İçeriğe geç

Ateş Hattı | AhFer

Bölüm 33 · 5 dk okuma

Ateş Hattı | AhFer

Bölüm 33

Bölüm 33: Tez Gel Yarim

-yazardan

Ahmet bir ay boyunca hiç durmaksızın ev ve videolarla uğraşmıştı. Yorgundu ama gözü arkasında kalmamıştı. Videoları hazırdı, ev işi kolaylanmıştı. O yokken Feride ve Sıla işleri kolaylıkla yapabilecek kıvamdaydı.

İki gün önce tüm ekiple asker eğlencesi yapmışlar, eğlenmişlerdi. Gün sonunda Feride ağlayarak uyuyakalmasaydı daha güzel bir anı olarak kalacaktı Ahmet için ama olsundu.

Bugün yola çıkacaktı. Gideceği yer çok uzak ve ya çok tehlikeli bir yer değildi. Mersin'e gidiyordu.

28 gün sonra gelecekti zaten. Sabah erkenden hazırlandı ve yola çıktı. Ayrılması Feride ve Sıla için epey zor olmuştu. İkisi de otobüs hareket edene kadar sessiz kalmış otobüs otogardan çıktığı anda ikisi de ağlamaya başlamıştı. Başkasına değil, birbirlerine sarılarak ağlamışlardı ama 28 gün olduğu için avutuyorlardı kendilerini.

Eve geçtiklerinde ikisi de bir köşeye geçtiler. Sıla şu anda abisinin yokluğuyla fazla başbaşa kalmamak için Feride de kalacaktı.

Kediler birbirine alışsın diye bir hafta öncesinden birbirlerine alıştırmaya başlamışlardı.

-----------

-Feride

Eve geldiğimizde bir yanım eksik hissediyordum. Sıla da arkamdan geldiğinde ikimizin de yüzünden düşen bin parçaydı. İçeri geçip koltuğa attım kendimi. Oturdum. Gözlerim boşluğa dalmıştı. Sıla yanıma gelip oturduğunda bakışlarım ona döndü.

"Kaldık mı baş başa." dedi gülümseyerek. İkimizin de gözleri kızarmıştı.

Burukça gülümsedim. "Kaldık." dediğimde ona sarıldım. Biraz uyusak iyi olurdu. Gece sürekli uyumuş uyumuş uyanmıştım. Ahmet yanımdaydı ve uyanıp onu izleyip izleyip ağlamıştım. Kısa süreliğine gitti evet ama biz sürekli yan yana olduğumuz için bir gün bile görmesem özlüyorum.

"Uyuyalım mı?" dediğimde bakışı bana döndü. "Uyuyalım olur." emindim o da uyumamıştı çünkü o da yanımızdaydı. Dün gece üçümüz de benim odamda uyumuştuk.

Beraber benim odama geçtik. Yan yana yattığımızda ikimiz de birkaç saniye sonra uyuyakalmıştık.

---------

1 hafta sonra..

Sıla'nın başıma gelmesiyle gözlerimi araladım. "Hadi Feride, eve bakmaya gideceğiz." dediğinde başımı salladım. Ayıldıktan sonra hızlıca hazırlandım ve Sıla'yla eve geçtik. Tadilat ilerlemişti. Çoğu şey bitmişti. Üst kattaki odaların boyası yapılıyordu. Evle ilgilenen iç mimarımız bizimle aynı anda yalıya geldiğinde içerisini gezdik. Yapılacak şeyler ve alınan eşyaları gösterdi. Birkaç mobilyayı daha seçtikten sonra evi dolaştık ve müteahhitle konuştuk.

Evdeki işimiz bitince ofise geçtik ve oradaki işlerimiz için koşturmaya başladık. Herkes Ahmet'le ilgili şeyler soruyor, konuşturuyordu.

Odaya geçip editlenen videomu kontrole geldim. Kahvemle beraber, Sıla'yla çektiğimiz videoyu izlemeye başladım. O sırada Mert içeri girdi.

"Selam ne haber?" diyerek yanıma oturduğunda kulaklığı boynuma indirdim.

"İyi, senden?" dediğimde başını salladı.

"Nasıl gidiyor?" dediğinde sürekli zaten bizimle ilgilendiği için gülümsedim.

"Aynı hala koşturuyoruz. Sıla da bende boş kalmamaya çalışıyoruz. İster istemez bir boşluktayız ikimiz de." dediğimde Mert de gülümsedi.

"Olsun. Çok bir şey kalmadı. 1 haftası bitti bile." dediğinde başımı salladım. Nasıl özlediğimi ben biliyordum çünkü. Arada bir konuşuyorduk ama yetmiyordu.

Biraz Mert'le konuştuktan sonra akşam 6'ya kadar Ahmet ve benim videolarımla ilgilendik.

Sıla'yla eve geçtiğimizde ikimiz de yorulmuştuk. Hem video çekmiş, hem editlemiş hem de bugün perşembe olduğu için Sıla video paylaşmıştı.

"Ay çok yoruldum." dedi Sıla ayakkabılarını çıkartırken.

"Valla al benden de o kadar. Açım da, ne yesek?" dedim koltuğa atarken kendimi. Sıla da kedileri seviyordu.

"Bana fark etmez sen ne istersen yerim." dediğinde başımı sallayıp telefonu aldım. "Pizza?" diye sordum.

"Olur, benimkinde mantar olmasın." dediğinde başımı sallayıp pizza söyledim.

"Abim ne yapıyordur acaba?" dedi bu soruyu bir haftadır her akşam soruyordu. Her ne kadar sürekli atışsalar da birbirlerine çok alışkınlardı, gülümseyerek her akşam yaptığım gibi ona sarıldım.

"Ya nöbettedir, ya yemekte, ya da temizlik yapıyordur." dedim gülerek.

O da güldü, "Doğru başka ne yapacak?" dediğinde ben tekrar güldüm.

"Hadi eski videolarımızdan izleyelim." dediğinde "Tamam sen seç ben de üzerimi değiştireyim." dedim. Odama geçip rahat bir tişört ve pijama giydim. Parmağımdaki yüzüklere gözüm takılınca gülümseyerek yüzüğü okşadım.

Daha üç hafta vardı, nasıl bitecekti Allah'ım?

Pizza geldiğinde yiyerek Ahmet'in eski videolarından izledik. Daha bizim sevgili olmadığımız ama shiplendiğimiz zamanlardan videolar izledik. Beraber güldük.

Sevgili olup açıklamadığımız zamanlardaki videoları izledik. Bana olan bakışları, atışmalarımız cidden çok güzelmişiz. Hep çok güzelmişiz ama biz görmek istememişiz.

Sıla video izlerken uyuyakalınca üzerini örttüm ve kedilere baktıktan sonra evi toparladım. Saat geç olmuştu, Sıla'yı kaldırıp yerine gönderdim.

Uykum gelmişti evi kontrol edip kilitledim. Ben de Sıla'nın yanına yattığımda gözlerimi kapatıp uyumayı bekledim.

---------

3 hafta sonra...

Sonunda günler geçmişti. Her şey tıkırında ilerlemiş, ufak tefek pürüzler dışında büyük bir problem çıkmamıştı ve bugün Ahmet dönüyordu.

Sabah tüm enerjimizle uyanıp hazırlanmıştık. Otogarda karşılayacaktık. "Feride ben çok heyecanlıyım ya!" dedi Sıla. Ahmet'in arabasıyla gidiyorduk. Mert ve Elvin de bizimleydi.

"Sen bir de bana sor. İlk buluşmaya gidiyormuş gibiyim." dedim avuç içlerim terliyordu resmen. Şu 28 günde ölüp ölüp dirilmiştim.

Sırtımdaki yüklerin bir kısmını sonunda paylaşabileceğim için mutluydum. Ahmet benim bayağı üzerimden yükümü alıyordu.

Çok özlemiştim onu, bu süreç beni çok yormuştu.

Sonunda geldiğimizde inip, geleceği perona gittik. Otobüs girip yanaştığında heyecandan karnıma ağrılar giriyordu. Yine gönderdiğimiz kalabalıkla karşılamıştık onu.

-Ahmet'ten..

Otobüs yanaştığında derin bir nefes aldım. Sonunda bitmişti. Yol, askerlikten daha uzun sürmüştü. Herkesi çok özlemiştim. Olabildiğince hızlıca otobüsten indim. En önde Sıla hemen yanında Feride vardı, ikisi de yerlerinde duramıyorlardı.

Feride'nin üzerinde ben giderken giydikleri vardı. Takısı bile aynıydı. Hızlıca valizimi alıp yanlarına ilerledim. Sıla boynuma atladığında sıkıca sarıldım. Çok özlemiştim onu da. Aklım hep ondaydı.

"Abi!"

"Sıloşum!" çevremde bir iki tur döndürüp, birkaç kez öpüp sarıldıktan sonra hemen yanındaki Feride'ye döndüm.

"Hoş geldin sevgilim." diyerek boynuma sarıldığında gülümsemem arttı.

"Hoş buldum sevgilim." sıkıca sarıldığımda gülümsedi. Onu da belinden tutup çevremizde bir tur döndükten sonra uzaklaşıp gözlerine baktım. Her ne kadar görüntülü de konuşsak, telefonda da konuşsak, onu böyle görmek çok başkaydı.

"Bıraktığım gibisin." dediğimde bilerek yaptığını anladım. "Bıraktığın gibiyim." dedi beni onaylayarak. Alnından öptüğümde gülümsedi. Sarıldık tekrar ve ayrıldığımızda diğer gelenlerle de görüştüm.

Hep birlikte kahvaltı yapmaya gittik ve ben 28 günü 28 ay gibi anlatmaya başladım...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.