İçeriğe geç

Ateş Hattı | AhFer

Bölüm 14 · 9 dk okuma

Ateş Hattı | AhFer

Bölüm 14

Bölüm 14: Klip-2

(2 hafta sonra)

Bugün klip çekimleri başlıyordu. İlk defa böyle bir projede yer alacaktım, stresten bütün gece yatakta dönüp durmuştum.

Sabah saat 5'te uyandım, duş aldım ve bakımlarımı yaptım. Hızlıca üstümü giyindim ve Ahmet, ben, Sıla yola çıktık.

"Ay çok heyecanlıyım." dedim arka koltuktan kafamı uzatıp.

"Bütün gece stresten uyuyamadım." dedi Ahmet sola kırarken, direksiyonu tek elle mi çevirdi o?

"Sakin olun. Bir şey yok!" dedi Sıla makyajını yapmaya çalışırken.

Sonunda sete varmıştık. İçeri geçip set çalışanlarıyla tanıştık. Bugün çekilecek olan sahneler belirlendi.

Ahmet'in uyandığı, evdeki sahneleri, evden çıktığı ve Sıla'nın kısacık sahneleri çekilecekti.

Ahmet giyindi ve makyajı yapıldı. Yönetmen son uyarılarını yaptıktan sonra çekim başladı ve dört tekrardan sonra istenilen görüntüye ulaşılmıştı.

Sıla'nın da kapıdan çıktığı kısımlardan da bir iki tekrar alındı.

Diğer sahnelerle ilgili toplantı yapıldı ve ertesi gün ikimizin sahneleri çekilecekti.

Kararlaştırdıktan sonra dışarıda yemek yemek için çıktık.

"Ben bu kısacık sahne için yarın da mı set yapacağım abi?" dedi Sıla gözlerini belerterek.

"Evet." Ahmet yemeğinden bir kaşık daha aldı.

"Sana o sahne için iki gün set yaptırıyorsa, ben yandım." dedim makarnaya çatal saplarken.

"Biraz yandın ama seninle beraber ben de yandım." dedi Ahmet.

Sonrasında malikaneye geçmeden deniz kenarında yürüyüş yaptık. Sürekli gündemimizde klip vardı.

"Nasıl olacak acaba?"

"Çok iyi olacak orası kesin ama inşallah bir aksilik çıkmaz."

Malikaneye geçtiğimizde kendimi yorgunlukla yatağa attım uyuyakalmışım.

Sabah alarmın sesiyle fırladığımda her yerim tutulmuştu. Yorgunluktan bitik durumdaydım kalktım ve hazırlandım. Ahmet, Sıla ve Ahmet'in arkadaşı geldiğinde yola çıktık.

Bugün gözler bizim üzerimizde olacaktı ama evdeki bir iki sahne çekimi için önce Ahmet'in çıktığı eve geçtik.

Ara sahnelerin çekimi tamamlandıktan sonra, Sıla'yı hazırladık ve sahnesinin tekrarı çekildi.

Sonrasında deniz kenarına geçtik. Hava kararmaya başlamıştı. Beni makyaja aldılar Ahmet de üzerini giyiniyordu.

"Makyajınızı siz mi yapacaksınız yoksa yardım edelim mi?"Stiliste nasıl bir makyaj yapacağını sorduktan sonra ben kendim makyajımı yaptım.

O sırada Ahmet hazırlanmıştı.Aynadan onu gördüğümde gülümsedim.

"Nasıl olmuşum?"diye sordu çevresinde bir tur döndükten sonra ellerini ceplerine soktu.Üzerinde kahverengi trençkot vardı. Saçları hafif dağınıktı ve yüzünde hafif pudra vardı.

"Çok iyisin de pudra tam dağılmamış gel onu bir dağıtayım." dedim. Yanıma gelip hafif eğildiğinde elime fırçayı alıp yüzünde gezdirdim.O ise durmuş beni izliyordu.

"Ahme-!Ov,ben sonra geleyim."dedi arkadaşı gülerek. Ahmet doğruldu ve"Saçmalama lan gel,noldu?" dedi.

"Set hazır sizi bekliyorlar dedi ve karavandan ayrıldı.

Ahmet'in pudrasını dağıttıktan sonra son olarak rujumu sürdüm ve kalktım.

"Hazır mısın?" dedi başını hafif eğip o sorgulayıcı ama aynı zamanda güven veren bakışı atmıştı.

Başımı salladım, "Hazırım." dedim.

Setin olduğu yere geldik ve sahne hakkında bilgi aldıktan sonra kayıt akmaya başlandı.

Ahmet'le tam sırt sırtaydık. Birkaç adım ilerledim ve birbirimize döndük, "Şimdi bağır ve tokat ar Feride kavga ediyorsunuz!" uyarı gelmesiyle bağırdım ve tokat attım. Hızlı atmamak için uğraşmıştım ama hızlı kaçmıştı. "Kestik! İzleyelim." Biz sahneyi çekerken Sıla ve Ahmet'in arkadaşı da arkadan bağırmışlardı ama ne dediklerini duyamamıştım o an.

"Bir tekrar daha hazırlanın." uyarı geldiğinde aynı şekilde durduk ve tekrar aynı şeyler tekrarlandı. "Vur Feride vur!"

"Lan hayır, Ahmet vurdurtma lan kendine!"

Tekrar tokat attığımda, yüzü savruldu ve bu sefer olmuştu. Ama sağlam olması için bir tekrar daha aldık.

"Ay Ahmet, çok özür dilerim. Hızlı kaçtı." dedim. Parmaklarımın izi çıkmıştı.

"Yok bir şeyim yok sorun değil." dedi ama yüzü kızarmıştı.

Elimi uzatıp yanağına baktığım. Yüzüm buruşmuştu.

"Evet olmuş, toparlanın şehirdeki sahnelere geçiyoruz." dedi yönetmen ve Ahmet bileğimden tutup çekiştirdi.

"Abi bu halin ne?" dedi Sıla gülerek.

"Oğlum o kadar bağırdım niye vurdurtuyorsun kendine?" dedi arkadaşı da.

"Ya demeyin öyle üzüldüm zaten." dedim ben de Ahmet'e bakarak.

"Lan yok bir şeyim, üzmeyin kızı hadi geçiyoruz." dedi Ahmet.

Hepimiz toparlanmak için settekilere yardım ettik eşyalar toplandı ve bir saatin sonunda setin kurulacağı yere gelmiştik. Tekrar set kurulmuştu.

"Şimdi bu sahneler klipte çok hızlı akacak ama siz dikkatli oynayacaksınız. Kısım kısım çekeceğiz. Önce Ahmet, Feride'yi elinden tutup çekeceksin yürüyeceksiniz. Yolda yürüyorken sürüklemişsin gibi duracak yani." dedi yönetmen ikimize de bakarak. Ahmet kafa salladıktan sonra aynı anda birbirimize baktık. İkimiz de göz temasını kesmeden başımızı salladık. Ahmet kollarını kavuşturmuş dinliyordu ben ise bütün bunlar çekilirken yakalanır mıyız korkusunu taşıyordum.

Hazırlanmak için karavana geçerken Ahmet'in kolundan tutup durdurdum.

"Ahmet, biliyorsun ahferciler var ve burası cadde bildiğin, yakalanmayacak mıyız?" dedim.

"Yakalanırsak da arkada set var. Bir şey olmaz merak etme. Hadi hazırlan." dedi.

Karavana geçip giyindim ve makyajım yapıldı.

Kayıt akmaya başladığında el ele tutuştuk ve Ahmet kendine doğru çekti. Düşer gibi oldum ama düşmeden ilerlemeye devam ettim. İki tekrarla çektik bu kısmı da. Sahne bittikten hemen sonra bir binaya karşı oturduğumuz sahne çekilecekti.

"Feride bu sahnede senin rolün çok önemli Ahmet'e hayatının aşkıymış gibi bakman lazım." dediğinde Sıla gülmeye başladı. Kolumla dürttüm ama Ahmet'in arkadaşı da gülüyordu. Ahmet sırıtıyordu ben ise gülmemek için kendimi sıkıyordum.

"Tamam hocam." dedim ve sahne akmaya başladı. Önce arkamızdan çektiler orada ben Ahmet'e bir şeyler anlatıyormuş gibi yaptım ve Ahmet de bana baktı ve sonra kamera yanımıza yaklaştı. Tam o anda kafamı eğip Ahmet'e baktım.

"Harikaydı.Tekrara gerek yok." dedi yönetmen ve yerimizden kalktık.

Ahmet sahneyi izlerken ben de Sıla'nın yanındaydım.

"Yuh kızım o nasıl bakıştı?" dedi Sıla.

"Nasıl baktım ya, anlattıkları gibi baktım işte." dedim yüzüm yanmaya başlamıştı. Elimle kendime yelpaze yaptım.

"Ahferciler delirecek var ya."

"Ya Sıla!"

Sıla gülmeye devam ederken Ahmet bizi yanına çağırdı. Onun yanına gittik ve sahneyi beraber izledik.

"Helal olsun lan o nasıl bakış öyle?" dedi Ahmet de gülerek. Omzuna vurdum ve "Susar mısın Sıla yeterince utandırdı zaten." dedim.

"Tamamdır, şimdi şu lambanın altında bir kesit alacağız." dedi yönetmen ve senaristler nasıl duracağımızı anlattılar. Ben sırtımı duvara dayayacaktım ve Ahmet tek kolunu yanıma koyacaktı.

Duruşumuzu ayarladıktan sonra kayıt akmaya başladı. Göz göze bakıyorduk. Yutkunduğunu fark ettiğimde gözlerim adem elmasına takıldı ve kaşlarımı çatarak yüz ifademi değiştirdim.

"Evet harikaydı bu da, Feride yüz ifadeni değiştirmen çok güzel oldu." dedi yönetmen ve yanına geçip sahneyi izlediğimizde cidden çok tatlıydık.

"Ne editler gelecek bunlara var ya." dedim, Ahmet gülerek, "Onların gözünde evli mutlu çocukluyuz biz Feride kendine gel." dediğinde ben de güldüm.

"Şimdi şu köprüde bir kısım var, birbirinize yakın duruyorsunuz, Feride sen iki elini Ahmet'in yanaklarına koyuyorsun ve yanaklarıyla oynuyor gibi duruyorsun."

Başımızı olumlu anlamda salladıktan sonra duruşumuzu ayarladılar ve çekim başladı. Yine göz gözeydik, yine sadece cadde sesleri vardı. Ve bu sefer yakındık da nefesi yüzüme çarpıyordu.

Elimi yanaklarına koyduğumda gözlerimiz hala birbirinden ayrılmamıştı. Ellerimi hafif hareket ettirdiğimde gülümsedi.

"Şimdi caddede karşıdan karşıya geçme ve el ele tutuşma sahnesini çekeceğiz. El ele tutuşma sahnesinde en az 5-6 saniyelik görüntü vermeniz lazım. Size kalmış nasıl olduğu." dedi yönetmen ve yanımızdan ayrıldı.

"Nasıl olacak?" dedim Ahmet'e bakarak. Sigarasından son dumanı çekip havaya üfledi. Başını salladı ve "Tamam sen bana bırak." dedi.

Kayıt başladığında benden bir iki adım uzaklaşıp elimi çekti, parmaklarını avuç içinde gezdirip parmaklarımı açtı ve parmaklarını parmaklarımın arasından geçirdi. Elimi tutup karşıya doğru yürümeye başladı.

Kalp atışlarım dışarıdan duyuluyor muydu? Bu kadar yakın temas, el ele tutuşmalar bana fazla gelmeye başladı.

"Çok iyiydi, şimdi üstünüzü değiştirin, diğer sahneleri alacağız." dedi yönetmen, karavana geçtik. Bu sefer ikinci kombinimi giyecektim. Sıla'nın yardımıyla hızlıca hazırlandım. Sıla ve stilist saçımı ve makyajımı düzeltiyordu.

"Ay çok güzel oldun Feride." dedi Sıla. Kendime son defa baktım ve başımı salladım. Cidden beğenmiştim.

Ahmet yanımıza geldiğinde sete geçtik.

"Evet şimdi, bu kısımlar size kalmış. Biz açıyı çekimi ayarlayacağız. İster kucağına al, ister sarılın size kalmış. Sadece şu kısımdan çıkmayın. He bir de bu caddeyi boydan boya yürürken Feride'cim Ahmet'i öpmen gerekiyor. Onu ikinci kısımda çekeceğiz." dedi yönetmen gülümseyerek.

"O nereden çıktı ya?" dedim Ahmet'e bakarak. Gözlerini kaçırıp "Hadi başlayalım, yaptığın en iyi şeyi yap. Şımar şımarabildiğin kadar. Bu sefer kızmayacağım." dedi elleri cebinde ve hafif yüzüme doğru eğilmişti.

"Tamam bekle sen." dedim ve yerimizi aldığımızda kayıt başladı.

Hemen kameranın önündeyken o belimden tutup kendine doğru çekti ve ilerledik. Daha sonrasında ben zıplayarak kaldırıma çıktım. Yanıma gelip belime sarıldı.

Sonra aşağı indirip kucağına aldı ve çevresinde döndürdü. Kucağından indikten sonra ben sırtımı duvara yasladım ve ellerimi yakasına attım. Onun eli belimdeydi ve biz yine göz gözeydik. Yine nefesi yüzümdeydi ve benim kalbim maraton koşuyordu. Bu kısımlar kısa kısa çıkacaktı ama biz bir 10 dakika birbirimizi izledik. Açıyı ve kamerayı ayarlayıp farklı açılardan alıyorlardı.

Sahneyi kestikten sonra, ikinci kısım için geri sayıldı ve caddenin başından el ele tutuşup yürümeye başladık. Belirlenen yere geldiğimizde yanağına elimi koyup diğer yanağına dudaklarımı değdirdim.Kalbim yerinden çıkacaktı. Elim ayağım titriyordu ve buz kesmiştim. O ise halinden baya memnundu.

İlerlediğimizde gülümsememe engel olamamıştım. Çünkü Ahmet'te gülüyordu.

"Bu zamana kadar neden size betimlemekle uğraşmışım ki harika görüntüler çıktı ortaya çok iyiydiniz." dedi senaristlerden biri utanarak başımı aşağıya çevirdim. Sıla lafa girdiğinde hepten utanacağımı anlamıştım.

"Cidden abi, sanırım ben de ahferciyim."

"Oğlum niye hala el ele tutuşuyorsunuz?" Ahmet'in arkadaşı uyarmasa fark etmeyecektik. Hemen ellerimizi ayırdık.

Feci felaket utanmıştım, buradan kaçmam lazımdı.

"Şey ya, dalmışım. Ay, şey ben çok yoruldum, Sıla gel gidelim." diyip, Sıla'nın koluna girdim.

"Feride! Kızım çok iyiydiniz. O kadar yakıştınız ki anlatamam ya!" dedi Sıla ağzı kulaklarındaydı.

Yüzüme su vurup Sıla'ya baktım.

"Ay Sıla sus! Fenalık bastı zaten." dedim.

"Abimi daha önce gerçek sevgilisiyle de gördüğüm oldu ama hiç biriyle bu kadar yakıştıramamıştım. Aranızda bir kimya var. Böyle adlandıramadım ama siz birbirinize baktıkça böyle iki kayıp yap boz parçası birbirini bulmuş gibi bir rahatlık hissi veriyor." dedi Sıla.

Nedense ben de yakın olduğumuz zamanlarda ayrıca bir huzurlu hissetmiştim. Ama bunu söyleyemezdim tabii.

"Saçmalama Sıla ya. Klip için yapıyoruz." dedim ve makyajımı düzelttim.

"Ay keşke kliple sınırlı kalmasa. İnsanlar haklıymış, o nasıl bakıştır kızım öyle ya?" dedi Sıla. Abisi bu kadar etkilenmemişti.

"Tövbe Ya Rabbim ya." dedim gülerek.

Ahmet'in yanına döndüğümüzde, "Evet gençler bugünlük bu kadar. Yarın devam edeceğiz." dendi. "Hadi o zaman arabalara." dedi Ahmet. Hemen çantamı ve montumu alıp arabanın arka koltuğuna attım kendimi.

"Ay çok yoruldum. Eve gidip uyumak istiyorum." dedim.

"Al benden de o kadar, abicim sen arabayı sür, ben arkada kestireceğim biraz." dedi Ahmet ve anahtarı arkadaşına attı.

Ben koltuğa kendimi attığım gibi kafamı cama yaslayıp uyuklamaya başladım. Ahmet de aynı şekilde uyuyordu.

Uyur uyanıklık arasında Sıla ve Ahmet'in arkadaşı ile konuşmalara kulak misafiri olmuştum.

"Çok yakıştılar ya." dedi arkadaşı.

"Değil mi ya, aşırı yakıştırdım ben de, ama Feride olamayacaklarına o kadar emin ki acaba mı bile demiyor."

"Valla ben Ahmet'in tüm manitalarını biliyorum. Çocukluk arkadaşımı ilk defa bir kıza böyle bakarken gördüm. Rol falan değildi yani onlar. Rol bahaneydi."

"Ben de aynı şeyi düşündüm. Olur bunlar var ya. Çok değişik bir kimyaları var."

"Katılıyorum. Bence sen Feride'ye olabileceklerini, normal olan bir şey olduğunu anlat."

"Aynı şeyi düşündüm de abim ne düşünür onu kestiremiyorum."

"O bende sen rahat ol, o salağı ne hissettiğini anlamasına yardımcı olurum ben." dedi.

Bunlar ciddi miydi ya ben bizimle uğraşıyorlar sanıyordum.

Malikaneye geldiğimizde herkes kendini odasına attı. Hızlıca duş ve bakım yaptıktan sonra yemek bile yemeden kendimi yatağa attım.

Bölüm sonu

1 yorum

  • Bu arada bir bilgi vereyim feride baran kuşun icardi şarkısını klibindede oynadı dikkatli dinlerseniz hatun wanda dediği kısımda feride gösteriyor sonrada bense ıcardi dio ve kendini gösteriyor

    1Yanıt