İçeriğe geç

Ateş Hattı | AhFer

Bölüm 5 · 4 dk okuma

Ateş Hattı | AhFer

Bölüm 5

Bölüm 5: Malikane

Hemen telefonu kapattım ve kıpkırmızı olmuş halimle soğuk kahveden büyük bir yudum aldım.

Ah be kızım, ne bağırıyorsun sanki!

Kafamda aynı sahne tekrar tekrar dönerken uyuyakalmışım. Gece bazı tıkırtılar duydum. Evde biri geziyordu sanki. Kedilerdir diyerek takmadım ama bir fısıltı geldi.

"Sen şu odaya bak!" gözlerimi hafif araladığımda kapının altından fener ışığını gördüm.

Bunlar kimdi? Biri youtube videosu mu çekiyordu?

Yatağımdan sessizce kalkıp kapıyı hafif araladım. Bunlar hırsızdı. Paniğe kapılmadan kapıyı sessizce kapattım. Aynı yavaş hareketlerle kapımı kilitledim.

Hemen telefonumu açıp polisi aradım.

"Alo, polis! Evimde iki tane hırsız var!"

"Tamam sakin olun siz neredesiniz?"

"Ben odamdayım, kapıyı kilitledim."

"Tamam sessizce orada bekleyin adresi verin."

Adresi verdikten sonra telefonu bıraktım. Ama elim telefonda rastgele bir yere değdi. Ve telefondan "Efendim Ferideeeğ!" gibi bir ses geldi. Kafamı çevirdiğimde yanlışlıkla Ahmet'i aradığımı gördüm.

Hemen telefonu alıp kulağıma koydum. "Ahmet!"

"He noldu?" dedi gevrek gevrek gülerek.

"Ahmet, evde hırsız var!" dedim fısıldayarak ve korkuda titreyerek.

"Ne, ne diyorsun kızım sen?!"

"Polisi aradım şimdi, odamdayım, kapıyı kilitledim oturuyorum."

"Tamam, tamam korkma ben hemen geliyorum."

_________

Bilgisayarın başından alelacele kalktım ve hızlıca araba anahtarını aldım. Sıla seslerime uyanmıştı. "Abi, nereye?"

"Feride'nin evine hırsız girmiş, polisi çağırmış onun yanına gidiyorum!" dedim hızlı hızlı.

"Bekle ben de geliyorum!" dedi ama olmazdı. Zamanla yarışıyorduk.

"Hayır! Orada ne olacağı belli değil. Seni de tehlikeye atamam. Daha yeni kurtuldun zaten. Otur evde kapıyı kilitle benden haber bekle!"

"Ama-"

"Aması yok dedim." Son sözü söyler söylemez çıktım kapıdan. Koşar adımlarla arabaya indim ve hızlıca yola çıktım.

Feride'yi aradım.

"Alo, Feride iyi misin?"

"İyiyim benim kapımı açmaya çalışıyorlar. Yatağı kapının arkasına ittirdim. Polis de daha gelmedi. Korkuyorum."

Sesi titriyordu. Söylediklerini duyunca gaza daha da yüklendim.

"Tamam, tamam korkma ben geliyorum. Odanda vazo tarzı bir şey varsa eline al, içeri girerse geçir kafasına."

"Bir kişi değil ki! İki kişi!"

"Hass- tamam korkma az kaldı!"

Arabayla hızlıca Feride'nin evine doğru döndüm.

Polislerle eş zamanlı olarak Feride'nin kapısında durduk.

"Siz kimsiniz?"

"Ben arkadaşıyım. Evine hırsız girmiş. İki kişilermiş."

"Tamam bekleyin burada."

Polisler hızlıca apartmana girdi, Feride'nin katına çıktılar ve beş dakika sonra iki tane dalkavuk ellerinde kelepçe ile indiler aşağıya. Hemen arkalarından Feride'yi çıkarttılar.

Feride yanındaki kadın polisin yanından ayrılıp koşarak yanıma geldi. Bir anda sarıldığında ben de sıkıca sarıldım. Bir anda ağlamaya başladı. "Çok korktum Ahmet, çok korktum kapıyı zorluyorlardı."

Saçını okşayarak sakinleştirmeye çalışıyordum.

"Şşşt, tamam sakin ol geçti." Ağlaması yavaşlayınca evine çıkıp, malikane için hazırladığı bavulları ve ihtiyacı olan şeyleri aldık. Bu gece tek kalmak onun için zor olurdu. Ama Sıla'yı da evde bırakmıştım. Feride ile bizim eve geçtik.

Sıla kapıyı açtığı gibi Feride'ye sarıldı.

"Çok korktum sana bir şey oldu diye."

"Feride burada kalacak Sıla, yatak ayarlayalım." dedim. Sıla kafasını sallayıp hemen salona yatak açtı. Feride çok yorgun gözüküyordu ama ısrarla yatmıyordu.

"İki seferdir travma oldu. Gözümü kapattığımda deli doktorlar ve hırsızlar geliyor gözümün önüne." dedi.

Paketten sigara alıp yaktım. "Kahve içer misiniz?" Sıla'nın sorusuyla kafamı salladım. Feride de boşluğa bakıyordu.

"Korkma tamam mı? Burada sana kimse bir şey yapamaz. Zaten yarından sonra 6 ay boyunca çok daha kalabalık bir yerde olacağız. Korkmana gerek yok." dedim bir işe yaramayacağını bilsem de.

Bana bakıp gülümsedi. "Senin de iyice başına bela oldum." dedi.

"Yok sen beni birilerinden kıskanmadıkça ben bunlara bela demem." dedim gülerek.

"Ya Ahmet!" dedi cırlayarak. Sigarayı içerken gülmeye devam ettim.

Sıla kahveleri getirdiğinde, içip konuştuk. "Hadi artık yatalım, az kaldı sabaha. Erken kalkacağız zaten."

"Doğru, hadi yatın."

"Sen abi?"

"Yatarım bende."

"İyi o zaman, ben gidiyorum. Feride iyisin değil mi?"

"İyiyim, iyiyim."

"Tamam o halde. Hadi iyi geceler."

"İyi geceler."

"İyi geceler."

Sıla odaya gittikten sonra yatağa uzandım. Ahmet de odadan çıkarken lambayı kapattı ve dışarıdan vuran ışıkla sessizce uyumayı bekledim.

Sabaha karşı güneş doğarken uyuyakalmışım. Uyandığımda başımda Ahmet vardı.

"Feride.Hadi kalk."

"Saat kaç?"

"Yedi buçuk."

"Tamam kalkıyorum."

Yerimden doğrulup banyoya gittim. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra valizden bugün için ayarladığım kıyafetlerimi alıp giyindim.

"Feride hazır mısın?"

"Evet, hazırım."

"Bize sandaviç hazırladım, yola çıkıyoruz aç açına gitmeyelim. "

Sıla elinde sandaviçlerle bize doğru geliyordu.

"Canım kankim ya!" diyip yanağından öptüm.

Sandaviçleri yedikten sonra arabaya valizleri dizdik. Sığması zor olsa da sonunda yola çıkabilmiştik.

Malikane İstanbul'dan biraz uzaktaydı.

İki buçuk saatlik yolculuğun sonunda malikaneye varmıştık.

Kocaman bir bina vardı. Dışarıdan aşırı güzel gözüküyordu. Heyecanla arabadan atladım.

" Ohaaa! " derken çevremde bir tur döndüm.

"Şuraya bakın!" dedi Sıla hayran hayran bakarken.

Ahmet bagajdan bavulları indiriyordu. Ağzındaki sigarayı çıkarıp dumanı üfleyerek eve baktı.

"Harbi adamlar yapmış lan." dedi beğeni dolu bakışlarla.

Bavullarımızı görevliler gelip almıştı. Daha sonra içeri geçmiştik. İçerisi tıklım tıklımdı. Tanıdığımız çoğu kişiyle selamlaştıktan sonra hepimiz için ayrılmış iki katlı apartlara geçiş yaptık. İçeride küçük bir mutfak, banyo, yatak odası vesaire vardı. Herkesin odaları yanyanaydı.

İçerisi de dışarısı da aşırı güzeldi. Bir rehberle tüm her yeri gezdik. Harika stüdyoları vardı. Youtube için özel odalar hazırlanmıştı. Arka planı güzelleştirilmiş olan çekim alanları vardı.

Ayrıca Enes Batur bu süreçte kendi bildiklerini aktaracağı konferansları da olacaktı.

Benim apartımın yanında Ahmet onun yanında Sıla onun yanında Mert vardı. Benim diğer tarafımda Yaren vardı.

İçeri girip kendimi yatağa attım. Zaten gece ayrı gündüz ayrı yorulmuştum. Saat öğleden sonra ikiydi. Biraz kestirsem bence bir şey olmazdı.

Gözümü açtığımda kapı alacaklı gibi vuruluyordu.

"Acaba bir şey mi oldu kıza?"

"Telefonu da çalmıyor."

"Feride!"

"Feride aç şu kapıyı Feride! Kırdırtacak illa bana kapıyı!"

Yerimden fırladım. Hızlı adımlarla kapıyı açmaya gittim. Tam ben kapıyı açtığım anda Ahmet kapıyı kırmak için koşmuştu. Ve bir anda ben yere kapaklanırken Ahmet de hemen üzerime düşmüş, yere yapışmıştık.

Heeeh klişelerin efendisi, naber?

Bölüm sonu

3 yorum