Göl sanki canlanmıştı. Suların altından yükselen karanlık figür, her dalgayla birlikte daha net bir hâl alıyordu. Lina, avucundaki ateşi sıkıca tuttu; alev artık bir kuş değil, kalkan şeklindeydi. Den’in kolyesi ise mavi bir ışık yayarak gölün yüzeyini yatıştırmaya çalışıyordu. “Den, geri çekil!” diye bağırdı Lina. Ama Den, sanki bir güç tarafından çağrılıyormuş gibi göle doğru yürüyordu. Gözleri donuklaştı, sesi uzaklardan geliyordu: “Bu… kalbin sesi…” Lina bir adım attı ama su bir anda kabardı, onu geriye savurdu. Toprak çatladı, alevler sönmeye başladı. Gölün ortasında beliren siluet artık tamamen görünür olmuştu — suyun içinden çıkan kadim bir varlık, gözleri karanlık ama sesi yankı gibi güçlüydü. “Zaman geldi. Ateş, uyanacak; su, hatırlayacak.” Den dizlerinin üstüne çöktü, alnından ter değil, damla damla su süzülüyordu. “Ne demek istiyorsun? Kim… kim uyanacak?” dedi Lina, öfkeyle elini uzatıp gökyüzüne bir kıvılcım fırlattı. Gökyüzü bir anlığına aydınlandı. Gölün ortasında beliren varlık sessizce gülümsedi, ardından suların içine geri çekildi. Ardında sadece bir sembol bıraktı — gölün ortasında yarısı mavi, yarısı kırmızı bir işaret yandı. Den zor nefes alıyordu. “O işareti daha önce gördüm,” dedi kısık bir sesle. Lina eğilip baktı. “Nerede?” “Rüyalarımda.” Bir sessizlik çöktü. Uzakta, gökyüzünden bir yıldırım daha düştü. Bu defa ateşle su, aynı anda parladı. Lina derin bir nefes aldı. “Artık kaçış yok, Den. Bu kader bize yazılmış.”
Bölüm 2
ATEŞ VE SU
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.