Sonunda klip çekimleri bitmişti. Ama biz de bitmiştik. Gözümü açtığımda hastanedeydim.
"Heh geldi kendine sonunda. Feride iyi misin?"
Sıla'nın sesini duyuyordum.
"Noldu bana?" dedim sesim zor çıkıyordu.
"Soğuk suya girince üşüdün anlık şok geçirdin. Biz de hastaneye getirdik. Ama iyisin." dedi Sıla.
"Uyandın mı kız?" dedi Mert yatağın ayak ucundan.
"Ahmet'e fazla maruz kaldı kız tabi normal." dedi Hasan, Ahmet'in arkadaşıydı. Gözlerimi zorla açıp çevreme baktığımda baş ucumda Sıla, diğer tarafımda Ahmet vardı. Üstüm değişmişti. Ayak ucumda da Mert ve Hasan vardı.
"Başım felaket ağrıyor." dedim elimi başıma götürürken.
"Çok korkuttun beni lan, su o kadar soğuk muydu?" Ahmet'in sesi cidden endişeliydi.
"Soğuktu tabi. Bir de koruyucu sürmedik ya bana. Üstümdekiler de inceydi." dedim Sıla'nın uzattığı hapı içerken.
"Ama klip mükemmel oldu. Bak." dedi ve son çekilen sahneleri de gösterdi. Cidden güzeldi.
"Bitti sonunda." dedim başımı yaslarken. "Ne zaman çıkacağım ben?" dedim gözlerim kapalıyken.
"Ben doktora sorup geleyim." dedi Sıla.
"Biz de kahve alıp geliyoruz." dedi Mert ve Hasan'ı kolundan tutup sürükledi. Ahmet yanımda bir taburede oturuyordu.
"Ablama haber verdiniz mi?" dedim. "Endişelendirmek istemedik, ama istersen arayalım?" dedi, başımı hayır anlamında salladım.
Odayı sessizlik kaplamıştı. "Tüm sahneler birleşince nasıl olacak acaba?" dedim merakla. Gözlerimi ona çevirdiğimde o da gülerek bana bakıyordu.
"En çok hangi sahneyi merak ediyorsun?" dediğinde bakışlarımı kaçırdım. "Klibin yarısında burun burunayız zaten Ahmet merak edilecek sahne mi var?" dedim. Kahkaha attığında bu sefer ben de güldüm.
"Halinden memnun gibiydin aslında. " dediğinde, "Ahmet!" diye cırladım. "Tamam tamam bir şey demedim." dedi ama hala gülüyordu.
"Senin hoşuna gitti sanırım. Baksana keyiften seksen beş köşesin." dedim.
Yandan yandan sırıtarak yatağa yaslandı. "Valla bana hava hoştu. Öpücük bile kaptım." dedi ve göz kırptı. "Tokadımın da tadı güzeldir ama şimdi öyle deme." dedim. "Evet o bile güzeldi." dediğinde sırıttım.
Kolu başımın üstündeydi. Kafasını eline yaslamıştı. Benim de hafif başım ona dönüktü. Konuşmadan öylece bekliyorduk. Ne bekliyorduk ben de bilmiyordum.
Diğer eliyle yanağıma gelen saçımı kenara attıktan sonra eliyle alnıma dokundu. "Ateşin düşmüş." dedi fısıldayan bir sesle. Sesimi kaybettim. Lan, sesim yok! Konuşmayı unuttum.
Bir şey demeden öyle hala duruyordum.
____
Mert
"Oha! İçeri bak!" dedim Hasan'ı kolumla durdurup. Odanın camından direkt Ahmet ve Feride gözüküyordu. Aşırı yakınlardı. Bakışıp duruyorlardı da.
"Doyamamış bunlar birbirlerine bakmaya." dedi Hasan.
Karşıdan Sıla geliyordu. Elimde gel, işareti yaptım. Telefonu çıkarıp camdan ikisini çektim. Sıla içeri bakıyordu.
"Oha, abimin bakışa bakın, ay aşır tatlılar." dedi.
"Şşşt! Duyacaklar." dedim. "Bozmayalım bakalım ne olacak." dedim.
Ahmet Feride'nin saçıyla oynuyordu. Feride de kendi eliyle oynuyordu. Ara ara konuşuyorlardı.
"Bunlar niye inatla sevgili olmuyorlar, aşıklar oğlum işte." dedi Hasan. Aynı fikirdeydim.
"Bence ikisi de çekiniyor, aralarındaki yaş farkını ve sevgili olsalar prim muhabbeti çıkacağı için istemiyorlar. Yoksa şunlara baksanıza, kumru gibiler. Olsalar ikisi de mutlu olur." dedi Sıla.
"Aralarında kaç yaş var ki?" dedi Hasan "6 yaş var." dedi Sıla.
"Bu devire göre çok normal aslında. Bence ne hissettiklerini bilmiyorlar. Yani birbirlerini sevdiklerinin farkında değiller." dedi Hasan. Hala içeriyi kesiyorduk. Hala aynı şekilde oturuyorlardı. Feride gözlerini kapatmıştı Ahmet onu izliyordu.
"Bence ne hissettiklerini anlamalarını sağlayalım." dedim.
"O nasıl olacak?" dedi Sıla.
"Feride'yi bilmem de biz Ahmet'i alıp bir erkek gecesi yapacağız. Ben Enes'i de öyle açmıştım. Enes de Başak'ı sevdiğini itiraf edemiyordu, yumurtlayacak tavuk gibi geziyordu etrafta. Sağlam bir içki sonrası bülbül gibi ötmüştü." dedim gülerek. Ahmet'i de alıp bir meyhane turu yapabilirdik.
"Olabilir aslında. Klibi kutlama ayağına erkek gecesi yapalım. Oradan ilişkilere bağlarız konuyu. Öttürürüz bu bülbülü de." dedi Hasan.
"Ee ben Feride'yi ne yapayım?" dedi Sıla. "Vallahi o da size kalmış. Siz kızlarla nasıl anlıyorsunuz böyle şeyleri?" dedim. Sıla düşündü ve gülümsedi. "Tamam buldum. Feride bende." dedi. O sırada içeri baktım. Ahmet de kafasını koluna yaslamıştı. Eli yastığın diğer tarafına düşmüştü. İkisi de uyuyordu. Feride Ahmet'e doğru döndü ve yanındaki koluna kafasını yasladı. Elini de koluna attı.
Hasan, "Ohoo, bunlar mercimeği fırına vermeden girelim bence." dedi gülerek kafamı salladım.
"Bıldırcın, ne zaman çıkıyormuş Feride?"
"Çıkabilirmiş, ilaç yazdı." dedi Sıla gülerek.
"Durun bir fotoğraf çekelim dalga geçeriz."
Fotoğraflarını çektikten sonra sessizce içeri girdik. Uyanmamışlardı bir de içeride fotoğraflarını çektim.
Sıla, "Hiç uyandırasım yok." dediğinde Ahmet gözlerini açtı.
"Gelebildiniz sonunda, nerede kaldınız?" dedi.
Sıla, "Doktoru bulamadım da, Mert'lerle onu aradık. Hadi uyandıralım Feride'yi çıkabilirmişiz." dedi.
"Tamam sen eşyalarını topla." dedi Ahmet ve başını Feride'ye çevirdi. Feride hala uyuyordu.
Hasan "Uyandırmayalım ya, ben taşırım. Kız perişan oldu." dedi neden yaptığını ben anlamıştım.
Ahmet'in kaşları çatıldı ve Hasan'dan bakışlarını çekti.
"Uyanmasın evet, ama ben taşırım." dedi.
Kıskanmıştı. Hasan yandan yandan gülüp bana baktığında ben de sırıttım. Etraftaki eşyaları topladık. Ahmet Feride'yi kucağına aldı, Feride başını omzuna getirdi ve uyumaya devam etti.
Sıla, "Doktor ilaçlar ağır uyutur demişti zaten." dedi.
"Kuş kadar hafif zaten. Hadi gidelim açın kapıyı." dedi Ahmet. Bir yandan da Feride'yi kontrol ediyordu.
Arabanın yanına geldiğimizde, "Mert al anahtarı cebimden geç direksiyona. Hasan sen de yanına geç. Sıla sen geç arkaya. " dedi Ahmet. Dediklerini yaptık o da oturdu Feride'nin baş kısmını omzuna yasladı, Feride farkında bile olmadan Ahmet'in göğsünde uyumaya devam ediyordu.
"Abi istersen yatıralım kızı." dedi Sıla. "Yok elleme, uyusun." dedi.
Kendi de başını arkaya yaslamıştı. Malikaneye döndüğümüzde Feride'yi odasına bıraktık. Sıla da onunla kalmıştı.
Herkes odasına geçti ve sabah buluşmak için anlaştık.
___________
Ahmet
Feride'yi odasına bıraktıktan sonra odama geçtim. Üzerimi değiştirdim ve duşa girdim. Kendimi yatağa attıktan sonra gözümü yumdum. Ama gözümü her kapattığımda gözümün önüne Feride geliyordu. Beraber çektiğimiz sahnelerde o kadar çok bakışmıştık ki.
Gözleri, yüzü bugün uyurkenki hali. Ve ben yattığım yerden onu düşünmeye başlamıştım. Oda üzerime üzerime geliyordu. Hasan da benim odamda kalıyordu. Üzerime montumu alıp kendimi bahçeye attım. Hasan sesime uyanmıştı.
"Nereye lan?"
"Bahçeye çıkacağım, fenalık geldi anlık." dedim. Sigaramı cebime atarken.
"Bekle ben de geleyim." dedi ve montunu giydi. Büyük bahçeye doğru ilerlemeye başladık. Sigaramı çıkartıp yaktım. Hasan benden iki yaş küçüktü ama beraber büyümüştük. En yakın arkadaşlarımdan biriydi.
"Ne oldu oğlum? Yorgun değil misin sen?" dedi.
"Yorgunum ama uyuyamadım." dedim. Cebinden telefonu çıkarttı. Her efkar basıp dışarı çıktığımızda yaptığı gibi yaptı. Arabesk bir şarkı açtı ve cebine attı. Ses hafif hafif geliyordu. Gülden Karaböcek-Sevsen Ne Olurdu çalıyordu. Sıkıntılı bir nefes verip sigaranın dumanını havaya üfledim. Feride'nin odasının önünden geçiyorduk. Gözüm cama takılmıştı.
Sadece abajurun ışığı vuruyordu. Yavaş adımlarla uzaklaştık oradan da.
Bankların olduğu yere geldik ve oturduk. "Neyin var anlat hadi." dedi Hasan. Şarkı değişmişti. Yıldız Tilbe çalıyordu şimdi de.
"Oğlum anlamadım ki, yatağa yattığımdan beri.." dedim sustum.
"Ee? Yatağa yattığından beri?" dedi sorgulayıcı bakışlarla.
"Feride geliyor gözümün önüne." dedim bir çırpıda.
Geniş geniş sırıttı. "Lan şerefsiz, korktum bir şey oldu sandım." dedi rahat bir nefes verirken.
"Ne olmuş oğlum geliyorsa? Gelir. Güzel kız." dedi sırıtarak.
"Gevşek gevşek sırıtma lan." dedim.
"Oğlum bugün hastanede koyun koyuna uyuyordunuz. Bence sen bu klip sayesinde gördün Feride'yi. Hep gözünün önündeydi ama sen fark etmiyordun. Habire didişiyordunuz oğlum. Az bir gözünüzü açsanız aslında ne kadar uyumlu ve yakışan bir çift olduğunuzu göreceksiniz." dedi bilmiş bir edayla.
"Oğlum kız kardeşimle aynı yaşta. Normal mi sence a.ına koyayım ya!" dedim sıkıntılı nefesle. "Ne olmuş aynı yaştaysa Sıla'yla? 6 yaş çok mu? Ulan millet 10 yaş farkla evleniyor. Hem sen kadına değerin ne demek olduğunu biliyorsun. Değer verdi mi verirsin, sevdi mi seversin sen. Yani gül gibi ilişkinin arasına 6 yıl fark mı girecek?" dedi.
"Mantıklı mantıklı konuşup durma. Kız anti ilişki. Aşka maşka inancım yok diyor kız. Sen diyorsun, sevgi değer."
"Bu kız daha 20 yaşında değil mi oğlum? Belli ki önceden kalbi kırılmış. Ergenlikle hepimizin oldu böyle şeyleri. Sen göstereceksin ona sevgi neymiş aşk neymiş. Gördüğü zaman anlar emin ol. O zaman istese de kaçamaz." dediğinde içim biraz ferahlamıştı. Şu anda da Neşet Ertaş-Sen Benimsin Ben Seninim çalıyordu.
Şarkıya eşlik ettim bir süre. "Sizden olur diyorsun yani?" dedim.
"Öyle de bir olur ki. Hem yakışıyorsunuz, sen maşallah taş gibi adamsın, kız da dünya ahiret yengem olsun güzel kız. Olmasın mı minik minik dündarlar lan!" dediğinde gülmeye başladım.
"Oğlum dur gaza gelme ortada fol yok yumurta yok." dedim.
"Ne yok lan ateş bacayı sarmış, sen abayı yakmışsın ben yakında amca olurum." dediğinde uzanıp kafasına vurdum.
"Feride'yi nasıl ikna edeceğim?" dedim düşünceli bir sesle.
"Bu iş, iş konuşmaya benzemez. Önce belli edeceksin sevdiğini. Hatta önce kendine itiraf edeceksin. Sen seviyor musun bu kızı?" dediğinde durup ellerime baktım. Seviyor muydum?
"Şöyle yardımcı olayım kardeşim, sen gidip bu kıza sevdiğini söylemedin diyelim, başkası geldi kızı tavladı. Feride yok, gitti! Hayal et bir." dediğinde durup düşündüm. Gözümün önüne o arkadaş ayağı yapan Burak geldiğinde kaşlarımı çattım.
"Saçmalama lan!" dediğimde sinirlenmiştim.
"Heh şöyle. Seviyorsun işte." dedi sigarasından bir kez daha çekerken.
"Sevdiğini söylemezsen, başkasıyla izlersin kardeşim. Ben seni tanıyorum. Hadi artık yenge diyelim şu kıza." dedi. Gülüp başımı salladım.
Kendimi İzmir'de dertleştiğimiz günlerde görmüştüm.
"Sıla'yla konuş, Feride'nin ağzını arasın." dedi, mantıklıydı. Telefonu çıkartıp Sıla'ya mesaj attım.
-Sıla uyudunuz mu?
+Feride duşta, uyuyacağız. Ne oldu?
-Bir şey olmadı. Hasan'la bahçedeyiz. Dertleştik biraz. Ben bir şeyleri fark ettim. Sen Feride'nin ağzını arasana biraz.
+Ne fark ettin abi?
-Feride'yi sevdiğimi.
+Ne, oha yuh çüş! Ben ne diye arayacağım kızın ağzını?
-O bana karşı bir şeyler hissediyor mu diye arayacaksın. Hasan olmasa ben fark edemezdim. Sen de Feride'de eğer böyle bir şey varsa fark etmesini sağla.
+Ayyy! Sonunda be! Tamam bende o iş abiş sen rahat ol.
-Bak sakın ağzından bir şey kaçırma.
+Saçmalama abi! Hadi yazma kapat.
"Tamam o da Feride'yle konuşacak." dedim.
"Sen iyi misin?" dediğinde derin bir nefes alıp verdim.
"Evet iyiyim."
"Hadi o zaman odaya geçelim dondum." dedi. Kalkıp odaya geçtik. Feride'nin odasının ışığı yanıyordu.
_____
Sıla
Feride banyodan çıkınca yatağın üstüne oturdum.
"Ee Feriş, iyi misin?" dediğimde gülümsedi. Başını salladı ve nemlendiriciyi yüzüne sürmeye başladı.
"İyiyim Sıloşum." dedi.
"Ay çok korkuttun bizi ya. Hele abim var ya aklı çıktı seni öyle bembeyaz görünce." dedim bilerek abime getirmiştim konuyu.
"Onun işi için o hale geldim. Ondan korkmuştur." dedi başka bir krem sürerken.
"Hayır be! Daha son sahne onaylandı hemen seni sordu. Çok korktu çocuğum." dedim gülerek.
"Hastaneye zor attı seni. Ambulansa beni bindirmedi kendi bindi." dedim.
"O kadar korktu mu sahiden ya?" dedi yatağa otururken. "Beni eve kim taşıdı?" diye sordu.
"Hastaneden arabaya, arabadan odaya kadar abim taşıdı. Arabada da yanına oturttu. Onun göğüsünde uyudun. Hatta bak." dedim Mert'in hastanede çektiği benim de arabada çaktırmadan çektiğim fotoğrafları gösterdim.
Tek elini ağzına götürürken, telefonu eline aldı.
"Ay bildiğin çocuğun kucağında gezmişim." dediğinde gülmeye başladım.
"Abim diye demiyorum 10/10 çocuk ya." dediğimde güldü.
"Bu aralar abine fazla maruz kaldım Sıla. İyi değil bak bu." dedikten sonra güldü.
"A-ah nesi iyi değilmiş?" dedim yalandan kaşlarım çatılırken.
"Bu bizim sahneleri çektiğimiz gün var ya. Kalbim yerinden çıkacaktı. Özellikle yakın durduğumuz yerlerde." dedi itiraf ederek.
"Çok saçma ama ona yakın durduğumda kendimi güvende hissediyorum. Bir yandan da saçma bir heyecan basıyor." dedi.
Ortamı yakalamıştım. Hemen telefona sarılıp şarkı açtım. Sezen Aksu çalmaya başladığında gülümsedi.
"Ee anlat? Başka?" dedim.
Begonvil'in tınısına eşlik ettikten sonra başını yatağa yasladı. "Ne bileyim ya. Öyle anlam veremediğim bir his oluyor Ahmet'i görünce. Fazla yakın durduk, ondan mı acaba?" dediğinde başımı iki yana salladım.
O sırada kapı tıklatıldı. Kapıyı açtığımızda içeri elinde şarap ve kadehlerle Şeyda ve Başak girmişti.
"Hem klibi kutlamaya geldik hem geçmiş olsunaa! Müsait misiniz?" dedi Başak.
"Müsaitiz geçin." onlara mesaj atmıştım. Hem Feride'yi açacaktık. Hem de aralarının olması için uğraşacaktık. Sarılıp selamlaştıktan sonra yatağa kurulduk.
"Eee nasıl oldu klip?" biraz klipten biraz da bugünden bahsettik. Sonunda konuyu abimle Feride'ye getirmiştik.
"Ee siz ne konuşuyordunuz?" dedi Başak.
"Abim ve Feride'den konuşuyorduk." dedim.
"Ay sonunda aşık olduğunu kabul ettin mi Feride'cim?" dedi Şeyda.
Feride içtiği şarabı püskürtmemek için zorla yuttuğunda öksürmeye başladı.
"Öksürme öksürme, çocukla o kadar yakışıyorsunuz ki olun diye aylardır belliyorum." dedi Başak.
"Ay evet. Hadi anlat." dedim "En son fazla yakın durduk ondan mı acaba diyordun." diye ekledim.
"Of cidden, aşık olduğumu nasıl anlayabilirim ya ben? Varsa bile bir şey, bilmiyorum ki." dedi ve elindeki şaraptan içti.
"Şöyle anlayabilirsin, midende kelebek uçuşur falan demeyeceğim. Yanında kendini güvende hissediyor musun? Mesela ben, herkes karşıma geçse, Enes kalsa Enes'in elini tuttuğumda o herkese meydan okuyabilecek kadar güçlü, eğer benim gücüm biterse benim yerime onun harekete geçeceğini biliyorum. Yanında kendini güvende hissediyorsan, gördüğünde heyecanlanıyorsan, konuşmak istiyorsan, baktığın yerde onu görmek istiyorsan aşıksındır." dedi Başak gülümseyerek. Feride'nin elinin üstüne elini koymuştu abla edasıyla.
"Evet ayrıca kıskanıyorsan da aşıksındır. Onu başka biriyle görmeye tahammül edebilir misin mesela? Ya da sen ondan başkasıyla olmaya tahammül edebilir misin? Ona sataşmayı seviyor musun mesela? Yanında nasıl davranacağını şaşırıp heyecandan saçma sapan şeyler yaptığın oluyor mu? " dedi Şeyda da.
Feride biraz sessiz kaldı. Hafiften gözleri dolar gibi olmuştu. Elindeki bardağı komodine koydu.
Eliyle gözlerini silip kendine yelpaze yaptı.
"Evet, yanında güvende hissediyorum. Evet, onun yanındayken bana bir şey olmaz diyebiliyorum. Gördüğümde heyecanlanıyorum ve hatta bazen bu yüzden hırçınlaşabiliyorum. Bazen diyeceğimi unuttuğum bile oluyor, akıl tutulması yaşıyorum sanki. Bugün konuşamadım bile bir ara nefesim içime kaçtı sanki. Hastanede çok yakındık. Ateşin düşmüş dedi, ateşlenmiş miydim diye soramadım bile. Ve evet kıskanıyorum da. Başkasıyla görmeye tahammül edemem gibi." dedi. Hafif sarhoş olmuştu, gözleri dolu doluydu.
"Ama bir sorun var. Ahmet ne diyecek bu duruma? Kardeşiyle aynı yaştayız? Ya istemezse? Ki bence haklı da olur." dediğinde yerimden kalkıp sarıldım.
"Sen onu hiç dert etme. O bakışların altında kardeş merhameti yatmıyordu. Abimi benden iyi mi tanıyacaksın kızım? Aşık diyorum. Sadece fark etmesi ve adım atmasını bekle." dedim. Fark ettiğini söylersem heyecanı kaçardı.
Göz yaşından parıldayan bakışlarla bana baktı. Şu an çok minnoştu.
"Ya kurban olurum, ağlama. Ben verdim gitti abimi sana. Al tepe tepe kullan." dedim.
Kızlar gülerken o da güldü. Ben de kafasına sarıldım.
"Valla bence çok iyi bir çift olursunuz. Gelecek tepkilerden falan da korkmayın. Açıkladığınızda prim diyenler de olacak sevinenler de. Siz ilişkinize bakın. Millet hep konuşuyor." dedi Başak.
"Olacağımızdan siz nasıl bu kadar eminsiniz?" dedi Feride.
"Olacaksınız çünkü." dedi Şeyda.
Bir iki saat daha konuştuk ve sonra onlar gitti. Biz de yattık.
