Videonun sadece belli kısımlarından bir edit hazırlamıştım ve geri kalanını anlatarak tamamlamıştım.
Video çok izlenmişti. Çünkü kurgu olmadığı aşırı belliydi. Trend 1'den düşmüyordu ve videoda kim varsa herkesin abone sayısı gittikçe artıyordu. En azından iyi bir yanı olmuştu.
Sıla odasında makyaj yaparken ben de duşa girip çıktık ve hazırlandım. Youtube Türkiye bir toplantı düzenlemişti. Oraya gidecektik.
Odama geçip siyah bir pantolon üstüne beyaz kazak giydim. Saçımı taradıktan sonra kabanımı giydim ve telefonumu, cüzdanımı, anahtarımı ve gözlüğümü alıp odadan çıktım.
"Sılaa!"
"Geldiiim!"
O da bej renk bir kumaş pantolon, üzerine biraz koyu gömlek ve ceket giymişti. Saçını ve makyajına son kez aynada baktıktan sonra ayakkabılarını giydi. Sonunda çıkmıştık.
"Geçerken Feride'yi de alacağız."
"Tamam."
Arabayı Feride'nin evine doğru çevirdikten sonra Sıla'nın açtığı şarkıya eşlik etmeye başladım.
Sıla-Yan Benimle çalıyordu. Kısa bir süre sonra Feride'nin evinin önünde durdum. Telefonu çıkarıp Feride'yi aradım.
"Aşağıya in."
"Tamam." dedi sondaki m'yi uzatarak. İstemsizce sırıtmıştım. "Ne sırıtıyorsun abi?" dedi Sıla. Ona dönüp baktım sonra sırıtışı sildim, "Ne sırıtması?" dedim ve dikiz aynasından kendime baktım. Elimle saçımı düzelttim.
"Parfüm de sık istersen." dedi bu sefer imalı imalı. Dik dik baktıktan sonra torpidodan parfümü çıkarttım ve boynuma iki fıs sıktıktan sonra kapatıp yerine koydum. Sıla kahkahayı basmıştı. "İstersen arkaya geçeyim, manitan öne gelsin(?)" dedi alaycı bir ses tonuyla. Ben de aynı ses tonuyla, "Olur geç." dedim.
Tam o esnada arka kapı açıldı ve Feride arabaya bindi. "Selamm!" dedi ve eğilip Sıla'yla selamlaştılar. Daha doğrusu birbirlerini öptüler.
"Naber Ahmet?"
"İyi senden." dedim dikiz aynasından bakarak. "İyi bende." dedi ve geriye yaslandı. Siyah bir üst, beyaz bir etek giymişti. Bu kız üşümüyor muydu cidden anlamıyordum.
"E hadi abi?" dedi Sıla daldığımı fark edip silkelendim ve kendime geldim. Arabayı çalıştırıp sokaktan çıktım.
Bu sefer arabada, Birden Geldin Aklıma çalıyordu. Sıla ve Feride bağırarak şarkıyı söylüyordu. Ben de mırıldanıyordum.
Yarım saat kadar sonra ofise vardığımızda otoparkın genelde olduğundan daha kalabalık olduğunu fark ettim.
Seri adımlarla içeri girdiğimizde tanındık tüm youtuberların burada olduğunu fark ettik.
Ofisin en büyük odasını ayarlamışlardı. Yerimize geçtik ve gelenlerle konuşmaya başladık.
"Abi şu Başak Karahan değil mi?" dedi Sıla.
"Evet o." dedim sessizce.
Daha sonrasında üst yöneticiler içeri girdi ve toplantı başladı.
"Öncelikle hepiniz hoş geldiniz, ama bu sefer kanalımıza değil." diyerek espri yaparak başladılar.
"Bugün sizinle çok önemli bir şey konuşacağız. Biliyoruz ki hepinizin çok güzel kanalları var. Çok iyi içerikler çıkarıyorsunuz. Ama şu an da Youtube Türkiye'de ilgi azaldı ayrıca çıkan platformlar sayesinde. O yüzden tekrar bir canlandırma gerekiyordu ve biz de sevilen yüzleri toplama kararı aldık.
Bizim bir projemiz var eğer sizlerden de katılım alırsak bu projeyi hayata geçirmek istiyoruz.
(not: kitap 2025 yılında ve Tattım Ölümü klibi daha çıkmadı)
Projemizden bahsetmek istiyorum, böyle büyük bir malikanemiz var."
Televizyonda cidden büyük ve içi aşır iyi şekilde dizayn edilmiş helikopter pistinden, en iyi stüdyoya kadar aklınıza gelebilecek her şey vardı.
"Bu malikanede aklınıza gelebilecek her türlü imkan mevcut. Sizi bu malikane de 6 ay kadar misafir etmeyi istiyoruz. Bu sürede kendi kanallarınıza içerik üreteceksiniz tabi, ama beraber daha fazla video çekme imkanınız olacak. Ayrıca Youtube Türkiye kanalına da haftada bir olacak şekilde videolar çekeceğiz ve tüm youtuberları birleştirdiğimiz için youtube'dan kayan ilgiyi tekrar toplamayı amaçlayacağız.
Tabii bundan bir kazancınız da olacak. Önünüzdeki metinde 6 ayın sonunda alacağınız kazanç belirtilmiştir." dedikten sonra hepimiz kağıtlara göz attık. Çok iyi bir mebladan bahsediliyordu. Sıla'yla birbirimize baktıktan sonra tekrar sahneye döndük.
"Nasıl konaklayacağınız, yemek içmek gibi ihtiyaçlarınızı nasıl gidereceğiniz, her şey yazıyor. Size bir 10 dakika süre verelim. Eğer ben varım diyorsanız önünüzdeki anlaşmayı imzalayın eğer yokum diyorsanız imzalamadan çıkabilirsiniz."
Sıla bana ben Sıla'ya döndüğümde ikimiz için de iyi olacağının farkındaydık.
Sözsüz bir anlaşma yapıp kağıdı baştan sona okuduk ve imzaladık. Feride'ye baktığımda çoktan imzalamıştı. Göz göze geldiğimizde gülümsedi ve ben de gülümsedim.
Toplantı salonuna göz gezdirdiğimde küçük ve çocuk kanalı sahipleri ayrılmıştı. Çoğunluk cidden bilinen ve tanınan kişiler kalmıştı.
"Evet, kalanlarla devam ediyoruz sanırım?" dediğinde herkesten mırıltılar yükseldi ve toplantı sonrası yemek yemek için ofisten ayrıldık. Ben, Mert, Sıla ve Feride dördümüz pizzacıya geçmiştik.
"Ne diyorsunuz bu olaya?" dedi Mert.
"Enes'in yaptığı şeyin daha kapsamlısı aslında ve bence çok da mantıklı. Ama bir sorun var, birbirinin eski sevgilisi olanlar, küs olanlar da var. Onları aynı yerde tutmak ne kadar mantıklı, onu bilemedim." dedim.
"Belki barışırlar ne biliyorsunuz?" dedi Sıla. Kendisi eski EnBa'cılardan. O yüzden bir umutlanmıştı sanki.
"Evet ne belli Allah Allah?" dedi Feride ayranından içerken.
Toplantı hakkında konuşa konuşa yemek yedik. Sonrasında eve geçtik ve ailelere olanları anlattık.
Yarın malikaneye geçiş yapacağımız için valizlerimizi hazırladık. Tabii ki kedilerimiz de bizimle geliyordu.
Ben bir saatte hazırlandıktan sonra odama geçip oyun oynamaya başladım.
________
Feride'yle görüntülü konuşurken valizimi hazırlamıştım. Feride iki valiz hazırlamıştı. Kedilerini almayacaktı ablasına bırakacaktı. O kahve yaparken ben de valizi doldurup kapattım.
"Sence nasıl olacak?"
"Bilmiyorum ama eğleneceğimiz kesin." dedi Feride sırıtarak.
"Tabi oradaki insanlara da sevgili olduğunuzu söylersen baya eğleniriz." dedim gülerek.
"Ya Sıla!" O da güldüğünde hoşuna gittiğini anlamıştım.
"Cidden neden öyle dedin hemşireye?"
"Bak aramızda kalacaksa söyleyeceğim." dedi gülerek.
"Tamam söz." dedim ve boğazını temizledi.
"Hemşire abine öyle yaklaşınca, biraz ucundan kıskanmış olabilirim." dedi.
Gözlerimi pörtlettim ve içtiğim suyu zorla yuttum. Öksürmeye başladım.
"Kızım dur sakin!" dedi telefondan bağırarak.
"Sen abimi mi kıskandın!" diye cırladım bir anda. O sırada öksürük sesime odadan çıkıp gelen abim, "Ne kıskanması? Ne oluyor?" dedi.
Zor bela öksürüğümü durdurup abime baktım. Feride far görmüş tavşan gibi kalmıştı. Öylece abime bakıyordu.
