Aradan birkaç ay geçmişti.
Defne artık her sabah okula giderken aynı heyecanı yaşamıyordu.
Çünkü Eylül'ün orada olduğunu biliyordu.
Kütüphanedeki pencere kenarı yine onların yeriydi. Bazen saatlerce kitap okuyor, bazen de hiçbir şey yapmadan sohbet ediyorlardı.
Defne ise hikâyesini yazmaya başlamıştı.
İlk sayfanın en üstünde yalnızca bir başlık vardı:
Ay Işığında Kalanlar
Eylül kitabın adını görünce gülümsemişti.
“Bu bizim hikâyemiz mi?”
“Belki.”
“Yine mi?”
Defne güldü.
“Tam olarak bizim hikâyemiz değil.”
“Peki ne?”
“Bir yağmurla başlayan bir hikâye.”
Eylül kitabın ilk sayfasını çevirdi.
“Ben okuyabilir miyim?”
“Kitap bitince.”
“Ne kadar bekleyeceğim?”
“Bilmiyorum.”
“Defne!”
İkisi gülmeye başladı.
---
O akşam okuldan çıkarken yağmur başladı.
Defne kapının önünde durdu.
Eylül yanına geldi.
“Şemsiyen var mı?”
Defne başını iki yana salladı.
Eylül çantasından lacivert şemsiyesini çıkardı.
Defne gülümsedi.
“Bunu hâlâ saklıyorsun.”
“Tabii.”
“İlk günkü şemsiye.”
“Hatırası var.”
İkisi şemsiyenin altında yürümeye başladı.
Defne bir süre sonra durdu.
“Biliyor musun?”
“Ne?”
“İlk gün burada yürürken hayatımın değişeceğini hiç düşünmemiştim.”
Eylül gülümsedi.
“Ben de.”
“Sen sadece şemsiyeni paylaşmıştın.”
“Ve sen de benimle yürümüştün.”
Defne başını kaldırıp yağmura baktı.
“İyi ki yürümüşüm.”
Eylül de gülümsedi.
“İyi ki.”
---
Bir süre sonra ilk tanıştıkları otobüs durağına geldiler.
Yağmur hâlâ yağıyordu.
İkisi banka oturdu.
Eylül gökyüzüne baktı.
“Hatırlıyor musun? İlk gün burada vedalaşmıştık.”
“Evet.”
“Sonra seni tekrar görmek istemiştim.”
“Ben de.”
Defne çantasından küçük defterini çıkardı.
Son sayfaya bir şey yazdı.
Eylül merakla baktı.
“Ne yazıyorsun?”
“Son cümleyi.”
“Okuyabilir miyim?”
Defne defteri ona uzattı.
Eylül okudu.
“Bazı insanlar hayatımıza yağmur gibi girer; önce her şeyi ıslatır, sonra gökyüzünü temizler.”
Eylül gülümsedi.
“Güzel.”
“Beğendin mi?”
“Çok.”
Eylül defteri kapattı.
“Peki hikâye bitti mi?”
Defne başını iki yana salladı.
“Hayır.”
“Nasıl yani?”
“Kitap bitti.”
Defne gülümsedi.
“Ama bizim hikâyemiz devam ediyor.”
Eylül birkaç saniye ona baktı.
Sonra gülümsedi.
“Bence en güzel son bu.”
Yağmur yavaşça hafifledi.
Bulutların arasından ay görünmeye başladı.
Defne ve Eylül şemsiyeyi kapatıp ayağa kalktılar.
Yan yana yürürken Defne bir kez daha arkasına baktı.
İlk karşılaştıkları durak artık yalnızca bir durak değildi.
Orası onların başlangıcıydı.
Bir tesadüfün, dostluğun, korkuların, ayrılıkların ve yeniden buluşmaların başladığı yerdi.
Ve Defne artık biliyordu:
Bazı hikâyelerin gerçekten sonu yoktur.
Sadece bir bölümün sonuna gelinir.
SON.