İçeriğe geç

Ateş Hattı | AhFer

Bölüm 22 · 8 dk okuma

Ateş Hattı | AhFer

Bölüm 22

Bölüm 22: Yengelerin Kraliçesi!

Havuzdan çıktıktan sonra hepimiz duş aldık ve dışarıya çıktık. Biraz sahilde yürüyüş yaptıktan sonra güzel bir restorantta yemek yemiştik.

Bugün çok güzel geçiyordu. Saat 12'ye gelirken sahil kenarında oturmuş deniz dalgalarını dinliyorduk. Herkes sevgilisiyle oturuyordu. "Oh be huzur." diye mırıldandığını duydum Ahmet'in. O yere oturmuş geriye doğru yaslanmıştı. Ben de göğsüne yaslanmıştım. Dudaklarını başımda hissettiğimde gülümsedim.

"Hadi biraz yürüyelim." dediğinde başımı sallayıp yerimden doğruldum. Biz ayaklandığımızda diğerlerine gezip geleceğiz dedik ve el ele tutuşup ilerlemeye başladık. Gece olduğu için hafif bir esinti vardı.

Adımlarken ikimiz de konuşmuyorduk. Dalga sesleri ve ilerideki çay bahçesi gibi yerdeki insanların sesleri vardı.

Rüzgar saçlarımı okşayıp geçti. Hafif bir ürperti geldiğinde, titreyerek hafif Ahmet'e doğru sokuldum.

"Üşüdün mü?" dedi başını bana doğru çevirirken.

"Yok bir titreme geldi bir anda." dedim başımı kaldırmadan.

Durdu ve üstündeki ince yağmurluğu çıkarttı. Beni durdurup önüme geçti ve omuzlarıma bıraktı. Kollarımı sokmamı bekledi. Kollarımı geçirdikten sonra önümü kapattı. Üzerimde crop vardı.

"Belin üşürse böbreklerin üşür." dedi, gülümseyerek aramızdaki bir adımlık boşluğu kapatıp üzerindeki tişörtün yakalarını düzelttim.

"Seni seviyorum ben ya." dediğimde kaşları havalandı ve gülüşü eşlik etti. Tek eli belimdeki yerini aldığında benim de gülümsemem genişledi.

"He karar verdin yani." dediğinde gülme sırası bendeydi.

"Karar vereli çok olmuştu aslında da, bil istedim." dedim. Gülümsedi ve başını eğerek burun buruna gelmemizi sağladı. Burnunu burnuma sürttü ve hafif uzaklaştı.

"Biliyordum zaten." dedi, yalandan kaşlarımı çatıp, "Nereden biliyorsun?" dedim. "Bana bakarken sana biri ayna tutsa, kendine aşık olduğunu düşünürsün. Gözler bebeğim, onlar yalan söylemezler." gözlerimi kaçırıp gülümsedim. Tekrar göz teması kurduğumuzda ikimizde bir şey demedi, dudaklarımız hareket etse de.

--------

Eve döndükten sonra yarın ne yapacağımızı konuştuk. Sıla abisine kışkırtma yapmaktan vazgeçmişti, Berkay'la vakit geçirmek istiyordu.

Film izlemek için hepimiz L koltukta bir yere geçmişti. Işıkları kapatmıştık. Bir tek bahçedeki ışıklar vardı, bir de evdeki bir iki tane abajur yanıyordu.

"Korku filmi izleyelim." dedi Berkay.

"Olur." Ahmet ve Mert hemen atladığında eniştem de korku filmlerine bakmaya başlamıştı bile.

"Ya hayır ya." dedim itiraz ederek. Ahmet'in kolunu tutup bana bakmasını sağladım. "Ben sevmiyorum, aksiyon falan izleyelim." dedim.

"Korkma bebeğim, ben yanındayım bir şey olmaz." dediğinde yarım bir sırıtış vardı yüzümde ama korkuyordum.

"Evet ya korku filmi izlemeyelim." dedi Sıla Berkay'ın tişörtünü çekiştirirken. O da en az benim kadar sevmiyordu korku filmi.

"Korkma yavrum, bu kadar kişiyiz bir şey olmaz." dedi Berkay da.

Elvin ve ablam sorun etmemişti. İkisi de mısırlardan yiyorlardı.

"Ahmet ya!" dedin itiraz ederken.

"Gel gel, uzan şöyle korkma." derken beni kolunun altına almıştı. Bir kova mısırı önümüze çekerken film başlamıştı. Jeneriği bile korkunçtu.

Tek göz izlemeye başlamıştım. Bir anda hepimizi çığlık attıracak bir sahne çıktığında korkuyla Ahmet'in göğsüne saklandım. Sıla da Berkay'a sarılmıştı. Ahmet sakinleştirmek için saçımı falan okşuyordu.

Zar zor film bittiğinde yerimden doğruldum.

"Allah belanızı versin ya! Korkudan adımı unuttum." dedim.

"Feride." dedi Ahmet koladan içerken.

"Efendim?"

"Unutmamışsın bak." diyip güldüğünde koluna vurdum.

"Höö çok komik." dedim ve saçımı topladım.

"Hadi yatalım artık." dedi Elvin esnerken. O esneyince ben de esnedim.

"Of evet, hadi yatalım." dedim Ahmet'in elinden tuttum ve tam kalkarken aklına Sıla gelmişti.

"Sıla uyudu, korkudan filmi izleyemedi, uyudu kaldı." dedi Berkay göğsünde uyuyan Sıla'ya baktığını gören Ahmet'e bakarak.

"Odasına çıkartayım ben onu." dedi Ahmet.

Berkay "Abi siz çıkın ben çıkarırım." dediğinde selası okunmaya başlayacak diye korktum ama Ahmet derin bir nefes aldı ve sakince verdi.

"İyi tamam ama dikkat et." dediğinde Berkay başını sallayarak, "Tamam merak etme." dedi.

Ahmet ciddiyetini koruyarak, "Ederim Berkay, ederim, hep edeceğim." dediğinde gülümsemeden edemedim. Bu adamın abiliği böyleyse babalığı nasıl olurdu acaba?

Berkay başını sallayınca Ahmet eğilip Sıla'nın başından öptü.

Sonra elimi tutup merdivenleri tırmanmaya başladı.

Odamıza girdiğimizde istemsizce odayı kolaçan ettim.

"Korkuyor musun?" diye sorduğunda, "Yo, yoo." dedim ama sesimden belliydi.

"Hı, tamam o zaman. Hadi yatalım artık." dedi ve kendini yatağa attı. Lavaboya gitmem lazımdı ama kapıyı açamıyordum.

"Ahmet." dedim sessizce kapıyla bakışırken.

"Hı." diye mırıldandı. Tek gözünü açıp bana baktı.

"Lavaboya gitmeyecek misin?" dediğimde başını iki yana salladı. "Hayır."

"Şey, banyonun kapısı biraz zor açılıyordu sabah, bir baksana." dedim uydurarak.

"Yoo, kapıda bir şey yok." dediğinde ayaklarımı yere vurdum.

"Of korkuyorum Ahmet lavaboya baksana." dediğimde gülerek yerinden kalktı.

"He şöyle doğruları söyle." dedi ve bir anda dudağımdan öptü. Lavaboya ilerledi, lambayı yakıp içeri baktı.

"Kimse yok hayatım, girebilirsin." dedi yanağımdan makas alarak.

Ona dil çıkarıp lavaboya girdim. Çıktığımda Ahmet yatakta yoktu.

"Ahmet?" diye seslendim ama ses gelmemişti.

"Ahmet?" seslenerek balkon camının perdesini araladım. Sigara içiyordu.

"Korktum ya, nereye kayboldun." dedim balkona çıkarken.

"Buradayım bebeğim." dedi ve beni kolunun altına alıp başımdan öptü.

Sigarasından derin bir nefes aldı ve başını kaldırarak havaya üfledi. O sırada adem elmasıyla bakışan ben...

"Sıla." dedi sıkıntılı bir nefes verirken.

Anlayamamıştım, kaşlarımı çatarak ona baktım, "Ne olmuş Sıla'ya?" dedim hafif başımı omzundan uzaklaştırırken.

"Kıyamıyorum hiç." dediğinde merhametine karşın kocaman gülümsedim.

"Kardeşin o senin, tabi kıyamazsın da, Sıla çok şükür iyi, neden kıyamıyorsun?" dedim.

"Hala gözümde çok küçük. Berkay'ı sevdiğini biliyorum. Yanında mutlu görebiliyorum. Ama üzecek bir şey olacak diye çok korkuyorum. Aşağıda bıraktım ya şu an aklım onda kaldı." dediğinde uzaklaşıp elinden tuttum.

"Hadi git bak gel o zaman. Aklın kalmasın." dediğimde göz göze geldik.

"Neden öyle bakıyorsun sen?" dediğinde gözlerimin dolduğunu fark ettim. Diğer elimle gözlerimi kuruladım hemen.

"Merhametin göz dolduran cinsten." dedim ağlamaklı sesimle gülümserken. Başımdan tutup beni göğsüne çekti.

Başımı kaldırıp ona baktım. "Annemin dediğini yaptım." dediğinde anlamamıştı, kaşları çatıldı anlamak ister gibi.

"Ne yaptın?" dedi elini iki elimle tuttup gözlerinin içine baktım.

"Annem hep,'Bir adama aşık olacaksanız merhametine aşık olun. Yakışıklılık gider, para biter ama merhameti kalır.' der hep. Ben annemin dediğini yaptım. Bir adamın merhametine aşık oldum." dedim. Kocaman ve derince gülümsedi. Alnımdan öptüğünde gözlerimi kapatıp göğsüne sığdım.

Bir anda kucağına aldı ve odaya geçtik. Yatağa bıraktığında göz göze geldik.

"Şimdi sen burada yat. Ben bir Sıla'ya bakıp geleyim o zaman." dediğinde başımı salladım. Yüzlerimiz yakınken ufacık bir öpücük aldım ve gülümseyerek, "Git hadi." dedim. O da gülümsedi ve üzerimi örtüp odadan çıktı.

----------

Ahmet

Kapıyı çektim ve gülümsememe engel olamadan Sıla'ya ayırdığımız odaya doğru ilerledim.

Kapıyı hafif araladım ve yatağa baktım. Ama yatakta aradığımdan fazla insan vardı.

Berkay da Sıla'yla beraber uyuyordu. Ya da ben halüsinasyon görüyordum. Gözlerimi kırpıştırdım ve yatağa tekrar baktım. Yok cidden ikisi de sarılmış uyuyorlardı.

Derin bir nefes alıp verdim. Uyandırsam bir dert uyandırmasam gönül razı değil..

Arafta kalmıştım. Sessizce odadan çıkıp elimi hızlı hızlı yüzünde gezdirdim. Odaya döndüğümde Feride telefona bakıyordu.

"Çıkartmış mı odasına?" dediğinde paketten bir sigara daha çıkarttım ve yaktım.

"Çıkartmış, çıkartmış. Hem de sadece Sıla'yı değil, kendini de çıkartmış." dediğimde gözleri yerinden çıkacak kadar açıldı. Uzandığı yerden doğruldu ve telefonu bıraktı.

"Ne?" dediğinde başımı çevirip sigaramdan içtim.

"Sıla'nın odasında ikisi uyuyor." dediğimde yutkunduğunu duydum.

"Tamam sakin ol, sabah konuşursun şimdi ellemeyelim." dediğinde başımı salladım. Sigarayı içecekken Feride yataktan kalktı. Elimden sigarayı alıp küllüğe bastı.

"İçme çok içtin. Gel hadi." dedi ve elimden tutup yatağa çekti. Sarılıp yattığımızda uyumaya çalıştım. O da sessizce uyumamı bekliyordu.

Bir yarım saat kadar sonra uyudum sanırım.

---------

Feride

Sabah Ahmet'ten önce uyanmıştım. Hızlıca yataktan çıkıp elimi yüzümü yıkadım. Sıla'nın yanına gitmem lazımdı.

Odasına geldim ve hafif kapıyı araladım. Hala uyuyorlardı.

Sessizce Sıla'ya seslendim ve omzundan dürttüm. Mırıldanarak gözünü açtığında beni gördü.

"Feride? Ne oldu?"

"Kalk kalk, ne olmadı ki?" dedim hızlıca. Korkuyla yerinden kalktığında Berkay da uyandı.

"Ne oluyor?" dediğinde hemen konuya girdim.

"Gece abin sana bakmaya geldiğinde Berkay'la ikinizi gördü. Bir şekilde sakinleştirdim. Sabah konuşursun dedim. Senin de haberin olsun, bir şey bulun. Hem siz neden beraber yattınız?" dedin elim belimde sorgular şekilde. Yengelik skillerim açılmıştı.

"Ya, gece Sıla'yı bıraktım tam odama gidecekken uyandı. Filmden dolayı korktuğunu söyledi, ben de uyuyana kadar durayım dedim. Ben de uyumuşum." dedi Berkay uyku sersemi.

"Ben bir tek sana gitme dediğimi hatırlıyorum." dedi Sıla da.

"Tamam abin seninle konuşmadan evvel ben bir konuşurum. Söylerim böyle böyle diye. Siz o konuyu açmadıkça açmayın." dedim ve ikisi de onaylayınca odadan çıkıp odamıza geçtim.

Ahmet hala uyuyordu. Üstümü değiştirdim ve uyandırmak için yanına uzandım. Gece sıcakladığı için üzerinden tişörtü çıkartmıştı. Üstü çıplaktı. Yüz üstü yatmıştı yastığın altından kollarını geçirmişti. Tam pinterestlik görüntüydü. Tabii ki değerlendirdim ve fotoğrafını çektim.

Yanına gidip sırtına bir öpücük bıraktım. Yanına oturdum, saçlarıyla oynamaya başladım. Uyurken çok masum duruyordu ama şu an hafif kaşları çatılmıştı. Rüya görüyordu.

Elimle kaşlarını düzelttim. "Ahmet." sessizce adını fısıldadım. Birkaç kez ismini sayıkladıktan sonra hafifçe gözlerini açtı.

"Günaydın." dedim gülümseyerek. Beş saniye anı idrak etmeye çalıştı.

"Günaydın." dedi derin bir nefes alırken.

"Ne rüya görüyordun?" dedim. Kaşlarını neden çattığını merak ediyordum.

Anlamaz gözlerle bana baktığını fark edince, "Uykunda kaşlarını çatıyordun." dedim.

Birkaç saniye düşündü, "Sıla karşıma geçmiş hamileyim diyordu." dediğinde gülmeme engel olamadım.

"Benim kafada kurma seviyesi.. Hayatım altı üstü uyumuşlar, sence de biraz abartmadın mı?" dediğimde gülmeye devam ediyordum.

"Of ne bileyim." dedi ve gözlerini ovuşturmaya başladı. Biraz abartınca elini tutup gözlerinden çektim. Yanına yaklaşıp o gözlerini açmaya çalışırken yüzünü avcumun içine aldım. Yüzünün her yerinden öpmeye başladım.

"Kızım dur." derken gülüyordu.

Bir anda belimden tutup yatağa yatırdığında o üstümde kalmıştı.

"Ama ne yapayım, uyanınca çok tatlı oluyorsun." dedim sesime yüklenen cilveyle.

"Öyle mi? Bakayım sen de tatlı oluyormuymuşsun?" dedi ve o öpmeye başladı bu sefer.

"Ya Ahmet, dur!" gülerek onu durdurmaya çalışıyordum. Birkaç dakika sonra o da yanıma atmıştı kendini. Yattığımız yerde birbirimize bakıyorduk.

Sıla bana dua et kızım, sayemde abin kulak memesi kıvamına geldi.

Yüzündeki elimi boynuna indirdim. "Hadi kalk bir duş al. Sonra kahvaltıya gideceğiz." dedim. Avcumdan öptü, her elimi yanağına koyduğumda yapıyordu bunu.

"Tamam. Sen de bize kombin yap." dediğinde gülümseyerek onu onayladım. O banyoya geçerken ben de Sıla'ya mesaj attım.

F: Abini pamuk kıvamına getirdim. Gerisi sizde.

S: Sen var ya yengelerin kraliçesisin!

F: Biliyorum görümcecim, sen de öylesin.

Gülümseyerek TikTok'a geçtim.

Bölüm sonu

4 yorum

  • Biterim biterimm Sıloşla Feroşun hem yenge-görümce hemde kanka ilişkisine🫠

  • Biterim biterimm Sıloşla Feroşun hem yenge-görümce hemde kanka ilişkisine🫠

  • Biterim biterimm Sıloşla Feroşun hem yenge-görümce hemde kanka ilişkisine🫠