İsim: Nichole
Soyisim:Cager
Yaş: 32
Boy: 5 fit 6 inç (1.67 m)
Ağırlık:147 lbs ( 67 kilogram)
Saç rengi:Siyah
Göz rengi: Kahverengi
Önemli bilgiler: yok
İsim: Rose Dolores
Soyisim:Molly
Yaş: 18
Boy: 5 fit 8 inç (1.72 m)
Ağırlık: 130 lbs ( 58 kilogram)
Saç rengi: Kızıl
Göz rengi: Kahverengi
Önemli bilgiler: D.M. Ve B.M.W.'nin yeğeni, V.H.M'nin kuzeni
"Memur Hayes,Gloria Wernhood isimli bir kadın geldi.
Kendisi,Molly ailesiyle komşu olduğunu ve bazı şeyler gördüğünü söylüyor." Bayan Wernhood'u içeriye aldık ve koltuğa oturmasında yardımcı olduk.Yaşlı bir kadın olduğu için bu tür eylemleri yaparken zorluk çekiyordu,eminim buraya kadar gelirken de zorlanmıştır. "Su ister misiniz?" Diye sordum ama teklifimi nazikçe reddetti. "Sadece bir şeyler anlatıp gideceğim,bu bilgiler size rahatsız olabilir. Normalde komşularımı gözetleyen biri değilimdir ama son bir aydır Bay ve Bayan Molly normalden daha çok çalışıyorlardı.Bay Molly'nin bir okul sahibi olduğunu ve işlerinin bu yüzden yoğum olduğunu biliyordum.Ama Bayan Molly bildiğim kadarıyla bir ev hanımıydı ve bu yüzden sürekli dışarı çıkmalarını anlayamıyordum.Zavallı Harper da evde bu yüzden sürekli yalnız kalıyordu.Bahçede bitkilerimi sularken onların evlerine ara sıra postacılar geldiğini görüyordum.Evlerinin etrafı duvarla kaplı biliyorum ama görebiliyordum yine de.Bir gün de evlerine biri hediye olarak viski göndermişti,ama muhtemelen içmişlerdir.Şunu da söylemeden geçmeyeyim: Yeni yıldan bir gün önceydi sanırım,Molly ailesinin evinden silah sesleri geldi.Bay ve Bayan Molly o sırada evde değillerdi,eve başka biri de girmediğine göre o sesleri Harper çıkarmıştı."
Yani o parmak izleri Harper'a aitti... "Neden o gün polisi aramadınız?" "Harper küçük bir kızdı daha,muhtemelen sadece endişelenmiştir diye düşündüm.Onun yerine babasını aradım,o da eve geldi zaten." "Anlıyorum,peki Bayan Wernhood.Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederiz.
Söyleyeceğiniz başka bir şey yoksa gidebilirsiniz artık, bu bilgiler işimize yarayacak." "Bunu duyduğuma sevindim, alın bakalım:Fındıklı kurabiye yapmıştım.Size de getirdim." Verdiği poşet tarçın kaplı kurabiyelere doluydu.O gittikten sonra poşetten bir kurabiye çıkarıp yemeye başladım. "Bayan Wernhood eve mektuplar ve bir viski şişesi geldiğini söylemişti.Ne dersin? Tekrar eve gidip bakalım mı?" Eve haklıydı,eve tekrar gitmeliydik. "Tamam Eve,ama önce bırak da şu kurabiyelerden yiyelim.Kadın gerçekten de lezzetli yapmış."
Kurabiye molasından sonra arabaya binip şu an Rose'un yaşadığı eve gittik.Siren seslerini duyan Rose kapıyı açtı ve bizi içeri aldı. "Zaten inceleme yapmamış mıydınız?" "Yeni bilgiler edindik,hey! Buralarda bir viski şişesi gördün mü?"
Bize başta anlamaz gözlerle baktı ama sonra ne dediğimizi anlamış olacaktı ki salona gitti ve elinde bir şişe ile döndü. "Bunu mu kastediyorsunuz?" Şişenin üzerindeki pembe kurdele şişeyi şüpheli gösteriyordu.Evet ,bunu kastediyordum. "Eve! Sen de bir şey bulabildin mi?" Eve gittiği yerden döndüğünden elinde iki tane tarot kartı vardı. "Böyle bir aileden pek de bunu beklemezdim." Kartları elime alıp incelemeye başladım.Rose da kartlara bakıyordu: "Baksana,şu kılıç tutan kişi Harper'a benziyor." O bunu deyince ben de benzediğini fark ettim,turuncu kıvırcık saçları vardı ve benzer gözlükler takıyorlardı. "Bu bizim için bir ipucu olabilir." Rose mutfağa gitti: "İşiniz bitti mi?" "Evet, bitti." "Güzel,artık patates kızartmamı yapabilirim.Siz de ister misiniz?" Eve acıkmışa benziyordu ama yemek için zamanımız yoktu. "Hayır teşekkürler."dedikten sonra evden çıktık.
"Bir viski şişesi ha?Pembe kurdeleli..." Octave şişeyi inceliyordu.Dürüst olmak gerekirse pembe kurdeleli şişe benim de komiğime gitmişti. "İçinde zehir falan olabilir, baksan iyi olur." Octave laboratuvara giderken Eve ile ellerimizdeki tarot kartlarına baktık.Aria bu tarz işlerle ilgilenirdi,onu kenarda çay içerken görünce tarot kartlarını ona verdik. "Bu kartların ne anlama geldiğini biliyor musun?" Aria gülümsedi: "İyi fal bakardım zamanında, anlatayım; bu üzerinde Harper olan kartın ismi kılıç yedilisi.
Kılıç yedilisi'nin anlamı şudur: Bir insanın kendi kendisinin düşmanı olmasıdır.Bu kartı temsil eden kişiler zihin oyunlarıyla ve güçlüklerle karşılaşırlar.Bir yerden sonra da kendilerine zarar vermeye kalkışırlar."
"Kendine zarar vermek mi? Harper ile bu kartın pek de ilgisi yokmuş aslında."
"Hiç Harper'ın böyle günlüğünü veya çizdiği resimleri falan incelediniz mi?" "Hayır?" "İncelerseniz neyi kastettiğimi anlarsınız.Şimdi David'inkine gelelim,bu kartın da ismi ters asılmış adam.Bunun bir de düzü var ama anlamları farklı. Ters asılmış adamın anlamı şudur: Kısaca ego ve bencillik.
Bu kartı temsil eden kişiler genelde kendinden başkasını çok da düşünmez.Anlatabildim mi?" "Evet,anladım." Kartları alıp dosyaya geri koydum ve düşündüm.Bencillik... Bay Molly bencil bir adam mıydı ki? Sadece kendini düşünmek,
Aklıma Harper'ın vücudundaki yaralar geldi ve daraldığımı fark ettim.Bay Molly...Harper'ı bir yerden sonra umursamayı mı bırakmıştı?
(Rose'un anlatımıyla)
Bir yandan ketçaplı patates kızartmamı yerken bir yandan da televizyon izliyordum.Romantik bir film vardı,aslında romantik filmleri izlemeyi sevmezdim ama dvd takmaya üşeniyordum.Acaba Sadie ne yapıyordu şu an? Kesin her zamanki gibi buzdolabını yiyordur.Kendisinin eve temizlik dışında pek bir katkısı olmuyor zaten;faturaları da ben ödüyordum,alışverişleri de ben yapıyordum,yemekleri de...
Patateslerim bitince filmi daha fazla izlemek istemedim ve televizyonu kapatarak kirli tabağımı mutfakta yıkadım. Sonra duş aldım ve cilt bakımı yaptım.Harper'ın aksine benim egzama sorunum veya herhangi bir alerjim yoktu.Astım hastası da değildim,bu açıdan şanslıydım.Ah hayır,yine aklıma o geldi...Aklıma Harper geldikçe üzülüyordum, onu kaybetmek...Bu dayanılmaz bir acıydı,kalbime bıçak saplasalar bu kadar canımı acıtmazdı herhalde...
Geçmişten küçük bir anı- 1977
"Harper!!! Günün nasıl geçti bakayım?" "Bana Harper deme!" "Ama neden?Senin ismin Harper değil mi?"
"Anneme çok kızgınım bana bu ismi koyduğu için!" "Sakın öyle deme,şimdi neden ismini sevmediğini anlat." "Annem o kadar isim varken bana erkek ismi koymuş,sence ben erkeğe benziyor muyum?" "Ah hayır,kim sana Harper'ın erkek ismi olduğunu söyledi? Harper gayet de zarif bir kız ismi." "Yan sınıftaki oğlanın adı da Harper." "Ay bu şaka olmalı! O kadar isim varken neden oğluna bir kız ismi koyarsın ki?" "Abla yaaaa!" "Ne? En azından ismin benim gibi Rose değil. O kadar isim arasından cidden çiçek ismi mi koyulur?" "Sen de haklısın aslında:)" "Sakın isminden utanma,her iki ismin de duyduğum en güzel isimler." "Teşekkür ederim,senin isimlerin de bence çok hoş." "Öyle deme ya,değiştirebilecek olsam anında değiştirirdim." "Hihihihi!"
Harper'ın odasına girdim ve etrafa baktım,bu odaya yatmak dışında girmiyordum çünkü odanın kokusu ve atmosferi beni hüzne boğuyordu.Ağlamamaya çalışarak etrafa baktım; gardırobuna,çiçekli boy aynasına,yatağına,yatağının üzerindeki peluş hayvanlara...Bir tane peluş maymunu var, onun da ismi Harper.Bir keresinde neden diye sormuştum,
Bana benziyor demişti.Oysa kendisi bir maymun olamayacak kadar güzeldi.Ara sıra böyle komiklikler yapardı işte.Turkuaz çalışma masasının üzeri oldukça düzenli ve kalemlikleri renk renk kalemlerle dolu.Sürekli resim çizen Harper,bu kadar renkli kaleme rağmen sadece siyah kullanırdı.Güzel bir şaheser çıkarması için ona bir kağıt ve siyah bir keçeli kalem çoğu zaman yeterli oluyordu. Kalemliklerinin yanında kağıt organizeri vardı.Kağıtları öylece karıştırırken bir resime denk geldim. Resimde Harper vardı,suratındaki ifade nötrdü.Bir adam onun omzuna elini koymuştu ama adam normal bir insan değildi.Saçları, burnu, ağzı,kıyafetleri yoktu;sırf göz...Adamın bütün vücudu gözlerle kaplıydı.Harper neden böyle bir şey çizmişti ki? Kendisini bildim bileli hem çiçekler,böcekler,neşeli insanlar çizerdi.Bu resmin altında birkaç resim daha vardı ama onlar da bu resme benziyordu.Resimleri aldım ve şeffaf bir dosyaya koydum.Nerede işine yarardı bilmiyorum ama yine de polislerin işine yarayabilirdi.Dosyayı çantama koyduktan sonra yatağa uzandım ve tavana öylece baktım,bu odada yatmak benim ruhumu olumsuz etkileyecekti.Odadan ayrıldım ve merdivenleri çıkıp Bay ve Bayan Molly'nin yatak odasına girdim.Onları da Harper kadar özlüyordum ama yine de odaları Harper'ınki kadar rahatsız etmiyordu beni.
Daha büyük olan bu odadaki eşyaların çoğu açık renkliydi ve ferah bir kokusu vardı.Yatağa kendimi attığım anda uykum geldi,sanki bu yatak beni için çekiyor gibiydi.Işığı kapattım ve uykuya daldım.
Ertesi gün...
(Memur Hayes'in anlatımıyla)
"Hadi ama Octave,şu sonuç çıkmadı mı?Bugün Rochack'a tekrar gideceğiz de,sonuçları bekliyorum." "Makinede bir sorun çıktı da,bu yüzden sonuçlar gecikti." Octave'ın elinde yine benzer tüpler vardı,sonuçları görünce kendisi de şaşırmıştı. "İyi ki Molly ailesinin hiçbir üyesi bu viskiyi açıp içmeyi düşünmemiş.Neden diye soracak olursan şöyle söyleyeyim: İçinde siyanür kalıntılarına rastladım.Biliyorsun ki siyanür de bir insanı dakikalar içinde öldürebilecek kadar güçlü bir zehirdir." Ah harika,zehirli içki de bulduğumuza göre bu cinayeti daha fazla karıştırmaya gerek yok. Bir saniye: Daha Harper'ın uğradığı akran zorbalığı vardı. Doğru ya! Bugün de onu inceleyecektik.Bakalım neden bu "Rhoda" denen kız Harper'a bu kağıdı vermiş?
Arabaya atladık ve okula yol aldık. "Rose'u da mı alsaydık acaba?"diye sorunca Eve yolumuzun üzerinde Rose'un kaldığı evin olduğunu hatırladım. "Fena fikir değil aslında." Önce Rose'un evine gittik ve onu aldık. "Bu sefer ne yapacağız?" "Tekrar Rochack'a gidiyoruz. Rhoda Estevez'i sorguya çekeceğiz." "Muhtemelen şu an derstelerdir."
"Bu şu an önemli değil,ha bu arada...David Molly öldüğüne göre okulun başına şimdi kim geçecek?" "Muhtemelen benim babam." "Hmmm...Tamam." "Aralarında böyle bir anlaşma vardı diye hatırlıyorum." Okula vardığımızda içeri girdik ve önce müdürle konuştuk.Müdür de Rhoda'yı çağırması için sekreteri gönderdi ve sonra Rhoda yanımıza geldi.Yüzünde endişeli ve biraz da şaşırmış bir ifade vardı.
Gözlerini kocaman açarak yutkundu,ben de karşısına oturarak onunla konuşmaya başladım: "Merhaba,Rhoda. Biliyorum,neden seni çağırdığımızı merak ediyorsun. Geçen okulda bir arama yaptık ve senin dolabında bu kağıdı bulduk." Cebimden çıkardığım pembe kağıdı ona gösterdim. "Hemen kızmayacağım sana,sadece Victoria Harper Molly hakkında neden böyle şeyler yazdığını merak ediyorum." Kağıdı görünce yüzü bembeyaz olmuştu, biraz sağa sola baktı ve sonra anlatmaya başladı: "Harper ile çok yakın arkadaştık aslında,onu çok seviyordum ve onun da beni çok sevdiğini düşünüyordum.Ama son zamanlarda aklını kaçırmış gibi davranmaya başladı,sürekli "Vicky Wreath" isimli bir kızdan bahsediyordu.Onla takılmak için beni satıp duruyordu,bu da beni hem üzüyor hem de kızdırıyordu.Bu yüzden o notu yazdım ona."
"Peki,bize şu Vicky denen kızdan biraz daha bahseder misin?" "Birkaç gün okulda o kızı görmüştüm aslında, böyle kısa saçları olan mor gözlükler takan bir kızdı.Boyu benden uzundu ve biraz zayıftı.Ama çok bir şey hatırlamıyorum. Birkaç kez gördüm onu ama sonra birden kayboldu.Bu dediklerimi de bana Harper söyledi.Yani işte garip bir şeyler döndü." "Anlıyorum,peki Harper'a böyle notlar yazman için başka sebepler var mıydı?" "Neden şu anda bunları soruyorsunuz? Harper beni polise falan mı ihbar etti?" "Bunları sana soruyorum çünkü kendisi tıpkı kağıtta çizdiğin gibi tabancayla vurularak öldürüldü." Bir an da yüzü düştü kızın: "Nasıl yani?O...O öldü mü?" "David Molly ve Brittany Molly de öldü." Rhoda'nın gözleri dolmuştu. "Hayır... Yani... O notu yazarken ciddi değildim,gerçekten.Sadece... Sadece onu kıskanıyordum." Rose,Rhoda'ya mendil uzattı.
"Seni sorguya çekmemizin asıl sebebi buydu işte." "Yemin ederim ki onun ölümüyle hiçbir alakam yok! Okul dışında birbirimle görüşmezdik bile." Daha önce birkaç çocuk katil
Görmüş ve duymuştum.Yani Rhoda'nın çocuk olması bir şey ifade etmezdi,yine de kızda katil potansiyeli yok gibiydi.
Bu yüzden onun daha fazla ağlamasına sebep olmadan onu sınıfına geri gönderdik.
"Şu Vicky denen kızın kim olduğunu merak ediyorum." Müdürün odasından çıkmış ve ana kapıya yürüyorduk. "Rhoda'nın bahsettiğine göre okulun öğrencilerinden biriymiş, ama kaybolmuş." "Kayıp çocuk ilanlarına bakmamız gerekiyor." "Ondan önce acaba hazır okuldayken öğrenci kayıt listesine mi baksak?" Okuldan tam çıkacakken geri döndük ve Bay Molly'nin ofisine çıktık.Son aramamızdan dolayı ofis biraz dağınıktı,biraz toplamakla uğraştıktan sonra okulun öğrencileri hakkında olan kalın dosyayı aldık ve tek tek öğrenci isimlerine baktık. "Bunlar ilkokul öğrencileri." Dosyayı kenara koyup başka bir dosyayı inceledik. "Bu ortaokul yedinci sınıfa ait." Yani tam istediğimiz dosyaydı,dosyadaki isimler A'dan Z'ye gidiyordu. Dosyanın sonlarında baktık çünkü bize V harfi lazımdı.Ama V ile başlayan tek isim Victoria'ydı ve o da Harper'ın ismiydi."Vicky Wreath'i göremedim ben." "Çünkü öyle biri yok."Gerçekten de yoktu,bunu fark edince hepimiz şaşırdık. "Belki altıncı sınıf veya sekizinci sınıf öğrencisidir? Öğrencilerin kendilerinden büyük veya küçük arkadaşlar edindiği oluyor."Rose bunu söyleyince Eve ile başka dosyalara baktık. Hatta beşinci sınıf dosyalarına bile baktık ama hayır,hiçbirince "Vicky Wreath" yazmıyordu. "Bu okuldan biri olmama ihtimali olabilir mi?" Eve hakı olabilirdi, "Peki o zaman,merkeze geri dönelim." Dosyaları geri koyduktan sonra ofisten çıktık ve okulun önünde park ettiğimiz arabamıza bindik. "İyi bir ekip oluşturduk aslında."dedi Rose. "Sana katılıyorum,işlerimiz daha hızlı ilerliyor ve sen bize çok yardımcı oluyorsun." "Teşekkür ederim." "Bu arada kimler aç?" "Aç olmayanımız mı var sanki?"
Merkeze döndüğümüzde birer hamburger ısmarladık ve geldiğinde hamburgerlerimizi yerken konuştuk. "Bir yerden garip bir koku geliyor." "Ne tür bir koku?" Eve derin derin koklamaya devam ederken kahverengi mektup yığınını işaret etti: "Buradan geliyor koku." Bu kadar şeyin arasından mektupları unutmuştum. Eve ayağa kalktı ve mektup yığınını getirip masanın üzerine koydu. "Baksanıza, bu zarfın üzerindeki mühür çok garip." Görüntüsü kurşun izine benziyordu ve çok hafif demir gibi kokuyordu. "Kurumuş kan..." Rose zarflardan birini kokluyordu, "Pöff! Bu zarf tarihi geçmiş viski gibi kokuyor!" Tarihi geçmiş viski mi?Bir saniye; kurşun lekesine benzeyen mühür,isimsiz zarf, viski kokusu...Bu zarfları gönderen kişi Emmet Sakron'dan başkası olamazdı! "Hemen zarfı aç,içinde yazanlar bizim için önemli!" Rose hemen eline zarf bıçağı aldı ve zarfı yırttı. İçinden bej rengi eski bir kağıt çıktı,kağıdın üzerindeki yazı kırmızı bir mürekkeple yazılmıştı. "Seni nazikçe uyarıyorum David ama hala yaptıklarının yanlışlığını kabul etmezsen artık nazik olmayacağım." Eve kağıtta yazanları yüksek sesle okudu. "Neyden bahsediyor ki? Bay Molly sanırım bazı hatalar yağmış ama yine de tam anlayamadım." Diğer beş zarfa göz ucuyla baktım,Bay Molly bunlardan hiçbirini daha önce açmamıştı.Bu da onun Emmet'i çok önemsemediği anlamına geliyordu. "Emmet bizim bir numaralı şüphelimiz oluyor bu durumda,onu daha iyi takip etmeliyiz." "Kesinlikle." "Bu arada Vicky'yi araştıracaktık hani,o da az masum durmuyor.Bir gariplik var onda da."
"Ha size göstermeyi unuttum,evdeyken Harper'ın odasında şöyle çizimler buldum." Rose deri çantasından şeffaf bir dosya çıkardı ve bana verdi. "Harper'ın çizdiği resimler ne kadar önemli olabilir ki?" "Öyle demeyin ama,mutlaka bir şeyler çıkar bundan." Dosyadan resimleri çıkardım ve tek tek inceledim,resimler genel olarak olumsuz duygular ifade ediyordu. "Bu resimleri Aria'ya verelim,o bazı anlamlar çıkarır." Resimleri dosyaya koydum ve Aria'nın oturduğu yere gittim,Aria'ya verdikten sonra yine oturduğumuz masaya geri döndüm. "Şimdi nüfus kayılarına bakarak Vicky Wreath'in kim olduğunu öğrenmeliyiz.Eğer bir şekilde ailesine veya herhangi bir yakınına ulaşırsak ondan da bir şeyler öğrenebiliriz." "Tamam o zaman..." derken bir kadın içeriye daldı. "Bir adam var...Adam benim kocamı öldürdü ve sonra kaçtı,bana yardım edin!" Bu önemli bir meseleydi,
Önce bunu halletmemiz gerekiyordu.Sonra şu Vicky Wreath'e geri dönerdik.