İçeriğe geç

Ateşin Çiçeği

Bölüm 12 · 3 dk okuma

Ateşin Çiçeği

Bölüm 12

11. BÖLÜM𖥸

11. Bölüm

Limuzinin yanaştığını gördüğümde, içimde bir heyecan dalgası yükseldi. Beklenen misafirlerin geldiğini anladım. Hemen üstümü başımı düzelttim, derin bir nefes aldım ve kocaman bir gülümsemeyle onları karşıladım. Gelin, o kadar güzel ve zarif bir hanımdı ki gözlerimi ondan alamıyordum.

"Hoş geldiniz," dedim, "Bavullarınız katınıza yerleştirilecektir. Otelimizin özenle hazırladığı atıştırmalıklardan ister misiniz? Veya uzun yoldan geldiniz, bir şeyler yemek ister misiniz?" Zarif hanım hafifçe gülümseyerek, "Aslında açız, bir şeyler yesek güzel olur. Hem kardeşim de o zamana kadar gelir," dedi. Bu sakin ve nazik tavrı beni daha da etkiledi. "Tabii ki," diyerek onları restoran kısmına kadar eşlik ettim. İçimde, bu kadar önemli bir misafire hizmet etmenin gururunu taşıyordum.

Tam o sırada Zeynep koşar adımlarla yetişti, "Tamam, sen git. Küçük bey gelir birazdan," dedi. "Küçük bey" deyince gerçekten küçük bir çocuk falan bekliyordum. Ancak 20'li yaşlarda biri Porsche ile yaklaşınca şaşkınlığımı gizlemekte çok zorlandım. "Hoş geldiniz, ablanız restoran kısmında," diye cümlemi bitiremeden, genç adam gözlerini bana dikerek, kısa bir süzdükten sonra, "Adın ne senin?" dedi. İsmim yakamda yazıyordu aslında. "Zehra, efendim," dedim. "Hım, Zehra, güzel isim," dedi. Teşekkür etmekle yetindim. Ancak içimde bir rahatsızlık vardı; bu adamın bakışları ve tavırları beni tedirgin ediyordu. "Bana efendim değil de Barış diyebilirsin." dediğinde, "Olur mu efendim, saygıda kusur edersem bu benim kovulmama sebep olur." diyerek durumu yumuşatmaya çalıştım.

Başka ne isterdiniz diye sordum. Barış, "Seninle bahçeyi dolaşmak isterim, Zehra," dedi. Şaşırdım. Ama önemli bir misafir olduğu için isteğini geri çeviremezdim, "Tabii," diyerek onu bahçeye götürdüm. Bahçeyi gezdirirken, "Ne kadar güzelsin," dedi. Oteldeki bir misafir tarafından ilk defa böyle bir şey başıma geliyordu, bu yüzden sadece şaşkın bir şekilde bakabildim. İçimde, bu adamın niyetine dair bir huzursuzluk vardı.

Zeynep aradı, "Küçük bey gelmedi mi? Ablası endişelendi," dedi. "Geldi, bahçeyi gezmek istediğini söyledi." dedim. Barış, "Geliyoruz," diye seslendi. Zeynep, "Tamam. Zehra, sonra Ateş Bey'in yanına gitmen gerekiyormuş." diyerek telefonu kapattı.

"Barış Bey, ben sizi ablanızın yanına bırakayım. Patronum çağırdı. Başka bir ihtiyacınız olursa Zeynep Hanım sizinle ilgilenecektir," dedim. Tam yürümeye başladığımda bileğimden tutup, "Benimle sen ilgilensen olmaz mı?" demesiyle istemsizce elimi çektim. "Korkma, bir şey yapmam," diyerek pis bir sırıtışla önden yürüdü. Gerçekten ilk geldiği andan beri beni çok germişti ve bu his, beni rahatsız ediyordu.

Ateş'in yanına çıkınca telaşlı bakışlarından bizi gördüğünü anladım ama soramadığını anladım. "Ateş, ben bu aileyle değil, sadece düğün organizasyonuyla ilgilensem olur mu?" dedim. "Olur, sen sadece benim yanımda dur, sakın yanımdan ayrılma o zaman." dedi. Gülümsemiştim, bu kelimeler içimi bir nebze olsun rahatlatmıştı.

Sonra beraber aşağıya indik, istemsizce Ateş'in arkasında duruyordum. Restoran katına indiğimizde Ateş, gelin ve damadın rahatının nasıl olduğunu sordu. Onlarla konuşurken birden Barış, "Ya Zehra, ben bu oteli merak ediyorum, beni gezdirsene." dedi. Hemen Ateş'e baktım. Ateş, "Zehra'nın öyle bir işi yok. Ben size Tuğba Hanımı gönderirim, zaten Zehra işe yeni başladı, o da otele hakim değil," diyerek ekledi. Barış, yine aynı pis gülümsemesiyle, "İyi, öyle olsun bakalım." dedi.

Ateş, "Ben odama geçeyim. Zehra, sen de odama gel," dedi. Peşinden gittim. Ateş, daha odaya varmadan, "Zehra, sana dört gün tatil veriyorum. Evine git, dinlen." dedi. İstemsizce sesli güldüm. "Neye gülüyorsun?" dediğinde, "Tepkinize," diyerek ekledim. "Bi dudaksadı, tepkime mi?" diye. "İyi, git Barış Bey'le özel olarak ilgilen o zaman." dedi. "Tamam, tamam, bir şey demedim." dedim.

Gün bitiminde eve gitmek için aşağıya, bahçeye indiğimde Kıvanç'ı görünce aşırı rahatlamış bir şekilde koşarak sarıldım. "Bugün seni görmek çok iyi geldi, başıma neler geldi anlatamam," dedim. "Yine Ateş mi yoksa?" dedi. "Yok, o bu sefer beni korudu." diyip güldüğümde araba camının yansımasında Ateş'i fark edip arkama döndüğümde aşırı mutsuz bir şekilde gördüm. "Ateş," diye seslenmeme rağmen umursamadı, hemen arabasına binip gitti. Kıvanç da ben de şaşkın halde ona baktık. İçimde karmaşık duygular vardı; bir yandan Ateş'in beni koruması hoşuma gitmişti, diğer yandan onun bu tepkisi kafamı karıştırmıştı.

________________________________________

Umarım beğenmişsinizdir lütfen yorum atmayı, beğenmeyi ve oylamayı unutmayınn

Seviliyorsunuzz 💗

yorumlarınızı merak ediyorumm

Bölüm sonu

4 yorum

  • Her gün yeni bölüm atıyorsun bu çok güzel ama bölümler kısa sanki

  • Öncelikle bu esere çizimin iyiyse her bölüm birer adet bir karakteri çizebilirsiniz hem de tatlış tatlış çok güzel olur

    1Yanıt