8. BÖLÜM
Sonunda eve vardığımızda, arabadan inmeden önce kendimi tutamadım ve Kıvanç'a sordum: "Kıvanç, siz Ateş'le hatırladığım kadarıyla çok yakındınız. Yani hep kavga ediyordunuz ama arkadaş olduğunuzu söylemiştin bana. Ama neden aranız böyle oldu, neden kavga ediyordunuz sürekli?"
Kıvanç derin bir nefes alıp cevap verdi: "Ateş küçükken hep seni üzüyordu, biliyorsun. Baban seni bana emanet etti. Sen benim kardeşimsin ve seni üzdüğü için hep kavga ederdik. Bir gün belki hatırlıyorsundur sen çok ağlıyordun ve yanında Ateş vardı bu sefer çizgiyi aştığı için o gün büyük bi kavga etmiştik. O kavga sonrası aramız bozuldu. Çok da önemli bir konu değil. Sen bunları düşünüp kendini yorma. Hadi git eve, yarın seni ben bırakırım."
Ben ise istemsizce "Olmaz" dedim. O da şaşırmış bir halde "Neden?" diye sordu. İçimden kendime sordum, neden diye. Ateş'i kıskandırmamak isteme sebebim neydi ki? Kıskansa ne olacaktı sanki ya da yanlış anlasa?
Sonra Kıvanç'a, "Yani olmaz çünkü Ateş sana hep sinirli bakıyor. Sana karşı eskiden kalma bir siniri var sanırım. Ben aranızda yine bir gerginlik olsun istemiyorum, ondan" diye düzelttim. Yani düzelttiğimi düşündüm.
Kıvanç bana baktı, güldü ve "Anladım ben senin derdini, iyi bakalım kızmasın Ateş Beyciğin" dedi. Sonra vedalaşıp sarıldık ve arabadan indim.
Eve girdikten sonra "Ben geldim" dedim ama annem evde yoktu, ses vermemişti. Bunu fırsat bilip odama gidip hemen üstümü değiştirip biraz dinlenmeye karar verdim. Gün boyu hiç telefonuma bakamamıştım. Telefonumu alıp biraz internette takıldım. Bir süre sonra telefonla takılmaktan da sıkıldım. Yapacak bir şey bulamayınca telefonu tam bırakacaktım ki, "Ateş'in sosyal medyası var mı acaba?" diye düşündüm. Sonra "Yani olsa bana ne?" diye söylendim.
Telefonu masaya koyup kalkacaktım ki, 5 dakika sonra kendimi sosyal medyasını ararken buldum. Biraz aradıktan sonra bulduğumda neden heyecanlandığımı anlamadım. Fotoğraflarında gezinirken içimden "Maşallah" dedim. Yüzüne hiç dikkatli bakmamışım, gerçekten çok yakışıklıymış. Yarım saat sayfasında gezindikten sonra kapı sesini duydum. Annem gelmişti büyük ihtimalle. Kapıya baktığımda annem yorgun gözüküyordu.
"Nasılsın?" diye sorduğumda, "Bu aralar iş çok yoğun kızım, mesaiye de kaldım. Ben yatıyorum. Demek istediğin bir şey var mı?" diye ekledi.
"Yok anneciğim, iyi geceler" deyip odama döndüm. Annem, babamın vefatından sonra yıllardır tek başına benim için çalışıp çabalıyordu. Bu durum bazen vicdanımı sızlatmıyor değildi. Annem odasına girdikten sonra bende odama geri döndüm.
Yatakta uzanırken telefonumu tekrar elime aldım ve Ateş'in profilinde gezinmeye devam ettim. Her fotoğrafına baktıkça kalbim daha hızlı atmaya başladı. Onunla ilgili her şeyi merak eder hale gelmiştim. Bir yandan da Zeynep'in söyledikleri aklımdan çıkmıyordu. "Acaba gerçekten mi?" diye düşündüm. "Ateş bana çocukken hep zorbalık yapardı, şimdi neden farklı olsun ki?" Ama ya Zeynep haklıysa?
Kafamda bu düşüncelerle cebelleşirken bir yandan da Ateş'in fotoğraflarına bakmaktan kendimi alamıyordum. Onun profiline bu kadar takılmamın nedenini bir türlü anlayamıyordum. "Ne yapıyorsun Zehra, kendine gel" dedim içimden. Ama ne kadar kendimi uyarırsam uyarayım, onun fotoğraflarında kaybolmuş gibiydim.
Telefonu kapatıp, makyajımı çıkarmak için makyaj masasına geçtim. Tam aynaya bakmıştım ki kendimi gülümserken gördüm ve hemen toparlandım. "Ne yapıyorsun Zehra, Zeynep öyle dedi diye Ateş senden hoşlanacak değil ya. Yat uyu, yarın iş var" dedim kendi kendime. Makyajımı çıkarttıktan sonra kendi kendime kızarak yatağıma uyumak için geri döndüm. Yatakta döndüm ve gözlerimi kapatıp, uyumaya çalıştım. Ama ne kadar uyumaya çalışsam da aklımda hep Ateş vardı. Uzun bir süre bu düşüncelerle boğuştuktan sonra nihayet uyuyabildim.
Uyanır uyanmaz esnedim ve hazırlanmaya başladım. İşe gitmek için bugün daha bir heyecanlı gibiydim sanki. Makyajımı daha özenle yaptım. Askılı, mini beyaz elbisemi giyindim. Annem, bu elbisenin bana çok yakıştığını söylüyordu. En sevdiğim çiçeksi kokulu parfümümü sıktım ve işe gitmeye hazırdım. Derin bir nefes alıp dışarıya çıktım. İçimde Ateş’i görme heyecanı vardı sanki. Kapıdan çıktığımda, karşımda bizim buralarda görmemin imkanı olmayan lüks bir araba vardı. Şaşırmıştım. Kimdi acaba bu arabanın sahibi? Eğilip ayakkabılarımı giyinirken bir ses geldi: "Zehra!" diye. Şaşkın bir şekilde kafamı kaldırdığımda, aynı şaşkınlıkla karşıma bakıyordum..
_____________________________________
Umarım beğenmişsinizdir lütfen yorum atmayı, beğenmeyi ve oylamayı unutmayınn
Seviliyorsunuzz 💗
sizce zehra neden şaşırdı, Kimi görmüş olabilir?




