İçeriğe geç

Ateş Hattı | AhFer

Bölüm 21 · 9 dk okuma

Ateş Hattı | AhFer

Bölüm 21

Bölüm 21: DM Laneti

Sabah uyandığımda Ahmet yanımda uyuyordu. Gece sıcaktan olsa gerek o yatağın bir ucuna gitmiş ben diğer ucuna gitmiştim.

Yerimden doğrulup telefonu elime aldım. Saat sabah sekizdi. Ayak ucumdaki siyah sabahlığımı alıp üzerime geçirdim ve banyoya geçtim.

İşlerimi hallettikten sonra üzerimi değiştirdim. Bir gri bir şort ve beyaz bir crop giydim. Saçımı tepeden toplayıp hafif bir makyaj yaptım. Ahmet hala uyuyordu. Sessizce odadan çıktım ve aşağıya indim. Sıla ve Berkay uyanmış kahvaltı hazırlıyorlardı. Berkay elindeki domates ve salatalık dolu tabakla bahçeye çıkarken beni gördü.

"Günaydın Feride."

"Günaydın!" dedim ve mutfağa geçtim. "Diğerleri uyuyor mu hala?"

"Evet, biz de kahvaltıyı hazırlayalım dedik. Abim uyuyor mu?" diye sordu Sıla.

"Evet uyuyor." dedim ve yardım etmek için çevreme bakındım. "Yardım edilecek ne var?"

"Peynir tabağı hazırlanacak."

Dolaptan dün aldığımız peynirleri çıkartıp büyük bir tabak ayarladım ve her birinden birer ikişer bölüm kestim yerleştirdim. Sıla da simitleri büyük bir tabağa yerleştiriyordu.

"Simitleri ne zaman aldınız?" dedim gülümseyerek. Sabah yürüyüşüne çıkılmıştı belli ki.

"Sabah ikimiz de aynı saatlerde uyandık. Dışarısı çok güzeldi.Yürüyüşe çıktığımızda aldık." dedi o da gülümseyerek. Berkay'la cidden mutlu olduğunu görebiliyordum. Onun mutlu olduğunu görmek ve bilmek iyi hissettiriyordu. Yüzü gülüyordu ve bu yeterdi. Sıla arkadaşımdan çok kardeşim gibiydi. Ki zaten sevdiğim adamın kardeşiydi. Dolayısıyla benim de kardeşimdi.

"Hmm anladım." peynir tabağını da servis masasına koydum. Berkay onları da alıp bahçeye çıkarttı. O esnada içeri Elvin girdi. "Selam!" bu kızın enerjisine bayılıyordum.

"Günaydın." dedik Sıla'yla aynı anda.

"Ya beni neden kaldırmadınız, yardım ederdim." dedi mahcubiyetle. "Saçmalama ya, hallettik işte." Elvin de bir şeyler yapmaya başladığı anda, ablam ve eniştem aramıza katıldı.

"Ooo kahvaltı hazırlanmış bile." dedi eniştem.

Ablam, "Ay valla hiç duymamışım.Ne zaman kalktınız siz?" diye sordu.

"Ben daha şimdi geldim."

"Ben de bir on dakika önce indim, Sıla ve Berkay hazırlamışlar." dedim.

"Hadi abimle Mert'i uyandırın kahvaltı yapalım." dedi Sıla.

"Tamam."

Odaya doğru ilerlerken Elvin de peşimden geliyordu. O odalarına girerken ben de kapıyı araladım. Ahmet yüz üstü yastığa sarılmış bir şekilde uyuyordu.

Yanına gidip oturdum. Sırtını okşayarak ismini seslendim. "Ahmet, hadi kalk." ama duymuyordu bile.

Eğilip yanağından öptüm. Biraz kıpırdandı.Tekrar öptüm ve tekrar..

"Günaydın." dedi uykulu sesiyle. "Uyandın sonunda." dedim. "İlk öptüğünde uyanmıştım aslında." dedi sırıtarak.

"Ya, hadi kalk, kahvaltı yapacağız." dedim yataktan kalkarken.

"Tamam bir kere daha öp kalkacağım." dedi gözünü bile açmadan. Eğilip yanağından öptükten hemen sonra bir kez de ısırdım.

"Ah, acıdı!" diyerek yerinden kalktı.

"Başka türlü kalkmayacaktın. Hadi giyin gel. Berkay ve Sıla hazırlamışlar kahvaltıyı." dedim can evinden vurarak.

"Onlar ne zaman kalkmışlar." dedi kaşlarını çatıp gözlerini ovuştururken.

"Sabah en erken onlar kalkmış, yürüyüşe gitmişler. Dönüşte de simit almışlar." dedim sinir olmasını beklerken. Sinirlenince çok tatlı oluyordu.

"Vay şerefsize bak, ayrı odalara yatırdım hala dip dibeler." dediğinde kahkaha attım.

Telefonuna bakmaya başladı.Ben de ona kombin ayarladım. Çünkü, neden olmasın. Rahat bir şort üstüne bir tişört çıkarttım.

"10 dakika içinde aşağıdasın." odadan çıktım ve bahçeye indim.

"E hani abim?"

"Zor uyandırdım. Hazırlanıp gelecek."

"Hadi ben doğuştan yandım kızım, sen niye yaktın kendini?" dedi Sıla gülerek ve yalancı acıyan bakışlarla.

"Seviyorum be Sıla..Ne yaparsın." dedim ben de yalancı bir dert dolu sesle. Berkay halimize gülerken kahvesinden içti. Ablam ve eniştem de kahkahayı basmışlardı.

"Ben Ahmet'e americanosunu yapayım." dedim. İçimden gelmişti. "Ben evde bir tabağı yerine koy desem koymaz." diye söyleniyordu ablam. "Söylenme söylenme." diyerek yanlarından ayrıldım.

Mutfağa geçip kahve makinasının başına geçtim. Elvin ve Mert el ele inmişlerdi aşağıya. Onların arkasından beş dakika sonra da Ahmet indi. Uyandığında huysuz oluyordu genelde.

"Tekrar günaydın bebeğim." diyerek arkamdan belime sarıldı ve boynumdan öptü.

"Günaydın, al kahven hazır." dedim gülümseyerek. "Ölürüm lan." diyerek alnımdan öptü ve kahveyi elimden alıp içti.

"Ellerine sağlık bebeğim." dediğinde gülümsedim. "Afiyet olsun." elini omzuma atıp kendine çektiğinde ben de elimi beline doladım. Yürüyerek bahçeye çıktık ve kahvaltı için masaya oturduk.

Herkes acıkmıştı. "Kahvaltıdan sonra bir video çekeceğiz. Berkay telefonunu Sıla'ya vereceksin, bende Feride'ye vereceğim. Sevgililerimiz Instagram dm'lerimizi okuyor videosu çekeceğiz." dediğinde Sıla'yla ikimizin gözleri parladı."Sen ciddi misin?" dedim ona dönerken.

"Evet, zaten istediğin zaman bakıyorsun telefonuma, bir kere de videoda bakarsın." dediğinde keyiften seksen beş köşe olmuştum.

"Sen ne diyorsun Berkay'cım bu duruma?" dedi Sıla sosisi keserken.

"Ne diyeceğim? Senden sakladığım bir şey yok, bakabilirsin." dediğinde Sıla sırıttı. Verdikleri tepkilerin güveni çok iyiydi. Bizden bir şey saklamadıklarına adım kadar emindim.

Kahvaltıdan sonra masayı topladık ve kameraları bahçeye kurduk büyük masanın arkasında geçtik ve kayıt başladı.

"Hepinize merhaba arkadaşlar bugün yanımda Sıloş, Feride ve Berkay var."

Hepimiz selam verdik.

"Bugün ne yapıyoruz, bugün Berkay ve beni idam ediyoruz." dedi abartarak.

"Başlıktan da okuduğunuz gibi Feride ve Sıla Berkay ve benim Instagram dmlerimizi okuyacaklar."

"Ştt bugün en mutlu günüm." dedim Ahmet'in hemen arkasından.

"Benim saklayacak bir şeyim yok ama gelen dmleri okuyan kıskanç Feride'yi düşündükçe geriliyorum." dedi Ahmet tedirgin sesle.

"Al benden de o kadar." dedi Berkay.

"O zaman verin telefonları hadi." dedi Sıla ve telefonları açıp bize verdiler.

"Şimdi önce Feride benim dmlerime bakacak. Üç mesaj sonra Sıla Berkay'ın dmlerine bakacak."

"Tamam."

Instagrama girip istekler kısmına girdim. Gözüme bir sohbet çarpmıştı. Kız Ahmet'e baya çıplak fotoğraflar atmıştı. Bildiğiniz bikinili falan. Tabi gözüm döndü.

"Evet bir sazan buldum." dedim başımı kaldırırken. "Ablamız kendini katolog mankeni Ahmet'in dm'i de katolog sanmış sanırım. Boy boy fotoğrafları var." dedim sinirli ve yapmacık bir sırıtışla.

"Oha bakayım." dedi Sıla. Ahmet'in gözlerini tek elimde kapatıp telefonu uzattım.

"Yuh be." dedi Sıla.

İsteği kabul ettim ve görüntülü mesaja girdim.

"Ablacım, hadi bir gaflete düştün Ahmet'e mesaj attın. Ama keşke biraz aşağılara inseydin de fotoğraflara da göz atsaydın.Boy boy sevgilisiyle fotoğrafları var çocuğun, hayır yani kime neyi gösteriyorsun onu da anlamadım. Şimdi seni engelliyorum bir daha da burada görmeyeyim seni, hoş olmaz." dedim ve videoyu bitirip gönderdim. Mesaj gidince de engelledim.

"Gerizekalı ya." Nefes verdim. "Ben bir gerildim." dedim. Bir yudum su içtim.

"Yalnız baya racon kesti." dedi Mert arkadan.

"Az bile yaptım." dedim ve diğer sohbetlere bakmaya başladım.

"Heh bak bir tane daha var. Ne demiş, 'Cidden o yanındaki kız mı? Yani keşke biraz sağına soluna baksaydın başka kimseyi bulamadın mı? Hiç yakışmıyorsunuz.' yazmış. Seyret şimdi Mert racon iki geliyor." dedim ve kayıt başlattım. "Selam canım, ben o Ahmet'in yanındaki kızım, Ahmet'e sordum sağına soluna bakmış bir ben varmışım görüyor musun? Başka kimseyi de bulamamış. Yani Ahmet'in yanına bile yaklaşamayacak biri için fazla iddialı cümleler kurmamış mısın sence de? Ayrıca, yakıştırıp yakıştırmaman bizi zerre ilgilendirmiyor. Kendine başka av bul. Ahmet'ten sana ekmek çıkmaz." dedim ve kaydı kapattım.

"Oha öyle ölmez füze atsaydın." dedi Berkay.

"Ne densiz insanlar yazıyor sana ya." dedim Ahmet'e dönüp.

"Tamam sakin ol. Yazsınlar boşver." dedi ve ekrana uzanıp kızı engelledi.

"Son mesaj."

"Evet sinir krizine girmeden bitse şu video çok iyi olur." dedim ve tekrar göz attım. Özellikle o tür mesajları arıyordum. Bir kız değil bir erkek yazmıştı. "Bir erkek yazmış, demiş ki; 'O kız sana nasıl baktı anlamadım, paran olmasa eminim bakmazdı. Tip desen yok, zeka desen yok. O güzelim kızı da kaptırdık sana.' Oğlum sen yürek mi yedin?" dedim ve Ahmet telefonu elimden aldı.

O da kayıt açtı ve "O kız sana ve ya senin gibilerine bakmadıysa bu bizim gibilerin değil sizin suçunuz bu bir, paran olmasa bakmazdı demişsin, o kızın benimle eş değer geliri var sence param için mi yanımda? Tip desen yok, zeka desen yok demişsin, tipim olmasaydı tiktokta zekam olmasaydı youtube da bu kadar izlenmezdim. Madem sende var gel sen de yap.O güzelim kız da ben olmasam bile sana bakacak değildi." dedi ve kaydı kapatıp yolladı. "Ben niye gerildim lan." dedi. Gülerek ona baktım.

"Evet gerilme sırası bizde." dedi Sıla ve telefonu kurcalamaya başladı.

"Biri şey yazmış, 'Sen de bunlardan iyi prim kastın he.' ya, -güldü- size göre herkes birbirinden prim kasmak için beraber zaten aynen." dedi ve cevap yazdı. 'Sen niye olamadın? Madem o kadar biliyorsun?' yazdı ve yolladı.

Bir iki dakika sonra gözleri büyüdü. "Oha! Bu ne lan!" dediğinde hepimiz telefona döndük. "Ne varmış?" dediğimde Sıla yutkundu. "Kız bildiğin bak bildiğin en mahrem yerini atmış. Oha! Buna bir şey dememe bile gerek yok engel direkt." dedi ve engelledi.

"Bir tane buldum, Berkay'a ben böyle yürümedim. Bildiğin iltifat üstüne iltifat etmiş." dedi ve ekran kaydı açtı.

"Sen bu şiir özelliklerini bir şiir yarışmasında falan değerlendir, ama Berkay'ın üzerinden olmazsa sevinirim canım." dedi ve yolladı.

"Video sonrasında bir telefon temizliği yapalım." dedi Berkay'a bakarak.

Birkaç mesaja daha baktıktan sonra videoyu kapattık. Ahmet'ten telefonunu aldım ve bir saate yakın istekleri temizledim.Ama cidden +18'e kaçanlar vardı.

"Hadi havuza girelim." Ahmet'in cümlesiyle yerimden kalktım. Telefonunu ona uzattım ve yukarı çıkıp üzerimi değiştirdim. Üzerime giydiğim pareoyu düzelttikten sonra saçlarımı düzelttim ve aşağı indim.

Herkes gelmişti çoktan. Ahmet üzerindeki tişörtü sıyırıp suya atladığında Sıla çığlık attı. Ayaklarını havuza sokmuştu ve Ahmet atlayınca üstü de ıslanmıştı. Ben de ikisine güldüm. Pareoyu çıkarttım ve bikiniyle kaldıktan sonra ben de havuza atladım. Bu sefer Sıla'yla beraber ablam da ıslanmıştı. İkisi de aynı anda "Feride!" diye cırlamışlardı. Bense suyun altından yüzüp Ahmet'in yanına gittim. Sudan çıkıp saçlarımı geri ittiğimde elini belime attı ve suyu yüzeyinde sabit durmamı sağladı.

"Ne bağırıyorsunuz be! Girsenize suya." dedim. O sırada Mert ayağıyla suyu kontrol ediyordu. Ahmet beni yavaşça bıraktı ve Mert'in yanına gidip bir anda suya çekti. Mert küfür ederek suya girdiğinde ona gülmeye başladım. Elvin de pareoyu çıkarttı ve merdivenlerden suya girip yanımıza geldi.

Sıla, ablam, Berkay ve eniştem de en sonunda suya girebilmişlerdi. Ahmet ve Mert yüzme yarışı yapıyordu, ben de Elvin kenarda duruyorduk. Sıla da yavaş yavaş yüzüyordu. "Abi az insan olur musunuz sizi bozmazsa?" dediğinde Berkay gülerek Sıla'yı tutup suyun altına çekti. Allah'tan nefes alacak kadar vakit tanımıştı.

"Lan Sıla nerede?" dedi Ahmet.

"Suyun altında." dedi Elvin. Ahmet suya dalacakken ayağıma kramp girmiş gibi yapıp dikkatini dağıttım. Şu çocukları bir sal be.

"Feride, ne oldu? İyi misin?" Hızlıca yanıma yüzerken Sıla ve Berkay da çıkmıştı.

"İyiyim ya, bir anda ayağım kasıldı." dedim boynundan tutunurken.

"Korktum ya, gel biraz dinlen." dediğinde başımı salladım. İkimiz havuzdan çıktıktan sonra kurulandık, "Gel sana güneş kremi süreyim." dedim ve sırtına krem sürdüm. Kremle Feride yazıp yanına kalp çizdim. Fotoğrafını çekip storye attım.

Kremi iyice yedirdikten sonra omzuna bir öpücük bıraktım. O da göğsüne sürmüştü. "Hadi şimdi sen sür." dedim ve kremi ona uzattım. Sırtıma sürdükten sonra o da omzumdan öpmüştü. Bizimkiler havuzda top oynuyordu.

Ablam eniştemden gizli havuzdan çıkmaya çalışırken eniştem belinden çekip tekrar havuza attığında kahkahayı basmıştım. Ahmet de benimle beraber gülüyordu. O benden önce durduğunda karnımdaki eli sıklaştı ve boynumda nefesini hissettim.

"Ne güzel gülüyorsun sen öyle." başladı benim cilve saatleri.

"Hıımm öyle mi dersin?" derken ona döndüm ve yüzünü avuçlarımın arasına aldım. İkimiz de gülüyorduk.

"Hop! Aile var burada!" Mert havuzdan bağırıyordu.

"Hani nerede lan?" dedi Ahmet o esnada ben de boynuna doğru yaslandım ve havuzu izlemeye başladım.

Bölüm sonu

5 yorum