İçeriğe geç

ATEŞ VE SU

Bölüm 4 · 1 dk okuma

ATEŞ VE SU

Bölüm 4

ATEŞ VE SU

Göl sessizleşmişti ama havada tuhaf bir titreşim vardı. Lina’nın elindeki kızıllık sönmemişti; aksine kalp atışı gibi yanıp sönüyordu. Den’in kolyesi ise mavi bir nabız gibi ışık veriyordu. “Biz… değişiyoruz,” dedi Lina fısıltıyla. Den başını eğdi. “Ya da gerçek hâlimize dönüyoruz.” O anda gölün ortasındaki sembol yeniden parladı. Su, kendi kendine dönmeye başladı — küçük bir girdap, yavaşça büyüdü. Girdabın merkezinden bir taş levha yükseldi. Üzerinde eski bir dilde yazılar vardı. Lina elini uzattı ama Den onu durdurdu. “Dokunma. Ne olduğunu bilmiyoruz.” “Bilmiyorsak öğreniriz.” Lina parmak uçlarını taşa değdirdi. Bir anda etrafı alevler sardı. Ateş gökyüzüne kadar yükseldi, ardından mavi ışıklarla birleşti. İki renk, gölün üstünde döndü, sonra havada bir sembol oluştu — tıpkı o geceki gibi, yarısı ateş, yarısı su. Lina’nın gözleri parladı. “Bu işaret... artık sadece bir uyarı değil.” Den nefesini tuttu. “Bu bir mühür.” Taş levhanın üzerindeki yazılar parladı, sonra Den’in kolyesiyle Lina’nın avucundaki alev aynı anda ışıldadı. Sanki biri görünmeyen bir zinciri çözüyordu. Toprak titredi. Gölün ortasında dev bir siluet belirdi — ama bu kez karanlık değil, ışıktan yapılmıştı. Siluet konuştu: “Uyandınız. Ateşin Kızı ve Suyun Oğlu. Denge yeniden doğacak, ama bedelsiz değil.” Rüzgâr sertleşti, su kabardı. Lina dizlerinin üstüne düştü. “Ne bedeli?” Siluet sustu, sonra yavaşça sulara karıştı. Arkasında sadece bir cümle yankılandı: “Biriniz yaşatacak... biri hatırlayacak.” Den ve Lina birbirine baktı. O anda, kader artık sadece bir kelime değildi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.