İçeriğe geç

Ateş Parodisi

Bölüm 4 · 4 dk okuma

Ateş Parodisi

Bölüm 4

Acemiciliğin Bedeli

Sabah sarayın sessizliğinde gözlerimi açtığımda, içimde bir huzursuzluk hissettim. Gece boyunca düşlerimde gölgeler dolaşmıştı; onları fark etmeye çalıştım ama her defasında kayboldular. Taht artık benimdi, ama sorumluluğu hâlâ ağır ve karmaşıktı. Kesita yan odada uyanmış, sessizce beni izliyordu. Saroe sabah devriyelerini yapmış ve raporları hazırlamıştı. Ama ben hâlâ her şeyi yanlış anlamaktan korkuyordum; beceriksizliğim sadece benim değil, krallığın güvenliği için de bir tehdit hâline gelmişti.Toplantı için büyük salona indiğimde, danışmanlar ve generaller çoktan hazırdı. Ben ayağa kalktım ve “Herkese merhaba… şey… yani…” diyerek başladım. Sözlerim kesik kesikti, ve danışmanlar birbirlerine baktılar. Kesita hemen yanımda durdu ve fısıldadı: “Katel, derin bir nefes al ve odaklan.” Derin bir nefes aldım ve konuşmamı devam ettirmeye çalıştım, ama yanlışlıkla bir tarih karıştırdım ve generallerden biri kaşlarını çatıp, “Prenses, yanlış tarih,” dedi. Ben hızlıca, “Ah, evet… yanlış tarih… sanırım,” diyebildim. Utanç içimde büyüdü, ama fark edilmemesi gerekiyordu.Toplantı sırasında güvenlik sorunlarını tartışırken, ben yanlışlıkla kuzey kanadındaki devriyeleri güney kanadı olarak söyledim. Bu sırada Saroe gözlerini devirdi ve Kesita bana işaret verdi: “Katel! Hemen düzelt!” Ama ben hâlâ panik halindeydim ve sözlerimi toparlayamıyordum. Danışmanlar sessizce mırıldandı; bazıları bana güvenmeyerek planlarını sorguladı. İçimde bir baskı oluştu; tahtın sorumluluğu sadece unvan almak değil, hatasız düşünmek gerektiriyordu, ve ben hâlâ çok acemiydim.Toplantı bitiminde, gizli tehditler hakkında daha fazla bilgi almak için sarayın kuzey kanadına gittik. Ben koridorlarda ilerlerken bir kez daha tabureye takıldım ve küçük bir sesle “Ah, lanet olsun,” dedim. Kesita hemen yanımda durdu ve “Katel, dikkat et!” dedi. O anda fark ettim ki, her hatam krallığın güvenliğini tehlikeye atabiliyordu. Gölgeyle karşılaşacağımız adam hâlâ aktifti ve ben farkında olmadan onu daha da cesaretlendirebilirdim.O gece, devriyeleri organize ederken bir hata yaptım: yanlış bir kapıyı kilitledim ve bu durum muhafızların yönünü karıştırdı. Saroe kapıya geldi ve “Prenses Katel, neden burayı kilitlediniz?” diye sordu. Ben hızlıca, “Ah, yanlış kapı… sanırım bir hata yaptım,” dedim. Saroe sadece başını salladı ve sessizce düzeltti. İçimde bir utanç ve korku dalgası yükseldi; tahtta olmak sadece unvan almak değil, hatalardan ders çıkarabilmek demekti.Ertesi gün, saray halkını selamlamak için balkonuma çıktım. Önümde toplanan kalabalık, merak ve sabırsızlıkla bana bakıyordu. Ben kelimeleri yanlış sırayla söyledim, bazılarını tamamen unutmuş gibi davrandım. Alkışlar geldi, ama bazı insanlar şaşkın ve hayal kırıklığı içindeydi. Kesita hemen yanımda durdu ve sessizce bana destek oldu: “Sakin ol, Katel… insanlar sana alışacak.” Ama ben içten içe biliyordum; halkın güvenini kazanmak, beceriksizliğimle çelişiyordu.O gece, sarayın karanlık koridorlarında yürürken bir kriz patlak verdi. Kuzey kanadındaki muhafızlar, gölgelerin saldırısına uğradıklarını bildirdi. Ben yanlış bir emir verdim ve askerleri yanlış konumlara yönlendirdim. Saroe ve Kesita hemen müdahale etti, ama düşmanlar hâlâ bazı bölgelerde aktifti. Ben bir köşede dehşetle durdum ve “Ah, bu… şey… yanlış oldu…” dedim. Kesita bana doğru geldi ve “Katel, sakin ol ve talimatları dinle!” dedi. O an anladım ki, acemiliğim hem benim hem de krallığın hayatını tehlikeye atmıştı.Düşmanlar sarayın gizli geçitlerinden içeri sızmaya çalışıyordu. Ben panik içinde yanlış bir kapıyı açtım ve bir muhafız neredeyse düşmanın eline düşüyordu. Saroe hemen müdahale etti, Kesita yanımda doğru yönlendirmeleri yaptı. Ben sadece geride durup onların emirlerini takip etmek zorunda kaldım. İçimde hem korku hem de utanç vardı; tahta geçmek göründüğü kadar kolay değildi, ve artık her hatam ciddi sonuçlar doğuruyordu.Krizi atlattıktan sonra, odama çekildim. Elleri titriyordu, kalbim deli gibi çarpıyordu. Kesita yanıma oturdu ve sessizce, “Korkma Katel, bu senin için bir ders. Her lider hata yapar, önemli olan onları fark edip düzeltmek,” dedi. Ama ben hâlâ kendimi beceriksiz hissediyordum. Tahtın karanlık yükü ağırdı, ama en büyük sorun, benim hâlâ acemi olmamdı. Krallığın güvenliği, benim hatalarımı tolere edecek kadar güçlü değildi.Gece boyunca sarayın koridorlarında dolaşırken, gölgelerin izleri hâlâ vardı. Düşmanlarımız sessizce plan yapıyor, ben ise hatalarımla onların işini kolaylaştırıyordum. Babamın sözlerini hatırladım: “Güç, merhametle birleşmediği sürece yıkıcı olur, Katel.” Ama artık güç yetmiyordu; beceri ve dikkat gerekiyordu. İçimde hem korku hem de kararlılık vardı; tahtın sorumluluğu hâlâ ağırdı, ama ben artık fark etmiştim: acemilikle başa çıkmalı, hatalardan ders çıkarmalıydım.Sabah güneşiyle birlikte, tahtta olmamın sadece bir başlangıç olduğunu fark ettim. Hatalarım, halkın güvenini kazanmayı zorlaştırmış, gizli düşmanlar için fırsatlar yaratmıştı. Ama ben, Sardebian tahtının acemi sahibi olarak, hem hatalarımla yüzleşmek hem de krallığı korumak zorundaydım. Karanlık yılların gölgesi hâlâ sarayın içinde dolanıyordu, ve benim ilk görevlendirilmiş acemiliğim, bu gölgelerle mücadelede bir sınavdı.Ve o an anladım: liderlik sadece unvan almak değil, hatalarla yüzleşmek ve onları telafi etmeyi öğrenmek demekti. Tahtın karanlık yükü ağırdı; ama ben, beceriksizliğime rağmen, Sardebian tahtının gerçek sahibi olarak yoluma devam etmek zorundaydım.

Bölüm sonu

1 yorum