İçeriğe geç

Ateş Hattı | AhFer

Bölüm 19 · 7 dk okuma

Ateş Hattı | AhFer

Bölüm 19

Bölüm 19: Taşınmak

Feride

Ahmet, ben, Sıla, Berkay ve sonradan eklenen Mert, Elvin, Aysude ve Haldun'la kahvaltı masasındaydık. Herkes doymuştu sadece çay içiyorduk.

"Ama Feride'nin olmadığını fark ettiğindeki yüz ifadeni asla unutamam Ahmet." dedi Aysude.

"Nasıldı ki?" dedim merakla Aysude'ye dönerken.

"Kanka şöyle söyleyeyim, far görmüş tavşan gibiydi. Telsizi aldı, Sıla'ya bir şeyler söyledi fırladı ormana. Hatta ben arkasından dedim, inşallah bu da kaybolmaz diye. Millet yanına fener, halat falan aldı, Ahmet Allah ne verdiyse gitti." dediğinde hem anlatışına güldüm hem de o anı hayal ettim. Ahmet'in elini elimde hissettiğimde parmaklarımla oynamasını izledim bir süre.

"Çok kötüydü ama bulduğumda." dedi Ahmet başını kaldırarak. "Bembeyaz olmuştu. Etrafta oturtabileceğim kuru hiçbir yer yoktu. O an hissettiğim çaresizliği daha bir daha hissedemem ben." dediğinde gülümsedim. "Oy kıyamam ben sana." dedim başını göğsüme yaslarken.

"O değil de siz ne zaman sevgili oldunuz?" dedi Elvin.

İstemsiz sırıttığımda Ahmet başını kaldırdı ve bana baktı.

"Dün gece."

"Hee, bir de karşımıza geçmişler pişmiş kelle gibi sırıtıyorlar. Ulan aylardır göbeğimiz çatladı bizim siz sevgili olun diye, illa birinizin başına bir şey mi gelmesi lazımdı." dedi Mert sitemle.

Ahmet gülerek "Valla bilemem kardeşim, ben kızı kaybettim sandım. Dedim fırsat bu fırsat." dedi.

Ben de gülüyordum. "Ay ama çok yakışıyorsunuz ya!" dedi Aysude gülerek. "Valla favori çiftim sizsiniz artık. Bende Ahfer'ciyim." dedi.

Sıla, "Ay cidden ama değil mi? Yani değişik bir çekim var sanki ikisinde. Ben çözemedim ama çok yakışıyorlar." dediğinde gülerek Ahmet'e baktım, o da bana bakmıştı.

"Eee siz?" Aysude, Sıla ve Berkay'ı kast ediyordu.

"Ne biz?" Sıla gerilmişti çünkü masada abisi vardı.

"İki gündür yapışık ikiz gibisiniz de." Aysude gülerek devam ediyordu ve Sıla gerilmişti bir şey yapmam lazımdı.

"Ay, Sıla ağrı kesici var mı yanında?" dedim bir anda.

"Neden, bir yerin mi ağrıyor? İyi misin?" Ahmet'in odağını dağıtmıştım. Sıla çantasından ağrı kesici çıkarttığında Ahmet su almak için kalktı. Hızlıca Aysude'nin kulağına eğildim. "Kızım sus, Sıla anlatır sonra Ahmet'in yanında açma konuyu zaten geriliyor." dedim.

"Ay ben alışmıştır diye düşünmüştüm, tamam tamam sustum." dedi ve çayından içti. Ahmet suyu getirdiğinde ilacı içtim ve başımı omzuna yasladım.

Sıla karşıdan öpücük attığında gülerek ben de öpücük attım.

"İyi misin? Bir yerin ağrıyorsa odaya çıkabiliriz?" Ahmet kulağıma eğilmişti.

"İyiyim, başım ağrıdı biraz sadece." dedim.

Kahvaltıdan sonra hazırlanmıştık. Ahmet kalın kalın giydirmişti üstümü hava yastığına dönmüştüm.

"Abi bu kız böyle çıkarsa daha çok hasta olur, terler." dedi Sıla dayanamayarak.

"Zaten hasta Sıla, hepten üşütsün mü?"

"Yahu terlerse daha fena, soğuk çarpar."

"Ay! Evet Ahmet! Bayılacağım şimdi." dedim ve üzerimdeki kalın montu çıkartıp içimdeki kazaklardan birini çıkarttım. Evet zorla iki tane kazak giydirmişti. Montu tekrar giydim. Altımdaki kalın kar pantolonunun altına giydirdiği pijamayı çıkartıp taytın üstüne kar pantolonunu giydim. Nefes almıştım.

"Üşümezsin değil mi?" dediğinde başımı iki yana salladım. Sıla banyoya geçmişti. Yanına gidip karşısında dikildim.

"Üşümem korkma, endişeleniyorsun anlıyorum ama öyle daha çok hasta olurdum." dedim parmak uçlarıma uzanıp dudağından öptüm. O onu iki dakika idare ederdi.

Yanıma alacağım çantanın içine eşyalarımı koydum ve saçımı düzelttim.

Kardan adam yapma yarışmasına gidiyorduk.

Büyük bir meydanda toplandık. Bizim ekipte; Ben, Ahmet, Sıla, Berkay, Mert, Aysude, Haldun vardı.

Sunum yapıldı ve video başladı. Ahmet sevgili olduğumuzu kendi kanallarımızda açıklamamızın daha uygun olduğunu söylediği için videoda arkadaş gibi takılmıştık ama ister istemez yakın olduğumuz yerler oluyordu.

Mert, Berkay ve Ahmet alttaki büyük parçayı yaparken, Haldun ve Aysude orta parçayı yapmak için birbirleriyle uğraşıyorlardı. Biz de Berkay ve Sıla'yla kafasını yapmaya çalışıyorduk.

İki saatin sonunda kocaman bir kardan adam yapmıştık. En son şapkasını da taktığımızda bitmişti.

Karşı ekipte de; Enes, Başak, Baturay, Mervan, Şeyda, Burak vardı. Onlar da büyük bir kardan adam yapmışlardı.

Seçimi izleyicilere bırakmıştık ve video kapanmıştı.Hava iyice soğuduğu için otele geçtik. Yemekten sonra hep beraber şömine ile ıstılan odada ikramlıklarla beraber vakit geçirdik.

Yarın İstanbul'a dönüyorduk. Odamıza çıktığımızda eşyaları topladık.

Sıla ben hazırlanırken uyuyakalmıştı. Ben de hemen arkasından yattım.

Sabah erkenden uyandığımda yorgundum. Ama sonunda İstanbul'a döneceğimiz için de acele ediyordum. Sıla da ben de son kalan eşyalarımızı topladıktan sonra bavullarla kapıya çıktık. Ahmet bavulunu kapımıza getirmiş bekliyordu.

Sıla, "Abi Berkay'ı gördün mü?" dediğinde Ahmet nefes vererek başını iki yana salladı.

"Allah Allah." Sıla kendi kendine söylenerek telefonunu açtı.

O bizden uzaklaşırken ben başımı Ahmet'in göğsüne yasladım. Uykum vardı.

"Ne oldu yavrum?" dedi ve çenemi tutup başımı kaldırdı.

"Bir şey olmadı, uykum var." dedim.

"Hımm, uykusu mu varmış benim bebeğimin?" dediğinde sırıtmama engel olamadım. Başımı sallarken, "Hı-hı." diye mırıldandım.

"Oy kıyamam." derken saçımı sevip başımdan öpüyordu.

Sıla yanımıza gelirken yanında Berkay da vardı. Bunlar iyice oldular he.

"Selam." dedi Berkay. Ahmet ve ben karşılık vermiştik.

"Abi Berkay da bizimle gelse olur mu?" dedi Sıla yavru köpek bakışları atarken. Ahmet tan reddedecekken elini tuttum ve ben de yavru köpek bakışları atmaya başladım.

"İyi gelsin hadi." dediğinde Sıla sevinçle yanımıza geldi ve Ahmet'e sarıldı.

"Canım abim!" dediğinde ben de yanağından öperek, "Canım sevgilim." dedim ve Sıla'ya göz kırptım.

"Sen var ya yengelerin bir tanesisin." dedi ve sarıldık.

"Hadi hadi, sonra sarılırsınız. Berkay, al Sıla'nın bavulları. Feride sen de ver şunu bana." ikisi bavulları yüklenmiş giderken biz de Sıla'yla kol kola girdik ve peşlerinden asansöre bindik.

Yola çıktığımızda Sıla arkada Berkay'ın omzunda uyuyakalmıştı. Ben de ön koltukta mayışmıştım. Ama uyursam Berkay ve Ahmet birbirlerine girer diye korkudan uyuyamıyordum.

Dağdan sağ salim indikten sonra Bursa içinde bir yerde durduk. Hoteldeki kahvaltıyı yapmak istemediğimiz için erken çıkmıştık. Ahmet bir mekanın önünde durduğunda indik. Şehir merkezi dağa kıyasla çok sıcaktı.

Sıla'yı uyandırdık ve içeri geçtik. Ahmet Mert'e yol tarif ediyordu.

Masaya birazdan iki kişi daha eklendi.

Mert "Selam gençler." diyerek masaya oturdu.

Hepimiz karşılık vermiştik. "Çok açım ben ya." dedim, "Ben hem açım hem uykum var." dedi Sıla gözleri kapanıyordu ama uyumamaya çalışıyordu.

Sofra donatıldıktan sonra güzel bir kahvaltı yaptık.

Çıktıktan sonra da hiç durmadan İstanbul'a yola çıktık.

Malikaneye dönmeyecektik. Bu kadar macera bize yetti de arttı bile. Son zamanlarda çok yorulmuştum.

Ahmet beni eve bırakmak için durduğunda benimle beraber eve kadar geldi.

İçeri girdiğimde Mars ve Maya yanıma geldiler. "Annem." ikisini de kucakladım öptüm sevdim ve saldım.

Ahmet de Mars'ı kucağına almıştı.

"İstersen Sıla ve Berkay'ı çağır birer kahve içelim?" dediğimde başını iki yana salladı.

"Onlar arabada beklesinler de, ben sana bir şey soracağım." dedi. Eli belime sarılırken, "Hı ne soracaksın?" dedim ben de.

"Sen acaba, bizim siteye taşınsan? Nasıl olur?" dediğinde beklemediğim yerden gelmişti.

"O nereden çıktı şimdi?" dedim.

"Böyle çok ayrı gayrıyız sanki." dediğinde gülümsedim.

"Bilemedim ki, ablama da sormam lazım." dediğimde başını salladı.

"Tamam siz konuşun bana haber verin. Ben ev sahibi ile görüşürüm. Bizim apartmanda boş bir daire vardı." dedi.

"Tamam sevgilim, haber veririm." dedim. Artık gitmesi gerekiyordu. Yaklaşmaya başladığında gülümsedim tekrar. "Sevgilin yer seni." dedi ve dudaklarımdaki baskıyı hissetmemle gözlerim kapandı.

Bir iki dakikanın sonunda gitmişti. Malikaneden aldığım eşyalar ve Uludağ'dan getirdiğim eşyalar bana bakıyordu.

Hepsini ayırdım, temizleri yerine kaldırdım, kirlileri yıkmaya attım. Makyaj malzemelerimi yerleştirdim derken akşamüstü olmuştu bile. Ablam eve geldiğinde beni görmeyi beklemiyordu.

"Aa Feride!" şaşkınlık nidasıyla beraber kalmıştı kapıda.

"Sen ne zaman geldin?" peş peşe soruları sıralamaya başlamıştı. Şaka maka ablamı bile özlemiştim. Sıkıca sarıldık.

"Dağda neler olmuş öyle. İyisin değil mi? Bir yerinde bir şey yok?"

"İyiyim merak etme." dedim ve koltuğa oturdum. Ablama söylemem gerekiyordu.

"Abla, bir gelsene." dedim ve yanımı işaret ettim. Su içtiği bardağı yerine koydu.

"Ne oldu?"

"Sana bir şey söylemem lazım."

"He söyle, kötü bir şey mi?"

"Yok, şey. Abla biz, şeyle şey olduk."

"Ne, neyle ne oldunuz?"

"Şey, aman öf, biz Ahmet'le sevgili olduk."

Birkaç saniye tepki vermedi. Ben de sessizce tepkisini bekledim.

"Ne zaman?"

"Dağda beni o kurtardı, o gece."

"Ciddi misin?"

"Evet abla."

"Peki, seviyor musun?"

"Evet. Zaten seviyordum. Malikanede fark etmiştim. Dağdaki olay tuzu biberi oldu." dediğimde gülümsedi.

"Çok sevindim, hayırlı olsun canım." dediğinde uzandı ve sarıldı.

"Bir de abla, Ahmet dedi ki, bizim siteye mi taşınsanız?"

"O nereden çıktı?"

"Öyle işte."

"He anladım, canım cicim ayı kafanıza vurdu. Tamam eğer orası da buranın fiyatıyla yakınsa, taşınırız." dedi.

"Ya abla, canımsın." dedim yanaklarından öpüp Ahmet'e mesaj attım. Evin fiyatını öğrenmesi için.

"Sen bir şeyler yedin mi?"

Ablamın sorusuna başımı iki yana sallayarak cevap verdiğimde o kollarını sıyırmıştı.

__________

Yemek yedikten sonra, Ahmet'le ev durumunu konuştuk ve yarın eve bakmak için gidecektik. Aşırı yorgunluk çökmüştü üstüme. Ablamla televizyon izliyorduk.

"Ee şeyi anlatmadın, Ahmet'le nasıl sevgili oldunuz?" dediğinde sırıtarak yerimde doğruldum.

Biraz kırparak olanları anlattım. Ablamın tepkilerine gülmekten karnım ağrımıştı.

Uykum ağır bastırınca odama geçtim ve kalasıma iyi geceler diledikten sonra uykumla buluştum.

Bölüm sonu

1 yorum