Birlikte yemeğe indik. Yemeğe kahvaltı olmasına rağmen... Brokoli ve yumurtalı sandviç vardı. Yumurtalı sandviç çok hoşuma gitti çünkü avokado severdim. Hatta sırf bahçede avokado yetiştirdiğim için patronumdan levye ile dayak yemişliğim bile var. O yara hala duruyor, hiç unutmam. Çok canım acımıştı. Ama avokado hala çok severim. Ve yıllar sonra avokado yediğim için çok mutluyum. Fakat bu yemeğin tadını çok fazla çıkaramadık. Bir şövalye nefes nefese hemen koşarak geldi. Bir adamın kapıya bunu bırakıp kaçtığını söyledi. Notu okumuş gibi görünüyordu. Notta çok kötü bir şey yazdığından emindi. Müdüre ilk önce notu içinden okudu. Fakat notta dehşet verici bir şey yazıyordu. Müdüre sonrasında bizim dolayı anlamamız için ses bir şekilde okudu. Mektupta şunlar yazıyordu. Selam, ben adımı veremem. Çünkü böyle olursa oyunun eğlencesi kalmaz. Şimdi, bana kısaca katil diyelim. Ben en zengin ve en önemli krallıklardan olan Ocean Krallığındaki Michael isimli prensi ölüyorum. Kral ve kraliçeyi de aynı şekilde. Bir suikast edince yolda ölürüm. Sıra hepinize gelecek. Ama içinizde bir favorim var. Onunla bizzat ilgilenmek istiyorum. Oyun oynamak istiyorum. Yazıyordu. Müdüre çok korkmuştu. Ve diğer herkes de. Ben nedense çok fazla korkmamıştım. Çünkü o önemli kişi ben olamazdım değil mi? Patronum çıldırıp böyle bir şey yapmamıştır herhalde. Değil mi? Sonrasında, müdüre herkesi akşama kadar salonda bekletti. Akşama kadar salonda kaldık. Birkaç yemek yedik. Müdüre bize bütün detayları ve yapmamız gerekenleri anlattı. Ve yemek salonu dışarıya çıktığımızda her yer değişmişti. Bütün büyük kapı ve pencerelerin önünde iki kişilik yataklar, sandalyeler vardı. Odalarımıza geçtiğimizde tek bir tane büyük yatak olduğunu gördük. Ve diğer odanın tamamen iyileşme ve yardım odası olduğunu fark ettik. Mecbur eşlerimizle yan yana yatacaktık. Çünkü yer yoktu. Öyle kişinin yanına ne kadar istemesem de uzandım. Ve bana yaptıklarından dolayı geceyi çıkaramayacağımı düşündüm. Yani öyle düşünüyordum. Ama fakat sabah olduğunda hiçbir şey olmamış gibi uyandım. Sadece biraz belim ağrıyordu. O da dünkü stresen olduğunu düşündüm. Giyindim. Normalde ilk dersim sanatta. Fakat sanat dersi atılmış yerine tamamen farklı bir program getirilmişti. İlk dersim ok. İkincisi kılıç. Üçüncüsü ise kendi savunmayla. Oka girdim. Ok dersinde bütün şövalyelerin ve öğretmenin gözü soldum. Çünkü her akşam o şişku göbekli patronumu doyurmak için ayı alıyordum. Bir tane okla. Bütün hedefleri ya 12'den ya da 12'nin çok yakından vurarak hocanın gözü soldum. Gıcık kızların da baş belası oldum maalesef. Kılıç dersine geçtik. Yeni edildiğim arkadaşım Latina ile çok iyi vakit yaşıyorduk. Latina da kılıç da çok iyiydi. Fakat ben kılıçla kendimi savunmayı pek bilmediğim için bu derste biraz geli kaldım tabiki. Sonrasında kendi savunma dersine geçtik. Kendi savunma dersinde herkes bir kızla eşleşirken beni bir erkekle eşleştirdiler. Hem de çok garip bir erkekle. Alex ile. Beni Alex ile eşleştirdiler. Ve Alex bana dedi ki canını yakmayacağım. Ben de ona canımı lütfen yak dedim. Herkese kılıç verilirken bana ok verildi. Çünkü okta çok iyi olduğumu biliyorlardı. Ben Alex'i uzak mesafelerden vurmaya çalışırken, Alex de benim olabildiğince yakınıma gelip beni kılıçla yaralamaya çalışacaktı. Tabii ki içimize önleyici kıyafetler girmiştik. Ben olabildiğince uzaklaştım ve bir ağacın tepesine çıktım. Alex'i tam olarak ayağından vurdum. Alex bir anda yere düştü ve bağırmaya başladı. Çok garipti. Onun için endişelenmiştim. Çok iğrenç bir duyguydu. Neyse. Sonrasında akşam yemeğine geçtik. Akşam yemeği de çok güzeldi. Tabii ki müdüre Tiyana yine çok endişeliydi. Ve akşam yemeğinden sonra Alex ile odamıza geçtik. Alex'i bir sevgi besliyor gibiydim. Tabii ki de böyle bir şey olamazdı. Değil mi? Üzerime hava çok sıcak olmasından dolayı ince bir şeyler giydim. Çok ince bir pijama giydim. Yattım. Gecenin bir yarısı boynumda sıcak bir nefesle uyandım. Ve bir anda o nefes boynumu öptü. Biraz ısırarak öptü. Buna asla engel olmak istemedim ve olmadım da. Geri uyudum. Sabah kalktığımda boynumda kocaman bir morarı vardı. O morarı halledebilirdim. Mary adında bir kızdan aynı tonla zayıf olduğumuz için bir fondöten aldım. Ve biraz kullanıp geri verdim. Sonrasında Alex takım elbisesini giydi. Ben ise çok güzel bir elbiseyle aşağıya doğru indim. Bütün kızlar çok endişeliyken ben sakin bir şekilde aşağıya iniyordum. Aşağıya indiğimde Alex benimle beni kavradı. Buna engel olmadım. Neden bilmiyorum. Transa geçmiş gibiydim. Yemeğe oturduk. Yemeklerimizi yedik. Herkes yemeğinin aşırı güzel olduğunu, çok beğendiğini söylerken benim yemeğim biraz garipti. Bu yemeğin tadı sanki...
Bölüm 2
Katil mi?!
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.