#iyi okumalarr💓
Ağrıyan başım,tutulan boynum ve yeni doğan güneş ile güne çok iyi bir başlangıç olmuştu.Kafamı masadan kaldırıp telefonumu elime aldım.Saat daha yeni altı olmuştu ve ben sadece 3 saatlik yetersiz bir uyku ile işe gidecektim.
Derin bir nefes alıp masadan kalktım.Algılarım daha yeni yeni açıldığı için,gece açıp unuttuğum şarkıyı fark ettim. Sezen Aksu'dan,Kaybolan Yıllar çalıyordu.Adımlarımı yavaş yavaş plak çalara doğru ilerlettim ve plağı yerinden çıkardım.
Çok uzun süredir dinlediğim tek şarkı,ne elim başka şarkıya gidiyor ne dilim başka şarkı söylemeye varıyordu.Ellerimi saçıma geçirip, dün rahatsız ediyorlar diye topladığım saçlarımı açtım.
Vaktim daha çok vardı ama sırf bu yüzden uyuşuk olup geç kalmak da istemiyordum.Yatak odama geçip dünden beri üzerime yapışan pantolon ve gömlekten kurtuldum. Dolaba ilerleyip içinden,beyaz crop atlet aldım üzerine koyup lacivert bir gömlek ve krem bir palazzo pantolon ve iç çamaşırı aldım.
Banyoya geçip ellerimde ki eşyaları banyo dolabının üstüne koydum.Hızılca salona geri dönüp çıkardığım plağı yerine yerleştirip, plak iğnesini plağın üzerine yerleştirdim.Plak yavaştan dönmeye başlayip şarkının melodileri kulağıma geldiğinde gülümseyerek mutfağa geçtim.
Hemen demliğe su koyup çayın altını yakıp,banyoya geri döndüm.Yirmi dakikalık sıcak mı sıcak bir banyo yapıp kişisel bakımımı yaptıktan sonra banyodan çıkmayı becermiştim.Tek yaşamaya başladığımdan beri banyonun kapısı açık bir şekilde duş alırım.
Müzik sesi ve su damlacıklarının bedenime çarpıp yere düşme sesi, uzun süredir aradığım huzuru hatırlatır ben de ve benden senelerdir gitmeyen keder boğar beni.Saçımda ki havluyu hiç çıkarmadan salona geçiş yaptım.
Üzerimde buluna siyah iç çamaşırlarım ile kaynayıp taşan suya doğru koşturup, altını kapattım.Demi tutup,üzerim tam giyinmek için banyoya döndüm.
Tam bir saat sonra, kahvaltı yapılmış etraf toplanmış,üzeri giyinik ve işe gitmek için hazırdım.Son kez evi kontrol edip ,evden çıktım. Asonsöre binip otopark kattı olan -1'i tuşladım.Otoparka girdiğim de hemen gözüme çarpan bebeğim ile gülümsedim.
Araba sevdalısı bir değildim ancak bu bebek bana en önemli davamın hediyesidi.
Hem yıllarca okuyup hem de eşek gibi çalışmanın,intikam için yanıp tutuşurken, sanki bana acıyan hayatın bana bir hediyesi gibiydi.
Arabama binip,arabayı çalıştırdım. Otoparktan çıkıp ana yola saptım.Saat sabahın sekizi olduğu için rahat bir şekilde iş yerime varmıştım. Lobide ki Beyza'nın selamını başımla alıp asansöre yöneldim.
Asonsöre binmeden yanıma asistanım Kerem gelip, günlük planımı anlatmaya başladı."Günaydın,Mehtap hanım." "Günaydın,Kerem.Ne bekliyor bugün bizi?"
"Şöyle ki; Bugün diğer günlere nazaran biraz daha yoğunuz.Saat 11'de arsa sahipleri ile proje için bir toplantiniz var.Yarım saatlik bir boşluğunuz var,hemen ardından yöntim kurulu ile yeni açılacak şirket için bir toplantınız var.Son olarak mudanya civarinda bulunan bir dönümlük araziyi Aslan bey ile görmeye gidecekesiniz."
Kerem'in tek nefeste bu kadar şey söylemesine gülüp."Arada bir nefes alsaydın keşke" dedim. Anlamdım efendim demesine, ise daha çok güldüm."Yok bişey Kerem,başka bişey var mı?" Diye sordum.Kendine üç saniye düşünme payı verip,"imzalanacak belgeler ve tahinli poğaça ile çayınız masanızda." Diyip başını da kendini onaylar şekilde bir aşağı bir yukarı salıyordu.
Asansörden inip,"Teşekkürler Kerem,kolay gelsin sana."Dedim. "Ne demek efendim,işim bu." Diyip masasına geçti.Çok beklemeden ben de kendi odama geçtim.İlk işim tabi ki çayıma şeker atmak oldu.Masamın başına geçip,imzalanacak olan dosyalar ile yoğun günüme ilk adımı atmış oldum.
İlk toplantı biteli on beş dakika oluyordu.Sıkı bir pazarlık ve kafası karışmış arsa sahipleri cidden yormuşlardı.Kapının tıkanması ile, almaya çalıştığımız arazinin krokisinden başımı kaldırıp,"gel"diye seslendim."Aşkımm, naberr?"diyerek içeri adeta şıkıyarak giren Melise baktım.
"Mükkemelim ,Melis senden naberr?" Dedim kinayeli bir ses tonuyla."Yaa,yapma ama böylee . Ne olmuş biraz geç kalmış isem??" "Valla Melis oturur elli saat anlatırım ama ben malımı tanıdığım için ağzımı hiç yoramam.Hazırlan şantiyeye gidiyorsun,Keremle."
"Pardon,benim ne işim var şantiyede?" Diye cırlayan Melise göz devirip,"bilmem ne işin olabilir ? Seni oraya instagram hesabına, fotoğraf çekip atman için göndermiyorum.Şefi kontrol etmen gerekiyor." Tam yeniden cırlamaya başlayacaktı ki, elimi kaldırıp açılan ağzını kapatmasını sağladım.
"Aldığım duyumlara göre, inşaat şefi işinde uygunsuzluk yapıyormuş,onu kontrol etmen gerek.Neden sen sorusuna ise şöyle cevap vereyim,sen daha çok proje çizimi gibi hafif işler ve süsün ile ilgilendiğin için seni fazla ciddiye almıyorlar.Senin yanında olduğu gibi davranacak,dün Kerem'e detayları anlattım.Geri kalan sorularını ona sor lütfen,başım çok ağrıyor. "
Bir çocuk gibi yere ayağını vurup odamdan çıktı.Derin bir nefes alıp işime geri döndüm.
Saat neredeyse yediye geliyordu ve ben daha Aslan'la arsa bakmaya gidicektim.Sesli bir nefesi dışarı vermem ile kapım çalındı.Aslan kapıyı hafif aralayıp,kafasını içeriye doğru uzattı.
"Selam güzellik ben Aslan, müsaadeniz ile içeriye giriş yapabilir miyim ?"
"Aslan ofis camdan, seni görebiliyorum, aynı şekil de sende beni." "Yani,gelmiyim mi ?" Diye sordu çocuk gibi. "Aslan görüldüğü gibi müsayittim gir."Dedim. "Girme desen bile girecektim ki." Diyip karşımda ki küçük koltuğa kendini attı.
"Aslan ben çok meşgulüm ya, arsayı bakmaya tek başına gitsen olmaz mı?"Diye sordum."Yav sen onu merak etme, halletim ben onu.Senin meşgul olduğunu bildiğim için öglen gidip gördüm."Diyince,"peki bunu neden bana söyleme zahmetine girmedin?"
"Yani şöyle ,dediğin gibi zahmet oldu biraz,o yüzden söylemdim."
"Tamam bakma bana öyle.Söylemeye geldim ama toplantıdaymışsın. Ben de biraz daha boş vaktini bekledim,geldim,gördüm ve müsait olduğuna karar verdiğim için şimdi söyledim." Dedi."Hmm,anladım.Peki senin kuyruk acın ne? Sabahtan beri oturduğun yerde dört dönüyorsun."
"Haa o muu ? Onu ben söyleyemem."Diyip susunca merakım daha da faza arttı."Peki kim söyleyecekmiş?" Diye sordum merakla.
"Kaan tabi ki, bide beni mi söyleyecktim ?" Diyip bacak bacak üstüne attı."Eğer Kaan abi söyleyecek ise konu önemli öyle mi ?"Diye sordum bu seferde.
"Yani kişiye göre değişir.Mesela benim için hava hoştur,ama senin havan biraz parçalı bulutlu gibi."Diyip masa da bulunan kum saatini ters çevirdi."Çıksana sen odamdan,söyle derim, söylemezsin.Saçma saçma seyler.Hadi git,gözüm görmesin seni."Diyip odamdan kovmaya çalıştım.
Bakın sadece çalıştım,çünkü bırak adım atmayı.Götünü kaldırma zahmetine girmiyordu bile."Gidemem ki","nedenmiş o?"
"Şöyleymiş çünkü,Kaancım buraya toplanmamızı istedi.Melis ile gelir o da birazdan."Daha cümlesini bitirmeden kapım çat diye açıldı.
"Selamlarrr " diyerek assolist girişini yaptı Melis.Hemen onun ardından Kaan abi ve Kerem de içeri girdi."Kusura bakma Mehtap,şu kıza kapıyı çalma adettini bir türlü öğretemedik."Dedi."Estağfurullah abi,olur mu öyle birşey? Geçin bakalım neymiş bu kamuoyunu toplayan sebep?"Diyip elim ile büyük koltuğu gösterip,ben de Aslan'ın yanına geçip oturdum.
Melis sanki misafir çocuğuymuş gibi, masama geçip kalemleri ve çekmeceleri karıştırmaya başlamıştı.Kaan abi bu olmamış der gibi başını iki yana sallayıp koltuğa oturdu ardından Kerem de .
"Şimdi oda da bulunan herkes dikkatli bir şekilde beni dinleyecek,bir kere bile sözümü kesme cesaretinde bulunmayacak.Özellikle sen Mehtap."Diyerek beni uyarmıştı.Ki bu da beni daha çok meraklandırmıştı."Ay çok heycanlı" diyen Melis'e karşı Aslan,"Bi tek ben biliyom ağlayınn" Diyip nereden çıkardığını bilmediğim keki yemeye başladı.
"Eğer konu sana kadar düştü ise Kaan abi cidden zor bir durumda kalmış."Demem ile yediği kekin çöpünü bana attı Aslan. "Çocuklar,cidden hala ergen gibisiniz.Hepinize ayrı ayrı,başka bir zaman kızacağım ama şimdi ciddi bir konu var ve lütfen çenebazlığı bırakın." Diyerek bizi uyardı.
Kaan abi oturduğu koltuğa daha çok yerleşip,sırtını dikleştirdi."Konu aslında fazla büyük değil.En azından biz dördümüz için."Diyip eli ile ben harici odadakileri göstererek."Biliyorsunuz Mardinde ki şirketin başında Mehtab'ın eski bir tanıdığı ile ingiliz bir yönetici duruyordu.İngiliz olan kendisine gelen iş teklifi ile şirketten ayrılma kararı almış."
Mardin konusu açılınca göğüs kafesime saplanan bir ok,neredeyse nefesimi kesmeye yetmişti bile.Derin nefesler alıyor,ağır ağır başımı sallıyordum.
"Düne kadar bir şey yoktu ,yeni bir yönetici atanacak ve konu kapanacaktı."
"Ancak Azad,Sen dışında kimseyi kabul etmeyeceğini.Kabul etmemen durumunda şirketten geri çekileceğini söylüyor.Seni zorunlu 1 yıllığına yanına istiyor. " Diyip sustu.Dünya o an durmuştu işte,Mardin ölüm demekti,Mardin keder demekti,Mardin acı demekti.
Ve bunu en iyi bilen kişi ise Azad'tı.Ya biri boynumu sıkıca tutuyor nefes almamı istemiyordu ya da şu kahpe dünya bir nefesi bile bana çok görüyordu."Biliyosun,ölsem bile seni oraya göndermem.Ancak kendisi işten çekilir ise altı bine yakın işçi işten çıkacak.Şantiyeler duracak ,insanalar işten atılacak.Yemin ederim parasında bile değilim.Biz ne paralar kazanip,kaybettik yıllardır.Buna da en büyük şahidim sensin."
Emindim, yoksa beni böyle kurtlar sofrasına gitmemi isteyecek gibi, ikna etmeye çalışmazdı."Ama " diyip devam etmesini istedim."Aması şu ki, kendisi şuana kadar yardım ettiğimiz bütün, aşevi, yetimhane,kadın koruma evi,huzur evi gibi bir çok yerden yardım elini çekeceğini söyledi.Buda binlerce yardıma muhtaç insan demek oluyor."
"Benim kararım kesin,sen istemedigin sürece padişah gelse kimse seni götüremez biliyorsun demi? Ancak bunu sana sormamı istedi o yüzdendi toplanma sebebimiz."Diyip sustu.
