İçeriğe geç

Ateş Hattı | AhFer

Bölüm 6 · 5 dk okuma

Ateş Hattı | AhFer

Bölüm 6

Bölüm 6: Yemek

"Oha!" Mert'in bağırıp hayvan gibi gülmesiyle kendime gelip hızlıca yerden kalktım. Sıla'yla Mert açıkta bir şey görmüş gibi gülüyorlardı.

'Belki gördüler Feride?' iç sesim de geldiğine göre tamamlandık evet..

"Feride iyi misin?"

Nutkum tutulduğu için başımı salladım. "Uyuyakalmışım, bir anda sesleri duyunca.."

Sıla lafımı böldü, gülerek "İyi açılmıştır uykun." dedi.

"Kızardın mı sen?" Mert eğilip yüzüme baktıktan sonra tekrar kahkahayı bastı.

"Düşerken bir yerin acımadı değil mi?" Ahmet tekrar sorduğunda durup bir üstüme başıma baktım. "Yok hayır, elini kafamın altına koymasaydın belki kafam patlayabilirdi ama patlamadı." dedim, sonra cümlemi gözden geçirip, "Senin elin? Çok sert vurdum kafamı." dediğimde refleks olarak elini tutup baktım. "Sık elimi parmaklarında bir acı var mı?" dedim.

Biz dip dibe girmişken ve benim cevap almak için kafamı kaldırdığım anda Mert'in sesi geldi. "Hadi Sıla gel biz gidelim bunlar Hint dizisine bağlayacaklar anlaşıldı." dedi ve Sıla'nın omzuna kolunu atıp güle oynaya gittiler.

Elimi çekecekken elimi tuttu ve göz temasımızı kesmeden "Hayır acımadı. Bak," dedi ve parmaklarımı azıcık sıktı. "Sandığından fazla miniksin." dediğinde hafifçe yana doğru kıvrıldı dudakları.

"Bir anda neye uğradığımı şaşırdım."

"Ben de yine kapıyı açmayınca'Belaçekerimizin' başına bir şey geldi sandım. Ama iyiysen sorun yok. Hadi yemek saati geldi, hazırlan geçelim." dedi.

İlk akşam olduğu için yemek topluca yenecekti.

"Tamam, sen geç istersen." dedim ama başını hayır anlamında salladı. "Hazırlan beraber geçelim." dedi.

Başımı sallayıp daha yerleştirmediğim bavulumu açıp içinden siyah bir elbise çıkardım. Çorap ve ayakkabımı seçip banyoya geçtim. Üzerimi giyindikten sonra makyajımı düzelttim ve saçlarımı düzeltip dağınık bir şekilde topladım.

İçeri geçip parfümümü de sıktıktan sonra çantamı alıp kapıda hala dikilen Ahmet'in yanına geçtim. O da siyah bir gömlek ve krem bir pantolon giymişti.

"Hazır mısın?" dediğinde bir tur etrafımda dönüp göz kırparak 'sence?' anlamında bir yüz ifadesi yaptım. Gülüp "Hazırsın, hadi." dedikten sonra çalan telefonu açtı.

"Geliyoruz Sıloş." dedikten sonra kapattı. Hızlıca toplu yemek odası için ayrılan yere gittik. Herkes buradaydı, ismini sayamayacağım kadar youtuber ve tiktoker.

Sıla'nın bir yanına ben bir yanına Ahmet oturduğunda Sıla otuz iki diş sırıtarak bana bakıyordu.

"Ne oldu Sıla?" dedim eğilip gizli bir şey söylüyor gibi "Ne yaptınız abimle bu kadar saat?" dedi. Burası sıcak mı oldu?

"Bir şey yapmadık ne yapacağız? Ben hazırlandım o da tek gelmemek için beni bekledi."

"Abim, seni, neredeyse yarım saat bekledi? Başının etini yemiştir hadi, hadi diye." dedi ve kıkırdadı. Başımı iki yana sallayıp aynı anda "Yoo" dedim.

"Nasıl 'yoo'?" dedi şaşkın bir ifadeyle. "Ben beş dakika bekletsem demediğini bırakmıyor." dedi. Gülüp omuz silktim, "Abine sor aşkım ben de anlamadım." dedim ve masaya göz gezdirmeye başladım.

__________

"Pişt, abi!" gözünü masadan çekip masanın üzerinde birleştirdiği ellerinin yanından bana baktı

"Efendim abiciğim?" dedi. "Feride'yi beklerken hadi hadi diye diretmemişsin, sen hayırdır?" dedim tek gözümü kırparak.

Hafif sesli güldü, "Oo Sıla, ne bu kıskançlık abim?" dedi. "Hayır kıskanmadım merak ettim. Bana makyajı zehir eden adam ses çıkarmayınca.." dedim.

"Kız iki seferdir hatta az önceyle beraber travma atlattı. Hem utandırdınız kızı, tek bırakmak istemedim." dedi. Yüz ifadesini kontrol edip, doğru söylediğinden emin oldum.

Düşünceli çocuğum ya. Bir kadını böyle düşünmesi hoşuma gitmişti.

"Tamam ikna oldum." dedikten sonra önüme döndüm.

Biraz resmi ve sıkıcı bazı konuşmalardan sonra yemek başlamış ve bitmişti.

"Ay çok doydum." dedi Feride geri yaslanarak. "Valla bende." dedim ona eşlik ederek.

"Hadi gelin yürüyüş yapalım biraz herkes dağıldı." dedi abim. Başımı sallayıp onayladım, "Ama biz önce bir lavaboya geçelim." dedi Feride. Ona da başımı salladım. Çantamızı alıp lavaboya geçtik. O tuvalete girerken ben de ellerimi yıkayıp, rujumu tazeledim. Bir iki tiktoker vardı. İkisiyle de sohbetim yoktu, merhabalaşıp kaldık.

O sırada Feride tuvaletten çıkıp ellerini yıkadı ve içeri Yağmur'la ekürisi girdi.

"Ahmet'i gördün mü ya? Çok yakışıklıydı!" dedi ve kafasını çevirmesiyle göz göze geldik.

"Umarım Dündar olan Ahmet'ten bahsetmiyorsundur." dedim.

"Evet canım, tam olarak ondan bahsediyorum." dedi.

Feride'ye baktığımda dudağındaki ruju düzeltiyordu. Aynı zamanda aynadan Yağmur'a bakıyordu.

"Pardon da-" lafımı bölen Feride'ydi.

"Al canım, rujumu kullanırsın, şimdi elindekilerle taklit etmek zor olur. İstersen gözlüğümü de vereyim, mâlum iyi görmüyorlar gibi. İçeri Ahmet'in kimle girdiğini görmedin mi? Bu sefer beni taklit etmek zor olacak senin için üzgünüm, Türkiye'de bu rujdan bulabilirsin ama bildiğim kadarıyla başka Ahmet Can Dündar yok." dedi ve çok gıcık bir gülümsemeyle devam etti. "Upsii, bu ruju da veremem, kendisi Almanya'dan geldi buralara. Tüh bak! Bunu da kopyalayamayacaksın şimdi." dedi ve ruju çantasına atıp ilerledi.

Arkasından gülümseyip ben de çantamı aldım ve peşinden ben de çıktım.

"Terör estirdin be kızım! Ne yapacağız senin bu abimi kıskanmalarını?" dedim gülerek.

"Abini kıskandığımdan değil, Yağmur'a gıcık olduğumdan yaptım."

"Tamam tamam inandım." dedim imalı imalı gülerek.

"Sıla!" dedi sondaki "a" yı uzatarak.

Yolda bir iki kişiye selam verdikten sonra abim ve Mert'in yanına geçtik.

"Hadi be kızım! Nerede kaldınız?" dedi abim, formuna dönmüştü.

"Hiiç Fer-" Feride anlatacağımı anlayıp lafa girdi.

"Hadi gidelim." dedi ve koluma girdi.

Beraber bahçeye çıktık ve kararan havanın altında yürümeye başladık. "Oha açık havada havuz bile varmış." dedi Mert.

Herkes çok sessizdi. Bahçedeki masalardan birine oturup sessizliği dinledik.

"Feride dün gece yaşananları anlattı Ahmet. Çok geçmiş olsun." dedi Mert.

"Sağ ol." dedi Feride ve gözü masada bir noktaya dalmıştı.

"Heey dalma!" dedi abim elini sallarken.

"Burayı tatile gelmiş gibi düşüneceğim. Yoksa kafayı toparlamam zor." dedi Feride gülümseyerek. Abim sigara yakıp havaya doğru üfledi gri dumanı.

________

Gri dumanı seyrettim önce sonra dumanı takip edip, dudaklarını oradan da adem elmasını.

Ve tam omzunun arkasından görünen Yağmur'ları. Buraya doğru geliyorlardı.

Sıla'nın omzuna doğru yattım. Merak ediyordum. Yüzsüzlük yapacak mıydı?

Yanımızdan geçerken, " Aa, kimler buradaymış? Ne haber Ahmet? " dedi. Merakım boşa çıkmamıştı.

Tek elini Ahmet'in sol omzuna koymuştu. Ahmet bir eline baktı bir de Yağmur'un yüzüne. Sağ eliyle elini hafifçe ittirdi ve "Sağ ol, iyiyim, sen?" dedi zoraki. Yüzümdeki gülümseme büyürken Yağmur ağzının kenarıyla "İyi." dedi ve göz göze geldik. Yüzü düşmüş şekilde uzadı masadan.

Sıla kendini tutamadan gülmeye başladığında Ahmet ona baktı. "Noldu?"

Sıla gülmesini durdurup bana baktı. Anlatmak için izin aldıktan sonra "Feride kızı öyle bir bozdu ki.." dedi ve olanları anlattı. Ahmet ve Mert kahkahalarla gülerken ben de sırıtarak elimdeki çakmakla oynuyordum.

"Sen az değilsin, kızım kısmetimi kapatmasana!" dedi Ahmet ciddi olmayan bir ses tonuyla. "Kapatıyorsam varoşlara kapatıyorum be!" diye cırladım. Hepsi gülerken ben de sırıtıyordum.

Ama gözüm tek birindeydi.

Bölüm sonu

4 yorum