İçeriğe geç

Ateşin Çiçeği

Bölüm 2 · 5 dk okuma

Ateşin Çiçeği

Bölüm 2

2. BÖLÜM𖥸

𖥸2. BÖLÜM𖥸

Sabah alarmım çaldığında hemen uyandım, mutlu ve heyecanlıydım. Hızla hazırlandım; saçlarımı düzgünce topladım, üniformamı giydim ve aynada kendime gülümsedim. Bu, oteldeki ikinci iş günümdü ve ilk günkü tecrübelerimden sonra daha da heyecanlıydım. Hızla evden çıktım ve otobüs durağına yürüdüm. Otobüs, her zamanki gibi kalabalıktı, ama bu beni rahatsız etmedi. Akşamdan kalan mutlulukla etrafı izleyerek otelin yolunu tuttum. Otele vardığımda, kapıda beni karşılayan ilk kişi yine Zeynep oldu. Gülümseyerek yanıma geldi ve "Günaydınn, nasılsın?" diye sordu. "Günaydın, çok iyiyim, sen?" dedim. "Ben de iyiyim. Bugün toplantı var, haberin var mı?" dedi. "Hayır, bilmiyordum," dedim şaşkınlıkla. "Hadi, birlikte gidelim. Toplantı odasına götüreyim seni," diyerek beni yönlendirdi. Toplantı odasına vardığımızda içerisi oldukça kalabalıktı. Herkes oturmuş, fısıldaşıyordu. Zeynep'le birlikte boş bir yer bulup oturduk. Az sonra, otelin CEO'su olduğunu öğrendiğim Ateş Karaman odaya girdi. Uzun boylu, karizmatik bir adamdı. Bakışları ciddi ama aynı zamanda sıcak ve samimiydi. Toplantıya başladı ve otelin hedefleri, yeni projeleri ve beklentileri hakkında konuşmaya başladı. Konuşmasını dinlerken, içimde bir heyecan dalgası hissettim.

Toplantı bittiğinde, herkes işinin başına dönmek için ayağa kalktı. Tam ben de yerimden kalkarken, birinin adımı seslendiğini duydum. "Zehra!" diye seslendi Ateş. Adımı nasıl bu kadar çabuk öğrenmişti? Arkama döndüm ve ona baktım. Yüzünde hafif bir gülümsemeyle bana doğru yaklaşıyordu. "Merhaba Zehra, sanırım yenisin burada," dedi. "Evet, dün başladım," dedim hafif utangaç bir şekilde. "Hoş geldin o zaman. Umarım burada güzel vakit geçirirsin," dedi. "Teşekkür ederim," diyerek karşılık verdim ve işimin başına dönmek üzere ayrıldım.

Ama kafam karışıktı. Bu adamın ses tonu, bakışları... Sanki tanıdık geliyordu. Ama kim olduğunu çıkaramıyordum. İşime konsantre olmaya çalıştım ama aklım hep Ateş'teydi. Gün boyunca bahçede çiçeklerin bakımını yaparken bile sürekli onunla ilgili düşüncelerle meşguldüm. Akşam olduğunda, otelden çıktım ve eve dönerken kafam hala karışıktı. Eve varıp annemle biraz sohbet ettikten sonra yatağıma uzandım ve düşüncelere daldım. Ateş'in kim olduğunu, neden bu kadar tanıdık geldiğini çözmeye çalıştım ama bir sonuca varamadım.

...

Ertesi sabah yine alarmımla uyandım ve hızla hazırlandım. Bu sefer biraz daha gergindim çünkü dün yaşadıklarım kafamı kurcalıyordu. Yine otobüse bindim ve otele doğru yola çıktım. Kapıda yine Zeynep beni karşıladı. "Günaydınn Zehra, bugün nasılsın?" diye sordu. "Günaydın Zeynep, iyiyim, sen nasılsın?" dedim. "Ben de iyiyim. Bugün seninle birlikte çalışacağız," dedi. Bu haber beni biraz rahatlattı. Zeynep'in yanında kendimi daha güvende hissediyordum.

İşe başladık ve birlikte odaları kontrol etmeye, müşteri isteklerini yerine getirmeye başladık. Zeynep, bana her şeyi detaylıca anlatıyordu. "Burada her şey müşteri memnuniyeti için," diyordu. "Misafirlerimiz bizim en önemli önceliğimiz." Bu arada ben de göz ucuyla etrafı kolaçan ediyordum, belki Ateş'i yine görebilirim diye. Ama bir türlü göremedim.

Öğle molasında, Zeynep'le birlikte yemekhaneye gittik. Yemeklerimizi alıp bir masaya oturduk ve sohbet etmeye başladık. "Dün toplantıdan sonra Ateş seninle konuştu, değil mi?" dedi Zeynep. "Evet," dedim şaşkınlıkla. "Nereden biliyorsun?" "Ateş, yeni başlayan herkesle konuşur. Onun için personel çok önemli," dedi Zeynep. "O çok iyi bir patron," diye ekledi.

Bu sırada kafamda bir şimşek çaktı. Ateş'in adını, yüzünü ve sesini birleştirince, yıllar önce beni sürekli gıcık eden o çocuğun kim olduğunu anladım. Evet, bu kesinlikle oydu. Ateş Karaman, yıllar önce çiçek takılarımı sürekli alan ama aynı zamanda beni gıcık eden o çocuktu. Ama şimdi tamamen değişmiş, olgunlaşmış ve başarılı bir adam olmuştu.

Bu düşünceyle bir süre sessiz kaldım. Zeynep, "Neden sustun birden?" diye sordu. "Hiç," dedim, "Sadece düşüncelere daldım." Yemekten sonra işimize geri döndük. Gün boyunca, Ateş'in gerçekten o çocuk olup olmadığını düşündüm. Ama eninde sonunda bu gerçeği kendisinden öğrenmem gerektiğine karar verdim. Yani, ona direkt sormak, hatırlayıp hatırlamadığını görmek en iyisi olurdu. Bu düşünce beni hem heyecanlandırıyor hem de biraz korkutuyordu.

O gün akşam işten çıktığımda, eve gidip dinlenmeyi dört gözle bekledim. Eve varır varmaz annemle kısa bir sohbet ettim. Ona iş günümden bahsettim ama Ateş'ten bahsetmedim. İçimde büyüyen merakla yatağa uzandım ve uzun süre uyuyamadım.

Sabah alarmım çaldığında, kalkıp hızlıca hazırlandım. Bugün, Ateş’le konuşmak için kendime cesaret vermem gerektiğini biliyordum. Otobüsle otele vardım ve içeri girer girmez Zeynep yine beni karşıladı. "Günaydınn" dedi. "Günaydınn" dedim. "Bugün yine birlikte çalışacağız."

Gün boyunca işime konsantre olmaya çalıştım ama aklım sürekli Ateş'teydi. Onunla konuşmak için doğru anı bekliyordum. Öğleden sonra, bahçede çalışırken Ateş'in yaklaştığını gördüm. Kalbim hızla çarpmaya başladı.

"Merhaba Zehra," dedi gülümseyerek.

"Merhaba Ateş Bey," dedim. Bir an duraksadım ve sonra cesaretimi topladım.

"Size bir şey sormam gerekiyor," dedim.

"Tabii, ne sormak istiyorsun?" dedi, merakla.

"Yıllar önce, küçük bir çocukken sürekli benden çiçek ve takılar alan biri vardı. O kişi siz miydiniz?" dedim, nefesimi tutarak.

Ateş’in yüzünde bir an için şaşkınlık belirdi, sonra gülümsedi.

"Evet, o bendim. Seni ilk gördüğümde tanıdım ama senin hatırlayıp hatırlamadığını merak ettim," dedi.

Bu cevap beni hem şaşırttı hem de mutlu etti. "O zamanlar sürekli beni kızdırırdınız," dedim gülerek.

"Evet, eskiden sana karşı biraz gıcık olduğumu inkar edemeyeceğim sanırım" dedi Ateş, gülümseyerek.

...

Gün boyunca işlerimize devam ettik. Büyük bir düğün için oteli çiçeklerle süsleme görevimiz vardı ve Ateş, şaşırtıcı bir şekilde yaptığım hiçbir işi beğenmiyor hepsine bir bahane bularak değiştirtiyordu. Bu durum beni o kadar gıcık etmişti ki elimde olsa boğacaktım ben bu adamı. Daha az önce gayet normal konuşmamış mıydı bu adam. Bir insan nasıl hiç değişmezdi!

Büyük uğraşlarımız sonucunda en sonunda oteli düğün için hazır hale getirdik. 1 saat sonra düğün başladı. Uzun ve güzel bir düğün seramonisinden sonra sonunda bu korkunç gün sona ermişti. Neyseki düğün sahipleri çok memnun kalmışlardı.

Çok yorulmuştum, eve gelir gelmez hemen yatağıma uzandım. Uykuya dalmadan önce düşüncelere daldım. Yanıldığımı, aslında Ateş'in pek değişmediğini ve hala eski tavrını nasıl koruduğunu düşündüm. Bugünkü sinir bozucu tavırları aklıma geldikçe daha fazla sinirlerim bozuldu. Dün ne kadar da düzgün konuşmuştuk, bugün ne değişmişti ki sanki! Kendi kendime düşüncelerle boğuşurken, artık yavaş yavaş uykumun geldiğini fark ettim.

Yarın bambaşka bir gün beni bekliyordu

_________________________________________________

Umarım beğenmişsinizdir lütfen yorum atmayı, beğenmeyi ve oylamayı unutmayınn

Seviliyorsunuzz 💗

Bölüm sonu

18 yorum