Ertesi sabah Defne okula geldiğinde koridorlarda garip bir sessizlik vardı.
Normalde öğrenciler kendi aralarında konuşur, gülüşür, sınıflara yetişmeye çalışırdı. Ama Defne yanlarından geçtiğinde bazı konuşmalar bir anda kesiliyordu.
İlk başta bunu önemsemedi.
Ta ki arkasından kendi adını duyana kadar.
“Defne…”
Arkasını döndüğünde iki kişinin ona baktığını gördü.
Biri hemen gözlerini kaçırdı.
Defne hiçbir şey söylemeden yoluna devam etti.
Sınıfa girdiğinde Eylül çoktan gelmişti.
“Günaydın.”
“Günaydın.”
Eylül onun yüzüne dikkatlice baktı.
“Bir şey oldu.”
“Yok.”
“Defne.”
Defne iç çekti.
“Koridorda insanlar konuşuyordu.”
Eylül'ün yüzü ciddileşti.
“Bizim hakkımızda mı?”
Defne cevap vermedi.
Bu, Eylül için yeterliydi.
---
Öğle arasında kütüphaneye gittiler.
Fakat bugün her zamanki gibi rahat değillerdi.
Eylül kitabını açtı ama okumadı.
“Bunu daha fazla saklamak istemiyorum.”
Defne ona baktı.
“Neyi?”
“Bizim aramızdakini.”
Defne'nin kalbi hızlandı.
“Ben de saklamak istemiyorum.”
“Peki neden korkuyorsun?”
Defne bir süre sustu.
“İnsanların ne söyleyeceğinden değil.”
“Peki?”
“Seni kaybetmekten.”
Eylül'ün bakışları yumuşadı.
“Beni kaybetmeyeceksin.”
Defne başını eğdi.
“Bunu söylemek kolay.”
“Biliyorum.”
Eylül elini masanın üzerine koydu.
“Ben de korkuyorum.”
Defne onun eline baktı.
“Bazen güçlü görünmek zorunda değiliz.”
Eylül gülümsedi.
“Bunu senden öğreniyorum.”
---
Ders çıkışında okulun kapısına geldiklerinde birkaç öğrenci yine yanlarından geçerken fısıldaştı.
Bu kez Eylül durdu.
Defne ona baktı.
“Eylül…”
“Hayır.”
Eylül derin bir nefes aldı.
“Böyle devam edersek onların söyledikleri yüzünden birbirimizden uzaklaşacağız.”
Defne sessiz kaldı.
Eylül devam etti:
“Ben bunu istemiyorum.”
“Ben de.”
“Bazen insanların ne düşündüğünü kontrol edemeyiz.”
“Biliyorum.”
“Ama birbirimize nasıl davranacağımızı kontrol edebiliriz.”
Defne gülümsedi.
“Doğru.”
Tam o sırada okulun kapısından Duru çıktı.
İkisini görünce birkaç saniye durdu.
Sonra Eylül'e yaklaştı.
“Konuşabilir miyiz?”
Eylül şaşırdı.
“Şimdi mi?”
“Evet.”
Defne geri çekilmek istedi.
Fakat Eylül onun koluna hafifçe dokundu.
“Sen de kal.”
Duru bunu görünce kısa bir süre sessiz kaldı.
“Tamam.”
Üçü okulun biraz ilerisindeki sessiz bir banka oturdu.
Duru, Eylül'e baktı.
“Son zamanlarda seni görüyorum.”
Eylül bekledi.
“Mutlu görünüyorsun.”
Eylül şaşırdı.
“Bunu söylemek için mi geldin?”
“Hayır.”
Duru başını eğdi.
“Sadece… seni yeniden kaybetmek istemiyorum.”
Eylül cevap vermedi.
Duru devam etti:
“Geçmişte yaptıklarım için gerçekten üzgünüm.”
Eylül'ün gözleri doldu ama ağlamadı.
“Bunu daha önce de söyledin.”
“Biliyorum.”
Duru ayağa kalktı.
“Bu kez senden beni affetmeni istemiyorum. Sadece özür dilemek istedim.”
Sonra uzaklaştı.
Eylül uzun süre arkasından baktı.
Defne sessizce yanında oturdu.
“İyi misin?”
Eylül başını salladı.
“Sanırım.”
Defne gülümsedi.
“Bazen geçmişi geride bırakmak için onu tamamen unutmak gerekmiyor.”
Eylül ona baktı.
“Sen hep böyle güzel cümleler mi kuruyorsun?”
“Hayır.”
“Bence kuruyorsun.”
İkisi gülümsedi.
Fakat eve dönerken Defne'nin aklında tek bir şey vardı:
Okuldaki fısıltılar henüz bitmemişti.
Ve ertesi gün, duyacakları bir söylenti her şeyi değiştirecekti.