07.11
Omzunda hissettiğiyle gözlerini aradı, Duru omzunu dürtükleyip uyanmasını söylüyordu.
-Burada uyumuşsun abi, kalk da hazırlan sonra gidip şu işlere başlayalım.
-Önce ufak bir işim var ben geri gelip seni alacağım.
-Tamam.
Uzandığı yerden doğrulup odasına gitti hızlıca beyaz tişörtünü, siyah yırtık kotunu ve deri ceketini kapıp kemerlerini takıp silahını yerine koyduktan sonra saçlarını düzelterek anahtarlarını aldı, telefonunu da kapıp evden ayrıldı. Araca binip kediyi ilk gördüğü yere gitti. İnip şöyle bir etrafa bakmaya başladı, yeniden yere çöküp daha önce araştırdığı noktaya göz attı belki bu şekilde gelir diye düşünmüştü fakat kediden eser yoktu. Onun yerine omzuna hafif bir el indi, hafifçe omzunu sıkıp geri çekildi. Başını arkasına çevirip baktı, dün araştırdığı kız arkasında duruyordu. Ayağa kalkıp ona döndü, kız başını yukarı kaldırıp göz teması kurdu.
-İyi misiniz?
-Evet.
-Burada bu şekilde çökmüş olduğunuzu görünce bir sorun var sandım, kusura bakmayın.
-Problem değil, araştırıyordum.
-Neyi?
-Polisim.
-Ah anladım, kusura bakmayın rahatsız ettim.
-Sorun değil.
-İyi günler.
Arkasını dönüp yürümeye başladı, Barlas araştırma yapmaya devam edecekti fakat kızın kısa çığlığı ile elini silahına atıp ona koştu. Yere çökmüştü, Barlas'ta tek dizi üzerine çöküp boştaki elini kızın omzuna koydu. Gözlerini aşağıya indirdiğinde kızın kedi sevdiğini gördü... Siyah kediyi, aradığı kediyi seviyordu.
-Endişelendirdim mi? Afedersiniz bir anda önüme atlayınca korktum.
-Nereden geldi b- Bir dakika, sen onu görebiliyor musun?
-Nasıl?
-Kediyi görebiliyor musun?
-Elbette, işte seviyorum ya?
Barlas geçen gece yaşadığı olayın arkadaşlarından kaynaklı olduğunu düşünüyordu artık. Belki de ona oyun oynamışlardı, korksun istemişlerdi bu yüzden görmedik demişlerdi. Kızın telefonu çaldığında ayağa kalktı, Barlas kaşları çatık halen kediyi inceliyordu fakat kedi artık ona sırnaşmıyordu, kızın bacakları arasında geziyor, kuyruğunu bacaklarına doluyor başını bacaklarına sürtüyordu. Barlas ona elini uzattığında kedi geri çekilip ona pati attı. Avucuna tırmık izi bırakmıştı. Ada konuşmasını bitirip gülümseyerek Barlas'a geri dönmüştü, elini fark ettiğinde yere çöküp elini kendi küçük elleri arasına aldı. Barlas'ın aklı sadece kedinin ani davranış değişikliğindeydi kızın onunla konuşuyor olduğunu zor idrak etmişti.
-Enfeksiyon kapmasın gel dezenfekte edip bantlayalım olur mu?
-Hallederim.
Kedi ise halen kızın etrafındaydı, bu Barlas'a oldukça tuhaf gelmişti, kedinin bir sırrı olduğunu düşünüyordu. Belki kuruntu ya da farklı bir tür takıntı yapıyordu fakat içten içe bu kedinin bir olayı olduğuna inanıyordu. Kız ayağa kalkıp Barlas'ı da kaldırdı.
-Arabam hemen şurada, küçük bir ilk yardım çantam var hemen hallederiz.
-Tamam istediğin gibi olsun.
Arabaya geldiklerinde kapıları açıp ilk yardım kitine uzandı, arabanın ön kaputuna çantayı bırakıp arabanın önüne dayanmış gencin önüne geçmişti. Avucunu açıp elini uzatmasını bekledi, elinin tersini avucunun içine yerleştirdi. Dokunuşları yumuşaşık elleri ise sıcacıktı. Çantadan çıkarttığı kremi çiziğin olduğu kısma bir miktar sıkarak çantaya geri koydu. işaret ve orta parmağı yardımıyla kremi bastırmadan çiziğe uyguladı. Çıkarttığı pembe yara bandını görünce Barlas kaşlarını çattı, kendini tutmak istemişti fakat başarılı olamadı ve güldü. Pembe renkte, fuşya kurdele desenleri olan bir yara bandıydı bu.
-Üzgünüm benimkiler bitmiş, kardeşime ait bunlar.
-Sanırım yara bandı olmadan da olur.
-Krem her yere bulaşır ve yara açık kaldığı için enfeksiyon kapabilir.
Cevabını beklemeden bandı avucuna yapıştırdı. Kızın ses tonu annesininkine çok benziyordu, ufak bir farkları vardı. Ada daha kısık ve yumuşak bir tonda konuşuyordu, annesinin sesi ise oldukça gürdü. Elini yavaşça bırakıp yüzünü yüzüne kaldırdı, gamzelerini göstermekten çekinmeden gülümsedi.
-Bitti.
-Teşekkürler.
-Rica ederim.
Gülümseyip yaslandığı yerden çekildi, kendi arabasına geçmeden önce sağlam elini uzattı, kız elini tutup hafifçe sıktı.
-Barlas Arslan, kendimi tanıtmamıştım.
-Ada Özsoy.
Birbirlerine kısaca gülümseyip araçlarına geçtiler.
09.45
Kardeşini almak için eve geri dönmüştü, arabaya gelmesini beklerken telefonunu çıkarıp ekip arkadaşlarına mesaj attı hepsinin belirlediği yerlerde olmasını istediğini, kontrol edeceğini yazmıştı. Kardeşi arabaya geldiğinde abisinin yanına oturup dosyayı açtı, abisinin paylaştırdığı olay yerlerinden birini seçip dosyayı kaldırdı, ona gösterdi.
-Öncelik burası olsun.
-Tamam, Ezgi'yi de alıp gidelim.
-Arayayım mı?
-Ara.
Duru Ezgi'ye hazır olmasını bir kaç dakika da orada olacaklarını söyledi. Telefonla konuşurken Barlas çoktan aracı çalıştırıp gaza basmıştı. Uzun sürmedi kısa bir zaman içinde evin önüne geldiler. Ezgi kapının önünde onları bekliyordu, aracı gördüğünde arabanın yanına gitti arkaya oturdu ve Barlas gidilmesi gereken yere doğru aracı hareket ettirdi.
11.56
Olay yeri oldukça uzaktaydı. Yol boyunca dosya harici hiçbir konuşma geçmedi aralarında, arada sırada Ezgi'nin Barlas'a yönelttiği saçma sorular dışında. Barlas elini direksiyondan kaldırdığında Duru'nun gözleri avucuna takıldı, kıkırdayarak elleri arasına alıp kahkahasını yuttu.
-Tarz değiştirmişsin abicim.
-Çıkıklık yapma, aşağı in.
-O nedir?
Ezgi başını öne doğru uzattı, Barlas elini çekmeden hemen önce avucundaki yara bandını fark edebilmişti. Başta gülmüştü fakat sonra bunun bir erkekte olamayacağını, bir kadının vermiş olabileceğini düşününce gülüşü yok oldu. Sinirle nefes verip aşağı indi. Kahkaha atarak araçtan inen Duru'ya göz devirerek eşlik etti Barlas. Duru yanında küçük bir çanta getirmişti, hemen yanına bırakıp içerisinden lazım olacağını düşündüğü bir kaç materyal çıkarttı. Hepsi inceleyecek bir alan buldu, eldivenlerini takıp etrafı araştırmaya başladılar. Uzunca vakit uğraştılar da fakat neredeyse hiçbir şey bulamamışlardı. Barlas telefonunu çıkartıp Bartu'yu aradı.
-Efendim?
-Ne yaptınız?
-İki mekana baktık kardeşim ama elimiz boş.
-Bizim de aynı. Henüz bir yere baktık ama bir şey çıkmadı.
-Bence harbiden bizi oyalıyorlar.
-Şikayet etme çalış.
Telefonu kapatıp diğerlerine döndü. İkisi birlikte bir yere çökmüş aynı yere bakıyorlardı, yanlarına yürüyüp kardeşinin yanına geçti tek dizi üzerine çöküp baktıklarını kontrol etti.
-Ne buldunuz?
-Bileklik.
Ezgi elindeki bilekliği kaldırıp ona uzattı.
-Baş harf yazıyor bak, E harfi.
-Bir kadın bilekliği.
-Hiç yoktan iyidir, poşetleyin de başka bir yere bakalım.
Dediğini yaptılar. Başka da bir şey yoktu, Duru hepsinden önce eldivenlerini çıkartıp çantasını araca koymak için önden gitti. Barlas ve Ezgi eldivenlerini çıkartırlarken Ezgi gözlerini eldivenlerden ayırmadan sordu.
-Bandı kim verdi?
Eldivenleri çöp poşetine atarken yüzüne bile bakmadı.
-Neden soruyorsun?
-Bu daha çok kadınların kullanacağı yönde bir bant.
-Kedi tırmaladı, bir hanımefendi de yardımcı oldu. Tamam?
Araca yürüdü, kızda arkasından ilerledi.
14.38
Yeni rotaya ilerlerken telefonu çaldı.
-Efendim?
-Neredesin?
-Araştırmak için gidiyorduk.
-Geri dön ve acilen yanıma uğra.
-Yalnız değilim.
-Önemi yok Barlas acil dön.
Telefon görüşmesi sonlanmıştı, Barlas hızlı bir dönüş yapıp geldikleri yoldan geri dönmüştü. Bir kaç saatte geldikleri yolu neredeyse bir saatte tamamlamışlardı. Aracı öylesine park edip kızlarla birlikte indi, anahtarları kapıdaki görevliye atarak aracı park etmesini rica etti fakat tanıdık bir yüz onu durdurdu. Ada'yı girişte görünce adımlarını yavaşlattı.
-Karakolda ne arıyorsun?
-Staj.
-Burada mı?
-Evet yeni staj yerim. Çalıştığın karakol burası mı?
-Evet.
Ezgi ikisi arasından ikisine de çarparak geçti, Duru abisinin omzuna hafifçe vurarak gülümsedi ve Ezgi'nin arkasından içeri girdi. Ada arkasına dönüp karakolun arka tarafına doğru ilerlemeye başladı.
-Duyuyor musun?
-Neyi?
-Yavru seslerini.
-Hayır ben bir şey duymuyorum.
Kızın arkasından ilerliyordu. Arkada, paletlerin olduğu alanda durdu. Naylonu kaldırıp baktığında iki küçük siyah kedi yavrusu gördüler. Yanlarında da daha önce gördükleri o kedi vardı.
-Senin bir anne olduğunu bilmiyordum, şunlara bak tıpkı onun gibiler!
Dokunmak için elini uzatmıştı fakat Barlas bileğinden yakaladı ve durdurdu.
-Anneleri saldıracaktır.
-Haklısın, Onlara yiyecek bir şeyler bulmalıyım.
-Arkadaşlardan rica ederiz.
Barlas kızın o kedilerden özellikle de annelerinden uzak durmasını istiyordu. Bir sorun olduğunu düşünüyordu, kedilerde bir farklılık vardı ve Ada'nın onu hatta onları görüyor olmasında bir sorun seziyordu bu yüzden Ada yerine bir başkasının yiyecek bırakmasını isteyecekti. Kızın bileğini bırakıp ona ileriyi işaret etti.
-Gidelim.
-Tamam.
İçeri geçtiler. Barlas yanından ayrılmadan hemen önce yeniden elini uzattı, kız karşılık verip elini tuttu.
-Yeni staj yerine hoşgeldin.
-Teşekkür ederim.
Gülümsediler ve yollarını ayırdılar. Komiserin odasına geçip anlatacaklarını dinledi. Aciliyeti olmayan bir şeyin acil olduğunu söyleyip resmen işinden alıkoymuştu ve bu yeterince sinirlendirmişti yine de bir şey söylemeyip odadan çıktı. Sinirle boynunu kütletip gözlerini kapattı. Odasına yürürken Bartu'ya mesaj attı, işi bırakabileceklerini bugünlük yeterli olduğunu yazmıştı, yarın toplanıp neler olduğunu ya da neler bulduklarını konuşacaklarını da ekleyip telefonu cebine geri koymuştu. Odasına geçtiğinde odasındaki camdan yan odaya bakış attı, Ada'nın odaya yerleştiğini gördü. Önüne dönüp bilgisayara not aldı.
18.27
Karakoldan ayrılmaya karar vermişti, odasından çıkışta Duru'yla karşılaştı.
-Eve mi?
-Hayır arkadaşımın yanına gideceğim.
-Bırakayım mı?
-O gelecek.
-Peki, eve geç kalma.
-Dokuz buçuk gibi dönerim.
-Anlaştık.
Saçlarını karıştırıp kardeşini geride bırakarak çıkışa yürüdü, Ada Ayaz'la muhabbet ediyordu. Çıkmak yerine yanlarına gitti. Ayaz duvara sırtını dayamış önünde duran Ada'ya heyecanlı heyecanlı bir şeyler anlatıyordu, Barlas Ada'nın sağına geçip ellerini cebine yerleştirdi. Onu ilk fark eden Ada olmuştu, yüzünü ona çevirip gülümsedi.
-Merhaba.
Gülümseyip başıyla kıza selam verdi. Tek kaşını kaldırıp 'Ne yapıyorsun?' anlamına gelen o baş hareketini Ayaz'a gönderdi.
-Tnışıyoruz.
-Güzel.
-Siz muhabbet edin, ben eve geç kaldım.
Ada ikisine de güle güle dedikten sonra Barlas avucunu çocuğun omzuna koyup hafifçe sıkıp bıraktı ve o da karakoldan çıktı, arabasına geçip aracını çalıştırdı. Yola çıkıp gaza bastı, bir kaç araç önünde Ada'nın aracı vardı. Kız dönüş yapmak isterken aniden fren yapmak zorunda kalmıştı fakat panikle fren yerine gaza bastı ve aracın kontrolünü kaybetti, araç park edili bir kaç araca çarparak yavaşlamıştı, duvara sağ tarafıyla çarptığında ise durdu. Barlas aracını durdurup indi ve ona doğru koştu.
-Siktir!
Kızın kapını açıp elini uzattı, kendinde değildi şok içindeydi ve ne olduğunu anlamlandıramamıştı. Barlas kızın kolundan yakalayarak onu araçtan indirdi ve duvar dibine götürdü, sırtını duvara yasladı yavaş yavaş aşağıya kayarak yere oturdu, Barlas tam önüne geçip tek dizi üzerinde kızın omuzlarına ellerini koyarak konuştu.
-İyi misin?
Ada şu anda konuşamıyordu, korkmuştu ve bakışlarını aracından ayıramıyordu. Barlas avucunu yanağına bastırıp yüzünü kendine çevirdi. Gözleri dolmuştu fakat ağlayamıyordu. Elleri titriyordu, omzunda kalan diğer elini çekip ellerini kendi avucu arasına aldı, insanlar etraflarına dolmuştu. Kimisi arabalar için söyleniyordu kimisi kıza iyi olup olmadığını soruyordu. Baş parmağını diğer yanağına bastırıp kızın başını sağa sola çevirdi, darbe alıp almadığını kontrol etti fakat kızda herhangi bir sorun görünmüyordu.
-Nasıl oldu bilmiyorum...
-Kontrolü kaybettin, gördüm.
-Önüme bir şey fırladı, fren yapmak zorundaydım ama-
-Tamam, sonra anlat. Gel önce buradan uzaklaşalım.
Kollarından tutup kalkmasına yardım etti. Gelen bir kaç polisi elini kaldırarak durdurdu.
-Benimle, şuraları halledin.
Dediği gibi yaptılar. İfadesi alınmadan hemen önce Barlas onu biraz rahatlatmak istedi. Bir banka oturtup yanına oturdu, dirseklerini dizlerine dayayıp yüzünü kıza dönerek başını hafifçe aşağıya eğdi.
-Sorun değil, olabilir. İfadeni almak için karakola dönmeliyiz, korkma yalnız olmayacaksın ben de seninle olacağım. Ailene de haber verelim.
21.49
İfade boyunca Barlas'ta kızla kalmış hem olay şahidi olarak ifade vermiş hem de yalnız bırakmamıştı. Çıktıklarında kızın babası ve annesi onu bekliyorlardı, babası kızına koşup sıkıca sarılınca kız ağlamaya başladı ne zamandır kendini tutuyordu artık dayanamamıştı ve kendini bırakmıştı. Babası sorun olmayacağını hiçbir şeyin ondan değerli olmadığını söylüyordu fakat annesi babasına pekte katılmıyor gibiydi, arabayı yeni aldıklarını biraz daha dikkatli olması gerektiğini söyleyip duruyordu. Barlas bile yeterince sinirlenmişken babasının hiçbir şey söylememesine şaşırıyordu. Cevher Özsoy kızından ayrılıp Barlas'ın önünde durdu. Ondan bir kaç santim kısaydı, başını yukarı kaldırmak zorunda kalmıştı göz teması kurabilmek için. Barlas ise dik başını bir santim bile aşağı eğip de yardımcı olmadı. Olayı anlatmasını istedi, Barlas her şeyin Ada'nın söylediği gibi olduğunu, önüne aniden bir şeyin fırladığını fren yerine gaza bastığını söyledi. Kamera kayıtlarına bakmaya karar verilmişti, bizzat Barlas kendisini açmıştı fakat içeride kayıtlara baktıklarında öne fırlayan hiçbir şey görmemişlerdi. Hafif bir siyahlık vardı fakat buna herhangi bir şey demek çok zordu. Barlas kızın omzuna avucunu koydu.
-Eve gidebilirsiniz, sorun olursa seni arayacağım. Yarın zarar gören araçlarla ilgili de konuşuruz, şikayetler var ama kafanı buna yorma. Hallederiz eve gidip dinlen.
Öyle de yaptı, ailesiyle eve döndü. Barlas gelen şikayetlerden oluşturdukları dosyayı alıp eve geçti. Annesi ve Duru kahve içiyorlardı fakat onun buna zamanı yoktu, odasına geçip şikayetleri olumsuz yönde çevirmesi gerekiyordu. Odasına geçer geçmez üzerindekileri çıkarıp yatağına attı, pantolonuna dokunmadan masasına geçip bilgisayarını açtı, şikayetleri dijitale aktardı. Tazminat davası şeklinde kalacak olanlarla çokta uğraşmadı fakat içeri atılmasını isteyen şikayetler de vardı, bunları tek tek halletti. Hepsini maddi zarar şeklinde yorumlattı.
23.04
İşlerini bitirdikten sonra altındaki pantolonu da tepti, öylece yatağa geçip yorganın içine girdi ve uyumak için gözlerini kapattı. Siyah kedinin kendisin aklıyla oynaması yetmiyormuş gibi bir de yavruları olduğunu görünce yeterince sinirleri bozulmuştu zaten, Ada'nın başına gelenle de daha çok sinirlenmişti. Kız ısrarla bir şey çıktığını söylüyordu fakat hiçbir şey görünmüyordu. İnanmıyorlardı fakat Barlas onun doğru söylediğinden emindi. Kafası bunlarla meşgulken uyuyakalmıştı.