtan yerde su birikintisi yoktu da bir daha temizlemek zorunda kalmayacaktım.
Yel biraz daha kendi kendine takıldıktan sonra yorulmuş olacak ki yanıma geldi.
Dizlerinin üzerine çöküp başını, uzattığım bacaklarımın üzerine bıraktı.
"Ne kadar kilo almışın sen.Biz seni at olarak biliyorduk,sen iyice dana olmuşsun."Benim gülerek söylediğim şeyler Yel'i sinirlendirmiş olacak ki sinirli bir şekilde kişnedi."Şaka yaptım be, hemen de alın zaten."Parmaklarımı Yel'in, yelelerinden geçirip oynamaya başladım.
Bir yada iki saat boyunca,zeytin ağacının altında Yel ile oturduk.Bazen kalkıp çayırlarda koşturdu, bazen beni rahatsız etti.Kendini yerlere atarak hem beni güldürdü hem yeni banyo yaptığı için benden azar yedi.
Hava iyice kararınca Yel'i yerine bıraktım,zaten bugün yeterince yorulmuştu.
Üstüm başım hep toprak olmuştu ama fazla takmadan eve doğru yürdüm.Yel ile uğraşmaktan bahçe ile ilgilenememiştim.
Direk arka bahçeye yöneldim. Bahçede kimse yoktu ses etmeden çiçeklerin olduğu yere doğru yöneldim.
Hava karardığı için pek iyi göremiyordum,duvarlara ve ağaçlara asılan süs ışıklarını yaktım.Hepsi birer birer yanarken,Melis'i dinleyip bu ışıkları buraya asmam çok iyi olmuştu.Gülümseyip gözlerimi ışıklardan çekip bahçede gezdirdim.
Ben yokken de bakımları yapıldığı için durumları iyidi.Derin bir nefes alıp toprağa oturdum.Önümde ki pembe lalenin yapraklarını sevdim."Keşke ben de çiçek olsaydım.Belki şu hayata bir katkım olurdu." Diye söylendim kendi kendime.
"Kendini çok küçümsüyorsun, güzel kızım"
Kendimi yanlız zannettiğim için Sevil ablanın sesini duymak irkilmeme sebep oldu."Kusura bakma kızım,korkutmak istmedim.Çay demlemiştim,hazır seni de bulmuşken beraber içeriz demiştim."
"Estağfurullah abla,olur mu öyle şey,dalmışım.Sen çay demlersin de içmez miyim, hiç."Arkadan bir sandalye çekip hemen yanıma oturdu Sevil abla.Elin de ki bir fincan çayı bana doğru uzattı.Sesizce çay içerken bu sesizliği Sevil ablanın sorusu böldü.
"Kızım beni yanlış anlama ama bugün sanki başka bir şey var sende.Yel'e bile binmedin,Yel ne kadar şımarıklık yapsada sadece gülümsemekle yettindin. "Diyip susttu."Abla sence ben korkak biri miyim?"
diye sordum çat diye.
"Değişir"dedi sadece."Nasıl değişir? Korkaksan korkaksındır."diye karşılık verdim."Sen hele bana seni böyle düşündüreni söyle,ben de soruna cevap vereyim."Diyip çayından bir yudum aldı.
"Uzun uzun anlatmaya gerek yok,biliyorsun zaten.Ama Mardin'e çağırıyorlar beni." sinirle soluyup ,ben de çayımdan bir yudum aldım.Sevil abla bunu beklemiyor olacak ki kaşları havalandı."Açık açık konuşayım mı güzel kızım?" Diye sordu.Başımı aşağı yukarı doğru salladım.
"Gördüğüm en korkak ve en cesur kız sensin kızım.Küçücük yaşta evden kaçıyorsun,hiç bilemdiğin bir şehirde yaşamaya başlıyorsun.Başına bir sürü şey geliyor ama yine de yılmıyorsun.Bak şuraya bu çiftlik,şu atlar ,bu ev ,kapıda ki araba hepsi 17 yaşında kaçıp hayatta savaş açan kızın.Bu çok cesurca birşey ve her yiğidin yapabileceği şey değil."
"Ama gel gör ki, herkese savaş açan kadın bir türlü 17 yaşında ki kıza karşı savaşamıyor.Neden korkuyor ,yara almaktan mı? Sorarım sana bundan sonra alacağın bütün yaralar 17 yaşında ki küçük kızın yaralarından daha ağır mı?" Diyip çayından son yudumlarını aldı.
Gözümden akan göz yaşını silerken,"çok acımasızcaydı bu" Diye söylendim.Sırtımı sıvazlayıp beni kendisine çekti."Ama ben seni uyarmıştım kızım." Diye fısıldadı kulağıma.Burnumu çekip "ama haklısın,17 yaşinda ki ben şuan buna ağladığımı görseydi baya kızardı herhalde."
"Yine kendine haksızlık ediyorsun,güzel kızım." "Güzel kızın mıyım gerçekten ?" diye sordum kasvetli havayı dağıtmak için.Omzuma vurup,"Gerçekten güzel kızımsın,Mehtap."diyip saçlarımı öptü.
#bölüm sonu💗