Hastaneye vardığımızda hızlıca acilden kontrole aldılar. O kadar korkmuştuk ki. Ahmet duvar dibine çökmüş iki elini kafasının yanına koymuş yeri seyrediyordu.
Gidip su aldım ve Ahmet'e uzattım.
"Sağ ol Enes." dedikten sonra tekrar yeri izlemeye başladı. Yaklaşık yarım saat sonra doktor çıktı.
"Doktor bey, neleri var?"
"Endişe edecek bir şey yok. Bayıltılmışlar sadece. Şu an serum veriyoruz. Birazdan ayılırlar. Normal odaya alıp bu gece gözaltında tutacağız. Verilen ilacın bir yan etki göstermemesi açısından. Normal odaya aldığımızda görebilirsiniz. Geçmiş olsun."
Doktor bilgi verdikten sonra hepimiz sevinçle birbirimize sarıldık. On beş dakika kadar sonra ikisini de aynı odaya almışlardı. İkisi de uyanmıştı ve iyi görünüyorlardı.
_____
Doktor içeri girebilirsiniz dediğinde hızlıca odaya girdim. Arkamdan diğerleri gelmişti. Koşarak Sıla'nın yanına gittim. Sıkıca sarılıp sayısız defa öptüm. O kadar korkmuştum ki ona bir şey oldu diye.
"Özür dilerim, koruyamadım seni."
"Abi saçmalama senin bir suçun yoktu. O adamlar, yakalandılar mı?" diye sordu, korkak bir ses tonu vardı ve bu beni öldürüp diriltmişti. Yakalandıklarını söylediğimde rahat bir nefes aldı.
Başımı kaldırıp Feride'ye baktığımda onun daha bitkin durduğunu gördüm. Aynı şekilde ona da sarılıp nasıl olduğunu sordum.
"Çok korktum. Ölümle resmen burun burunaydık. Adamlar kafamızda nasıl öldüreceklerinin planını yaptılar resmen. En çok da," gözlerimin içine baktı "Sıla'yı koruyamamaktan çok korktum. O senin emanetin gibiydi orada bana, arkadaşımdan öte kardeşim gibiydi. O pislik yanağına dokunduğunda öldürmek istedim." dedi. Sıla için bu kadar korkmuş olması beni de Sıla'yı da duygulandırmıştı.
Tekrar sarılıp kendime gelmeye çalıştım.
"Ahmet." ismimi kulağıma fısıldamasıyla başımı hafif ona çevirdim. Hala sarılıydık.
"Sen iyi misin?" dediğinde tuttuğumu fark ettiğim nefesi verdim. Hafif ondan uzaklaşarak, "İkinizi buradan çıkarttığımda iyi olacağım." dedim. Gülümsedi ve elini yanağıma getirip okşadı.
O esnada doktor geldi ve sadece bir kişinin kalabileceğini söyledi. Ben kalacağımı söyleyip Tuğçe'yi, Sıla ve Feride'ye temiz kıyafetler getirmesi için eve yolladım.
İkisi de yorgun düşmüştü ve uyukluyorlardı. Tuğçe eşyaları getirdiğinde doktordan izin alıp zorla ikisine de duş aldırıp üzerlerini değiştirmeleri için ikna ettim. Normalde bakım bakım diye gezen kızların hareket edecek hali yoktu.
İkisi uyurken sessizce odadan çıktım ve kafeteryaya indim. Karnım acıkmıştı. Kafeteryadan bir şeyler aldım. Masaya oturup yerken olayları gözden geçirdim. Neler yaşadık biz öyle ya?
Odaya geri döndüm ve Sıla'yla Feride'yi kontrol ettim.
Kenardaki iki kişilik koltuğa uzanıp gözlerimi kapattım.
______
Bir anda uyandım. Odada biri geziniyordu. Gözümü açıp hafif araladığımda hemşire olduğunu gördüm. Sıla'nın serumunu kontrol ettikten sonra benim başıma geldi. Ateşimi ölçtü ve elindeki dosyaya bir şeyler yazdı.
Gözlerim aralıktı ama tam açık değildi.
Benim yanımdan ayrıldıktan sonra "Böyle uyunmaz ki ama yazık iki büklüm kalmış." dedi ve Ahmet'in yanına doğru ilerledi.
Hemen yanındaki dolaptan bir yastık ve pike çıkarttı.
"Çok da yakışıklı çocuk ya, biri kardeşi de bu kız neyi acaba? Ay sevgilisi var mıdır?" diye kendi kendine mırıldandı. Bir gözü hala Ahmet'deydi.
O anda bir ses çıkarıp uyanmış gibi yaptım. "Ay iyi misiniz hanım efendi?"
"Evet evet iyiyim, ah uyumuş mu canım sevgilim ya! Siz bırakın ben yastık koyarım başının altına." dedim sahte bir sırıtışla. Sevgili değildik ama o an bir anda böyle yapmıştım işte. Kendime hakim olamamıştım.
Hemşire suratının düştüğünü gizlemeye çalışarak ağzının içinde "Sana nasıl baktıysa bu çocuk." diye fısıldamıştı ama duymuştum. Bakışlarım ona döndüğünde elindeki yastık ve pikeyi tekli koltuğa bıraktı.
"Dikkat edin. Bir şey olursa çağrı tuşuna basmanız yeterli." dedikten sonra ışık hızında odayı terk etti. Yatağımdan doğrulup ayağıma terlikleri geçirdim. Hemşirenin bıraktığı yastığı alıp Ahmet'in başının altına koydum. Üzerini örtüp düzelttim.
O sırada Sıla öksürerek yan döndü. Onu da kontrol ettikten sonra yatağıma döndüm ama uyku tutmamıştı.
Ahmet'e doğru dönüp yüzünü izlemeye başladım. Koridordan vuran ışık direkt yüzünü aydınlatıyordu.
Neden bir anda kıskanmıştım onu hemşireden? Ve sevgili olduğumuz da söylemiştim. Umarım birinin kulağına gitmez, yoksa Ahmet'in dilinden ölsem kurtulamam.
Kendi kendime konuşurken uyuyakalmışım.
_______
İçeri doktor girdiğinde abim ve Feride hala uyuyordu. Ben de telefonu yerine bıraktım. Doktor, "Nasılsınız?" diye sordu, "İyiyim sadece biraz başım ağrıyor." dediğimde gülümsedi. Doktor tam bir şey söyleyecekken içeri 20'li yaşlarında olduğu çok belli olan bir doktor daha girdi. "Hocam Sıla Dündar'ın geceki raporları." dedi ve gri bir dosyayı uzattı.
"Akşam bir ara ateşlenmiş, 38.5 olmuş ateşi serum verip ateşini düşürmüşler. Ayrıca birkaç kez öksürdüğünü ve hareket ederken zorlandığını da söyledi hemşire hanım." dedi gözleri üzerimdeydi bunları söylerken. Hocam diye hitap ettiği doktor da elindeki dosyaya bakıyordu.
O sırada içeri bir başka doktor adayı girdi. Bu da 20'li yaşlarındaydı ve ikisinin de maşallahı vardı yani.
O esnada abim uyandı. Yataktan hızlıca doğruldu ve başı döndüğü için sendeledi. İçeri giren son doktor "Aman yavaş, dikkat edin." diyerek abimi kolundan tutup oturttu.
"İyi misiniz?"
"İyiyim siz, yani bir sorun mu var?"
"Yok sabah hastaları kontrol ediyoruz." dedi doktor. O esnada abim başıma gelmişti bile. Ve Feride esneyerek uyandı.
"Ahmet."
"Efendim?"
"Ne oldu?"
"Bir şey yok, rutin kontrolmüş." dedi abim ve kapı tekrar açıldı. İçeri hemşire girdi.
"Hocam, Feride Özdinç'in sonuçlar çıktı." dedi ve bir dosya daha uzattı doktora.
"Gece ateşlenme veya öksürük semptomları gösterdi. Her ikisi de, ateş düşürücü ile düşürdük." dedi o sırada gözüm Feride'ye takıldı. Hemşireye öldürecek gibi bakıyordu. Ama niye? Hemşire gözünü abime çevirip, "Feride hanım gece uyandı da ayrıca ama," bakışları Feride'ye döndü "Sıla hanım uyanmadı hiç." dedi.
Doktor başını sallayarak dinledi. "Tamam o halde bu ateş ve öksürüğün dün gece yapılan bayıltılma işlemiyle bir alakası var mı anlamak için kan tahlili yapalım. Sonuçlara göre taburcu edelim. Ayrıca rutin muayeneyi de yapın beyler. İki saate sonuçları bekliyorum. Hadi kıpırdayın." dedi ve başıyla selam verip odadan çıktı. Hemşire de arkasından çıktı. Odaya ilk giren doktor yanıma geldi ve "Sırtınızı ve göğsünüzü dinleyeceğim." dedi.
Diğer doktor da Feride'nin yanına gidip sırtını açmasını söylemişti. Abim yatakların ayak ucu kısmında ikimizi de kontrol ediyordu.
Doktorlar göğsümüzü dinlemek için önümüze geçtiklerinde abim de hemen başımıza dikilmişti. Feride de ben de gülmemek için zor duruyorduk.
Doktorlar muayeneyi bitirdikten sonra odadan çıktılar. Ve içeri iki hemşire girdi. Biri benden biri Feride'den kan alacaktı.
"Ben kor-korkarım iğneden." dedi Feride. Çocukluğunda bir travması vardı ve korkuyordu. Diğer hemşire benden kan alırken gece başımızda nöbet tutan hemşire Feride'den kan alacaktı.
Abime kaş göz işareti yapıp Feride'nin yanına geçmesini söyledim. Abim Feride'nin yanına geçtiğinde hemşire, "Bakın sevgiliniz de geldi. Uzatın kolunuz beş saniye sürmeyecek." dedi.
"Sevgiliniz mi?" diye fısıldadım, abim Feride'ye bakıyordu o esnada. Feride şoka girmiş gibi kolunu uzattı kan aldıktan sonra abim, "Biz sevgili d-" demişti ki Feride lafa girdi. "Tamam bitti mi teşekkürler." dedi ve resmen hemşireleri kovdu odadan.
"Ne sevgilisi?" dedim Feride'ye bakarak. Gözlerini kaçırdı ve, "Ya gece bir uyandım, hemşire odaya gelmiş, Ahmet koltukta uyuyakalmış, yok işte maşallah analar neler doğuruyor modunda Ahmet'e yatak hazırlıyor. Uyanmasam yiyecekti resmen. Ben de sinirlendim sevgiliyiz diye yalan attım." dedi bir çırpıda. Abim de ben de beş saniye birbirimize bakıp gülme krizine girdik.
Beş dakika sonra abim zor bela "Sen beni hemşireden mi kıskandın?" dedi.
Feride, "Yo ne alakası var çiğ çiğ yem olma diye şey yaptım ben." dedi hızlı hızlı.
Abim, "Tamam sevgilim, sakin ol. " dedi cidden düşülesi bir ses tonuyla. Feride öyle bakakalmıştı ki ben tekrar gülmeye başladım.
_________
O hemşire bozuntusu yüzünden Ahmet sabahtan beri benimle uğraşıyordu. Kahvaltı yapıyorduk ama kafam kazan gibiydi.
"Hala gülüyorum ya, sen ne diye.." diyip gülmeye başladı. O esnada odaya ablam girdi. Dün gece haber verememiştik sabah haber verdik. Alelacele odaya girdiğinde koşup bana sarıldı. Ahmet gülmeyi kesmişti.
"Feride! İyi misin? Nasıl oldu? Ne oldu böyle?" ablam aşırı telaşlıydı. Önce onu sakinleştirip olanları anlattık.
Ahmet mahçup bir ifadeyle ablama baktı. "Ben, çok üzgünüm yani, video fikri benimdi. Eğer gitmeseydik bunlar olmayacaktı." dedi. Ablam gülümsedi "Sorun değil yani, artık Feride kendi kararlarını alabilecek bir yaşta sen onun sorumluluğunu almak zorunda değilsin. Kendini suçlama. Hem senin de kardeşin zarar görmüş. Bir dahaki videolarınızda daha dikkatli olursunuz." dedi.
Ahmet rahatlamış bir ifadeyle ablama baktı ve bana bakıp gülümsedi. Ben de gülümsediğim anda odaya doktor girdi.
"Sonuçlar çıktı, gayet temiz. Sadece üşümüşsünüz ve ondan ateşlenmişsiniz gece. Verdiğim ilaçları alın geçecektir. Buyurun reçeteler. Taburcu olabilirsiniz. Geçmiş olsun." dedi. Gülümsedi ve odadan ayrıldı.
Ablam bana yardım etti, Ahmet de Sıla'ya.
Ablam taksiyle geldiği için bizi Ahmet ve Sıla bırakmıştı. Eşyaları taşımak için Ahmet ablama yardım etti ve onlar da evlerine gittiler.
Ben de yatağıma uzanıp telefonuma bakmaya başladım.
Ahmet storyden açıklama yapmıştı.
