Sanki çürümüş bir et gibiydi. Evet, yemekte et vardı ama benimkisi çürük gibiydi. Önemsemedim ve herhalde yaşadıklarımdan dolayı travma görüyorum diye düşündüm. Yemeğe devam ettim. Ama önemsemem gerektiğini çok geç öğrendim. Biliyorsunuz benim Mary adında bir arkadaşım vardı okulda. Bu bilgiyi vermek istedim. Yemekleri yedik. O gün ders işlenmeyeceğini öğrendik. Ve odalara gittik. Odaya gittiğimde Alex yoktu. Yine birileriyle bir yerlere gittiğini düşündüm. Normal karşıladım. Sonrasında yatağa yattığımda pis bir koku yayıldığını fark ettim. Çürümüş et gibi kokuyordu. Ve odanın içinde sinekler vardı. Bu kokunun kaynağını ararken Mary'nin oda arkadaşı olan Ed odaya girdi. Ed yani Edward. Edward da bu kokuyu ve sinekleri fark etmişti. Edward'a neden geldin diye sorduğumda Mary dün akşamdan beri yok diye cevap verdi. Sen yakın arkadaşı olduğun için senin bilgi olabileceğini düşündüm dedi. Ben bilmiyorum dedim. Sonra Edward şu soruyu sordu. Bu odadaki pis koku ne? Ve yatağının altındaki şey ne? Ben de dedim ki yatağının altında bir şey mi var? Yatağın altına baktığımda kokunun yatağın altından yayıldığını fark ettim. Yatağın altında ceset vardı. Çürümesi yaklaşık 8-10 gün sürüyor. Yani yaklaşık 8-10 gündür burada demektir. Bu çok kötü bir haber. Cesedi tek başıma çıkartamadım. Edward'dan yardım istedim. Edward'la birlikte cesedi çıkardık. Tam o sırada Alex odaya girdi. Siz ne yapıyorsunuz dedi. Cesedi gördü. Mary'i mi öldürdünüz dedi. Hayır böyle bir şey yapmadık dedik. O da zaten bunu yapabilecek kapasitede değil dedi. Edward sen benim bir insanı öldüremeyeceğimi mi düşünüyorsun dedi. Alex ben senden bahsetmiyorum. Prensesten bahsediyorum. Ben dedim ki prenses değilim benim adım Athena. Ne prenses değil misin yani dedi Alex. Yani prensesime bana o şekilde hitap edilmesini sevmiyorum. Diye cevap verdim. Peki öyle olsun dedi. Cesedi çıkardık ve bu ceset Alex'in dediği gibi Mary'nin cesediydi. Alex gördüğü an çok şaşırdı ağlamaya başladı. Ben bayıldım. Cesedi çıkardık ve bu ceset Alex'in dediği gibi Mary'nin cesediydi. Alex gördüğü an çok şaşırdı ağlamaya başladı. Ben bayıldım. Ay affedersin günlük Alex yazmışım. Edward olacaktı. Alex ise donmuş bir şekilde cesede doğru baktı. Koku bir anda her yere yayılmıştı. Ve birkaç saniye sonra ben tekrar geri uyandım tabii ki. Ve cesede baktığımda cesette benim tabağımda olan et kadar et parçasının kesik olduğunu fark ettim. Ve bir yanda kustum. Alex ne oldu dedi ve bana doğru koştu. Yok bir şey bana elleme dedim. Peki dedi. Olanı bitene anlattım. Ve bir tane de siyah tenli bir arkadaşım vardı. Ona da bunu anlattım. Siyah tenli ve kıvırcık çok güzel bir kız. Onun adı da Melissa'ydı. Melissa da bu duruma çok şaşırdı ve ne yani katil sana bilerek tabağımızdaki dana etiyle Mary'nin etini mi yedirdi diye cevap verdi. Onayladım. Daha ne kadar cani olabilir ki dedi. Bundan sonra kimse artık güvenli bir şekilde uyuyamamaya başladı. Artık kimse güvende hissetmiyor, kimse uyurken rahat hissetmiyordu. Ben okumaz sarılı bir şekilde yatıyordum. O çok sıcak bir yer bulamıyordum fakat yanımda olması daha büyük bir avantaj gibi hissettiriyordu. Bu olayı o yaşanan olayın sabahı müdüreye anlattık. Müdüret yana şok olmuş gibi görünüyordu. Ve derhal herkesi yemek alanına toplattı. Ve dedi ki bundan sonra kapınıza ikişer tane asker yerleştirilecek. Bu askerlere söylemeden, haber verilmeden hiçbir yere gidilmeyecek dedi. Tabi hiç kimse bu durumdan hoşlanmamıştı. Fakat bu bizim iyiliğimiz içindi. Sonrasında müdüret yanına yemekleri yapan aşçıları okuldan attırdı. Çünkü benim yemeğimden meyvenin etinin çıkması okuldaki aşçıların katillerden biri olabileceği anlamına geliyordu. Ki maalesef aşçılarda katil değilmiş. Bunu nereden mi öğrendim? Maalesef o günün sabahı Edward odasında cansız bir şekilde yatıyordu. Peki gerçekten cansız mıydı? Edward ölmemişti. Melisa ona kalp masajı yaptı ve onu geri canlandırdı. Fakat ben o sabah yediğim yemekten dolayı tekrar tuttum. O sabah yemekte sosis vardı fakat benim sosisim yine bir garip gözüküyordu. Aşçılar olmadığı için şövalyeler hazır sosislerini mikrodalgaya koyup pişirip önümüze koyuyordu. Hazır yemek yiyorduk yani. Benim sosisimde yine bir gariplik vardı. Biraz kıvrılmışa benziyordu. Ve Edward'un tek parmağı kesilmişti. Yoktu. Ve bir anda bağırdım. Edward'un parmağını yedim diye. Edward şok oldu. Nasıl yani? Hatırlıyorsan sabah yemekte sosis vardı ve benim sosisimin eti Marinin etinin tadına benziyordu fakat mail adresim okul sınırlarının dışında olduğu için onun için tekrar bana gelmiş olamazdı.
Bölüm 3
Hayır Mary
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.