İçeriğe geç

Ateş Hattı | AhFer

Bölüm 13 · 4 dk okuma

Ateş Hattı | AhFer

Bölüm 13

Bölüm 13:Klip

Feride

Telefonuma gelen mesaja öylece bakakaldım. Ne klibi? Ben ne alaka?

-Ne klibi? Yani, o nereden çıktı?

+Bir şarkı yapmayı düşünüyorum. Senaryosunu hazırladım. Bir kız oyuncuya ihtiyacım var. Aklıma sen geldin. Hem bizi bu kadar shipliyorlar vardır bir bildikleri belki 😁

Yazdığı mesajın sonundaki emoji gibi sırıtarak cevap yazdım.

-Tamam eğer sen oynayabileceğimi düşünüyorsan vardır bir bildiğin. Yarın senaryo hakkında konuşalım o zaman?

+Ya ben çok heyecanlıyım da şimdi konuşsak olmaz mı? Müsaitsen bir kahve içelim?

Biraz düşündükten sonra cevap yazdım.

-Tamam olur içelim.

+Okey, hazırlan beş dakikaya kapındayım.

-Tamamm.

Yazdıktan sonra kalktım. Üzerime kalın bir polar sweat eşofman takım giydim.

Saçlarımı dağınık topuz yapıp, ruj ve rimel sürdüm. Yüzüm aşırı solgun duruyordu yani ne yapsaydım?

Tam o sırada kapı tıklatıldı. Ayaklarıma sporlarımı geçirip kapıyı açtım.

O da gri eşofman takımı giymişti. Üstünde de montu vardı. Birbirimizi süzdükten sonra aynı anda güldük.

Şapkasını kafasına geçirip, "Dışarısı buz gibi, mont al üstüne." dedi. Askılıktan şişme siyah montumu da alıp telefonumu ve cüzdanımı cebime attım.

"Cüzdanı bırak." dedi. "Lazım olmaz."

"Saçmalama Ahmet." dedikten sonra kapıyı çektim ve kapının kartını da iç cebime koydum.

Yan yana yürüyerek malikaneden çıktık. Arabaya atlayıp bir kafeye geçtik.

"Ne klibiymiş bu anlat bakalım." dedim kollarımı masaya koyup parmaklarımı birleştirdim, çenemi parmaklarımın üstüne koydum.

"Birkaç aydan beri aklımda şarkı çıkartma fikri var. Senaryosunu hazırladım şarkısı da hemen hemen hazır." dedi hızlı hızlı.

"Ee senaryo nasıl?" diye sordum bu sefer, o sırada garson geldi.

"Bize iki çay." dedi Ahmet düşünmeden ve hemen sohbete döndü.

"Şimdi şarkıda ölümlü bir olay anlatılacak. Bir kız var, ben bu kızla sevgiliyim ama kız, bir sabah bana "Gidiyorum." diye mesaj atıyor. Kızı bana hatırlatan da bir eşya var. Ben mesajı alınca kalkıp arabaya biniyorum ve yolda o eşyayı görüyorum. Kaza yapıyorum. Sonra tekrar aynı şekilde uyanıyorum, bu sefer kıza ait olan eşyayı yolda iki çocukta görüyorum. Onlarla kavga ediyorum. Sonra onlar beni vuruyor, ölüyorum tekrar başa sarıyor. Sonra en sonunda bir eve geliyorum. Orada kızı buluyorum ama onun yanındayken de bir şey oluyor ve sonunda ikimiz de ölüyoruz."dedi detaylıca anlatarak.

"Niye öldük ya?" dedim gülerek.

"Şarkının adına karar veremedim ya." dedi düşünceli bir sesle.

O sırada masaya iki çay geldi. Ahmet şeker atarken ben şekersiz içtim.

"Nasıl içiyorsunuz şunu şekersiz ya." dedi.

"Hiç tattın mı?" dedim başını hayır anlamında salladı.

"Tatmadan bilemezsin ki, iç bir yudum." dedim elimdeki çayı uzatarak. Elimi tutup, bir yudum aldı.

Yüzünü ekşitti ve dilini dışarı çıkarttı. "Iy iğrenç." dedi.

"Çayın tadını öğrendin tebrik ederim." dedim ve bir yudum daha aldım.

"He he he." dedi ve o anda devirdiği gözlerini pörtleterek bana döndü.

"Aha buldum!" dedi. "Ne buldun be?" diye sordum anlam veremeden. "Şarkının adını!" dedi. "Neymiş?" dedim merakla.

"Tattım Ölümü." dedi. Klibi gözden geçirdim baya uyumluydu.

"Oha çok uyumlu oldu." dedim gülerek. "O kadar çok tatmak dedin ki." dedi o da sırıtarak.

Biraz daha klibin üzerine konuştuktan sonra geri döndük. "O zaman yarın hazırlıklara başlıyorum ben." dedi kapıda, odama girmemi beklerken.

"Tamam olur, haber verirsin bana." dedim. "Tamam, görüşürüz." dedi ve sarılmak için hamle yaptı. Ben de karşılık verdim ve sarıldık. Ben odama girdikten sonra o da odasına geçti.

----------

"Ferideeee!" Sıla'nın sesiyle gözlerimi açtım.

"Uuuyaaan!" Ne oluyor?

"Uyan güzel, aç gözünüüü! Dinle aşıkın sözünü, vermişim sana özümüüü benim ay kızım sultanım! Kız kaaalk!"

"Ay uyandım be uyandım. Ne oluyor?"

"Akşam abimle çay içmek nasıldı? Keyifli miydi bari?" dedi yanıma uzanarak. Ellerini çenesinin altına birleştirmişti. 32 diş sırıtıyordu.

"Ne? He. İş konuştuk ya, bussinnes bussinnes." dedim gülerek.

"Gece 2'de? Bussinnes? Yeme beni Ferideee!" dedi.

"Sen nereden öğrendin?" dedim bir anlık zeka pırıltısıyla.

"Sabah abim kapıma dayandı. Dedi git Feride'yi kaldır benim işim var. Dedim noldu ne işi, Feride anlatır dedi, Feride nereden biliyor dedim, gece ikide çay içerken anlattım dedi. Ben de kapına dayandım." dedi ve sırıttı.

"Hee, ya abine klip perileri gelmiş. Neymiş, beni oynatacakmış. Senaryoyu falan anlattı. Öyle konuştuk." dedim.

"Ay çok heyecanlı, kim bilir nasıl olacak! Kalk kahvaltıda bana senaryoyu anlat." dedi omzumdan dürterken.

"Tamam ya!"

Yerimden kialktım, hazırlanıp kahvaltıya geçtik. Hızlıca senaryoyu anlattım.

"Ohaa! Çok iyi! Hemen çekimlere başlayalım. Ay kim bilir neler çıkacak!" dedi heyecanla.

"Valla ben de bilmiyorum. Tek bildiğim çok açım." dedim ve yemeğe geçtik.

————————

Ahmet döndüğünde bir şirketle anlaştığını, şarkının kaydını tamamladığında çekimlere başlayacağımızı söyledi. Sonra da hemen şarkıyı tamamlamak ve kaydetmek için, biriyle görüşmeye gitti.

Biz de Sıla'yla hazırlandık. Dışarı çıkıp alışveriş yaptık.

Akşam döndüğümüzde, Ahmet Sıla'nın odasında kedilere bakıyordu.

"Ay abi! Korktum. Ne yapıyorsun sen burada?"

"Of çok yoruldum Sıloş." dedi Ahmet.

"Ne yaptınız?" dedim. Poşetleri yere bırakıp koltuğa attım kendimi.

"Sözleri bitirdik, bir iki kere de beste üzerine çalışıp kayıt aldık." dedi baygın sesle.

"Nasıl oldu son hali?" dedi Sıla. Ahmet telefonu açıp bir iki yere bastı. Şarkı çalmaya başladı.

Bittiğinde, "Oha baya iyi." dedi Sıla.

"Kliple beraber mükemmel olacak." dedim gülümseyerek.

Ahmet de gülümseyip başını salladı. Cidden yorgun görünüyordu.

"Neyse, ben odama geçiyorum. Eşyaları yerleştireyim, çok yoruldum yatacağım." dedim.

"Ben de çıkıyorum, bir duş alır zıbarırım." dedi Ahmet. Beraber odadan çıktık.

Odama geçip, eşyalarımı yerleştirdim. Duşa girip pijamalarımı giydim ve uykuya geçiş yaptım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.