(Memur Bay Hayes'in anlatımıyla)
Eve ve Ryan ile masanın etrafında oturmuş,kahvelerimizi içiyorduk. "Son zamanlarda RETU Suç Örgütü tarafından gerçekleşen olaylar çok arttı." "RETU mafya değil miydi?"
"Her neyse işte...Ama onları bir türlü yakalayamıyoruz."
Dışarıya baktım,sabah olmak üzereydi ve dışarıda kar yağıyordu.Birden istasyona bir kadın girdi.Kadının kısa siyah saçları darmadağınık olmuştu ve terlemişti.Buraya koşarak gelmiş olmalıydı. "Memur bey!!Sokakta yürüyordum ve şey gördüm...Şey..." Kadının yanına gittim ve neyi kastettiği sordum. "David Molly'nin kızını gördüm.Yerde yatıyordu ve kanlar içindeydi."Bunu derken oldukça heyecanlıydı. "Tamam,isminiz neydi?" "Nichole Cager." "Tamam Bayan Cager,sakinleşin ve bana gördüğünüz her şeyi anlatın." Bayan Cage'e bunu dedikten sonra kenara oturdu ve sakinleşmeye çalıştı.Üzerindeki mor şalı düzelttikten sonra su rica etti.Ona su getirdikten sonra olayları anlatmaya başladı:
"Sabah erken saatte işe giden bir kadınımdır,her zamanki gibi saat 5'te kalktıktan sonra giyindim ve evden çıkıp yolu yürümeye başladım.Çok da gitmemiştim aslında,biraz yürüdükten sonra yerde ölü olarak duran bir kız gördüm. Kıza yaklaşıp baktığımda bunun David Molly'nin kızı olduğunu fark ettim ve dehşete düştüm.Sonra koşarak buraya geldim işte."
"Pekala Bayan Cager,ev adresinizi ve olay yeri adresini bana söyler misiniz?Ayrıca olay hakkında daha fazla şey biliyor musunuz?"
"Hayır bilmiyorum." Dedi saçlarını arkaya atarken.Bana ev adresini ve olay yeri adresini verdikten sonra ona şimdilik gidebileceğini söyledim.O da bana teşekkür etti ve karakoldan ayrıldı.Eve'e döndüm ve derin bir nefes aldım: "Bu olay biraz derin gibi duruyor." Eve de beni onaylıyordu.
"Şu bahsettiğimiz "RETU" ile ilgili olabilir...Ama yine de tam bilmiyoruz." Dedi elindeki kalemi çevirirken. "Hadi,olay yerine gidelim ve çalışmalara başlayalım."
İkimiz arabaya bindik ve Bayan Cager'ın tarif ettiği yere gittik.Söylediği gibi David Molly'nin kızı Victoria Harper Molly yerde ölü olarak yatıyordu.Cesedi torbaya koyup incelemek üzere arabaya yükledik.Sonra etrafa bakmaya devam ettik, cadde pek de kalabalık olmadığı için Harper'ın ayak izlerini bulmuştuk.Nereden geldiğini takip ettiğimizde mavi bir klasik arabaya vardık.Fenerlerimizi içine tutup baktığımızda Bay ve Bayan Molly'yi kafalarından vurulmuş halde bulduk. "Burada iki ceset daha var." Bu iki cesedi de torbalara koyup arabaya yükledik ve arabanın kapısını açıp içeriyi yokladık.Ön camların ikisi de ve sağ arka cam kırılmıştı.Arka koltukta çok da küçük olmayan kahverengi bir çanta bulduk,içi dolu gibiydi.Çantayı da alıp etrafı incelemeye devam ettik,ama daha fazla incelenmeye değer şey bulamadığımızda arabaya bindik ve karakola geri döndük.
"Wendy! Üç tane cesedimiz var,bunların otopsisini yap." Wendy bizim adli tıp uzmanımızdı,yanımıza geldi ve ceset torbalarına baktı. "Tamam,Ronald.İnceledikten sonra rapor çıkaracağım." Cesetleri sedyelere koyup götürdükten sonra yanından ayrıldım ve masadaki çantaya baktım.Üzerindeki desenlere bakacak olursak bu çanta Harper'a aitti.Brittany Molly'e ait olamayacak kadar çocuksuydu.Çantanın fermuarını açtım ve içindekileri boşalttım.Bana dolu gibi gelse de aslında içinde çok da şey olmadığını fark ettim:
Gözlük kabı,ne amaçla kullanıldığını bilmediğim iki krem,salbutamol ve kırmızı bir elbise.Elbisenin kumaşı pijama gibiydi,uzun kolluydu ve yakasında beyaz danteller vardı.İncelerken garip koktuğunu fark ettim ve nedenini düşünürken etek kısmındaki kan lekelerini gördüm.Çok da küçük lekeler değildi,hatta lekelerden biri sanki daha tazeyken eteğinden akmış gibiydi.Elbiseyi ve ne olduğunu bilmediğim krem kutularını alıp laboratuvara götürdüm ve Octave'a emanet ettim.O da inceleyeceğini söyledi,onu beklerken de oturup bir şeyler atıştırdım.Şu anlık yapacağım başka bir şey yoktu.
Daha sonra...
Wendy yanıma geldi ve incelemesinin bittiğini söyledi, normalde bu tür şeylerden etkilenmeyen biri olsa da bu sefer bir hayli mahzurdu. "Eeee?Neler buldun Wendy?"
Eldivenlerini çıkardı ve anlatmaya başladı:
"Bayan Molly'nin yüzünde bir yara yoktu ancak kulak zarı patlamıştı ve beyni parçalanmıştı.Bu da kurşunun kulağından girip diğer kulağından çıktığını gösteriyor.Bay Molly ise alnından vurulmuş,bu ikisinin vücutlarını da incelediğimde pek bir şey göremedim.Asıl benim incelerken üzüldüğüm ceset Harper'ınki.Belki de ilk kez bir kadavrayı incelerken bu kadar üzülmüşümdür.Harper'ın hem sağ omzunda,hem de göğsünde kurşun izlerine rastladım.
Omzundaki kurşun izi o kadar da ölümcül değil ama,şayet göğsünden vurulmasaydı büyük bir ihtimalle yaşardı. Göğsündeki kurşun hizası tam kalbine denk gelmiş,kurtulma ihtimali dahi yokmuş.Omzunu incelerken kolunda morluklar olduğunu gördüm,bu morluklar diğer kolunda da vardı. Hatta az olsa da yüz ve göğüs kısımlarında da morluklara rastladım,bu da ölmeden önce dayak yediğini gösteriyor.Ancak ölmeden hemen önce dayak yememiş, çünkü morluklar hafifti.Kızın egzamalarının olduğunu da söylemeden geçmeyeyim.Hiçbir kemiği kırılmamış,kemik demişken omurgasında eğrilik var ama.Akciğer yapısını incelediğimde akciğerlerinin çok da sağlıklı olmadığını gördüm.Çantada bulduğun salbutamol muhtemelen ona ait." "Tamam Wendy...Anladım,bir ipucu bulabildin mi?"
"Dur daha bitmedi...Harper'ın aynı zamanda bir böbreği yok! Yani kız bu zamana kadar tek böbrekle yaşamış,bunu kanıtlayan ameliyat izlerine de belinde rastladım." "Bunlardan ne çıkarabiliriz ki?" "Bu kadar detay arasında sanırım işinize yarayacak tek şey üçünün de silahla öldürülmüş olması,ha bu arada...Yaralardan çıkardığım kurşunları Damien'e verdim ve o da bu kurşunların hiç de modern tabancalara ait olmadığını söyledi.Dediğine göre bu kurşunlar 1800'lere ait." Eski bir silah ha...Bu bilgiyi dosyaya eklemeliydim,kesin işime yarardı çünkü.Yine de bu kadar bilgi katili bulmamıza elbette yetmezdi,bize daha fazla kanıt lazımdı."Belki şu bilgi de size çok lazım olmaz ama yine de söyleyeyim: Harper'ın gözlüğündeki kan izlerine baktığımda muhtemelen annesi veya babası öldürülürken onların dibinde duruyormuş.Onun yerinde olduğumu hayal ettiğimde bu gerçekten üzücü." "Tamam artık Wendy, bu kadarı yeterli."
(Rose Dolores Molly'nin anlatımıyla)
"Sadieeee! Sana bulaşıkları burada bırakma diye kaç kez söyleyeceğim?" Sadie benim sinir bozucu ev arkadaşımdı, iyi anlaşıyorduk aslında ama yine de bulaşıkları öylece bırakması sinir bozucuydu. "Bulaşıkları yıkamayı sevmediğimi biliyorsun Rose!Bütün evi ben temizliyorum, bir zahmet bulaşıkları da sen hallet." "Bütün evi temizleyen kişi olarak bulaşıkları da halledebilirdin!" "Bu kadar agresif olma,hey! Sizin sosyetik aile televizyona çıkmış!" Bunu duyduğumda bulaşıkları bırakıp salona koştum ve televizyona baktım,spiker şunları diyordu: "Ünlü Rochack Koleji'nin sahibi David Molly,sabah erken saatlerde arabasında ölü bulundu.Sadece o değil, onun yanında eşi Brittany Molly ve kızı V.H. Molly'de ölü bulundu." N-ne? O-onlar...Onlar ölmüş müydü? Birden gözlerimden akan yaşlara hakim olamadım ve ağlamaya başladım.Hayır, hayır...Bu olamazdı,onlar ölemezdi! Ah,Harper...Benim küçük mandalinam...O ölmeyi hakedecek ne yapmıştı?! Gözyaşlarıma bir türlü engel olamıyordum,Sadie bana bir sürü mendil uzatıyordu ama evdeki tüm mendiller dakikalar içinde bitmişti. "Üzülme diyeceğim ama bu gerçekten büyük bir acı..." Mendiller bitince bu sefer de sırtımı sıvazlamaya başladı.Ona kocaman sarıldım ve öylece ağladım.Sonra aklıma bir şey geldi ve hemen yerimden kalkıp odama gittim. "Hey Rose! Ne yapıyorsun? Sakın canına kıyacağını falan söyleme." Dolabımdan siyah deri çantamı aldım ve içine birkaç önemli şey koyduktan sonra pijamalarımı çıkardım ve deri pantolonumu,beyaz kazağımı ve kırmızı ceketimi giydim.Çantamı elime alıp odadan çıktım ve anahtarları alarak kapıyı açtım: "Birkaç günlük işim var, görüşürüz." Sadie bir yandan patlamış mısır yerken bir yandan da öylece bakıyordu, ne diye bu kızla aynı evi paylaşıyordum sanki? Kapıyı ardımdan kapattıktan sonra aşağıya indim ve dışarıya çıkıp etrafa baktım.Üstü açık kırmızı arabamı görünce bindim ve kemerimi taktım. Sonra gaza basıp sürmeye başladım.
Bu araba eskiden amcam David'e aitti,ancak Harper'ın güneş alerjisi (veya hastalık mı desek) ortaya çıkınca üstü açık araba kullanamayacağını anladı.Bu yüzden bana bu arabayı 16.yaş günü hediyem olarak verdi.Şu an da da 18 yaşındaydım.Saçımdaki lastiği çıkarıp saçlarımı saldım ve kalpli çerçeveli güneş gözlüğümü taktım.Kalpli gözlükler bu iş için biraz komik kaçıyor olabilirdi ama kendimce havalı görünüyordum.Kızıl saçlarım da gözlüklerimle uyum sağlıyordu...
Aradan saatler geçmişti,yolum uzundu biraz çünkü eyalet değiştiriyordum.Ama yolun büyük bir kısmını gitmiştim, acıktığımı fark edince bir lokantada durup akşam yemeği yedim. Sonra arabama atlayıp yola devam ettim.Binaların arasından geçerken trafikte sıkışıp kaldım.Önümdeki araçlar asla hareket etmiyorlardı ve sürekli korna çalıyorlardı.Trafiğin açılmasını beklerken arkama yaslandım ve naneli sakız çiğnemeye başladım.Herkes hareket edince ben de hareket ederdim zaten.
1 saat sonra...
Bir saattir falan trafik akmıyordu.Herkes korna çalıp duruyordu ama trafiğin aktığı falan yoktu.Oflayarak etrafa baktım ve sağımdaki adamın bana baktığını gördüm: "Pardon? Bana ne diye öyle bakıyorsunuz acaba?!" Adamın bakışlarından rahatsız olmuştum çünkü. "Kusura bakmayın bayan,şey...Sizi bir yerden gözüm ısırıyor da..." "Bakam çıkma teklifi etmeye falan çalışmayın,bu rahatsız edici! Şu hale bak,trafik bir türlü açılmadı." "Trafiğin neden açılmadığını biliyorum.David Molly'nin ölümünü duydunuz mu?" "Kim duymadı ki?" "İşte,burası olay yeri.Polisler inceleme yapıyor şu an." Hadi ya... "Bir saniye,sizi nereden bildiğimi buldum.Siz David Molly'nin yeğenisiniz." Gözlerimi devirdim ve direksiyonu tuttum.Trafik açılmış olacaktı ki herkes arabalarını sürmeye başlamıştı.Olabildiğince hızlı gidiyordum,umarım ceza yemezdim.Önümdeki kriminal bölge inceleme araçlarının peşinden karakola vardım ve içeriye girdim.
"Memur Hayes,bir kız sizinle görüşmek istiyor." Polislerden biri diğer polise bunu söyleyince memur Hayes dedikleri kişi yanıma geldi. "Merhaba,ben memur Hayes.Neden gelmiştiniz?" "Merhaba;ben Rose Dolores Molly,David Molly'nin yeğeni.Öldürüldüğünü duyunca apar topar geldim." Arabayı buraya biraz uzak bir yere park etmiştim, yolun kalan kısmını koşarak geldiğim için nefes nefeseydim. "Tamam,Bayan Molly.Biraz oturup dinlenin,sonra anlatacaklarınızı anlatırsınız." Sebilden bir bardak su doldurup yavaş yavaş içtim.Memur Hayes karşımdaki koltukta oturuyordu,ona anlatacaklarımı anlatmaya başladım:
"Ben 18 yaşında bir üniversite öğrencisiyim.Üniversite için Kentucky'e taşınmadan önce burada yaşıyordum.Addam Molly ve Miriam Molly da burada yaşıyor,kendileri beni ebeveynlerin olur.Harper'ı yaşarken her haftasonu ziyaret ederdim,tabi taşınmadan önce.İki kuzenden ziyade abla-kardeş gibiydik.Evlerinin anahtarı bile bende var."
Pantolonumun cebini karıştırdım ve yeşil bir anahtar çıkardım,kendi evimin anahtarı ile karışmasın diye ojeyle yeşile boyamıştım. "Anahtarı bana verebilir misiniz? Bay Molly'nin evinde inceleme yapacağız." Anahtarı memura verdikten sonra aklıma bir fikir geldi: "Size yardım edebilirim aslında,tabi isterseniz." Paltosunu giyerken bana döndü: "Olabilir aslında,ama dikkatli olmalısınız." Bunu duyunca Hayes'i takip ettim,yanında bir memur kadın daha vardı. "Bu arada ben de Eve Voter.Ronald Hayes ile birlikte çalışıyoruz." Onla tanıştıktan sonra üçümüz bir polis arabasına bindik ve yolda onlara evin yerini tarif ettim. Ben de heyecanlıydım aslında,ilk kez bir cinayeti inceliyordum.
Eve vardığımızda arabadan çıktık ve süslü demir bahçe kapısından içeri girdik.Amcam David'in evi iki katlıydı ama oldukça büyüktü.Yine de zengin olmasına rağmen filmlerdeki gibi güvenliği yoktu veya bahçenin ortasında çeşmede su akmıyordu.Karların arasından yürürken bu havada Converse ayakkabı giymenin o kadar da iyi bir fikir olmadığını anladım.Bay Hayes anahtarla kapıyı açtı ve üçümüz de içeri girdik,Eve girişi sarı bantla kaplarken ikimiz el fenerleriyle içeriyi inceliyorduk.Hayes parmağını masaya koydu ve gelen toza baktı: "Bu toza bakacak olursak son birkaç gündür evde değillermiş.Kesinlikle Harper'ın yaşamasına uygun bir ortam değil." Bunu deyince eski anılar aklımda canlandı; yengem Brittany asla evi kirli bırakmazdı,Harper'ın astımından kaynaklansa gerek en ufak bir toz parçasını dahi silerdi.Feneri koridordaki aile fotoğraflarına tuttum ve duygusal bir iç çektim, burayı özlemiştim... "Biz yukarı çıkıyoruz Bayan Molly,siz de aşağı katı incelersiniz." Gözlerimi resimlerden ayırıp onları yukarıya takip ettim,burada bakacağım başka bir şey yoktu.
"Yatak odasının duvarlarında kurşun izlerine rastladım,bu bilgiyi de dosyaya ekleyelim." Beyaz gardırobun önünden geçerken içinde bir şeyler olabileceğini düşündüm ve kapağını açtım.Bir kasa ve kasanın yanında desenli karton bir kutu ile karşılaştım.Kasanın şifresini bilmediğim için ona dokunmadım,kutuyu aldım ve kapağını açarak içini karıştırdırdım.Röntgen filmi,reçeteler ve doktor raporları vardı.Kutunun en dibinde ise siyah-beyaz bir fotoğraf vardı.Fotoğrafta iki adam el sıkışıyordu. Biri amcam David'di ama diğer adamın kim olduğunu bilmiyordum.Uzun beyaz saçları olan orta yaşlı bir adamdı,gülümsemesine rağmen kaşları çatıktı.Fotoğrafı hayes'e verip adamın kim olduğunu sordum.Hayes,adamı hemen tanımış olacaktı ki gözlerini kocaman açtı: "Bu kişi ortadan kaybolan ünlü mafya babası Emmet Sakron." Bir saniye...Amcam,mafyayla iş birliği mi yapıyordu? "Ne yani...Yoksa..." "Hemen endişelenmeyin Bayan Molly,ama yine de bu fotoğraf bizim için önemli."
Hayes,fotoğrafı elimden aldı ve cebine koydu.Ben de kutudan çıkardığım şeyleri kutuya geri koyduktan sonra kutuyu kasanın yanına tekrar yerleştirdim.Kasanın tuşlarında parmaklarım gezinirken aklıma bir şifre geldi ve şifreyi tuşladığımda kapağı açıldı.İçinde gümüş bir tabanca vardı.
Bir tabancaya,bir de duvardaki deliklere baktım.deliklerin bu tabanca yüzünden oluşma ihtimali vardı aslında.Tabancayı Hayes'e verdim ve etrafa biraz daha baktım ama daha fazla şey bulamadım. "Yardımınız için teşekkür ederiz,isterseniz kalabilirsiniz." Dedi Hayes.Ne yani,başka bir işim olmayacak mıydı?Sanırım olmayacaktı,kalmayı kabul ettim ve onlarla vedalaştım. "Bir gelişme olursa size haberdar ederiz Bayan Molly." "Rica ederim...Ama lütfen,bana Bayan Molly demeyin. Rose demeniz yeterli." "Öyleyse görüşürüz Rose!"
"Görüşürüz!"Polisler evden çıkınca kapıyı arkalarından kapattım ve derin bir nefes aldım.Bu olay çözülene kadar birkaç gün burada kalmayı düşünüyordum aslında.
Devamsızlığım olacaktı birkaç gün ama muhtemelen telafi edebilirdim.Yanıma kıyafet almamıştım,bu yüzden gardıroptan yengem Brittany'ye ait olan ipek pijamaları çıkarıp giydim.Saat gece yarısıydı ve ben akşam yemeğimi çoktan yemiştim ama yine de açtım.Buzdolabını açıp içinde ne var ne yok diye baktım ve bir paket makarna ve domates çıkardım.Makarnayı haşlarken bir yandan domates sosunu hazırladım ve makarna olunca üzerine sosunu döküp masaya oturdum ve yemeye başladım.Her zaman tek başına yemek yiyen biri olarak bu evde bu masada yemek yerken ilk kez sanki birilerinin bana eşlik etmesi gerekiyormuş gibi hissediyordum.Hayır yani,bu üzerinde altın işlemeler olan örtü olan bu büyük masada tek başına yemek yememeliydim.Eğer Harper'ın veya diğerlerinin hayaleti falan buradaysa lütfen karşıma otursun,en azından bu yalnızlık hissinden kurtulurdum.
Yemeğimi yedikten sonra Harper'ın odasına gittim ve yatağının üzerini silkeledim.Bunu yaptıktan sonra da battaniyenin altına girip kokusunu içime çeke çeke uyudum...
Geçmişten küçük bir anı-1976
"Abla,bu gece yanımda yatar mısın?" "Aslında koltukta yatacaktım ama yine de istersen olur." "Senin kokunu çok seviyorum,senin çiçekler gibi kokman benim uykumu getiriyor." "Öyle mi?Bence sen daha güzel kokuyorsun."
"Hayır abla!" "Evet Vic!" "Hayır!" "Evet!" "Hayır!" "Evet! Evet! Evet...Şimdi hadi battaniyenin altına gir,ben de dişlerimi fırçalayıp yanına geleceğim." "Olur abla,şimdiden iyi geceler!"
(Memur Hayes'in anlatımıyla)
Bir tabanca,cehennemden gelmiş gibi duran bir fotoğraf,
Evin odasındaki kurşun izleri...Bir de Octave'ın inceleyeceği iki kutu krem vardı.Tabancayı eldivenle alıp inceledim.Çok olmasa da birkaç küçük parmak izine rastladım.Siyah pudrayla izleri çıkardım ve bantla deftere yapıştırdım. Sonra o parmak izi örneklerini Eve ile inceledik ve karşılaştırmalar yaptık.Ne yazık ki David Molly ve Brittany Molly'ninkiler de dahil hiçbir parmak iziyle eşleşmiyordu.Bu yüzden tanacadan bir şey çıkaramadık.Bu parmak izi işi bizi epey yormuştu,koltukta dinlenip kahve molası verirken Octave'a sonuçların çıkıp çıkmadığını sordum.O da çıktığını söyledi,
Dedikten sonra da krem numuneleriyle yanımıza geldi ve anlatmaya başladı:
"Bu kremlerin ikisini de incelerdim ve kurbanlardan Harper ile bağlantılı olduğunu söyleyebilirim.Kremlerden biri Noxzema isimli bir egzama kremi,diğeri ise Expicial lipo isimli;genelde kuru ve sık kaşınan ciltlerde kullanılan bir krem.Bu iki kremlerin Harper'a aile olduğunu tahmin ediyorum."
Tabi kremlerin krem görünümlü biyolojik teklike olmadıklarını biliyordum ama yine de ne olduğu bilmekte fayda vardı.Krem numunelerine bakarken aklıma kırmızı elbise geldi. "Octave,sana kırmızı bir elbise vermiştim.O ne durumda?"
"Onu da inceledim,verdiğin elbisenin üzerindeki kan lekelerinin hangi kan grubuna ait olduğunu tam öğrenemesem de Harper'a ait olmadığı kesin.Lekelerin yerlerine bakacak olursak Harper kanlı bir yere dizüstü oturmuş.Çünkü elbise ile Harper'ın boyunu karşılaştırdığımda diz hizasının biraz altına geliyor. Karın ve göğüs kısmında da minik kan izlerine rastladım,bu kan izleri fışkırma sonucu gelmiş.Bu da Harper bu elbiseyi hala giyerken başka bir cinayete şahit olduğu anlamına geliyor."
Onun adına üzülmüştüm,öldüğü zaman üzerinde kazak ile şort vardı ama daha öncesinde elbise giyerken de bir cinayet görmüştü.Bu onun için bayağı travmatik olmalıydı...
Ama ölmüştü işte ve bu yüzden ölmeden önceki psikolojisi ile ilgili yapabileceğim bir şey yoktu. "Ronald! Ron!!! Bu fotoğrafın ne ile ilgili olduğunu sanırım buldum!" Elinde o korkunç fotoğrafı tutuyordu,bunu görünce hemen yanında oturup anlatmasını bekledim.O da anlattı:
"Bu fotoğraf yeni bir fotoğraf değil,baksana: Arka planda Rochack 1960 yazıyor.Yani bu fotoğraf da o yıla ait,o zamanlar Emmet Sakron'un kirli işleri bu kadar yaygın değildi.Hatta Brownwood Koleji diye başka bir okula sahipti.Ama bazı sebeplerden ötürü Brownwood 1965 yılında kapandı.Yani bu fotoğraf daha Sakron bu kadar pis işe karışmamışken çekilmiş."
O söyleyince arka plandaki yazıları fark etmiştim. "Bence Rochack Koleji'nde de bir inceleme yapmalıyız." Dedim. Eve de bana katıldı, "Haklısın,hatta orası belki olay yeri dışındaki en önemli yer." Sonra esnedi ve "Ama incelemeyi yarın yapalım,şu an herkes oldukça yorgun." Bu yorgun olanlara ben de dahildim,üç bardak kahve içmiştim ama yine de uykum vardı.Diğerleriyle vedalaştıktan sonra paltomu üzerime giydim ve şapkamı da takarak yolun aşağısını yürümeye başladım.Yürürken de düşündüm:
Bu cinayeti araştırmak zorlu olacaktı.
Ertesi Gün...
Günlerden pazar olduğu için olay çıkmadan okula girmeyi başardık.Yanımızda Rose da vardı ve bu bize kolaylık sağlayabilirdi. "Ben de eskiden bu okulda okurdum.O lacivert ceket ile kırmızı etek gözümde tütüyor." Biz ana ofis için yukarı çıkarken Rose'un 7. Sınıflardan birine girdiğini gördüm,"Burası Harper'ın sınıfıydı,bir kanıt bulma umuduyla içeri bakacağım." Biz de yukarı çıktık ve ofise girerek etrafı incelemeye başladık.Dolapları karıştırırken altı tane zarfı üst üste birbirlerine bağlanmış olarak buldum,bu zarflar normal zarflardan büyüktü ve kahverengilerdi.
Üzerlerinde bir isim veya adres yazmamasının yani sıra garip kokuyorlardı.Eve'e zarf yığınını verdikten sonra etrafa biraz daha baktım ama başka bir şey bulamadım.Zarfları alıp aşağı indiğimizde Rose'un bize koştuğunu gördüm, elinde pembe bir kağıt parçası vardı. "Harper'ın dolabında bunu buldum!" Diyerek kağıdı bize gösterdi.Kağıdın üzerinde Harper'ın fotoğrafı vardı ve yanına ona ateş eden bir tabanca çizilmişti.Altına da "Birkaç gündür gelmiyorsun, umarım çoktan ölmüşsündür!"yazılmıştı.Bu notu yazan kişi ya karanlık işlerin içindeydi,ya da sadece bir okul zorbasıydı. Yine de böyle küçük bir kıza bu denli şiddet içerikli bir not yazılması yanlıştı. "Kağıdın kimden geldiğini bulmak için bütün dolaplara baktım ve Rhoda Estevez isimli bir kızın dolabında sayfaları pembe olan bir defter buldum."
"Bu kağıdın,o defterin bir sayfası olduğuna emin misin?" Rose ellerini tek tek bütün okul dolaplarında gezdirdi ve en son üzerinde kelebekli çıkartmalar olan bir dolapta durdu.
Dolabın kapağını açarak pembe sayfaları olan defteri çıkardı ve ufak bir karşılaştırma yaptık.Gerçekten de bu kağıt,bu defterden koparılmıştı.Rhoda Estevez...Bu kızın tam olarak kim olduğunu bulmalıydık ve onla konuşmalıydık. "Hemen Rhoda'nın ev adresini öğrenmeliyiz."dedim ama telsizimden bir ihbar geldi: "Bankada soygun var,pastanenin karşısındaki bankada soygun var!" Bu banka soygunuyla ilgilenmeliydik önce,sonra bu olayı çözmeye geri dönebilirdik.