İçeriğe geç

Ateş Hattı | AhFer

Bölüm 18 · 11 dk okuma

Ateş Hattı | AhFer

Bölüm 18

Bölüm 18: Sevgiliyiz Çünkü

Birbirimizden ayrıldığımızda kapı tıklatılmıştı. Alnımız birbirine yaslanmış öylece beklerken kapının sesiyle uzaklaşmak zorunda kalmıştık.

Mert kafasını uzatmıştı. "Müsait misiniz? Çorba getirdim." dediğinde gülerek başımı salladım.

"Gel Mert gel." dedim.

"Nasıl oldun Feride?" dedi çorbayı bana verirken.

"İyiyim Mert. Teşekkür ederim." dedi Feride. Sesi hala bitkindi.

"Çorbayı iç daha da iyi olursun." dedi Mert. O komik halinden eser yoktu. Çok korktuğu belliydi.

Feride'nin yanına gidip ateşine baktı. "Ateşin yok." dedi memnun bir sesle.

Çorba tepsisiyle Feride'nin yanına oturdum. Kaseyi elime alıp kaşığı daldırdım. Biraz karıştırdıktan sonra kaşığı uzattım. Feride ikiletmeden çorbayı içtiği esnada içeri Sıla girdi.

"Feroşum, nasıl oldun aşkım?" dedi.

"İyiyim yavrum." dedi Feride uzattığım çorbayı içerken.

İçeri Berkay'ın girmesiyle, Sıla sustu.

"Feride geçmiş olsun, iyi misin?"

"İyiyim Berkay sağ ol."

Feride gülümsediğinde göz göze geldik. "Abi sen bana ver ben yedireyim çorbayı." dedi Sıla.

"Yok abim, sen bir şeyler yedin mi?" dedim. "Yok yemedim abi ne yemeği, aklımız çıktı bizim."

"O zaman git yemek ye. Ben doyururum Feride'yi." dediğimde Feride elimi tuttu.

"Sen, sen de açsın?" dediğinde başımı iki yana salladım.

"Sen ye ben doyarım." dediğimde Mert, "Ooo!" dedi ve güldü.

"Berkay."

"Efendim abi?"

"Sıla'yı al aşağı inin, bir şeyler yesin. Eğer yemezse senden bilirim." dedim kaşığı Feride'ye uzatırken. Berkay'a sırtım dönüktü. Feride'nin kıkırdamasından korktuğunu anlamıştım.

"Tamam abi, hadi Sıla."

"Ya yemeyeceğim ben!"

"Yiyeceksin hadi." dedi ve Sıla'yı odadan çıkarttığında gülmeye başladım.

"Çok zevkliymiş lan." dedim son kaşığı Feride'ye uzatırken.

"Sen var ya az değilsin." dedi ve suyundan içti. Sonra Mert'e döndü. "Mert sana zahmet olacak ama Ahmet için de bir şeyler getirir misin? Anlaşıldı bu bugün ne uyuyacak ne yemek yiyecek bari yemek yesin burada." dediğinde Mert 32 diş sırıtmaya başlamıştı.

"Tamam ben bir şeyler getirtiyorum şimdi." dedi ve odadan çıktı.

"Ne zaman söyleyeceğiz?" diye sordum.

Neyi kast ettiğimi anlamıştı. Omuz silkti. "Sen ne zaman dersen, bana fark etmez." dediğinde uzanıp alnından öptüm ve alnımı alnına yasladım.

"Öldürdün bugün beni. Asla unutamam artık." dediğimde elini yanağımda hissettim.

Birkaç dakika sonra Mert ve yanında hotel görevlisi içeri girdiler. Bir şeyler dizdiler masaya.

"Hadi Ahmet." diyerek beni masaya kovdu. Yanından kalktım, onu görebileceğim şekilde oturup yemeğimi yemeğe başladım. O da o esnada ablası, annesi ve babasıyla konuşup olanları anlatmıştı. Hepsi tabi çok telaşlanmıştı ama Feride iyi göründüğü için sakinleştirmeyi başarmıştı.

Babası ve annesi telefonda bana defalarca teşekkür etmişti, hiç gerek olmamasına rağmen.

O telefonu kapattığında Sıla ve Berkay içeri girdi.

"Yedin mi abim?" dedim Sıla'yı kolumun altına alırken.

"Yedim abi." dedi Sıla. Elini alnıma koyduğunda ellerinin soğuğu çok iyi gelmişti.

"Ben yemeği yedim de, sen de naneyi yemişsin. Ateşleniyorsun." dedi ve üzerimdeki hırkayı sıyırdı.

"Ya bir şey olmaz." dedimse de dinletemedim.

"Ateşleniyor mu?" Feride yerinden kalkmaya çalıştığında yanına ilerledim. " Sen nereye? " diye sordum.

"Ben iyiyim Ahmet. Bana bakacaksın diye sen hastalanacaksın." dedi ve elini alnıma koydu. "Cidden ateşin var senin.Bir yerin ağrıyor mu?" diye sordu.

"Hayır ya yok bir şeyim." dedim biraz başım ağrıyordu, gözlerim yanıyordu ve vücudumda bir ağrı vardı ama bilmese de olurdu.

"Yalan söyleme bana." dedi minnoş bir sesle. "Ya of tamam biraz başım ağrıyor, hafif gözlerim yanıyor ve vücudum ağrıyor ama normal, dayanılamayacak derecede değil." dedim.

"Sıla, ağrı kesici ateş düşürücü bulabilir misin?" dedi Feride.

"Bulurum tabi." dedi ve odadaki ecza dolabını açtı.

Feride elimden tutup yatağa oturttuğunda bileğinden tutup yanıma oturttum.

"Birazdan söyleyeceğim." dedim. Başını salladı ve gülümsedi. Elimi beline sardığımda başını omzuma koydu.

Sıla ilacı uzattığında bu duruşa bir anlam verememişti. "Siz hayırdır?" dedi Mert. "Harbiden bu ne hal?" diye ekledi Sıla.

"Ne varmış halimizde?" dedi Feride.

"Yani insan sevgilisiyle istediği gibi oturamaz mı abicim?" dediğimde Sıla, Berkay, Mert ve Hasan aynı anda, "Ne?!" dedi.

Biz gülmeye başladığımızda Mert yanımıza gelip ateşimize baktı. "Oğlum kafanızı bir yere vurmadınız değil mi siz? İyisiniz değil mi? Bir beyin tomografisi çektirelim mi? MR falan?" dediğinde gülmemiz artmıştı.

"Abi dalga mı geçiyorsunuz?" dedi Sıla. "Hayır abim ne dalgası?" dedim.

"Ulan it, kızı kurtarmaya diye gittin, ne zaman tavladın da sevgili oldunuz?" dedi Hasan.

"Yaparım öyle şeyler." dediğimde Feride boşluğumdan dürttü.

"Oha abi, inanamıyorum ya! Bu kadar çabuk beklemiyordum, çok sevindim!" dedi Sıla. Feride'ye sarılırken. "Şimdi biz gelin görümce mi olduk?" dedi Sıla.

"Öyle olduk galiba." dedi Feride.

"Ayyy!" İkisi sarılırken Mert ve Hasan da bana sarılmıştı. Sonra Sıla bana sarılırken Feride'de Mert ve Hasan'a sarılmıştı. Berkay ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

"Neyse neyse, Ahmet'in ateşi vardı." dedi Feride ve beni kollarımdan tutup onun kalktığı yere oturttu. İlacı içirdi ve uzanmam için omzumdan ittirdi.

"Sen iyi misin?" dediğimde, "Sen iyi ol, olurum." dedi. "Abi! Feels geçirip bayılacağım şimdi şuraya." dedi Mert.

Sıla, "Çok tatlılar ya." derken Feride'ye içmesi için ilaç uzatıyordu.

Feride "Biz geri mi dönsek Ahmet. Burada nasıl iyileşeceğiz böyle?" dedi.

"Eğer toparlayamazsak döneriz." dedim ve gözlerimi kapattım. Cidden yorulmuştum. Feride'yi elinden tutup yanıma çektim. "Hadi uyuyalım." dedim.

"Beraber mi?" diye sordu Sıla.

"He beraber. Nasıl bırakıp gideyim kızı?" dedim. Feride yanıma yatarken sarılıp gözlerimi kapattım.

"Tamam hadi uyuyun." dedi Sıla ve odadan çıktılar. Çıkarken ışığı kapatmışlardı. Feride abajuru açtı.

"Şaka gibi." diye fısıldadı. Eli yüzümdeydi. Parmak uçları yüzümü turlarken gülümsedim. Elini tutup dudaklarıma götürdüm ve tek tek öptüm. Gülümsediğini hissettiğimde gözlerimi araladım.

"Ne oldu?"

"Birkaç saat öncesine kadar arkadaştık, şimdi sevgiliyiz aynı yataktayız." ben de sırıttım. "İki üç gündür canım burnumdaydı. Aşkından öldüğüm kıza kanka demekten yorulmuştum." dedim. Güldü ve bir şey demedi. Ben de gözlerimi kapattım ve uyumaya çalıştım.

------------

Feride

Ahmet uykuya dalmıştı. Ben ise bugün olanları düşünüyordum. O karın altındayken bile aklıma gelmişti Ahmet. O kadar emindim ki beni bulacağından.

Şimdi ise kollarında yatıyordum. Nefesi düzenliydi. Ateşi düşmüştü, dudakları hafif aralanmıştı ve göz bebekleri göz kapağının içinde hareket ediyordu.

Ben de gözlerimi kapattım. Onun kalp atışını ve nefesini dinlerken uyuyakalmışım.

-------

Sıla

Odaya girdiğimde Feride ve abim uyuyordu. Feride abimin göğsüne yatmıştı. Abim sırt üstü uzanmış, tek koluyla Feride'yi sarmıştı.

Üzerlerini örttüm, ateşlerini kontrol ettim ve üstümdeki hırkayı çıkarttım. Üzerimi değiştirdim ve abajuru kapatıp yatağıma yattım.

Telefonuma mesaj gelince telefonumu açtım.

+: Sıla, odanda mısın?

-: Evet odamdayım.

+: Tamam güzelim, ben yatıyorum iyisin değil mi?

-: İyiyim merak etme, iyi geceler.

+: İyi geceler canım.

Mesaja sırıtarak bakıyordum. Bugün abim Feride'yi ararken Berkay da gitmişti. İki saat sonra dönmüştü ve ben o esnada ağlamaktan içim dışıma çıkmıştı. Çok üşümesine rağmen odasına bile çıkmadan benim yanımda durdu. Sarıldı, sakinleştirmeye çalıştı.

O kadar endişelenmişti ki, gözlerinden belliydi. Yatağıma uzandım ve gözlerimi kapattım. Bakalım sonumuz ne olacaktı, çok merak ediyordum.

Sabah uyandığımda abim de Feride de uyuyordu. Tek kişilik yatağa sığmışlardı. Feride abime sırtını dönmüştü, ikisi de cenin pozisyonunda yatıyorlardı. Abim Feride'ye sarılmıştı. Üzerlerini yine açmışlardı. Oda çok sıcaktı ama onlar hastaydı.

Üzerlerini örttüm ve banyoya geçtim. İşlerimi hallettikten sonra üzerimi değiştirdim. Usulca Feride'nin yanına geçtim. İkisi de çok terlemişti. Bu iyi bir şeydi, hastalığı atarlardı.

"Feride." dedim yanağından saçlarını çekerken. Birkaç seslenmemden sonra gözlerini açtı.

"Sıla, bir şey mi oldu?" dedi panikle.

"Hayır hayır, korkma bir şey yok. Çok terlemişsiniz. Böyle yatarsan daha çok hasta olursunuz, hadi kalk duş al, abimi de uyandıralım." dediğimde rahatladı.

"Ha, tamam dur." dedi ama kalkamıyordu.

"Abin öyle bir sarılmış ki." dedi gülerek.

"Ahmet, Ahmet kalk." diye abimi dürttüğünde abim gözlerini açtı.

"Feride, Sıla, ne oldu?"

"Bir şey yok abi, kızı sal kalkamıyor." dedim gülerek. Abim Feride'ye bakıp, "Hee, korktum lan." dedi. Belini saldığında Feride yerinden kalktı ve havlu alıp banyoya geçti.

"İkiniz de çok terlemişsiniz ama açılmışsınız da, hadi git bir duş al kahvaltıya inelim." dediğimde başını salladı. Biraz kendine geldikten sonra hırkasını giyip odasına geçti.

Odadaki dağınıklığı üstten topladım. O esnada Feride çıktı. Üzerini giyinmişti.

"Ay Sıloş, naber?"

"İyiyim Feroşum, sen nasıl oldun iyi misin?" dedim yanına gidip sarıldım.

"Oy, çok iyiyim merak etme." dediğinde derin bir nefes alıp ayrıldım.

"Şaka maka biz gelin görümce olduk." dediğimde gülmeye başladı.

"Evet."

"Nasıl sevgili oldunuz? Ne zaman söyledi abim seni sevdiğini?" diye sordum merakla.

"Ay gel anlatayım." dedi ve odadaki tekli koltuğa oturdu. Bir yandan da saçını tarıyordu.

"Ben dün gece uyandığımda bana sarılmıştı hatırlıyor musun?"

"Evet hatta Hasan hepimizi odadan çıkarttı." dedim gülerek.

"Heh işte, siz çıktıktan sonra öyle durup dururken bir anda seni seviyorum dedi."

"Ayy, eee?" dedim çığlık atmamak için sakin kalmaya çalışarak.

"Sonra ben de işte, o an bir şok oldum'ne?' dedim. Tekrar söyledi. Sonra ben de söyledim işte. Ama dedim abim olarak sevmiyorum." ikimiz de gülüyorduk. "O da dedi ben de kardeşim olarak sevmiyorum zaten, aşığım." elini göğsüne kıyarak arkaya doğru bayılır gibi yaptığında ben de gülmeye başladım.

"Eee sonra?"

"Sonra işte.." kızardı mı o?

"Kızardın mı sen?" dediğimde bakışlarını kaçırdı.

"Ay çok sıcak oldu ya!" dediğinde ışıklar yandı bende.

"Ohaa! Ay yoksa!" dediğimde öksürmeye başladı.

"Helal helal, düşündüğüm şey mi?" dediğimde göz göze geldik.

"Ne düşünüyorsun?" dediğinde ellerimi kaldırdım, parmaklarımı birleştirdim ve iki elimin parmak uçlarını tokuşturdum. Başını sallarken 32 diş sırıtıyordu.

"Ooohaaa!" diye yerimden kalktım. "Sizden hızlısı mezarda." dediğimde gülmeye başladı.

"Ee siz ne yaptınız dün Berkay'la?" dedi konuyu değiştirerek.

"Sen kaybolduğunda seni aramaya çıktı. Bir iki saat sonra dönmek zorunda kalmış. Ben tabi ağlamaktan pert olmuştum. Sarıldı, sakinleştirdi falan." dedim.

"Akşam abin yemek yemen için yolladığında ne yaptınız?" dedi.

"Aşağıda ben yemek yedim, zorla ona da yedirttim." dediğimde ikimiz de güldük.

Kapı çalınca yerimden kalkıp kapıyı açtım. Berkay ve abim kapıda dikiliyordu. Oov, ateş hattındayım.

"Abi, Berkay, gelin." diyerek kapıyı açtım. Abim duş almıştı, "Naber güzelim?" diyerek bana sarıldı ve kafamdan öptü. "İyiyim abi, Feride içerde." dedim. Abim sırıtarak tekrar alnımdan öpüp içeri geçti.

"Selam."

"Selam, gelsene."

"Ben seni görmeye geldim, abinin yanında pek mümkün değil." dediğinde güldüm.

"Abimden kaça kaça, bizim ilişkimiz olabileceği gerçeğini kabullendiremezsin. Ayrıca bir şey olmaz, gel." dedim ve elinden tutup içeri çektim.

"Sen öyle diyorsan öyle olsun." dedikten sonra odaya geçti. Boyu benden baya uzun kalıyordu bunun ya.

"İyisin değil mi?" dediğinde başımı salladım. Hızlıca bana sarıldığında, kollarımı sırtına doladım.

"Dün o kadar çok ağladın ki, bütün gece aklım sende kaldı." dediğinde gülümsedim.

"İyiyim, abimle Feride iyi ya." dedim.

"Çok şükür hepiniz iyisiniz." dediğinde içeri doğru adımladık.

------------

Ahmet

Odaya girip Berkay efendiye gövde gösterisi yaptıktan sonra sevgilimin yanına geçtim. Kapıya sırtı dönük şekilde telefona bakıyordu. Yeni duş almıştı, saçlarından belliydi.

Eğilip yanağından öptüm. "Ay Ahmet, korktum." dediğinde kaşlarım çatıldı.

"Ne korkuyorsun kızım, kim öpebilir seni benden başka öyle habersiz?" gülerek yerinden kalktı.

"Kimse öpemez de habersiz geldin ya, ondan korktum." boynuma kollarını sararken bütün sinirimi almıştı. Elimi beline koyduğumda sarıldı ve öyle kaldı bir süre.

"Nasıl hissediyorsun kendini?"

"İyiyim, terlemişiz ya, atmışım üstümden o bitkinliği." dedi başını kaldırarak.

"Sen nasılsın?" dedi sağ elini yanağıma koyarken. Avcunun içini öpüp, "İyiyim ben, sen ve Sıla iyi oldukça iyiyim." dedim. Gülümsedi.

"Sıla nerede?" diye sordu kapı tarafına bakarken.

"Berkay geldi, onunla konuşuyorlardı." dedim sakin kalmaya çalışarak. O da o halime güldü. "Tamam tamam sormadım." dedi.

Saçları ıslaktı hala. "Saçlarını neden kurutmadın, hasta olmaya müsaitsin zaten." dedim ve bileğinden tutup banyoya doğru ilerlemeye başladım.

Tam o sırada Sıla ve Berkay da odaya geliyorlardı.

"Nereye abi?"

"Feride saçını kurutmamış, saçını kurutup geliyoruz. Bekleyin, kahvaltıya inelim." dedim ve banyoya geçtim.

Saç kurutma makinesini çalıştırıp saçına tutmaya başladım. Sırtı bana dönüktü, aynadan bana bakıyordu.

Önündeki saçları düzgün kurutmak için önünü döndürdüğümde, lavaboyla aramda kalmıştı. Boy farkımızdan dolayı başını kaldırmak zorunda kalıyordu.

Perçemlerini kuruturken tek odağım saçlarıydı.

----------

Feride

Ahmet saçlarımı kuruturken ben bu olanların rüya olma olasılığını hesaplamaya çalışıyordum. Karşımda koskoca adam saçımı kurutuyordu.

Saçlarımın kuruduğundan emin olduktan sonra kenarda duran tarağı aldı ve tarayarak saçlarımı düzeltti.

Gülümseyerek onu izliyodum. Perçemleri de taradıktan sonra ellerini lavaboya yasladı. Üzerime eğilmişti ve yüzlerimiz aynı mesafedeydi.

Ellerimi kaldırıp ben de onun saçlarıyla oynadım.

"Çok güzelsin." dediğinde gülümsememe engel olamadım.

"Sayenizde beyefendi." dedim sesim olduğundan daha da cilveliydi ve bu onun hoşuna gidiyordu.

Alnını alnıma yasladığında bir elimi yanağına bir elimi boynuna yerleştirdim.

Başını eğip kafasını boynuma yerleştirdiğinde nefesimi seyrek şekilde dışarı verdim.

"Dünden sonra seni yanımdan yöremden ayırmak istemiyorum." dediğinde gülümseyip ensesinde elimi gezdirdim.

"Ayırma." dedim sessizce dudaklarını boynumda hissettiğimde gülümsedim.

Bir iki dakika daha öyle durduktan sonra başını kaldırdı.

"Çok seviyorum seni." dediğinde parmak uçlarıma kalkıp yanağından öptüm.

"Bende seni çok seviyorum." dedim.

Gülümsediğinde güldüm.

Elini elimden geçirdi ve kapıyı açtı.

Berkay ve Sıla balkondaydı. Sıla Berkay'ın kolunun altınaydı ve gülerek bir şeyler konuştukları belliydi.

"Ulan.." dedi Ahmet sinirlenmemişti ama alışamıyordu.

"Şşşt, sakin." dedim ve elini bırakıp cama tıklattım.

İkisi de arkasını döndüğünde gelin işareti yaptım.

Onlar da içeri girdiğinde, üzerime kalın bir hırka aldım, telefonumu aldıktan sonra Ahmet'in elini tuttum.

"Hadi kahvaltıya inelim." dedim. Ahmet başını salladığında önde biz arkamızdan da onlar çıktı.

Asansöre doğru ilerledik. Asansör açıldığında içinde Burak ve Pınar'ın olduğunu gördük.

"Selam." dedim içeri girerken, herkes birbirine aynı şekilde selam verirken Burak'ın gözleri ellerimize takılmıştı. Pınar'ın da aynı şekilde.

"Hayırlı olsun." dedi Burak ruhsuz bir sesle.

"Sağ ol kardeşim." dedi Ahmet ellerimizi daha da kenetlerken.

"Feride nasıl oldun? Dün çok korkuttun bizi." dedi Pınar.

"İyiyim canım, teşekkür ederim." dedim yalandan bir sırıtışla.

"Ahmet olmasaydı.." dedim bakışlarımı Ahmet'e çevirirken.

Ahmet, "Şşşt, anmıyoruz dünün o saatlerini sus bakayım." dediğinde gülümsedim.

Asansör durduğunda indik ve yemek salonuna doğru ilerledik. Boş bir masa bulup oturduğumuzda Ahmet ve Berkay açık büfeden bir şeyler almaya gittiler.

"Pınar'ın suratını gördün mü?" dedim Sıla'ya doğru.

"Utanmasa ağlayacaktı." dedi Sıla da.

Masamıza gelen geçen herkes iki saniye durup nasıl olduğumu soruyordu.

Yaren, Başak, Şeyda ve Enes gelmişti.

"Güzelim nasıl oldun?" dedi Yaren. "Dün aklımız çıktı." diye ekledi Başak.

"İyiyim sağ olun." dedim gülümseyerek.

"Ahmet nerede?" dedi Enes.

"Kahvaltı almaya gittiler." diye ekledi Sıla.

Yaren, "-Ler?" dediğinde Sıla gülerek, "Berkay'la." dedi. Yaren kaşları havalandı ve gülmeye başladı. "Çabuk adapte olmuş?" dedi. "Hiç sorma sabahtan beri barut gibi." dedim. Şeyda gülerek, "Ee alışsın, gül gibi kardeşi var, kolay değil." dediğinde Başak da onu onayladı.

"Bir şeye ihtiyacınız olursa haber verin tamam mı?" dedi Enes babacan bir tavırla. "Tamam, teşekkür ederiz." dedim gülümseyerek. Onlar da yemek için geçtiği esnada Ahmet ve Berkay ellerinde tepsilerle geliyorlardı. Açık büfe olduğu için yiyeceğimiz şeyleri alıp gelmişlerdi.

Bugün bakalım neler olacaktı?

Bölüm sonu

4 yorum