İçeriğe geç

Ateş Hattı | AhFer

Bölüm 7 · 7 dk okuma

Ateş Hattı | AhFer

Bölüm 7

Bölüm 7:Video

"3-2-1 kayıt!"

"Hepinize merhaba arkadaşlar kanalıma hoş geldiniz! Bugün yanımda Ahmet var."

"Selam!"

"Bugün sizlerle beraber önceden size verdiğim bir sözü gerçekleştireceğiz. Bir videomda eğer istediğim kadar like gelirse bungee jumping yapacağımı söylemiştim. Ve sizden birini seçmenizi istemiştim. Siz de Ahmet'i seçmişsiniz."

"Evet onca insan içinden beni seçtiğiniz için size de çok teşekkür ederim." İkimiz de hafif kıkırdamıştık.

"Ayrıca kamera arkasında Sıla, Mert, Enes var. Selam verin!"

Hep bir ağızdan, selam dediler.

"Evet, böyle bir şelale var, bunun üzerinde ayaklarımız bağlı şekilde atlayacağız."

"Çünkü bizi deli s.. tövbe tövbe, arkadaşlar çok gerginim."

"Sen mi ben mi, benim yükseklik korkum var." dedim korku dolu bir sesle.

"Korkma ben yanındayım."

"Ooo AhFer momentt!"

"Mert!"

"Ne var ya? Siz vıcık vıcık dolaşırken iyi."

"Valla gayet yakışıyorsunuz, tüm Türkiye oturduk sevgili olmanızı bekliyoruz. Oradan aşağı atlarken belki aklınız başınıza gelir." dedi Enes.

Vücudumdaki tüm kan yanaklarıma doğru yürümüştü.

"Tamam neyse, şimdi çıkıyoruz yukarıda kamerayı açarız."

Hepimiz atlayacağımız yere doğru yürümeye başladık. Adım attıkça ayaklarım geri geri gidiyordu.

"Evet, şimdi güvenlik için bir şeyler giyeceğiz."

Üzerimizde bir sürü kemer ve bağ ile bağlanmıştık. İki üç kişi kontrol etmişti. Ahmet ve benim ayaklarımı bir bağlamışlardı.

"Evet hazırız." dedi Ahmet.

"Kendi adına konuş." dedim ve bilmem kaç metre yükseklikten aşağıya baktım. Şarıl şarıl bir şelale vardı. Gerginlikten ölecektim.

"Siz sallandıktan bir süre sonra biz sizi yukarıya çekeceğiz. Atlama ve sallanma sürecinde birbirinizi asla bırakmayın."

Abi son uyarılar da yaptıktan sonra atlayacağımız yere doğru ilerledik, go pro ile çekim yapacağımız için kameraları ayarladık.

"Evet, hazır hissettiğinizde atlayabilirsiniz." dedi abi.

"Ben çok korkuyorum!" diye bağırdım istemsizce.

"Korkma, sakin." dedi Ahmet.

"Atlama sürecinde birbirinize sarılabilirsiniz." dedi abi. Ahmet tutup sarıldı ben de sıkıca kollarımı ona sardım. "Şimdi sakin ol, derin bir nefes al ve kendini bana bırak." Ahmet kameranın olmadığı taraftan kulağıma sessizce bunları söylediğinde gözlerimi sıkıca yumdum ve mırıldanarak tamam dedim.

Ahmet, bir anda ikimizi de aşağıya attığında çığlığımı tutamadan bağırdım. Ahmet de bağırıyordu ama benim kadar değil. Düşme kısmı bitip sallanmaya başladığımızda bedenlerimizi ayırmadan başını başımın önüne getirmişti. Yüz yüzeydik.

"Aç gözünü." hızlı hızlı başımı sallayıp "Açamam." dedim. "Aç bak şu an sadece sallanıyoruz." dedi.

Hafifçe gözlerimi araladığımda göz göze geldik. Başımı yana çevirdiğimde şelalenin tepesinde bir uçtan bir uca sallanıyorduk.

"Bitti bak." dedi ve biz fazla yakındık. "Aklımı yukarıda unuttum ben." dedin titrek bir sesle. Kahkaha atıp hala aynı şekilde durmaya devam etti.

Birkaç dakika sonra abi bizi yukarı çekmeye başladı. Çıktığımızda kendimi yere attım ve uzatılan suyu içtim.

"Nasıldı?" diye sordu Sıla, "Denemek ister misin?" dedim, "Benim öyle gözlerine bakıp atlayabileceğim biri yok hayatım." dedi ve güldü. "Ya salak, tepetaklak olmuşum gözüm göz mü gördü sanki?" dedim. "Aşktandır o aşktan." dedi Mert. Dik dik Mert'e baktım.

"Ben Feride'yi sakinleştireceğim diye bir şey anlamadım ki." dedi Ahmet. Ona dil çıkarıp suyumdan bir yudum daha içtim.

"Ben buraya kadar geldim, ben de yapacağım." dedi Enes.

"Emin misin?" dedim. "Eminim." dedi eskisi gibi enerjik değildi. Çok sakindi. Sakinleştirici vermişler gibi. Geçti hazırlandı ve bizim gibi beklemeden bir anda attı kendini. Sesini de duymamıştık. Birkaç dakika sonra çıktı yukarı.

"Nasıldı?" dedik hep bir ağızdan.

"Çok iyiydi." dedi ve kenara çekildi.

Videoyu kapattıktan sonra malikaneye geri döndük. Ahmet'in kanalına video çekilecekti şimdi de.

"Hepinize merhaba arkadaşlar, kanalıma hoş geldiniz. Bugün yanımda, Mert, Sıla ve ayrıca sizin isteğiniz üzere Enes ve Başak var. Alkış!" dedi.

Hepimiz alkışladık.

(not: Başak kitapta nişanlı değil, Enes de Başak da kimseyle görüşmüyor.)

"Evet konuk oyuncular görüşlerinizi alabilir miyiz? Ne demek istersiniz kameraya?"

Enes kameraya döndü ve "Herkese selam, buraya ne için geldim bilmiyorum ama, siz seçtiyseniz vardır bir bildiğiniz diyorum." dedi, kamera Başak'a döndü ve "Ben de uzun zamandır video çekmiyordum, şu an gerginim ve ne için geldiğimizi de bilmiyorum." dedi.

"Evet onlara söylemedim arkadaşlar, bugün doğruluk mu cesaret mi oynuyoruz ama şişe çevirdiğimizde izleyicilerin bize verdiği görevleri yapacağız. Onlardan doğruluk dendiğinde sorulacak soruları aldım. Cesaret denildiğinde verilecek görevleri de onlar seçti. Şişe seçecek, onlar yaptıracak biz de yapacağız yani." dedi ve "Evet hadi geçelim." dedikten sonra yere çöktük. Ortada bir şişeyi döndürdük ve ilk Mert'e geldi.

"Doğruluk mu cesaret mi?" diye sorduk, durdu ve "Cesaret." dedi. Ona ceza verecek kişi Ahmet'ti ve yazılan görevlerden birini seçti.

"İnstagrama gir, karşına çıkan ilk kişinin storysine alev at." dedi.

"Hehe bu muydu?" dedi ve telefonunu çıkarttı. "Evet ilk sırada kim var bakıyorum, Yaren Alaca var. Storysine kendini paylaşmış. Ve attım." dedi Alev emojisini attı.

Tekrar şişeyi çevirdik ve bu sefer Başak'a gelmişti.

"Doğruluk mu cesaret mi?" dedik.

"Bilenler bilir youtube da asıl cesaret doğruluk demektir. O yüzden cesaret diyorum." dedi ve kocaman gülümsedi.

Hepimiz dediğine gülüp bir ağızdan onayladık.

"Görevin şu," dedi Sıla gözünü kapatıp bir görev seçti. "Şişeyi tekrar çevirin ve ucunu gösterdiği kişi ile Cennette yedi dakika oynasın." dedi.

"Cennette yedi dakika ne lan?" dedi Ahmet.

"Bir odada yedi dakika boyunca kilitli kalacaklar." dedim.

"Oha!" dedi ve gülmeye başladı.

Sıla tekrar şişeyi çevirdi ve şişenin ucu Enes Batur'da durdu.

"Hoaydaaa!" dedi Mert bağırarak. Hepimiz şok olmuş ikisine bakıyorduk.

"Yapacak bir şey yok, görev görevdir." dedi Enes. "Aynen." dedi Başak da ve beraber kalktılar. "Hangi odada kilitli duracaklar?" dedim. Mert, "Buraya en yakın Enes'in odası." dedi.

Ahmet, "Tamam o zaman oraya geçelim." dedi ve kalkıp Enes'in odasına geçtik.

Kapıyı kilitledik ve 7 dakikayı başlattık.

---

Enes-Başak

İkisi de uzun zaman sonra baş başa kalmıştı. Başak Enes'in odasındaki sandalyeye otururken, "Altı üstü yedi dakika." diye mırıldandı.

"Evet." dedi Enes onu onaylayarak. O da yatağının üzerine oturmuştu. Ama ikisi de susuyordu ve ortamda hiç ses olmaması ortama saçma bir hava veriyordu.

"Nasılsın?" diye sordu Başak sessizlikten rahatsız olmuştu.

"İyiyim, sen?" dedi formaliteden. Sesi çok durgun, ruhu çekilmiş gibi bir hali vardı.

"Ben iyiyim de, sen iyi görünmüyorsun." dedi Başak. Günlerdir uzaktan uzağa Enes'i izliyordu. Enes'in sessiz sakin ve herkesin yanındaki zoraki duruşunu fark etmesi çok uzun sürmemişti. Onun o durgun halleri Başak'a çok yabacıydı.

"Nasıl yani?" dedi Enes hafif kaşları çatılmıştı.

"Çok durgunsun, bu sen değilsin. Sanki dünyan başına yıkılmış, hiçbir şey istemiyormuş gibi bir halin var." dedi açık sözlülükle.

Enes yalandan bir sırıtışla karşılık verdi. "Sana öyle gelmiş." dedi.

"Konuşmuyorsun bile." dedi Başak zorlayarak.

"Bilmiyorum Başak, bir yerden sonra artık her şeye karşı isteğim bitti. Her şeyi elde ettim; para, araba, filmler, şarkılar, bir sürü video istediğim her şey. Ama yetmedi işte. Bir şeyler eksik." dedi Enes tüm sıkkınlığıyla.

4 dakikaları kalmıştı.

"Enes.." dedi Başak, onu anlamıştı. Yerinden tedirgin adımlarla uzaklaştı ve Enes'in yanına gidip oturdu. İkisi de ayaklarını yere uzatmış, yeri izliyorlardı.

"Genç yaşta, insanların ömür boyu sahip olmak için çabaladığı şeylere sahip oldun. Bunların da bir sonu olacaktı elbet. Neyi eksik hissediyorsun?" dedi Başak.

"Herkes bana param için, şöhretim için yaklaşıyormuş gibi hissediyorum. Kimse samimi gelmiyor." dedi Enes aylardır kimseye itiraf edemediği şeyi itiraf etmişti.

"Sana her şeyden çok youtube iyi geldi hep, dönsene youtube'a sana kendini ne iyi hissettiriyorsa onu yap, ister oyun oyna ister ayakta başka şeyler yap." dedi Başak. Belki işe yarar der gibi.

"Denedim, ama hayır o da iyi gelmiyor. Hiç bir şey eskisi gibi değil, ben eskiyi istiyorum." dedi Enes.

2 dakikaları kalmıştı.

Enes'in gözünden bir damla yaş süzüldüğünde Başak dayanamamıştı. Yan dönüp Enes'e sarıldı. Onu hiç böylesine bitmiş ve tükenmiş görmemişti.

Başak'ın omzunda bir iki damla daha yaş akıttıktan sonra o da sıkıca sarıldı Başak'a. Onca yıl geçmişti, birbirlerine onca şey yapmışlardı ama yine birbirlerini en iyi onlar anlıyordu.

2 dakikanın sonunda kapı kilidi açıldığında ikisini sarılı halde görenler, bir anda gülüp, bağırmaya başlamışlardı.

"Oha lan!"

"Noluyor lan?!"

"Niye sarılıyorsunuz, yoksa?!"

"Vay be EnBa geri döndü!"

Sesleri arasında Başak utanmıştı. Enes ayrılıp göz yaşlarının ıslattığı yeri sildi ve "Çıkın kapı kilidini tekrar açın, bunu yayımlayamazsınız." dedi.

Ahmet de bunun özel hayata saygısızlık olduğunu düşündü ve onayladı, o sahneyi tekrar çektiler ve geçip oyuna devam ettiler.

Sırada Sıla vardı, Mert ona soruyordu, Sıla doğruluğu seçmişti. Soru ise, sevdiğin çocuğu ailen onaylamasa onunla kaçar mısın?

Sıla soruyu duyunca gözleri yerinden çıkacak şekilde pörtledi.

"Hayır tabii ki! Ailem onaylamıyorsa ben de onaylamam." dedi ve Ahmet "Helal len!" diyerek sarıldı kardeşine.

Şişe tekrar döndü ve bu sefer Feride'de durdu.

"Cesaret." dedi Feride beklemeden.

Ahmet listeden gözü kapalı seçip, "Solundaki kişi telefonunu istediği gibi 5 dakika boyunca kurcalayacak ve müdehale edemeyeceksin. Oo göreve gel." dedi Ahmet. Çünkü Feride'nin solunda oturuyordu.

Feride telefonu çıkarıp oflaya poflaya kilidi açtı ve Ahmet'in eline bıraktı telefonu.

"Evet bakalım Instagram'da cici kızımız neler yapıyormuş?" dedi Ahmet ve Instagram'a girdi. Dm'lere girip konuştuklarına baktı. Ve isteklerdeki birkaç kişi gözüne çarptı.

"Gavata bak senin fotoğrafını sana atıp ne yazmış." dedi, fotoğraf hakkında sapıkça konuşmuştu. Ahmet sinirli gözüküyordu.

"Dur şimdi sen." dedi ve çocuğu aradı. Çocuk açmayınca video çekti ve videoda "Bana bak lan sapık, bir daha seni bu kızın dm kutusunda görürsem bir sonraki görüşeceğimiz yer savcılık olur, duydun mu beni." dedi ve videoyı gönderdi.

Mert, ince bir sesle, "Of erkek yaa!" dediğinde herkes güldü.

"Ahmet abim!" dedi Feride gülerek Başak ve Enes aynı anda "Abi deme lazım olur!" dediğinde bu sefer herkes kahkaha atmıştı

Bölüm sonu

4 yorum