5. BÖLÜM
Kapıyı açtım ve karşımdaki genç çocuğu görünce şaşırdım. "Sen kimsin?" diye sordum. Çocuk, çekingen bir şekilde, "Merhaba, ben Ezgi'nin sevgilisi Yağız. Onu çok merak ettim ve hemen geldim," dedi. Kardeşimin sevgilisi olduğunu öğrenince içimde bir kıskançlık dalgası yükseldi. Ya üzerse bu benim kardeşimi?! Sert bir şekilde, "Gir bakalım içeri," dedim ve onu dikkatle izledim.
Yağız hemen Ezgi'nin yanına gidip elini tuttu. Uyarmak için öksürdüm ve Yağız elini hızla geri çekti. O da bana içten içe sinir olmuş gibiydi, ama belli etmiyordu. Onların yanında beklerken, aklıma telefondan gelen bildirim geldi. Telefonumu çıkarıp mesajı okudum. Bilinmeyen bir numara, "Ateş Bey, ben Zehra. Neden öyle hemen çıktığınızı merak ettim. Yani çalışanlar sizi sorduğu için soruyorum, merak etmedim tabi," yazmıştı. Mesajı okurken gülümsememi tutamadım. Öyle tatlı gelmişti ki gözüme. Telefonu cebime koyarken Yağız'la göz göze geldik. Hemen yüzümü düzelttim ve tekrar öksürerek toparlandım.
Yağız'a dönerek, "Anlat bakalım, kardeşimle ne zamandır çıkıyorsunuz? Benim neden şimdi haberim oluyor?" diye sordum. Yağız, "İki yıldır birlikteyiz. Okulda tanışmıştık, o zamandan beri hiç ayrılmadık. Onu o kadar çok seviyorum ki haberi duyunca nasıl geldiğimi bilemedim. İyi olduğunu görene kadar rahatlayamayacağım sanırım," dedi. Hele sen bir üz benim kardeşimi, bak ne oluyor demek istesem de neyse, gerek yoktu şimdi. Sonuçta bizim de bir karizmamız var.
Bir süre sonra Ezgi uyandı. Yağız, onun uyandığını görünce hemen yanına koştu ve nasıl olduğunu, daha iyi olup olmadığını sordu. Ben de hemen yanına oturup iyi olup olmadığını teyit etmek istedim. Ezgi, "İyiyim, iyiyim, merak etmeyin artık. Bacaklarım dışında bir sorunum yok. Ona da zamanla alışırım umarım. Neyseki geçici bir durum. Muhtemelen bir iki güne taburcu ederler beni," dedi. Yağız tam eğilip öpecekken, aklına ben gelmiş olmalıyım ki, arkasını döndüğünde sinirli bakışlarımla karşılaşınca hemen elini bırakıp yerine oturdu. Birkaç saat sonra Ezgi ilacın etkisiyle tekrar uyuyakaldı, ben de başında beklerken ne zamandır uyuyamadığım için uyuya kalmıştım.
Sabahın erken saatlerinde, kardeşimi öptüm ve işe gitmem gerektiğini söyledim. Ezgi anlayışla karşıladı, "Sorun değil abi, git işine," dedi. Arabama bindim ve işe doğru yola koyuldum. Ezgi'ye bir şey olmaması içimi rahatlatmıştı. Ona da bir şey olsaydı, kaldıramazdım sanırım.
İşe vardığımda Zehra'yı bahçede çiçeklerle ilgilenirken gördüm. Artık ondan özür dilemem gerektiğine karar verdim. Yanına yaklaşıp, "Zehra, sana böyle davrandığım için özür dilerim. Aslında bir sebebi vardı," dedim. Zehra merakla yüzüme baktı, devam ettim: "Annemin yıllardır özel hastane odasında süren tedavisinin artık stabil durumdan kötüye gitmesi beni derinden sarsmıştı. Sana ve birçok kişiye gergin olduğum için kötü davrandım. Yaptığım hiç doğru değildi, şimdi pişmanım. Umarım beni affedebilirsin."
Zehra, "Böyle davranınca kırıldım ama şimdi geçerli bir sebebin olduğu için anlayabilirim sanırım," dedi. Bunu duyunca içim rahatladı ve, "Umarım beni affedebilirsin," dedim. Birbirimize gülümseyerek baktık. Bu an, günün ilk ışıklarında bahçede açan çiçekler kadar taze ve umut doluydu.
İçimdeki gerginlik yerini huzura bıraktı. Zehra ve Ezgi'nin yanında daha fazla vakit geçirmem gerektiğini biliyordum. Zehra'yla olan bu küçük an, günümü daha anlamlı kılmıştı. Artık her şeyin yoluna gireceğine dair içimde bir umut vardı. Hayat, karşımıza zorluklar çıkarsa da sevdiklerimizle her şeyin üstesinden gelebilirdik. Bugün bunu çok daha iyi anlamıştım.
________________________________________________
Umarım beğenmişsinizdir lütfen yorum atmayı, beğenmeyi ve oylamayı unutmayınn
Seviliyorsunuzz 💗






