Eylül'ün dönüşünden sonra haftalar hızla geçmişti.
Her şey güzel görünüyordu.
Ta ki Eylül bir akşam Defne'ye önemli bir haber verene kadar.
“Defne, sana bir şey söylemem gerekiyor.”
Defne onun yüzündeki ifadeyi görünce ciddileşti.
“Ne oldu?”
“Annem başka bir şehre taşınmamızın daha iyi olacağını düşünüyor.”
Defne'nin yüzündeki gülümseme kayboldu.
“Yine mi?”
“Bu kez kesin değil.”
“Ama olabilir.”
Eylül başını salladı.
“Evet.”
Bir süre ikisi de konuşmadı.
Defne'nin aklına geçmişteki ayrılık geldi.
“Gitmeni istemiyorum.”
“Ben de gitmek istemiyorum.”
“Peki ne yapacağız?”
Eylül gözlerini yere indirdi.
“Bilmiyorum.”
Bu kez Defne kızmadı.
Çünkü Eylül'ün de en az onun kadar korktuğunu görebiliyordu.
---
Ertesi gün okul çıkışında kütüphaneye gittiler.
Defne önündeki boş sayfaya bakıyordu.
“Bir şey yazmıyorsun.”
Eylül gülümsedi.
“Sen de konuşmuyorsun.”
“Çünkü ne diyeceğimi bilmiyorum.”
Eylül sandalyeye yaslandı.
“Eskiden olsa sana gitmememi söylerdin.”
“Şimdi de gitmeni istemiyorum.”
“Biliyorum.”
“Ama hayallerinden vazgeçmeni de istemiyorum.”
Eylül şaşkınlıkla ona baktı.
“Sen gerçekten değiştin.”
“Nasıl?”
“Artık korktuğun şey yüzünden beni durdurmaya çalışmıyorsun.”
Defne gülümsedi.
“Çünkü seni seviyorsam, istediğin şeyleri yapmana da izin vermeliyim.”
Eylül'ün yüzünde sıcak bir gülümseme oluştu.
“Ben de senin hayallerinden vazgeçmeni istemem.”
“Kitap yazmaktan mı bahsediyorsun?”
“Evet.”
“Bunu gerçekten yapabileceğimi düşünüyor musun?”
“Kesinlikle.”
Defne güldü.
“Bana inanıyorsun.”
“Her zaman.”
---
Akşam birlikte sahilde yürüdüler.
Dalgaların sesi uzaktan duyuluyordu.
Eylül bir süre sonra:
“Eğer gidersem…”
Defne ona baktı.
“Ne?”
“Bu kez kaybolmayacağım.”
Defne gülümsedi.
“Ben de seni beklemek zorunda değilim.”
Eylül şaşırdı.
“Ne demek?”
“Ben hayatıma devam edeceğim. Sen de kendi hayatına.”
“Peki ya biz?”
Defne durdu.
“Biz de birbirimizin hayatında olmaya devam edeceğiz.”
Eylül birkaç saniye düşündü.
Sonra gülümsedi.
“Bu daha güzel.”
“Çünkü birbirimizi tutmak yerine birbirimizi destekleyeceğiz.”
Eylül başını salladı.
“Anlaştık.”
---
O gece Eylül eve döndüğünde annesiyle uzun uzun konuştu.
Ertesi sabah Defne'ye bir mesaj gönderdi.
Eylül: Gitmiyoruz.
Defne mesajı görünce şaşkınlıkla ayağa kalktı.
Defne: Gerçekten mi?
Eylül: Evet. Annem burada kalmamızın daha doğru olduğuna karar verdi.
Defne gülümsedi.
Defne: Çok mutluyum.
Birkaç saniye sonra yeni mesaj geldi.
Eylül: Ama bir şey öğrendim.
Defne: Ne?
Eylül: Seni kaybetmekten korkarken kendimi kaybetmemem gerektiğini.
Defne telefonu göğsüne bastırdı.
Sonra yazdı:
Defne: Ben de.
---
Ertesi gün ikisi ilk tanıştıkları durağa gittiler.
Bu kez yağmur yoktu.
Gökyüzünde ay vardı.
Eylül şemsiyesine baktı.
“Sanırım bunu artık taşımama gerek yok.”
Defne güldü.
“Belki yine yağmur yağar.”
Eylül ona baktı.
“Yağarsa paylaşırız.”
Defne başını salladı.
“Anlaştık.”
İkisi yan yana oturdu.
Artık korkularının onları yönetmesine izin vermeyeceklerini biliyorlardı.
Önlerinde hâlâ bilinmeyen bir gelecek vardı.
Ama ilk kez gelecekten korkmak yerine onu birlikte düşünmeye başlamışlardı.
Ve ertesi gün, hikâyelerinin son bölümünü yazmaya başlayacaklardı.