İçeriğe geç

Ay Işığında Kalanlar

Bölüm 15 · 2 dk okuma

Ay Işığında Kalanlar

Bölüm 15

Gitmek

Ertesi gün okulda Eylül her zamankinden daha sessizdi.

Defne onun yanına oturdu.

“Bugün gelecek, değil mi?”

Eylül başını salladı.

“Evet.”

“Hazır mısın?”

“Hayır.”

Defne hafifçe gülümsedi.

“Hazır olmak zorunda değilsin.”

Eylül ona baktı.

“Sen yanımdayken daha az korkuyorum.”

Defne cevap vermedi. Sadece yanında kaldı.

Öğle arasında kütüphaneye gittiler.

Bir süre sonra kapı açıldı.

Aras içeri girdi.

Eylül'ün yüzü gerildi.

Aras elindeki eski dosyayı masaya bıraktı.

“Artık bilmen gerekenleri anlatacağım.”

Eylül dosyaya baktı.

“Bunu neden şimdi yapıyorsun?”

“Çünkü yıllardır susuyorum.”

Aras derin bir nefes aldı.

“Abla'nın gidişinden sonra herkes seni suçladı. Ama gerçek sandığın gibi değildi.”

Eylül'ün gözleri doldu.

“Ne demek istiyorsun?”

Aras dosyadan eski bir belge çıkardı.

“Abla'n sana kızgın değildi.”

Eylül birkaç saniye konuşamadı.

“Bana yıllarca onun benden nefret ettiğini söylediler.”

“Yanlış söylediler.”

Defne sessizce Eylül'ün yanında duruyordu.

Aras devam etti:

“Gitmeden önce sana bir mektup bırakmıştı. Ama o mektup sana hiç ulaşmadı.”

Eylül'ün elleri titredi.

“Mektup nerede?”

Aras çantasından küçük bir zarf çıkardı.

“Bende.”

Eylül zarfı aldı.

Üzerinde kendi adı yazıyordu.

Zarfı açtı.

Mektubu okurken gözlerinden yaşlar süzüldü.

Defne ona yaklaşmak istedi ama Eylül başını kaldırıp küçük bir hareketle beklemesini söyledi.

Mektubu bitirdiğinde uzun süre sessiz kaldı.

Sonra:

“Bunca yıl…”

Sesi titriyordu.

“Bunca yıl kendimi suçladım.”

Defne onun yanına oturdu.

“Senin suçun değildi.”

Eylül başını eğdi.

Aras da sessizce ayağa kalktı.

“Bunu bilmeni istedim.”

Sonra çıktı.

---

O akşam Eylül'ün telefonu çaldı.

Annesiydi.

Eylül telefonu açtı.

Uzun süre konuştu.

Telefonu kapattığında yüzünde karışık bir ifade vardı.

“Ne oldu?”

“Bir süreliğine gitmem gerekiyor.”

Defne'nin kalbi sıkıştı.

“Nereye?”

“Annemle başka bir şehre.”

“Ne kadar?”

“Bilmiyorum.”

Defne sessiz kaldı.

Eylül ona baktı.

“Bunu istemiyorum.”

“Ben de.”

“Beni bekleme demeyeceğim.”

Defne şaşırdı.

“Ne?”

“Çünkü beklemeni istemek bencilce olur.”

Defne gözlerini sildi.

“Ben ne yapacağımı kendim seçerim.”

Eylül gülümsedi.

“İşte bu yüzden seni seviyorum.”

Defne'nin gözleri doldu.

“Ne zaman gidiyorsun?”

“Yarın sabah.”

İkisi uzun süre konuşmadan oturdu.

Sonunda Eylül çantasından küçük bir kâğıt çıkardı.

Defne'ye uzattı.

“Bunu sakla.”

Defne açtı.

Kâğıtta bir adres vardı.

“Bu ne?”

“Gideceğim yer.”

Eylül gülümsedi.

“Bana ulaşmak istersen.”

Defne kâğıdı dikkatlice çantasına koydu.

“Ulaşacağım.”

Eylül başını salladı.

“Biliyorum.”

Ertesi sabah Eylül şehirden ayrılacaktı.

İkisi de bunun bir son olmadığını söylemeye çalışıyordu.

Ama ayrılık bazen insanın kalbine, kelimelerin anlatabileceğinden daha ağır bir korku bırakıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.